İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/363 E. 2020/623 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/363
- Karar No
- 2020/623
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/363 KARAR NO : 2020/623
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 06/08/2019 KARAR TARİHİ : 02/12/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1.Davacı vekili , dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendi adına kayıtlı ... plakalı ... marka ... ... model çekici (...) aracın davalı şirkete genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, son sigortasının ... tarihi ile yapılmış olmakla söz konusu aracın süreklilik arz edecek şekilde sigortası satın alındığından bu yana yaptırıldığını, müvekkilinin aracının çalındığını, aracın çalınmaya karşı teminat altına alındığını, davalı şirketin araç bedelini müvekkiline ödemediğini ve temerrüde düştüğünü, hırsızlık olayının ... tarihinde müvekkilinin bahsettikleri araç ile saat: ...-... sıralarında çekicinin bakımını yaptırmak üzere ...'dan ...'un ... ilçesine gitmek üzere yola çıktığını, henüz ... da iken ... mevkiinde müvekkilinin yolda rahatsızlandığını, müvekkilinin şeker ve kalp hastası olduğunu, yola devam edemeyeceğini anlayınca ailesini aradığını, rahatsızlığı üzerine ... ini geçtikten sonra ... yol ayrımında aracı kenara çekmek zorunda kaldığını, aracını kilitleyip ve yolun kenarına park ettiğini, müvekkilinin damadının müvekkili almaya gittiğini ve onu ... ... Hastanesine götürdüğünü, tansiyon rahatsızlığının da halen devam ettiğini, hırsızlığa ilişkin olarak soruşturmanın sürdüğünü, sigorta şirketi ile yapılan görüşmeler neticesinde hukuki temeli olmayan ispattan uzak nedenlerle müvekkilin zararlarının tazmin edilmediğini beyan ederek, aracın değerinin bilirkişi eli ile tespit edildiğinde artırılmak üzere ... TL'nin davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından yapılan inceleme neticesinde araç çalınma hadisesinin gerçeği yansıtmadığına kanaat getirilmiş olup, söz konusu başvurunun haklı nedenlerle reddedildiğini, araştırma raporunun mahkemenin dikkatine sunduklarını, hadisede hayatın olağan akışına aykırı bir çok durumun söz konusu olduğunu, sigortalı aracın bu kadar uzun süre ile hiç bir kontrol noktasından geçmemesinin, hiç bir ...ye takılmamasının veya hiç benzin almamasının taraflarınca mümkün görünmediğini beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava kasko poliçesi kapsamındaki aracın çalınması sebebi ile oluşan hasar bedelinin tazmini talebinden ibarettir. 6.Davacı ile davalı arasında imzalanan kasko sözleşmesine göre sigortalının aracının veya araç parçalarının çalınma/çalınmaya teşebbüs edilmesi sebebi ile oluşan riskler teminat altına alınmıştır. 7.Kara taşıtları kasko sigortası genel şartlarının A.1.e maddesi uyarınca, aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sigortanın konusudur. Sigortalı araca ait anahtarların araç üzerinde veya araç içerisinde bırakılması nedeni ile meydana gelen hırsızlık veya hırsızlığa teşebbüs zararları teminat dışında bırakılmıştır. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.4.11 maddesinde “araç anahtarlarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar” ek sözleşme ile teminat kapsamına dahil edilebilecek zararlardan olduğu 8.Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... soruşturma sayılı dosyasına bakıldığında, hırsızlık suçundan yürütülen soruşturmanın faili meçhul olmasından ötürü daimi aramaya alındığı anlaşılmaktadır. 9.Mahkememizce tanıklar dinlenmiştir. Davacı tanığı ... duruşmada; "Davacı benim komşum olur, ben davacıya ait ... ve son hanesi ... olan ... marka ... olduğunu biliyorum, bu aracı ... da bulunan ... ... na 2019 yılının ... ayında beraber bıraktık, öyle zandediyorum ki rahatsızlığı ve oğlunun düğünü olması sebebiyle 1 aya yakın nakliyeye gitmedi fakat daha sonra aracı evinin önüne park etti, bir süre sonra tekrar aracı ... da bulunan ...... na park etmiş, bir gün aracı ... dan çıkaracağı sırada rahatsızlanmış, rahatsızlanınca damadını aramış damadı onu oradan almış aracıda olduğu yerde bırakmışlar, zandedersem yol üzerine bırakmış olmaları lazım, daha sonra da araç buradan çalınmış, davacıda yüksek tansiyon ve unatkanlık hastalığı vardır"; Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben davacının damadı olurum, davacıya ait olan tır daha evvel kaskoludu, daha sonra kaskonun yenilenmesi gerekiyordu, bende benim kasko işlerimi yapan ... hanım ile konuştuk, zaten kayınpederimle birlikte ... da bulunan ... na gidecektik, ... hanımın isteği üzerine aracın orada fotorağlarını çektik, ...ine hanımada fotorağları gönderdik, fotoragların çekildiği tarihte ... günü saat ... 'dır, bunu net olarak söylüyorum, çünkü telefondan fotoğraf çekildiğinde fotoğrafın çekildiği saat ve tarihi yazmaktadır, bunu da size gösteriyorum, dedi. Cep telefonundan bir ekran görüntüsü gösterdi. Devamla göstermiş olduğum fotoğraf bulut teknolojisi nedeniyle tarih ve saatinde oynamaya yapılamayacak bir formattadır, aracın kaskosu bu şeklide yapıldı. Aracın ne şekilde çalındığını ben sadece davacıdan duydum, duyduğuma göre, davacı aracı ile birlikte ...dan ... yoluna doğru giderken yolda kayınpederim rahatsızlandığı için aracı yol kenarına çekmiş, araçda buralarda biryerde çalınmış, araç çoğu zaman ...da bulunan ...da bulunur bazende kayınpederimin evinin olduğu yer müsait olduğu için kalırdı, kayınmepederimde tansiyon ve kalp rahatsızlığı vardır, hatta birkez benim yanımda kalp rahatsızlığı geçirdi, kalbine stent takıldı" ; Davacı tanığı ... duruşmada; "Ben davacının damadı olurum, öyle zandediyorum ki ... ayının ...'ünda saat ... sıralarında beni eşim aradı, kayınbabamın rahatsızlandığını bana söyledi, kayınpederimin ... da bulunan ... civarında olduğnu söyleyince ben oraya doğru hareket ettim, kayınpederim ben oraya varınca tırdan inmişti, tır da ... da bir ara yolda idi ana yola yakındı, aracın dorsesinin takılı olup olmadığını veya üzerinde bir yük olup olmadığını şu an hatırlayamıyorum, esasen çok da dikkat etmedim, çünkü dikkatimi kayınpederime vermiştim, sağlık durumu iyi değildi, ben kayınpederimi hemen oradan alıp ...'da bulunan ... Hastanesine götürdüm, acilden girişini yaptık, hemen oradaki görevliler ona tansiyonu ölçtükten sonra dil altı hapı verdiler, bir süre müşade altına alındıktan sonra onu taburcu ettiler. Az evvelde söylediğğim gibi kayınpederimin aracı kilitleyip kilitmediğini, kontağı üzerinde bırakıp bırakmadığını bilemiyorum, dediğim gibi yoğunluğum sadece kayınpederimde idi. Ertesi gün aracı almak için yine kayınpederim ile birlikte gittiğizde aracın bırakıp gitmiş olduğumuz yerde olmadığını gördük, sonra kayınpederim hemen Jandarmayı aradı, bende onu orada bıraktım, çünkü dükkanta yanlız çalışıyordum, gün içerisinde birkez kaç kayınpederim ile görüştük, fakat onlar aracı bulamamışlar, söylemiş olduğum her iki ... na gidişimde kullanmış olduğu araç bana ait olan ... plakalı ... marka ... renkli araçtı"; Davacı tanığı ... duruşmada; " Davacının benim babam olması sebebiyle olaya ilişkin ayrıntılı bilgi sahibiyim. Babam kamyon şöforüdür, kendisine ait olan ... plakalı aracın sahibidir. Babam ... veya ... günü az evvel plakasını belirttiğim aracın ... ilçesine bakımlarını yaptırmak üzere akşam üzeri saat ... sıralarında hareket etmişti. Babamla aynı apartmanda karşılıkı oturmamız sebebiyle çıktığı saati biliyorum. Aracında zaten bir gün sonra muayenesi dolacaktı, aracın bakımlarını yaptırıp muayeneye sokacaktı, evden çıktıktan sonra ... civarlarına geldikten sonra rahatsızlanmış, ve bize telefon açtı, durumunu anlattı, bizde oraya en yakın olan Eniştem ...'ı telefon ile aradık, kendisine durumu izah ettik, o da babamı almak üzere aracın bulunduğu yere doğru hareket etti, kendisi ile daha sonra konuştuğumda kamyonun yol kenarında park edilmiş halde olduğunu ve anahtarlarınında babamda olduğunu eniştem bana söyledi, babamda zaten bana bunu anlattı, babam o gün tansiyonunun yükselmesi sebebiyle ... hastanesine götürüldü, orada babam saat ... sıralarına kadar kaldı. Çünkü tansiyonu yüksekti ve müşade altına alınmıştı, babamın tansiyonu normale inince bu kez hastaneden çıkarıldı, ve evi yakın olan ... isimli eniştemin evine babam götürüldü, o gece babam eniştemin evinde kaldı. Babam kendisini sabah iyi hissedince eniştem ile birlikte aracın olduğu yere birlikte gitmişler, fakat aracın yerinde olmadığını görmüşler bunun üzerine de durumu kolluk kuvvetlerine bildirmişler" şeklinde beyanda bulunmuşlardır. 10.Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 11.İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşları sırasında, gerek devamlarında, gerekse rizikonun gerçekleşmesinden sonraki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir. Taraflar arasında geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak olayın sigortalının iddia ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmiş olması halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Genel Şartlarının A.5.ci maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir(Yargıtay H.G.K 22.12.2010 gün 2010/17-655-688, 16.12.1998 gün 1998/11-872-905, 10.12.1997 gün 1997/11-772-1043 sayılı kararlarda bu yöndedir). Ancak sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları B/1.ve TTK'nın 1446/2. maddesi gereğince rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer. 12.Bu genel belirlemeler/ilkeler ışığında dosyaya bakıldığında; sigorta şirketi tarafından yaptırılan raporda, sigortalı değilmişcesine aracın güvenliğinin alınması kuralının rahatça çiğnendiği, sigortalının doğrulanamayan verdiği sözlü ve yazılı bilgileri, yapılan saha çalışmasında sigortalı aracın ... tarihinden itibaren geçmesi gereken toplamda ... adet güvenlik kamerası ve ... kamerelarında görülmediği, ... adet plaka tespit sisteminde kaydı olmaması sebebiyle olumsuz sonuçlandığı belirtilmiştir. 13. Mahkememizce yüksek yargı kararları da göz önüne alınarak bir adet sigortacı, bir adet tıp doktoru (şeker/kalp ve tansiyon iddiaları nedeniyle kalp ve damar ve göğüs hastalıkları uzmanı doçent doktor unvanlı doktor bilirkişi heyete tevdi edilmiştir), bir adet makine mühendisinden oluşacak heyete dosya tevdi edilmiştir. 14. ... havale tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; dava konusu aracın olay tarihindeki piyasa değerinin ... TL olduğu, dava konusu olayın hırsızlık olduğunun değerlendirilmesi durumunda, talep edilen hasarın kasko poliçesi teminat kapsamında olduğu, poliçe özel şartları gereği tazminat tutarı belirlenirken hasar tarihindeki rayiç bedelinin esas alınması gerektiği, araç sahibinin aracın yanından ayrılırken aracı kilitlediğini beyan etmiş olması ve anahtarla çalınma teminatının, ek teminatlar arasında bulunmaması sebebiyle, tazminat ödemesinin yapılabilmesi için aracın asıl ve yedek anahtarının teslim edilmesi gerektiği, dava dosyasına konu yaşanan olayın, dosya içinde bulunan evrakların gerçeğe aykırı beyan ve sigorta şirketini yanıltmak sureti ile haksız kazanç elde etmek olarak değerlendirilmesi durumunda, talep edilen tazminatın poliçe kapsamı dışında olacağı, dava dosyasında hastane kayıtlarında anlaşılan, davacının mevcut hastalıklarından biri veya birkaçının, kendisinin şehirler arası bir yolda ağır vasıta kullanmakta iken yola devam etmesine engel olacak boyutta bir rahatsızlık oluşmasına neden olacak özellikler taşıdığı hususları belirtilmiştir. 15.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. 16.Davacı vekili, özetle; raporun iddialarını teyit ettiğini, araç anahtarlarının da jandarmaya teslim edildiğini, buna ilişkin tutanağı dosyaya sunduğunu beyan etmiştir. Tutanak dosyadadır. 17.Davalı taraf her hangi bir itiraz veya beyan dilekçesi sunmamıştır. 18.Yukarıda da değinildiği üzere; kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut dosyada, davacının ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği anlaşılmaktadır. Zaten, bu konuda bir uyuşmazlık yoktur. Davalı, olayın sigortalının bahsettiği şekilde olmadığını beyan etmekle, bu hususu ispat etmelidir. Sigorta şirketine hazırlanan raporda, sigortalının doğrulanamayan verdiği sözlü ve yazılı bilgilerinden bahsedilmiştir. Oluşa/olaya/sonrasına ilişkin tanık beyanları ve soruşturmadaki beyanlar esas itibariyle istikrarlı ve birbirini teyit etmektedir. Tanıklardan biri davacının oğlu, biri damadıdır. Bilindiği üzere, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 254. maddesi ile 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 255 uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 13.04.2011 gün ve E:2010/2-751, K:2011/96 sayılı ilamında da benimsenmiştir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas no; 2012/2-387, Karar no: 2012/551, 12.09.2012) Mahkememizce beyanlar samimi bulunmuştur. Doktor bilirkişi de özetle; davacının şehirler arası bir yolda ağır vasıta kullanmakta iken yola devam etmesine engel olacak boyutta bir rahatsızlık oluşmasına neden olacak özellikler taşıdığı hususlarını belirtmiştir. 19.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 20.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi heyet raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Aracın çalınma günündeki değeri de bilirkişi raporunda tespit edilmiştir ve mahkememizce de uygun bulunmuştur. Davalı tarafça da bir itiraz gelmemiştir. 21.Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu, tanık beyanları, davalının, rizikonun sigortalı davacının anlattığı gibi olmadığını ispata yarar, davacının iddialarının aksini gösterir, ispata elverişli/yeter derecede bir delil dosyaya sunmaması hususları bir arada düşünüldüğünde; rizikonun davacının iddia ettiği şekilde oluştuğunun, teminat kapsamına girdiğinin kabulüyle davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. 22.Ayrıca belirtmek gerekir ki; aracın niteliği "çekici" dir. Davacı vekili, dava dilekçesinde ve değer artırım dilekçesinde ticari faiz isteminde bulunmuştur. Araç çekici olup ticari araçtır. Bu halde davacılar lehine avans (ticari) faizine hükmedilmesi gerekir.(Yargıtay 17. HD., 2014/17726 E., 2017/1834 K., 2015/3625 E., 2017/10715 K.) Mahkememizce bu nedenle, ticari faize hükmedilmiştir. Davacının 26/06/2019 tarihinde posta yoluyla başvurduğu kabul edilmiştir ve temerrüt tarihi buna göre belirlenmiştir. Davacı vekilinin bahsettiği temerrüt tarihine ise dosyadaki belgelerden ulaşılamamıştır. 23.Son olarak belirtmek gerekir ki; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle zorunlu arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmının davada haksız çıkan taraftan re'sen alınmasına karar verilmesi gerekir. Dosyamızda arabuluculuğa, ... TL ücret ödendiği uyaptan anlaşılmaktadır. Bu miktarın, hüküm sonucu gereği davalıdan alınmasına karar verilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ İLE, ... TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile beraber davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan ... TL peşin nispi karar harcı ve aşamalarda yatırılan ... TL değer artırım harcı toplamı ... TL nin mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.) 5-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen toplam ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça dosyada yapılan ve mahkememizce uyap sisteminden kontrol edilen (denetime elverişlilik açısından, uyap ekranında harç-masraf bölümü altında tahsilat reddiyat bilgileri başlığının içeriğinde masraflar açıkça yazmaktadır) posta-tebligat-bilirkişi ücreti gideri toplamı ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 10-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ...'in yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/12/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır