İlk Derece Mahkemesi · İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/562 E. 2024/43 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/562
- Karar No
- 2024/43
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/562 Esas
KARAR NO : 2024/43
DAVA : İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/12/2019
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda dava dosyası ve ekleri incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı kooperatifin ortağı olan davalı tarafın, ortaklıktan doğan yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirmediğini; kooperatif alacağının tahsili için İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz edilerek durdurulduğu için sonuç alınamadığını, 42.340,00 TL olarak talep ettikleri kooperatif alacağının, 32.710,00 TL'sinin, 08/03/2015 tarihinde yapılan genel kurulda alınan karar gereğince ödenmesi gereken seviye (eşitleme) farkı; kalan 9.630,00 TL'sinin ise, 08/03/2015 tarihinden sonra ödenmesi gereken aidat borçları ile ilgili olduğunu, 08/03/2015 tarihinde yapılan genel kurulda, tüm ortakların ödemelerinin, 61.250,00 TL'de eşitlenmesi; eksik ödeme yapanların, aradaki farkı 3 eşit taksitte ödemesi yönünde karar alındığını, bu tarihe kadar davalı tarafın toplam 43.050,00 TL ödeme yapan davalı tarafın seviye farkı olarak 18.200,00 TL borcunun oluştuğunu, bu borç ödenmediği için genel kurul kararları doğrultusunda yıllık %18 üzerinden 14.510,00 TL gecikme faizi tahakkuk ettirildiğini (toplam borç 32.710,00 TL), genel kurul kararlarına göre 08/03/2015 tarihinden sonraki süreçte aşağıdaki dökümü yapıldığı şekilde 49.500,00 TL ödeme yapılması gerektiğini,
2015/Mart-2017/Haziran döneminin aidatları 500,00 TLx26 ay =13.000,00 TL
2016/Kasım-2017/Eylül dönemi ek ödemeleri 1.000,00 TLx11 ay=11.000,00 TL
2017/Ekim-2019-Haziran dönemi 1.000,00 TLx21 ay=21.000,00 TL
2018/Aralık ayı = 2.000,00 TL
2019/Temmuz-Ağustos ayları 2.250,00 TLx2 ay= 2.500,00 TL
Toplam =49.500,00 TL
Buna karşılık yönetim kurulu başkanı olan davalı tarafın, 2014/Mayıs ayı ile 2019 Ağustos aylarını kapsayan dönemde 600,00 TLx64 ay=38.400,00 TL huzur hakkı hakkı alacağının oluştuğunu ancak bunun sadece 600,00 TLx11 ay=6.600,00 TL'sini tahsil ettiğini, böylece 31.800,00 TL huzur hakkı alacağının kaldığını, ayrıca 2018 ve 2019 yıllarında 12.150,00 TL nakit ödeme yaptığını, aidat borçlarından, bakiye huzur hakkı alacağı ile nakit olarak yaptığı ödemeler mahsup edildiğinde davalı tarafın 49.500,00 TL-(31.800,00 TL+12.150,00 TL)=5.500,00 TL borcunun oluştuğunu; vaki gecikmeler nedeniyle tahakkuk ettirilen gecikme faizleri de ilave edildiğinde davalı tarafın bu kapsamdaki borcunun 9.630,00 TL'ye ulaştığını, açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı yapılacak yargılama sonunda haklı davanın kabulü ile borçlu tarafın haksız ve usulsüz itirazının iptalini, takibin İzmir .... İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası sayılı dosyası üzerinden devamını, haksız itiraz eden borçlu tarafın aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 24/08/2012 tarihinde, davacı kooperatif tarafından inşa edilen ... Parsel üzerinde inşa edilen E Bloktaki ... no'lu daireyi, 26/06/2011 tarihinde yapılan genel kurulda (mad:12) Yönetim Kurulu'na verilen yetkiye dayanarak, 80.000,00 TL bedelle satın aldığını, varılan mutabakat gereğince kendisinden 80.000,00 TL'nin dışında hiçbir para talep edilmeyeceğini, daire bedelinin 43.000,00 TL'sini, satış sırasında peşin olarak ödediğini, satış sözleşmesine göre, kalan borcun 1.000,00 TL'lik taksitler halinde 37 ayda ödenmesi ve 23/02/2013 tarihinde kat mülkiyeti tapusunun verilmesinin gerektiğini, bir süre sonra görüştükleri Yönetim Kurulu Başkanı'nın "şu anda acil paraya ihtiyacım var. Taksitler halinde ödeyeceğim 37.000,00 TL'yi peşin, 25.000,00 TL olarak ödeyebilir ve hemen tapunu alabilirsin. Aksi takdirde tapu vermemiz mümkün değil" şeklinde beyanda bulunduğunu, aynı teklifin diğer ortaklara da yapıldığını öğrendikten sonra öneriyi kabul ederek 02/09/2012 tarihinde 25.000,00 TL ödeme yaptığını, tapuların verilmesini beklerken, kooperatif yönetiminin birçok yolsuz işleminin ortaya çıktığını, 2013 yılında yapılan genel kurulda, Yönetim Kurulunun ibra edilmemesi ve hesap tetkik komisyonu kurulması yönünde karar alındığını, Hesap Tetkik Komisyonuna... ve ... ile kendisinin seçildiğini, yapılan incelemeler sonunda birçok usulsüzlüğün tespit edildiğini ve eski yöneticiler aleyhine ceza davası açıldığını, bir sonraki toplantının, eski başkanın toplantıdan kaçması üzerine iptal edildiğini ve bir süre sonra da başkanın öldürüldüğünü, sonrasında ise... ve ... ile birlikte yönetim kuruluna seçildiklerini ve kooperatifin sorunlarını çözmek için uğraş verdiklerini, yönetime geldiklerinde, ... başta olmak üzere birçok kişinin kooperatiften alacaklı olduğunu iddia ederek, daireleri sattırmak istediğini gördüklerini, bu durumda kendi dairesi de satılmış olacağından, borçlu olmamasına rağmen, ödemekle yükümlüğü olduğu genel yönetim gideri borçlarından mahsup edileceği beklentisi ile ödeme yaptığını, bu şartlarda kendisinden ayrıca para talep edilmesinin mümkün olmadığını, bir örneği kendisine verilmiş olan 24/08/2012 tarihli yönetim kurulu kararında, kendisine satılan dairenin, 26/06/2011 tarihinde yapılan genel kurulda gündemin 12. maddesinde alınan karar gereğince dairenin peşin olarak satılmasından, elde edilecek satış gelirleri ile borçların ödenmesinden, kooperatif tasfiye edilinceye kadar başka para talep edilmemesinden bahsedildiğini, 08/03/2015 tarihinde yapılan genel kurulda, eski yönetim döneminde alınan makbuzların geçerli olduğu yönünde karar alındığını, bu karar gereğince elindeki makbuzları kooperatif muhasebecisine ilettiğini, ancak bu makbuzlar dikkate alınmadan borç çıkarıldığını, açıklanan tüm nedenlerden dolayı aidat ödemesinin gerekmediğini, genel yönetim giderleri ile altyapı bedellerini ise fazlasıyla ödendiğini, banka kayıtlarının incelendiğinde dahi durumun görülebileceğini, mahkemece tayin ve tespit edilecek nedenlerle haksız davanın reddi ile yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı Kooperatif üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
KANITLAR: İzmir .... İcra Müdürlüğüne ait ... Esas sayılı takip dosyası fiziki olarak celp edilmiştir
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nden... Talimat dosyası ile Davalı ...'un yemin metnine uygun şekilde yemini yaptırılmıştır.
Bankacı Bilirkişi ...'dan 25/11/2020 tarihli bilirkişi ön raporu alınmıştır.
Bankacı Bilirkişi ...'dan 14/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır.
Bankacı Bilirkişi ...'dan 24/05/2021 tarihli bilirkişi 2. ek raporu alınmıştır.
Kooperatif Nitelikli Hesaplamalar konusunda uzman Bilirkişi ...'den 06/04/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır.
Bankacı Bilirkişi ...'dan 03/10/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporu alınmıştır.
-25/11/2020 tarihli bilirkişi ön raporunda özetle;
Mahkemenin verdiği görev kapsamı gereği davacı kooperatif vekili sayın Av. ... ile yaptığı telefon görüşmelerinde,
-İşlerinin yoğunluğu ve duruşmalar nedeni ile müsait olduğunda arayacağı,
-Bornova'da meydana gelen deprem nedeni ile bürosundaki hasardan dolayı büroya giremedikleri, taşınma çalışmaları olduğu,
-İncelenmesi gereken davacı kooperatifinin 2012 yılına ait Yevmiye Defteri ve Karar Defteri'nin Karışyaka ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas ve Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas dosyasında bulunduğunu,
Açıklamaları ile mahkemenin ara kararı gereği incelenmesi gereken defter ve belgeler tarafına verilmemiştir.
Görev kapsamı gereği gerekli inceleme ve değerlendirme yaparak Yargıtay'ın öngördüğü denetime elverişli raporunu mahkemenin takdirine sunabilmesi için;
a)Çevre ve şehircilik İzmir İl Müdürlüğüne yazılacak müzekkere ile Davacı ... (...) Konut Yapı Kooperatifi'nin,
-Kuruluş tarihinden itibaren dava konusu icra takip 22/10/2019 tarihine kadar yapılmış olağan ve olağanüstü genel kurul tutanaklarının suretlerinin (sayfaları aslı gibi onaylı),
-Ana Sözlemesi'nin suretlerinin (Sayfaları aslı gibi onaylı)
Acil ve Elden tarafına teslimi konusunda talimat verilmesi,
b)Karşıyaka... Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılacak müzekkere ile,
Mahkemenin ... Esas sayılı dosyasındaki,
Davacı ... (...) Konut Yapı Kooperatifi'nin,
-2012 yılına ait Yevmiye Defteri ve 2012 yılına ait Karar Defteri'nin
Acil ve Elden tarafıma teslimi konusunda talimat verilmesi,
C)T.C.... Girne Bulvarı Şubesi'ne yazılacak müzekkere ile,
Davacı ... (...) Konut Yapı Kooperatifi'nin,
- ...
- ...
-...
-...
- ...
no'lu hesaplarının 01/01/2012-31/12/2019 arasında (Her sayfası şube onaylı) ekstresinin,Ayrıca; Davacı kooperatif vekili sayın Av. ...'ın UYAP üzerinden dosyaya sunduğu tarihsiz dilekçesindeki,
"Davamız da davalı üyenin borcu olup olmadığı varsa miktarının tespiti gerekmektedir. Davalı ise kendisinin peşin bedeli ile üye olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğü olmadığını iddia etmekte olup bu hususta yaptığı ödemeleri gösteren makbuzları 24/08/2012 tarihli kooperatif karar defter suretini ve 23/08/2012 tarihli altında alıcı olarak davalının ve satıcılar olarak kooperatif 1. ve 2. Başkanın imzası olan protokol nitelikli belgeyi sunmuştur.
Bu belgeler altında imzaları kabul etmiyoruz bu nedenle imzaların incelenmesi gerecektir....."
Hesaplardan para çekmeye yetkileri belirtir İmza Sirküleri'nin (Şubece Aslı Gibi Onaylı) suretlerinin,
Acil ve Elden tarafına teslimi konusunda talimat verilmesi,
Hususunda mahkemenin karar ve tarafına yetki verildiğindeki belirtilen belgeleri almak için;
Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, T.C.... Girne Bulvarı Şubesi ve Karşıyaka ... Ağır Ceza Mahkemesine giderek defter ve belgeleri talep ve almak için karar verilmesi talep edilmiştir.
-14/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle;
Sonuç olarak davalı tarafın,
22/10/2019 İcra takip tarihi itibariyle icra takibindeki borçla ilgili davacı kooperatife,
12.982,00 TL asıl borç,
103,23 TL davalının davacı kooperatife 43.000,00 TL ödeme yatpığı 24.08/2012 tarihindeki 20.932,00 TL emsal aidat farkının davalının 25.000,00 TL yaptığı 02/09/2012 tarihine kadar yıllık %18 oranlı hesaplanan faiz,
7.075,54 TL asıl borcun 31/08/2019 itibariyle yıllık %18 faiz oranı ile faiz
332,91 TL asıl borcun 31/08/2019-22/10/2019 icra takibine kadar yıllık %18 faiz oranı ile faiz,
20.493,68 TL ödemesi kanaatine varılmıştır.
-24/05/2021 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle;
Davalı tarafın,
22/10/2019 İcra takip tarihi itibariyle icra takibindeki borçla ilgili davacı kooperatife,
12.982,00 TL asıl borç,
103,23 TL davalının davacı kooperatife 43.000,00 TL ödeme yatpığı 24.08/2012 tarihindeki 20.932,00 TL emsal aidat farkının davalının 25.000,00 TL yaptığı 02/09/2012 tarihine kadar yıllık %18 oranlı hesaplanan faiz,
7.075,54 TL asıl borcun 31/08/2019 itibariyle yıllık %18 faiz oranı ile faiz
332,91 TL asıl borcun 31/08/2019-22/10/2019 icra takibine kadar yıllık %18 faiz oranı ile faiz, 20.493,68 TL ödemesi kanaatine varılmıştır.
-06/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
Dava, ortaklıktan kaynaklanan kooperatif alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine (İzmir .... İcra Müdürlüğü, ...) yapılan itirazın iptaline ilişkin olup, "İnceleme, Tespit ve Değerlendirmeler" bölümünde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı ...'un, ortağı olduğu davacı ... (...) Komut Yapı Kooperatifine,
-Anapara (asıl alacak) olarak 6.550,00 TL,
-Gecikme faizi (işlenmiş faiz) olarak 1.706,25 TL,
Borçlu olduğu hesap ve tespit edilmiş olduğu kanaatine varılmıştır.
-03/10/2023 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda özetle;
Bilirkişi ...'in imzalı 06/04/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz konusu dikkate alındığında;
Mahkemeye sunulan 24/05/2021 tarihli raporundaki emsal kararda görüleceği gibi, kooperatiflerde akdi faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmışsa genel kurallarında alınan gecikme faiz oranı,
6098 sayılı Borçlar Kanunu,
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 120. Maddesindeki; yıllık faiz oranı olan;
Yasal yıllık faiz oranı %9'un, %100'ü olan yıllık %18 oranını geçemeyeceği hükmü bulunmaktadır.
Bilirkişi ...'in sayın mahkemenin takdirlerine sunduğu 06/04/2023 tarihli bilirkişi raporu 13. sayfa 4. paragrafındaki;
"-Talep edilebilecek gecikme faizi,
Genel kurulca daha yüksek oranlar belirtilmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 120/2. maddesine göre, davacı kooperatifin uygulanabileceği faiz oranı, yasal faizin %100'ünü aşamayacağından, davacı kooperatifin talep edebileceği gecikme bedelinin/faizinin, yıllık %18 (veya aylık %1,8) üzerinden hesaplanması gerekmektedir."
Açıklamalar dikkate alındığında da gerek tarafınca mahkemenin takdirlerine sunmuş olduğu kök ve ek raporlarındaki ve ...'in mahkemenin takdirlerine sunmuş olduğu raporu arasında çelişki bulunmadığı,
Davalı tarafın, davacı kooperatif yetkilisine makbuz karşılığı ödediği 25.000,00 TL'nin davacı kooperatif noter Yevmiye Defteri'nin Kasa ve/veya Banka muhasebe kaydına yazılmaması davalının dava konusu 25.000,00 TL'yi ödemediği şeklinde iddianın kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
GEREKÇE :
Dava Kooperatif aidat borcundan kaynaklanan itirazın iptali davasıdır.
Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.
Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır.
HMK. 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur.
İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir.
İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.)
İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.)
İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3)
İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir. (Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.)
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, tesis edilen ortaklığın statüsü (normal ortak / ayrıcalıklı ortak) ve davalının iddia ettiği 25.000,00 TL'lık ödemenin yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Dosyaya sunulu 6.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda Davalı ...'un, 04.05.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kuruluna seçildiği, davalının yönetici olarak görev yaptığı dönemde de huzur hakkı kazandığı, bu alacağının davacının alacağından mahsup edilmesi gerektiği, davalının Davacı Kooperatif'e yapması ödemelerden davalıya ödenmesi gereken huzur hakkının mahsup edilmesi gerektiği, Genel kurulca daha yüksek oranlar belirlenmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 120/2. maddesine göre, davacı kooperatifin uygulayabileceği faiz oranı, yasal faizin %100'ünü aşamayacağından, davacı kooperatifin talep edebileceği gecikme bedelinin / faizinin, yıllık %18 (veya aylık 1,5) üzerinden hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda da her alacağın ve faiz oranının ayrı ayrı hesap edilerek, davalı alacağının da mahsup edildiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Dosya içerisinde birden fazla bilirkişi ve ek bilirkişi raporu aldırılmış olup dosyaya sunulu raporlardan 6/04/2023 tarihli raporun ayrıntılı, gerekçeli, her alacağa ait faiz oranın ayrı ayrı hesap edilerek ve davalının huzur hakkı alacağının da tespiti ve mahsubunun yapıldığı, davacı kooperatifin de ticari defter ve kayıtlarının eksiksiz incelendiği anlaşılmakla diğer raporlardan üstünlük tanınarak hükme esas alınmıştır.
2004 sayılı İİK.'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir.
Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1-İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının 6.550,00 TL asıl alacak 1.706,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.256,25 TL borca ilişkin İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacak likit ve hesaplanabilir olduğunda asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 563,98 TL nispi harçtan, peşin alınan 511,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 52,61 TL karar ve ilam harcının davalı taraftan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 511,37 TL peşin harç olmak üzere toplam 555,77 TL harcın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 263,40 TL tebligat ve posta gideri ve 1.350,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.613,40 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranı dikkate alınarak 314,61 TL'sinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 8.256,25 TL vekalet ücretinin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT. hükümlerine göre 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine,
9-Taraflarca yatırılan kullanılmayan gider avansının kalan kısmının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 6100 sayılı yasanın 345. Maddesi uyarınca 2 haftalık kesin süresi içerisinde Bölge İstinaf Mahkemesine başvuru yolunun açık olduğu açıkça okunup usulünce anlatıldı. 18/01/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza