İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/454 E. 2020/28 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/454
Karar No
2020/28
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/454 Esas KARAR NO : 2020/28

DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) (Kabul Beyanın İptali) DAVA TARİHİ : 06/11/2017 KARAR TARİHİ : 14/01/2020

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) (Kabul Beyanın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davalı vekili ... havale tarihli dilekçesinde özetle; ... tarihli dilekçeleri ile davacıların Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... - .../... E.K. Sayılı dosyalarından borçları bulunmadığına ilişkin mahkemenizde açmış oldukları menfi tespit davasını kabul etmiş iselerde Kabul beyanı davacı ... ve ...'ın hilesine dayandığını, davacılar ile müvekkili arasında mahkememizde görülmekte olan dava dışında, Antalya ... İcra Ceza Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dava dosyası, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... - .../... E.K. Sayılı dava dosyası, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma numaralı dosyasının bulunduğu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının .../... soruşturma nolu dosyası bulunduğunu, ayrıca müvekkilini iradesinin sakatlanmasına sebep olan 3. Kişi ... hakkıda da ... ... ve ...'ne müvekkili tarafından yapılmış şikayetlerin mevcut olduğunu, disiplin soruşturmalarının devam ettiğini, Mahkememizdeki dava, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... İcra Hukuk ve ... İcra Ceza mahkemelerinde görülen davalar devam ederken ..., ... ve ...'ün müvekkili ile anlaşmak istemeleri üzerine defalarca kez ofislerine gelindiğini, bu görüşmelerde davacıların bu görüşmelerde borçlu olduklarını ikrar ettiklerini, ödeme planı teklifinde bulunduklarını ancak hiçbir zaman uygulamadıklarını, davacıların en son .., ..., ... ... ... tarihlerinde müvekkili ile iletişime geçildiğini, ... adlı kişinin ... ve ... 'a olan ... TL borcu üstlendiği bir sözleşmenin bulunduğunu, Müvekkilinin ... ve ...'ın sürekli ısrarlarına ve alacağına tahsil etmesine yardımcı olacaklarına, ellerinde bulunan ...'ın borçtan sorumlu olduğunu belirttiği sözleşmenin aslını müvekkilen vereceklerine dair beyanlarını ilettiğini, davacıların sözleşmenin aslını açtıkları davalardan feragat ve açılanları da kabulettiğmiz ve dosyalara kabul ve feragat dilekçelri verildiği takdirde taraflarına vereceklerini sebebinin ise kendi işlerine yaramadığını beyan ettiğini, ayrıca bu belge ile ...'a taraflarından açılacak alacak davasında da şahitlik yapacaklarını Allah inancına ship olduklarını, müvekkilinin alacağının üstlerinde kalmasını istemediklerini beyan ettiklerini, bu belgenin aslında kendilerinin müvekkili ...'a borçlu olduklarının ispatı olduğunu, bunun üzerine ... , ... ve ...'ın Antalya ... İcra Müdürlüğünde bulunan ve ...'e borçlu olduğu iki dosyayı da kapatması (temlik alarak) ve müvekkiliin de alacağını gerekirse ödeyeceği konusunda vaatlerde bulunulması ve ... olması dolayısıyla mesleğine duyulan güvenden doyaı da müvekil anlaşmayı kabul ettiğini tarafların yazılı yetki verereke, mahkememizde görülen davayı kabul etmelerini, ... İcra Hukuk Mahkemesinde görülen davalalır kabul etmelerini, Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinde davadan feragat etmelerini ve ... İcra Ceza Mahkemesinde şikayetten vazgeçmelerinin istenildiğini, bu yetki de, feragat ve kabul beyanları da ..., ... ve ...'ın huzuranda ... tarihinde düzenlendiğini, ancak davacılar bütün kabul ve feragat beyanlarına karşılık müvekkilini arayarak sözleşmeyi müekkile vermeyeceklerini bu işin bittiğini, borçlarını ödemeyeceklerini beyan ettiklerini, müvekkili tarafndan buru durumun taraflarına bildirildiğini, ayrıca davacılar hakkında bu eylemlerinden dolayı dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunulacağını bildirdikleri, ...'ın ... ve ...'in ...'a olan ...+... ... TL'lik borcunu ödeyeceğini, ayrıca ...'e olan borçlarını ödeyeceğini kabu ve taaht ettiğine dair sözleşmenin imzalandığını, 3. Kişi ...'ünde ... Asliye Hukuk mahkemesinde davalı olduğu muvazaa nedeniyle tapu iptal tescil davasının mahkememizde görülmkete olan enfi tespit davasının kabul edilmesi durumunda konusuz kalacağının bildiği için müvekkiline böyle bir vaatte bulunduğunu, Süreğileen davalaların değerlerinin çok yüksek olduğunu ve elbette ki kabul ve feragat beyanında bulunmak için bir sebep olmasının gerektiğini, ancak herhangi bir sebebin olmadığını, davacıların müvekkiline ... ile yapılan sözleşmeyi asla vermediklerini, ayrıca müvekkilinin feragat ve kabul beyanlarına karşılık elde ettiği hiçbir şey'in olmadığını ,süregelen davaların değerlerinin çok yüksek olduğunu, elbette ki kabul ve feragat beyanında bulunmak için bir sebep olmasının gerektiğini, ancak herhangi bir sebebin olmadığını, davacıların müvekkilini kandırdığını, Yargıtay feragat ve kabul beyanı için bir sebebin bulunup bulunmadığnın mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, geçerli bi rsbep olmadığı durumda ise bu fergatın serbest iaredey dayandığına dair karinenin kabul edilmesinin gerektiğini, mahkemece bu konuda değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, tacir olan müvekkili bir alacağnıdan vazgeçerken kural olarak bunun karşılınğı aldığı için vazgeçmesinin gerektiğini ancak böyle bir durumun olmadığını, söz konusu alacak miktarlarının yüksek olduğunu dolayısıyla kabule ilişkin iradesinin saakatlandığnın kabulünün gerektiğini, HMK'nın 311 maddesi gereğince kabulün iptaline ve yargılamanın esasına geçilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davacılar kabul beyanını iptali talebin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. DAVA : Dava kabul beyanının hile nedeni ile iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekili ... tarihli dilekçesi ile kabul beyanın hileye dayandığından bahisle kabul beyanın iptaline karar verilmesini talep etmiş, mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı ek kararı ile kararın iptali isteminin dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiş, davalı ... vekili ... tarihli dilekçesi ile kabulden vazgeçmeye dair dilekçelerinden vazgeçme ve istinaftan vazgeçme kesinleştirme talepli dilekçe sunmuş, mahkememizin ... tarihli duruşmasında dava dosyasından el çekildiğinden bahisle taleplerin istinaf incelenmesinde değerlendirilmesine karar verilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine, kabul beyanının iptali talebine ilişkin olarak eksik harç tamamlatılarak iptali istemi hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkememize geri çevrilmesine karar verilmiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde davalının kabul beyanın iptali talebinin yeni esasa kaydına ve eksik harçların ikmaline karar verilmiş, kabul beyanının iptalini talep eden vekili tarafından ... tarihinde eksik harçlar ikmal edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunun 308. maddesinin; "1) Kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. 2) Kabul, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur." hükmü gereğince; davayı kabul, davalının, davacının istem sonucunda kısmen veya tamemen haklı olduğu yönününde mahkemeye yaptığı tek taraflı açıklamadır. Başka bir deyişle davacının istem sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir. Kabul ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri davalarda hüküm doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunun 309. maddesinin; "1) Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. 2) Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. 3) Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. 4) Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır." hükmü gereğince kabul, dilekçe veya sözlü olarak yapılabilir. Karşı tarafın veya mahkemenin kabulüne bağlı olmayan kabul beyanın kayıtsız koşulsuz olmalıdır. Davalı kabul beyanından dönemez, ancak irade bozukluğu durumlarında kabulün iptali istenebilir (Ercan, İsmail; Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2011, s. 325 vd.). 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunun 311. maddesinin "1) Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." hükmü gereğince kabul beyanının iptalinin istenilmesi mümkündür. Hata, hile veya tehdit nedeniyle kabulün feshi için dava açılabilir. Davalı, mahkemenin kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermesinden önce aynı dava içinde de kabulün hata, hile veya tehdit nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürebilir; bunun için ayrı bir kabulün feshi davası açması şart değildir (Kuru, Baki; Hukuk Muhakemeleri Hukuku C. IV 6. Baskı, İstanbul 2001, s. 3728; Kuru, Baki/ Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 25. Baskı, Ankara 2014, s. 512). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20/10/2010 tarih 2010/1-502E. 2010/536K. sayılı kararında; "...Kanunumuz hileyi tanımlamamıştır. YHGK’nun 03.04.1963 gün ve 1963/4-76-40 sayılı kararında hile; “…gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması demektir.” şeklinde tanımlanmıştır. Hilenin varlığının kabulü için şu şartların gerçekleşmesine ihtiyaç vardır: Birinci şart “yanıltma”dır. Aldatan şahıs diğerini yanıltmış (hataya düşürmüş) olmalıdır. Fakat karşı tarafın düştüğü bu yanılmanın esaslı olması gerekmez. (BK. md.28) Çünkü aldatan hiçbir surette korunmaya layık değildir. İkinci şart; “aldatma kastının bulunması”dır. Yalan söyleyen, sözlerinin yalan olduğunu bilerek söylemiş olmalıdır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi halinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. Eğer, bir kimse, bilmemesi ağır bir kusur teşkil etmesine rağmen, durumu bilmeden bir beyanda bulunmuş ise, aldatma kastı yoktur. Üçüncü şart “İlliyet bağı”dır. Aldatma karşı tarafı bir hukuki işlem yapmağa sevk etmiş olmalıdır. Eğer hukuki işlem bu aldatma olmadan da yapılacak idiyse, o zaman aranılan illiyet bağı yok demektir. (Dr.Kenan Tunçomağ, Borçlar Hukuku, sh.229-233) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Hile” başlıklı 28. Maddesinde; “Diğer tarafın hilesiyle akit icrasına mecbur olan tarafın hatası esaslı olmasa bile, o akit ile ilzam olunmaz. Üçüncü bir şahsın hilesine düçar olan tarafın yaptığı akit lüzum ifade eder. Şu kadar ki diğer taraf bu hileye vakıf bulunur veya vakıf olması lazım gelirse, o akit lazım olmaz.” Hükmü yer almaktadır. Maddenin birinci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafı hileyle sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptale ilişkin hakkın kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Sözleşme iptal edilmekle yapıldığı andan itibaren ortadan kalkacağı için yerine getirilen edim, ayni bir istihkak davası (tapulu taşınmazlarda iptal ve tescil davası), bunun mümkün olmadığı hallerde de sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası yoluyla geri istenebilir. ..." denilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 04/06/2015 tarih 2015/7700E. 2015/8333K. Sayılı kararı; "...Bilindiği üzere; hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Öyleyse, mahkemenin davacının delillerin toplanması ve tanık dinlenmesi yönündeki talebinin reddedilmiş olması doğru değildir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davalı ... mahkememizin ... tarih .../... E. .../ ... K sayılı kararına neden olan kabul beyanın hile nedeniyle iptali gerektiğinden bahisle talepte bulunmuştur. Mahkememizin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı ek kararı ile kararın iptali isteminin dosya üzerinden değerlendirilmesine karar verilmiş, davalı ... vekili ... tarihli dilekçesi ile kabulden vazgeçmeye dair dilekçelerinden vazgeçme ve istinaftan vazgeçme kesinleştirme talepli dilekçe sunmuş, mahkememizin ... tarihli duruşmasında dava dosyasından el çekildiğinden bahisle taleplerin istinaf incelenmesinde değerlendirilmesine karar verilmiş, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı istinaf talebinin feragat nedeniyle reddine, kabul beyanının iptali talebine ilişkin olarak eksik harç tamamlatılarak iptali istemi hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkememize geri çevrilmesine karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye ... Hukuk Dairesinin geri çevirme kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmıştır. Hata, hile veya tehdit nedeniyle kabulün feshi için dava açılabilir. Davalı, mahkemenin kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermesinden önce aynı dava içinde de kabulün hata, hile veya tehdit nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürebilir; bunun için ayrı bir kabulün feshi davası açması şart değildir, fakat karar verilmiş ise bu kez bunun iptali ayrıca dava açılması lazımdır. Mahkememizin ... tarihli celsesinde ... tarihinde kabul beyanı üzerine karar verildiğinden, davalının kabul beyanın iptali talebinin yeni esasa kaydına ve eksik harçların ikmaline karar verilmiş, kabul beyanının iptalini talep eden vekili tarafından ... tarihinde eksik harçlar ikmal edilmiştir. Mahkememizin ... tarihli celsesinde kabulün iptalini isteyen davalı vekiline irade sakatlığına ilişkin tüm delillerini sunması için iki haftalık süre verilmiş, ... vekili ... tarihli dilekçesi sunmuş bunda hiçbir menfaat sağlamadan alacağından vazgeçmesinin, davayı kabul etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtmiştir. Hile; gerçek durumu bilmesi halinde bir kimsenin kabul etmeyecek olduğu bir şeyi kabul etmesine diğer bir kimse tarafından yol açılmış olması demektir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 36/1. maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değeri yüksek bir davada çeşit saiklerle (daha az vekalet ücreti ödemek, daha az harç vb.) nedenlerle de davalının davayı kabul etmesi mümkün olup, başlı başına dava değerinin yüksek olması ve maddi menfaat karşı olmasızın davanın kabul edilmeyeceğini ileri sürmek mümkün olmadığı gibi, irade fesadı nedeni ile kabul beyanın iptali gerektiren nedenler oluşmadığı anlaşılmakla kabul beyanının iptali talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davalı ...'ın kabul beyanı hile nedeniyle iptali talebinin REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcının peşin alınan ... TL'den mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde kabul beyanın iptalini isteyene iadesine, 3. Kabul beyanın iptalini isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4. Davacı (karşı taraf) taraf yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.14/01/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2019/454, K. 2020/28, T. 14.01.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-454-e-2020-28-k-46771d47a97c