İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2019/2909 E. 2020/7805 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2019/2909
- Karar No
- 2020/7805
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/287 Esas KARAR NO : 2024/728 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 03/03/2022 KARAR TARİHİ : 14/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı ... ne ait ... plakalı aracın ... tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde iken davacıya ait ... plakalı araca çarpmak suretiyle trafik kazasına neden olduğunu, söz konusu trafik kazasında davalı ... nun % 100 oranında kusurlu olarak belirlendiğini, bu kaza nedeniyle müvekkiline ait ... plakalı aracın belirli bir süre tamir için serviste kaldığını, müvekkilinin bu aracı ticari işlerinde kullandığını, aracın tamirde kaldığı süre zarfında ticari işlerinin devam etmesi ve aksamaması amacıyla zorunlu olarak söz konusu ticari aracının yerine ikame araç kiraladığını ve bu bedelin davalılardan tahsili için Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında takip başlattığını, davalıların takibe haksız ve kötü niyetli olarak itirazı sebebiyle takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürmek suretiyle, davalıların haksız ve kötü niyetli itirazlarının iptaline, davalı/borçluların takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği cevap dilekçesinde özetle; Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığını, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, araç davacının şahsı adına kayıtlı olmakla taşımacılık faaliyette kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerektiğini, olay tarihi itibarıyla vekil edene ait ... plakalı araç; ihbar olunan ... tarafından tanzim edilmiş ZMSS ile trafik sigortalısı olduğunu, davanın ...'ne ihbarını talep ettiklerini, kusur durumuna itiraz etiklerini, Kazanın meydana geldiği kontrolsüz kavşakta kavşağı oluşturan yollar eş değer nitelikte olduğundan davacı tarafa ait araç; sağından gelen vekil eden şirkete ait araca yol vermelisi gerektiğini, Geçiş önceliği kaza yeri krokisi itibariyle vekil edene ait araçtadır. Öte taraftan ... plakalı araç sürücüsünde bilindiği kadarı ile hafif alkol çıkmış olmakla bu vaziyet kusur durumunda dikkate alınmadığını, müvekkiline ait araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusuru olmaması dolayısıyla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dosyanın İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'ne sevki ile kusur durumuna ilişkin rapor aldırılmasını talep ettiklerini, Davacı tarafın gerçek dışı iddialarını kabul etmediklerini, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu faturalar, üçüncü kişiler nezdinde tevsik edilmiş, denetlenebilirlikten uzak, tarihleri itibariyle kaza ile ilişki kurulamayacak belgeler olduğunu, aracın tamirinin kısa sürede tamamlanabilecek nitelikte olduğunu, Davacının aracının ... taşımacılığı faaliyetinde kullanıldığını ispat etmesi gerektiğini, kısa sürede tamiri tamamlanacak nitelikte olan araç bakımından istek konusu edilen kiralama bedelleri fahiş ve hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; İcra takibi bakımından davacı tarafın işlemiş faiz isteminde bulunması mümkün olmayacağını, işlemiş faiz isteği yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, iddiaya konu haksız istem yargılamayı gerektirir nitelikte bulunduğundan icra inkar tazminatı istemi de yersiz ve hukuka aykırı olduğunu , dava dilekçesinin görev yönünden reddine, devamla dava şartı arabuluculuk şartının yerine getirilmemiş olması dolayısıyla davanın usulden reddine, davanın ...'ne ihbarına, haksız ve hukuka aykırı davanın reddi ile yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir Davalı ... süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, haksız fiil niteliğindeki trafik kazası nedeniyle kusurlu olduğu belirtilen sürücü ve araç maliki aleyhine açılan ikame araç bedeline dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı şirket davanın reddini savunmakla, kazada davalı sürücünün kusurunun bulunmadığını, davacının aracının ticari olarak kullanılmadığını, davanın reddini savunmaktadır. Davacının, dava ikame edilmeden önce zorunlu arabuluculuğa başvuru şartını yerine getirdiği görülmüştür. Türk Borçlar Kanunu m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu kazada kusur yönünden yapılan araştırmada, Mahkememizce kusur oranlarının tespiti ile şartları oluşmuşsa davacının talep edebileceği değer kaybı tazminatının belirlemesi için dosyamız önce ATK’ya tevdi edilmiş, ... tarihli raporunda “davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... ile ... mahaldeki tali yolda seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden geldiği kavşağa, istikametine hitap eden Yol Ver levhasına rağmen, yaklaşan araçların mesafesine de dikkat etmeden, kontrolsüzce seyrine devam etmesi sonucu, sol tarafından ana yolu takiben gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücü ...'ın kullandığı ... ile çarpışmasıyla kazanın meydana” gerekçeleriyle davalı sürücünün kazada %85 oranında, davacı sürücünün ise %15 oranında kusurlu olduğunu bildirmiştir. İtiraz üzerine İTÜ bünyesinde üç kişilik trafik bilirkişilerinden oluşan heyetten alınan tarihli raporda ise ... tarihli raporunda bahsi geçen gerekçelerle ATK raporundaki kusur dağılımının olaya uygun olduğunu bildirmiştir. TBK 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz." hükmüne yer verilmiştir. "TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup, birincisi “kusur bulunup bulunmadığına”, öteki “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazasına etki eden ve tarafların kusur durumlarının belirlenmesinde rol oynayabilecek olan araç hızlarının tespiti, aracın teknik özelliklerine göre kazanın oluş şeklinin belirlenmesinde zorunluluk bulunması vs. gibi bir durum yoksa, kazadaki kusur oranlarını belirlemenin teknik bilgiyi gerektiren bir yönü bulunmamaktadır.(Aynı yönde bkz. Yargıtay 17. H.D. 2019/2909 E. 2020/7805 K.) Buna göre yukarıda anılan TBK 74 maddesi ile HMK 266. maddeleri ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin anılan kararları bir arada değerlendirildiğinde kusur oranlarının belirlenmesi konusunda mutlak rapor alınması zorunlu olmadığı gibi bu alınan raporların da herhangi bir şekilde bağlayıcılığı bulunmamaktadır, dosya arasındaki bilgilerden kazanın ne şekilde gerçekleştiği belirlenebiliyor ise kusur oranın hâkim tarafından belirlenmesi gerekmektedir. Mahkememizce tarafların bilirkişi raporuna itirazları da değerlendirilerek, kusur yönünden raporun mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli, yasaya ve oluşa uygun olduğu, raporun ve kaza tespit tutanağının kusur değerlendirmesi yönünden mutabık nitelikte olduğu, kazada davalı sürücü ...’nun kullandığı ... ile ... mahaldeki tali yolda seyir halindeyken, yola gereken dikkatini vermeden geldiği kavşağa, istikametine hitap eden Yol Ver levhasına rağmen yaklaşan araçların mesafesine de dikkat etmeden, kontrolsüzce seyrine devam ederek sol tarafından ana yolu takiben gelen ve ilk geçiş hakkını bırakmadığı sürücü ...'ın kullandığı ... çarptığı, davacının aracının kullanan sürücü ...’ın ise yola gereken dikkatin vermeden ve hız azaltmadan yaklaştığı olay mahalli kavşakta, seyrine göre sağ tarafındaki tali yoldan gelen davalı sürücünün kullandığı ... ile zamanında etkin tedbir almadan çarpışması sonucu kazanın meydana geldiği anlaşılmakla; dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %85 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait sürücüsünün ise %15 oranında kusurlu olduğu takdiren kabul edilmiştir. Dava konusu kazada, davacının aracını kullanamadığı süre boyunca başka bir araç kiralama bedeli yönünden yapılan araştırmada, Yargıtay ilkeleri ile aracın tamir için kaç gün tamirhanede kaldığı önem arz etmemekle, hakkaniyetli ve adaletli bir karar verebilmek adına aracın aldığı hasarlara göre ortalama kaç gün tamirhanede kalabileceğinin bilirkişiler marifetiyle tespit edilmesi yöntemi kabul edilmiştir. Atk raporunda aracın tamirinin ortalama 10 gün sürebileceği, sigorta eksperi bilirkişi raporunda ise 15 gün sürebileceği, ATK raporunu sunan bilirkişilerin trafik bilirkişisi olması ve sigorta eksperinin bu konuda daha uzman olması sebepleriyle sigorta eksperi bilirkişinin üstünlük tanınarak aracın kullanılamadığı süre boyunca başka aracı kiralama bedelinin kaza tarihine göre günlük ... TL olmak üzere(... ortamında elde edilen veriler ile bulunmuştur.... de karar tarihi itibariyle emsal aracın kira bedelinin günlük ... TL olduğu, kaza tarihinde ise olabileceği değerlendirilmiştir.) %10 amortisman masrafları mahsubuna müteakip ... TL kiralama bedeli olabileceği anlaşılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 19. HD., 2020/237 Esas, 2020/805 Karar sayılı, 04.06.2020 Tarihli, "Bölge Adliye Mahkemeleri'nin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine Yönelik" vermiş olduğu ilamında; ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığına ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığına karar verilmiştir.(Benzer yönde Yargıtay 11. HD., 2020/4396 E, 2021/3198 K; 2020/6050 E, 2021/4519 K) Her ne kadar 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun gereği Ticari davalardan, konusu bir miktar para olan itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu hüküm altına alınmış ise de bu kanun maddesi dava tarihi itibariyle de yürürlükte değildir. Ancak, dosyada, davacı tarafça zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu anlaşılmaktadır. Arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihi ..., bittiği tarih ise ...'dir. İş bu davanın tarihi ise ... tarihi olup, dava tarihi itibariyle, dava konusu talep, zorunlu arabuluculuğa başvuru koşuluna tabi değildir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, 2-Alacak likit bir alacak olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL tamamlama harcı olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’ nin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 6-Davalı ... tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın bu davalı üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davalının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 7-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 14/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır