İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/470 E. 2021/435 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/470
Karar No
2021/435
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/470 Esas KARAR NO : 2021/435

DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/10/2019 KARAR TARİHİ : 29/06/2021

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, İSTEM: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle: Müvekkili banka ile ... arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, ... ve ...’ ın müteselsil kefaletiyle imza attıklarını, kredilerin normal seyrini kaybetmesi, borçluların bankanın alacaklarının ödenmesini tehlikeye düşürecek miktarda hacze veya icra takibine maruz kalması üzerine Beyoğlu ... Noterliği’ nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, Antalya ... İcra Müdürlüğü’ nün .../... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalının hiçbir dayanağı olmaksızın sırf takibi durdurup vakit kazanmak için borcun tamamına itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkili bankanın kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda bu hususun ispat edileceğini, bu nnedenlerle davalının Antalya ... İcra Müdürlüğü’ nün .../... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, müvekkili banka lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. KANITLAR VE GEREKÇE: Dava, davacı banka tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizce icra dosyası, davacı bankadan taraflar arasında düzenlenen sözleşme, ödemelere ilişkin evraklar, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstresi istenilerek dosyamıza alınmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı banka tarafından davalı ... ile dava dışı ... aleyhine asıl alacak, işlemiş faiz, bsmv ve masraf olmak üzere toplam ... TL nakit ... TL gayri nakit toplamı üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının kredi taahhütnamesi/sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti olduğu, davalı borçlu ... tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın; davacı banka ile dava dışı ... arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesi nedeniyle borcun ödenmediğini, dava dışı ... ve davalı ...'ın bu sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatına sahip olduklarını, muaccel borçların ödenmemesi nedeniyle ihtarname ile kredi borçlusunun temerrüde düşürüldüğünü, sözleşmede davalı ...'ın müteselsil kefil sıfatının bulunmasına rağmen takip konusu borcun ödenmediğini iddia ettiği görülmektedir. Hesabın kat'ı ile birlikte kredi kartı borcu muaccel hale gelmiştir. İhtarnamenin tebliği ise borçlunun temerrüdü ile ilgili olup temerrüt faizinin başlangıcı yönünden önem arz eder. Muacceliyet ile temerrüt, nitelikleri ve sonuçları itibariyle birbirinden farklı kavramlardır. 5464 sayılı yasada muacceliyet için ihtarla belli bir süre verilmesine ilişkin herhangi bir şart öngörülmemiştir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 06/07/2017 tarih 2017/230 E. 2017/635 K. Sayılı ilamı). İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için; geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olması, süresi içinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, icra inkar tazminatı talep edilmiş olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacak belgeye ise alacak likit (muayyen, belirlenebilir) nitelikte bulunduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67/2. maddesi uyarınca davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/11/2016 tarih 2016/4405E. 2016/15076K. sayılı ilamı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586. maddesinde de ''Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.'' hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre asıl borçlu hakkında konkordato mehli verilmesi halinde asıl borçlu hakkında takip başlatılmadan kefiller hakkında icra takibi başlatılabilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2015 tarih 2015/9633E. 2015/10120 K. sayılı ilamı). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun yürürlükte olduğu dönem içerisindeki kefillere yönelik alacağın tahsili yönündeki hukuki işlemlerde bu hükmün uygulanması gerekir. Buna göre asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe asıl borçlunun temerrüdü nedeniyle oluşan temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Ancak kefil kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacağından kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden sınırsız olarak sorumlu tutulabilir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 12/06/2019 tarih 2018/3501E. 2019/3769K. sayılı ilamı.) Mahkememiz dosyası yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda davacının varsa kredi sözleşmesinden kaynaklı olarak davalılardan talep edebileceği tazminat miktarını belirlemek üzere bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; ... TL asıl alacak, ... işlemiş faiz, ... gider vergisi, ... TL masraf olmak üzere toplam ... TL alacak yönünden yapılan takibin yerinde olduğunu, Bankanın ... kat tarihindeki asıl alacak talebi ... TL olmakla birlikte, ... takip tarihinde ... TL asıl alacak talebinde bulunduğunu, aradaki farka ilişkin dosyaya başka kredi belgesi sunmadığından asıl alacakta yaklaşık ... TL’lik fark oluştuğunu, taksitli ticari krediye ait asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %21,84 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5,00 gider vergisine tabi olduğunu, nakde dönüşen çek bellerine ait asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %25,20 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5,00 gider vergisine tabi olduğunu, Davalının imzasının bulunduğu Genel Kredi Sözleşmesinde çek deposuna ilişkin madde bulunmakla birlikte, Yargıtay kararları gereği davalı kefilden depo talebinde bulunabileceğine dair madde bulunmadığından, henüz nakde dönüşerek riske dönüşmeyen ve belirsiz alacak olan çek depo bedelinin davalı kefilden talep edilemeyeceği yönünden görüş bildirildiği görülmüştür. Tarafların itirazları doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmesi dosya daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda özetle; örnekleri verilen güncel kararlar öncesi Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 26.09.2011 tarihli 2011/1703 esas, 2011/11366 sayılı kararında, “davacının imzaladığı sözleşmelerin süresiz kredi sözleşmesi olmakla, kefaletin sonsuza kadar devam edeceği düşünülemez. Kefalet edilen sözleşmelerle kullandırılan krediler ödenmiş olmakla ve hesaplar kapatıldıktan sonra başka sözleşmelerle kredi verilmesiyle artık kefaletin yeni sözleşmeyle verilen kredilerden sorumlu tutulması” ilamıyla birlikte, Yüksek Mahkeme 19.Hukuk Dairesinin bu hususta benimsenen görüşü aynen devam ettiğini, bu nedenle kök raporda belirtilen hesaplamalarda değişiklik yapılmadığının bildirildiği görülmüştür. Tarafların itirazları doğrultusunda yeniden rapor düzenlenmesi dosya daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli ek raporda özetle; davacı bankanın dava konusu takip nedeniyle ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi ve ... TL masraf toplamı ... TL nakit alacağı, ... TL gayri nakit alacağı bulunduğunu, asıl alacak tutarı takip tarihinden itibaren %25,20 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce alınan kök ve ek raporlar arasında çelişki bulunduğundan bu çelişkilerin giderilmesi ve itirazların tarafsız olarak değerlendirilebilmesi amacıyla dosya bankacı bilirkişi ...'ye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli kök raporda özetle; davacı banka tarafınca, dava dışı asıl kredi borçlusu ... şirketine kullandırılan yukarıda ayrıntılı gösterilen krediler ve gayri nakdi çek depo talebinden doğan davacı banka alacağı davalı kefil ...’ın kefalet limiti içerisinde bulunmakla birlikte; dosyada mevcut önceki ek bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Yüksek Mahkemenin 19.Hukuk Dairesinin pek çok emsal ve güncel yerleşik kararlarında çerçeve niteliğindeki kredi sözleşmelerine dayalı olarak kredi kullandırımında sözleşme tarihini takiben ikinci bir veya daha fazla kredi sözleşmesi düzenlendiği tarihe kadar açılan ve devam eden kredilerden limit ve temerrütleri dahilinde müteselsil kefillerin sorumlu olacağı hükmü yer aldığı, ayrıca, kefalet sözleşmelerinde kefilin imza bölümünde, “sözleşme tahtında vermiş olduğum kefalet tarihinden önceki borçları da kapsamaktadır” ibaresinin yer aldığı, bu durumda, davacı banka ile dava dışı şirket arasında birbirinden bağımsız iki ayrı kredi sözleşmesi bağıtlandığı, ... tarihli sözleşmeye müteselsil kefil olan davalı ...’ın dava dışı şirketin ... tarihli sözleşme kapsamında açılan ve kullandırılan kredilerden kefalet limiti ve kendi temerrüdünden kefalet sorumlu olduğu, ... tarihli sözleşmede müteselsil kefil olan dava dışı ...’ın ise bu sözleşme öncesi açılan ve kullandırılan krediler dahil olmak üzere tüm kredilerden kefalet limiti ve kendi temerrüdünden kefalet sorumlu bulunduğu, aynı kredi limitiyle yeni kredi sözleşmesi bağıtlanması ve yeni bir müteselsil kefil alınmasıyla davacı banka ile dava dışı şirket arasında yeni bir kredi ilişkisi kurulduğunun açık olduğu, kredilerin ayrı ayrı incelenmesinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı ...’ın Gayri nakdi çek kredisinden depo talebi ve nakdi çek kredisinden doğan banka alacağı müteselsil kefil olduğu ... tarihli sözleşme kapsamında açılan ve kullandırılan krediler olması nedeniyle davalının kefalet sorumluluğunda olduğu, dava dışı şirkete davalının kefaletinin bulunmadığı ... tarihli çerçeve kredi sözleşmesine dayalı olarak ... tarihinde açılan ve kullandırılan taksitli krediden doğan banka alacağından davalının kefaleten sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ... tarihi itibariyle temerrüt halinde bulunan davalı kefil ...’ın ... tarihli sözleşmeden kaynaklanan nakdi çek kredisi alacağı miktarının ... tarihi itibariyle ... TL, asıl alacak, ... TL işlemiş akdi ve temerrüt faiz, ... TL gider vergisi, ... TL ihtar masrafı olmak üzere toplam ... TL olduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı %25,2 temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gider vergisine tabi olacağı, takip tarihi itibariyle davacı bankanın olası riskini oluşturan 33 adet çek yaprağı bulunduğu, sözleşmenin 9.21 maddesi (f) bendi ve müteselsil kefillere ilişkin 10.13 maddesi uyarınca, bankanın olası riskinin tedbir mahiyetinde depo edilmesini talep edebileceği, buna göre çek yapraklarının teslim tarihlerine göre beş yıllık süre sonuna kadar olması kaydı şartıyla ... TL’nin depo edilmesinden davalı sorumlu bulunduğu hususlarının bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli kök rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve deliller doğrultusunda dava dosyası değerlendirildiğinde; davacı banka tarafından dava dışı ... arasında Genel Kredi ve Teminat sözleşmesinin imzalandığı, taraflar arasında başkaca bir sözleşmeye rastlanmadığı, davacı banka tarafından sözleşmelerde kefil sıfatına sahip olan davalı aleyhine ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı asilin kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. Kefalet tutarının rakam ve yazı ile açıkça sözleşmede belirtilmesi nedeni ile kefaletin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 583 ve 584. maddelerine uygundur. Davalı yönünden verilen bir tedbir de bulunmamaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bankaya hesabı kat etme ve bunun sonucu olarak sözleşmeyi fesih yetkisi tanınmış, alacaklı banka tarafından bu yetkiye dayanılarak kat edilerek borçlulara ihtarname gönderilmiştir. Davalı ...’ın Gayri nakdi çek kredisinden depo talebi ve nakdi çek kredisinden doğan banka alacağı müteselsil kefil olduğu ... tarihli sözleşme kapsamında açılan ve kullandırılan krediler olması nedeniyle davalının kefalet sorumluluğunda olduğu, dava dışı şirkete davalının kefaletinin bulunmadığı ... tarihli çerçeve kredi sözleşmesine dayalı olarak ... tarihinde açılan ve kullandırılan taksitli krediden doğan banka alacağından davalının kefaleten sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı sabittir. Buna göre bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan ... tarihli raporda da belirtildiği üzere davacının genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı olarak davalı kefilden ... TL, asıl alacak, ... TL işlemiş akdi ve temerrüt faiz, ... TL gider vergisi, ... TL ihtar masrafı olmak üzere toplam ... TL talep etmesinin yerinde olduğu, takip tarihi itibariyle davacı bankanın olası riskini oluşturan 33 adet çek yaprağı bulunduğu, sözleşmenin 9.21 maddesi (f) bendi ve müteselsil kefillere ilişkin 10.13 maddesi uyarınca, bankanın olası riskinin tedbir mahiyetinde depo edilmesini talep edebileceği fazlaya ilişkin miktarlar bakımından yapılan takibin haksız olduğu kanaatine varıldığından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlular tarafından sözleşme ve ihtarnameler ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlular aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; -Takibin ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL gider vergisi ve ... TL masraf olmak üzere toplam ... miktar ve ... TL gayri nakit depo bedeli üzerinden devamına, -Takip tarihinden itibaren asıl alacağa %25,2 oranında temerrüt faizi ve faiz üzerinden %5 gelir vergisinin uygulanmasına, -Alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle asıl alacak üzerinden hesaplanan ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Alınması gereken ... TL karar ve ilam harcın davacı taraftan peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ... TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan ... TL başvurma harcı, ... TL bilirkişi ücreti, ... TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere ... TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%8,64) göre hesap edilen ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı taraf kabul edilen nakit bedel yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı taraf gayri nakti alacak yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafın reddedilen miktar yönünden kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen ...- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Antalya Adliyesi Arabuluculuk Bürosu'nun .../... numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davanın kabul red oranına (%8,64) göre hesap edilen ...-TL'sinin davalıdan, ... TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... esas sayılı takip dosyasının iadesine, 10-Karar kesinleştiğinde bakiye gider avansının ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/06/2021

Katip ...

Hakim ...

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/470, K. 2021/435, T. 29.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-470-e-2021-435-k-ab42e8e0cf53