İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/243 E. 2020/223 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/243
- Karar No
- 2020/223
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/243 Esas KARAR NO : 2020/223
DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/05/2019 KARAR TARİHİ : 16/06/2020
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının davalıdan ... tarihinde ticari kredi kullandığını, davalı banka ve tüm bankaların ortalaması olan %0,2 BSMV dahil ... TL alınması gerekirken davalı bankanın ... TL kredi kullandırım serbest işlem masrafı alındığını, fazla alınan ... TL'nin davacıya iadesi gerektiğini, ... tarihinde erken kapatma yaptığı kredide toplam ... TL kredi kapatma komisyonu adı altında sözleşmeye aykırı kesinti yapıldığını, bu bedelin iadesi gerektiğini, ... TL serbest işlem masrafı adı altında kesinti yapıldığını, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak ... TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte iadesi karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacını tacir olduğunu, basitli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü altında olan davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davalı bankanın karlılık ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda emsal uygulamalar dikkate alınarak verilen hizmet ile orantılı bir ücret alındığını, kesintilerin kredi sözleşmelerine uygun olduğunu, kullandırılan kredinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra talepte bulunmanın iyiniyet ve hakkaniyete uygun olmadığını, erken kapatma komisyon kesintilerinin usul ve yasaya uygun olduğunu, serbest kaldırma ücretinin rehin kaldırma ücreti olduğunu, emsal kararlarını banka lehine olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon vb. adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Taraflarında imzalanan kredi sözleşmeleri, banka kayıtları ile tarafların tutundukları tüm deliller celp olunmuştur. Bilirkişi ...'ın ... tarihli raporunda özetle; davalı banka tarafından davacı müşteriden, kredi kullandırım, ... limit tahsis, kredi erken kapama ve rehin kaldırma ücreti adı altında tahsil edilen toplam ... TL'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu, haksız şart niteliği taşımadığı belirtilmiştir. Bilirkişi ...'ın ... tarihli ek raporunda özetle; kök raporunu tekrar etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince genel işlem şartı, bankanın ücret vb. alacak adı altında yaptığı kesintileri kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır. Genel işlem şartları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı âkidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması aranır. Genel işlem şartları kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanırlar ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak şartları saptamak ve bunları karşı âkidin müdahalesine imkan tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dahil etmektir. Bu şartların nasıl hazırlandığı, kağıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dahil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem şartı nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için karşı âkidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/01/2015 tarih 2014/13-596E. 2015/792K. sayılı kararı). 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2017 tarih 2017/11-2436E. 2017/1303K. sayılı kararı). Bunun gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun "Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Hâller" başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin (a) bendinde "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan genel işlem şartının değerlendirilmesinde sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Yargıtay uygulamasına göre bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilip dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2014 tarih 2014/4377E. 2014/16466K. sayılı kararı). Bunun gibi 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun "Faiz Oranları İle Diğer Menfaatler" başlıklı 144. maddesinin "Cumhurbaşkanı, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Cumhurbaşkanı, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir." hükmü ile maddede sayılan işlemlerden sağlanacak menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarının tespiti ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılma yetkisi "Cumhurbaşkanına" verilmiş ve bu yetkilerin “Merkez Bankasına” devredilebileceği de madde hükmünde yer almıştır. 09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Anılan tebliğ hükümlerine göre, bankaların ticari krediler sebebiyle hukuka aykırı olmamak kaydıyla masraf tahsil edebilecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 tarih 2019/1849E. 2019/7439K. sayılı kararı). 6098 sayılı Borçlar Kanunu sonrası imzalanan kredi sözleşmelerinde Türk Borçlar Kanunu 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları bakımından değerlendirme yapılması ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin göz önüne alınarak davacının isteyeceği masraflar, vergi ve sair kesintilerin saptanması ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarih 2018/1725E. 2019/2260K. sayılı kararı). Bankanın ödeme belgesi ibraz edilmeyen ekspertiz ücreti ile sigorta işlemlerinden kaynaklandığı belirtilen tahsilatların taraflar arasındaki sözleşme ve yasaya aykırı olduğunun kabulü gerekir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 05/11/2019 tarih 2018/2463E. 2019/2093K. sayılı kararı). Borçlu kural olarak borçlanılan edimini muaccel olmadan da ifa edebilir. Buna borçlunun erken ifa yetkisi denmektedir (Eren, Fikret: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara, 2017, s. 978). Bu husus 818 sayılı BK’nın 80. maddesinde “Akdin hükmünden veya mahiyetinden veya hâl icabından iki tarafın hilafını kast ettikleri anlaşılmadığı takdirde, borçlu borcunu vadesinden evvel ifa edebilir. Şu kadarki borçlunun, vadeden evvel tediyede bulunmasından dolayı mukavele ile veya âdeten mezun olmadıkça bir miktar tenzilat icrasına hakkı yoktur” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan madde metninden de anlaşılacağı üzere, ifa zamanı kural olarak borçlu lehine düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu nedenle borçlu, kendi lehine konulmuş bir yetkiden vazgeçerek erken ifada bulunabilir. Esasen kanun koyucunun ifa zamanını genel olarak borçlu lehine düzenlediği gözetildiğinde borçlu kendisine tanınan bu yetkiden vazgeçip vaktinden evvel ifa talebinde bulunabilir. Alacaklı erken ifaya yetkili olan borçlunun ifa teklifini reddettiği takdirde mütemerrit duruma düşecektir. Erken kapama ücretinin öngörülmesinin asıl sebebi borçluyu erken ifa düşüncesinden caydırmaktır. Ayrıca bankacılık uygulamalarında kredi taksitlerinin geri ödemelerinde başlangıçta faize daha fazla kesinti yapılmakta ve giderek kredinin sonuna yaklaşıldığında neredeyse faizin tamamı tahsil edilmiş olmaktadır. Faiz kesintisinin başlangıçta fazla olması bankacılık uygulamasında aslında örtülü bir erken kapama ücretinin bulunduğunu göstermektedir. Zira bankalar, ilk taksitlerde faiz kesintisini fazla tutarak erken kapamanın risklerinden kendilerini korumuş olmaktadırlar. Erken kapama ücreti alınabilmesi, müşteri ile banka arasındaki kredi sözleşmesinde bu yönde hüküm bulunmasına bağlıdır. kredinin erken kapatılmasının her iki tarafın da menfaatine olduğu, tarafların serbestçe erken kapama ücretini belirleyebilecekleri, ancak bunun sınırının dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı olduğu; diğer bankaların dava konusu krediler ile aynı özellikteki (kullanım tarihi, vade tarihi, taksit ödeme aralığı, miktarı, erken kapama tarihi) kredilerin erken kapatılması hâlinde alacakları erken kapama ücreti tespit edilerek, her iki tarafın menfaatleri de dikkate alınıp TMK’nın 2. maddesi çerçevesinde yukarıda bahsedilen hususlarda gözetilerek erken kapama ücretinin belirlenmesi gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/12/2019 tarih 2019/11-567E. 2019/1346K. sayılı kararı). Davamıza gelince; davacı, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon ve sair adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemi ile dava açmıştır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilmiş dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ...'ın ... tarihli raporunda özetle; davalı banka tarafından davacı müşteriden, kredi kullandırım, ... limit tahsis, kredi erken kapama ve rehin kaldırma ücreti adı altında tahsil edilen toplam ... TL'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu, haksız şart niteliği taşımadığı belirtilmiştir. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, taraflar arasında ... tarihli olarak akdedilen Genel Ticari Kredi Sözleşmesine dayalı olarak davalı bankaca davacı müşteriye ... tarihinde ... numaralı yıllık akdi faiz oranı %19,98 aylık ... TL eşit taksitler halinde ödemek üzere 24 ay vadeli ... TL tutarlı taksitli ticari kredi kullandırıldığı, ... plakalı aracın kredinin teminatını oluşturmak üzere bankaya rehin olarak verildiği, kredinin ... tarihinde ... TL anapara tutarı üzerinden kapatıldığı ve araç üzerindeki şerhin kaldırıldığı; limit tahsis ücretine ilişkin, “... Limit Tahsis Masrafı” adı altında ... TL tutarında kesinti yapıldığı ve bu ücretin davalı banka tarafından alabilme hakkının olduğu, davalı bankanın güncel web sitesinde ilan edilmiş ücret ... TL olsa da 2012 yılında daha farklı bir fiyat uygulanıyor olabileceği, diğer banka uygulamalarında da tesis edilen kredi tutarının %2’si oranında masraf tahsil edilebileceği, bu durumda davalı banka tarafından “... Limit Tahsis Masrafı” adı altında tahsil edilen ... TL nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu, Kredi kullanım ücretine ilişkin, davalı banka tarafından “kredi kullandırma komisyonu” adı altında tahsil edilen ... TL nin bankanın güncel web sitesinde ilan edilmiş azami kredi tutarının %2’si oranında olacağının belirtilmiş olduğu ve bu durumda taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu ve haksız olarak değerlendirilemeyeceği, erken kapama ücretine ilişkin olarak, ticari kredinin en son taksitinin ... tarihinde olduğu ancak davacı tarafından ... tarihinde ... TL anapara tutarı üzerinden kapatıldığı, yapılan bu erken kapama işlemi için vergi dahil “kredi erken kapama komisyon masrafı” adı altında ... TL tutarında kesinti yapıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği bankanın güncel web sitesinde ilan edilmiş azami kredi tutarının %2’si oranında olacağının belirtilmiş olduğu ve bu durumda taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu ve haksız olarak değerlendirilemeyeceği, rehin kaldırma ücretine ilişkin olarak, davalı banka tarafından ... tarihinde davacıya kullandırmış olan ... TL tutarlı taksitli ticari kredinin ... tarihinde kapatıldığı ve kredinin teminatı olan araç rehininin kaldırılması için verilen “rehin kaldırma ücreti” adı altındaki ... TL nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olduğu, yapılan tüm kesintilerin akdedilen sözleşmeye ve mevcut piyasa koşullarına benzer düzeyde olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3. Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK' nın 341 maddesi gereğince KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/06/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır