İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/553 E. 2020/260 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/553
Karar No
2020/260
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/553 Esas KARAR NO : 2020/260

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 08/11/2019 KARAR TARİHİ : 19/06/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... nolu ... Kasko Poliçesiyle (Başlangıç: ... - Bitiş: ...) davacının sigortalısı ... ait ... plakalı aracı ... günü saat ... sıralarında ... önünde park halindeyken sağ ön tekerine, davalının malik işleteni olduğu ... plakalı aracıyla çarpıp yoluna devam ettiğini, davalı araç sürücüsü tespit edilemediğini, davacı sigortalı şirket yetkilisi (...); olay tanıklarından, davalının araç plakasını tespitiyle; ... Polis Karakolu .../... olay no ile ... günü şikayetçi olmuş ve olay anına ait işletmelerden elde ettiği 3 adet güvenlik kamerası kayıtlarına ulaşıldığını, ...nin ... sayılı ... tarihli ekspertiz raporu ve ekleriyle; Sigortalı ... araçtaki kazadan oluşan ... TL (Parça-işçilik) zararları tespit edilerek, araç anlaşmalı serviste onarıldığını, Anlaşmalı ...'ye ... tarihli toplu ödeme listesiyle aynı tarihli toplu Banka ödemesiyle ... TL ve ...'ye ... tarihli ... TL Banka ödemesiyle ... sigortalının toplam ... TL zararı ... nolu HASAR DOSYASIYLA karşılanmış ve müvekkil sigortalının halefi olduğunu, TTK. 1472 mad. istinaden sigortalının halefi olan davacı, davalı araç maliki Antalya ... İcra Müd. .../... E.s.lı dosyasıyla rücuen zararın tazmini için, ...'de ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emri ...'de tebliğ edildiğini, davalı vekili aracıyla ...'da soyut borca ve fer'ilerine itirazı üzerine takip durduğunu, arabuluculuğa ilişkin ... tarihli ilk ve son toplantı yapılarak taraflar anlaşılamadıklarını, haksız fiilde olay tarihinden temerrüt oluştuğu, ihtar ihbar zorunluluğunun olmadığı Yargıtay içtihatlarıyla kemikleşmiş uygulama olduğunu, ödeme tarihinden itibaren, yasal faiz hesaplandığını, Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı dosyadan davalının borca ve fer’ilerine itirazının iptaliyle takibin devamına, davalının alacağın %20 aşağı olmamak üzere davacıya inkar tazminatı ödemeye hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili ... tarihli dilekçesinde özetle; davalıya yapılan tebligat usulsüz olduğundan usulsüz tebligatı öğrenme tarihi ... tarihi olmakla davaya karşı cevap dilekçemizin ve delillerimizin süresi içinde mahkemeye sunduğumuzun kabulüne karar verilmesin davacı tarafın sigortalısı üzerine kayıtlı bulunan ... plaka sayılı araca çarpan ve kaçan araç tespit edilemediğini, davalı şirketin sahibi olduğu ... plaka sayılı aracın ... plaka sayılı araca çarpması ve kaçması söz konusu olmadığını, davalı şirketin yetkilisi ..., ... tarihli ifadesinde; aracı kontrol ettiğinde hiçbir hasarın olmadığını, belirtilen tarihte kaza yapmadığını ve firar etmediğini, kaza bölgesindeki kamera kayıtlarının incelenmesini talep ettiğini, davalı şirketin yetkilisi ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... tarih ve .../... Soruşturma, .../... Karar sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kaza tarihinde tutulan trafik kazası tespit tutanağında müvekkil şirketin sahibi olduğu araç plakası yazıldığını ancak, tespit tutanağında bunun neye göre tespit edildiği belirtilmediğini, tespit tutanağının, tek taraflı ve hatalı olarak düzenlendiğini, bununla beraber tespit tutanağında kusur tespitinin yapılamadığı da belirtildiğini, kusur yönünden alınan bilirkişi raporunu ve hasar bedeline ilişkin raporu kabul etmiyoruz, süresi içinde itiraz ettiklerini, çözüm raporunda ... plaka sayılı araca çarpan araç tespit edilemediğini, kusur yönünden alınan raporla çözüm raporu birbiriyle çeliştiğini, kusur yönünden alınan rapor "varsayıma dayalı olarak" hazırlandığını, ... plaka sayılı aracın durması gereken şeritte olmadığı, yanlış şeritte ve hatalı olarak aracı park ettiği değerlendirilmediğini, davacı tarafın sigortalısı adına kayıtlı bulunan ... plaka sayılı araca davalının aracının çarptığı ispat edilemediğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesinde belirtilen 1 yıllık süre içerisinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun davalı olduğu, ... TL ... tarihli asıl alacak ... TL, ... tarihli asıl alacak ... TL ... tarihli asıl alacak işlemiş faizi ... TL ... tarihli asıl alacak işlemiş faizi ... TL toplam alacak için takip başlatıldığı, davalı borçlunun takibe itirazı ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma .../... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; müştekinin ..., şüphelinin ..., suçun trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olduğu, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. ... tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre; sürücüsü ve aracı firar eden ... plakalı aracın ... istikametinden ... Caddesini takiben ... ... istikametine seyir halinde olan aracın sağ ön kısmı ile, ... Caddesi üzerinde ... istikametine ... önüne park halinde olan ... plakalı aracın sağ ön teker kısmına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Dosya içerisine sigorta hasar dosyası, trafik kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar getirtilmiştir. Ses ve görüntü kayıtlarını metne dönüştürme bilirkişi trafik polisi ... ve makine mühendisi ...'nün ... tarihli müşterek raporda özetle; "... Olay yeri görüntülerinde plaka numarasının harf kısmının net okunamasa ... ve sondaki ... numarasının okunabildiğini, olay yerinde bulunan insanların kaza anında kazaya tanık olmaları, olay yerinin aydınlık ve söz konusu aracın plakasının okunabilecek durumda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kazaya karışan aracın ... plakalı ... renkli ... marka araç olmasının kuvvetli ihtimal olduğunu, görgü ve tespit tutanağının ... tarihinde yapılan incelemeye göre hazırlandığını, kazadan 4 günlük süreçte söz konusu aracın sağ ön tampon ve tekerlek kısmında olması muhtemel hasarın giderilebileceği ... Kazanın meydana gelmesinde ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığını, ... plakalı otomobilin kaza tarihi itibari ile onarım bedelinin KDV dahil ... TL olduğu, bu zararın tamamının ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nın kusuruna karşılık geldiğini..." belirtilmiştir. Davanın mahiyeti, tarafların iddia ve savunmaları nazara alınarak, öncelikle itirazın iptali davasının genel özellikleri, sigortacı halefiyet esasları ve maddi hasarlı kaza tespit tutanağının niteliğini kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. İtirazın iptali davası 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 67. maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Borçlunun itirazı üzerine takibin durması ile birlikte alacaklı açtığı itirazın iptali davasında takip talebinde talep ettiği alacağının bulunduğunu ispat külfeti bizzat kendisindedir. Ancak davalı borçlunun icra dairesinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinin içeriği yada cevap dilekçesinin içeriğine göre ispat külfeti yer değiştirebilecektir. İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı kararı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi şöyledir; "(1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigortalı, birinci fıkraya göre sigortacıya geçen haklarını ihlal edici şekilde davranırsa, sigortacıya karşı sorumlu olur. Sigortacı zararı kısmen tazmin etmişse, sigortalı kalan kısımdan dolayı sorumlulara karşı sahip olduğu başvurma hakkını korur." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05/02/2019 tarih 2017/17-1088E. 2019/65K. sayılı kararında; "...Dava, konut sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir... 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK’nın 1472. maddesinin 1. fıkrasına göre; sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. Bu madde uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücû ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.3.1944 tarihli ve 37 E. 9 K. ve 17.01.1972 tarihli ve 1970/2 E.,1972/ 1 K. sayılı kararlarında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmakta iken, 31.03.1954 tarihli ve 1953/18 E., 1954/11 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ise sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı belirtilmiştir. O hâlde bu tür davalarda görevli mahkeme sigortalı ile zarar sorumlusu arasındaki ilişkiye göre belirlenmelidir... Görev, kamu düzenine ilişkin olup HMK’nın 1. maddesi gereği yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Sigorta şirketi ödediği zarar bedeli oranında sigortalının haklarına halef olacağından ve bedeli ödedikten sonra sigortalı hangi davayı açabilecekse sigortacı da o davayı açabilecektir..." denilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 24/09/2019 tarih 2017/115E. 2019/8416K. sayılı kararında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen davalı arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise haksız fiilden doğmuştur. Bu durum karşısında, her iki taraf da tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada özel görevli mahkeme olan Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu..." denilmiştir. Görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur.” şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde de aynı yönde “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır. Buna göre haksız fiil hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25/04/2018 tarih 2017/4-1457E. 2018/988K. sayılı kararı). Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 04/10/2018 tarih 2016/21795E. 2018/9560K. sayılı kararı). Rücu davaları; gerçek zararının giderilmesi amacına yönelik olup, zenginleşmeye bir vesile teşkil etmemelidir. Dolayısıyla zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı da, ödediği meblağın tamamını değil, ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı, zarar sorumlusu bulunanlardan isteyebilir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2019 tarih 2016/13674E. 2019/7465K. sayılı kararı). Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Trafik Kazalarına İlişkin İşlemler" kenar başlıklı 156. maddesi ile trafik kazasından sonra yapılması gereken işlemler düzenlenmiştir. Buna göre trafik kazaları ile ilgili olarak Trafik Kazası Tespit Tutanağı düzenlenmelidir. Maddi hasarlı kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belgedir (Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 09/4/2012 tarih 2012/102E., 2012/92K. sayılı kararı). Kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğindedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 20/05/2013 tarih 2013/3973E. 2013/7268K. sayılı kararı; aynı mahiyette Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17/11/2014 tarih 2014/20146E.2014/16093K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı sigorta şirketi, sigorta poliçesi gereği yaptığı ödeme nedeniyle sigortalısının haklarına halef olmuş ve halefiyet hakkına dayanarak ilamsız takiplere mahsus icra takibi başlatmış itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Davacının sigortalısı ile davalı arasındaki hukuki ilişki ise haksız haksız fiildir. Bu durum karşısında, taraflar tacir olduğundan, tacirler arasındaki haksız fiilden doğan davada Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olması nedeniyle dava esastan incelenmiştir. ... tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre; sürücüsü ve aracı firar eden ... plakalı aracın ... istikametinden ... Caddesini takiben ... istikametine seyir halinde olan aracın sağ ön kısmı ile, ... Caddesi üzerinde ... istikametine ... önüne park halinde olan ... plakalı aracın sağ ön teker kısmına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Ses ve görüntü kayıtlarını metne dönüştürme bilirkişi trafik polisi ... ve makine mühendisi ...'nün ... tarihli müşterek raporuna göre; "... Olay yeri görüntülerinde plaka numarasının harf kısmının net okunamasa ... ve sondaki ... numarasının okunabildiğini, olay yerinde bulunan insanların kaza anında kazaya tanık olmaları, olay yerinin aydınlık ve söz konusu aracın plakasının okunabilecek durumda olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kazaya karışan aracın ... plakalı ... renkli ... marka araç olmasının kuvvetli ihtimal olduğunu, görgü ve tespit tutanağının ... tarihinde yapılan incelemeye göre hazırlandığını, kazadan 4 günlük süreçte söz konusu aracın sağ ön tampon ve tekerlek kısmında olması muhtemel hasar giderilebilecektir". Maddi hasarlı kaza tespit tutanağı, kazaya karışan taraflar arasında çıkabilecek hukuki uyuşmazlıkların çözümüne esas olacak ve trafik zabıtasınca düzenlenecek bir belge olması, kaza tespit tutanakları aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğinde olması, kaza anına ilişkin CD görüntülerini inceleyen bilirkişi heyetinin kazanın oluşumunu maddi hasarlı kaza tespit tutanağındaki gibi belirlenmesi, trafik kayıtlarına, araçların marka, model ve rengine ile tüm dosya da uygun olan bu tespit karşısında, dava konu kazanın maddi hasarlı kaza tespit tutanağındaki belirlenen şekilde oluştuğu kabul edilmiştir. Halefiyet uyarınca açılan davada davacı, sigortalıya ödediğini değil, ancak gerçek zararı davalıya rücu edebilir. Ses ve görüntü kayıtlarını metne dönüştürme bilirkişi trafik polisi ... ve makine mühendisi ...'nün ... tarihli müşterek rapora göre; "... Kazanın meydana gelmesinde ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğu, ... plakalı otomobil sürücüsü ...'ın kusurunun bulunmadığını, ... plakalı otomobilin kaza tarihi itibari ile onarım bedelinin KDV dahil ... TL olduğu, bu zararın tamamının ... plakalı otomobil sürücüsü ...'nın kusuruna karşılık..." geldiğinin belirlenmesi bu durumda davalının sorumluluğu ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması, davalının araç işleten sıfatı ile zarardan sorumlu olduğu, dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1472. maddesi uyarınca da davacı sigorta şirketinin halefiyete dayalı olarak rücuen tazminat talebinde bulunabileceği, tespit edilen zararın talep edilen zararı kapsaması nedeni ile davanın kabulü gerekmiştir. Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmuş, borçlunun ise süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönününde karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. Davalının Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 3. 2004 sayılı İİK 67 maddesi uyarınca alaca yüzde 20 oranın da tespit edilen ... TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6. Davacı tarafından yapılan ... TL harç, ... TL posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 8. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19/06/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/553, K. 2020/260, T. 19.06.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-553-e-2020-260-k-5676ae8d0710