İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/219 E. 2019/617 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/219
- Karar No
- 2019/617
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/219 KARAR NO : 2019/617
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/05/2019 KARAR TARİHİ : 04/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının da aralarında bulunduğu ... kat malikleri ile iş sahibi arasında Antalya ... Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numarası ile "inşaat sözleşmesi" imzalandığını, ... tarihinde yapı ruhsatı alındığını, davalının iş sahiplerinden biri olup sözleşme konusu apartmanı ... numaralı dairenin 1/2 payına sahip olduğunu, dairenin 1/2 payına davalının, 1/2 payına ...'nin sahibi olduğunu, inşaat sözleşmesinin imzalanması müteakip inşaatın devamı sırasında iş sahipleri ile karşılıklı görüşmeler ve istekler doğrultusunda ve inşaat sözleşmesine uygun olarak sözleşme konusu inşaatta ilave iş ve işlemler yapılmasının gerektiğini ve ... kat malikleri ile müvekkil yüklenici arasında ... tarihinde inşaat sözleşmesi zeyilname imzalandığını, söz konusu zeyilname ile inşaat sözleşmesinin, inşaat bedeli maddelerinde değişiklik yapıldığını, yükleniciye ödenecek inşaat bedelinin KDV dahil ... TL olarak değiştirildiğini, dava konusu inşaatın tamamlanıp iş sahiplerine tebliğ edildiği, davalının kasıtlı olarak zeyilnameyi imzalamadığını ancak yapılan işlemlerin onun bilgisi ve rızası dahilinde olduğunu, yapılan ilave işler nedeni ile davalının bağımsız bölümünün değerinin arttığını, davalının temerrüde düştüğünü, davalının faturaya itiraz etmediğini, davalı tarafından icra dairesine yapılan itarazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, müvekkilinin davalıya bir borcunun olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir. Mahkemelerin görevi dava şartıdır. Mahkemenin davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı ve yokluğu gerekli olan hallere ise dava şartları denir (KURU/Baki// ARSLAN/Ramazan/YILMAZ/Ejder., Medeni Usul Hukuku (Ders Kitabı), Ankara 2005, s. 303)Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 188. maddesinde, "Hakimin re'sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar" deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2005/9-546 E.N , 2005/611 K.N., 26/10/2005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 115'e göre; mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Görev kuralları kamu düzenindendir ve re'sen dikkate alınır, dava şartıdır. Somut olayda, dava, kentsel dönüşüm kapsamında riskli olduğu belirtilen yapının yıkılıp, sözleşmeye/projeye uygun şekilde yapılacak inşaata ilişkin sözleşmeden/inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/17-1097 esas, 2019/458 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Somut davada, mutlak ticari dava olarak nitelendirilecek bir husus yoktur. Her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması/her iki tarafın tacir olması gibi bir durum da söz konusu değildir. Yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin bir dava da söz konusu değildir. Dava, bu nedenlerle ticaret mahkemesinin görev alanına girmemektedir. Dava konusu talebin temelinde eser sözleşmesi vardır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi (I) bendinde, gerçek veya tüzel kişilerle tüketiciler arasında kurulan eser sözleşmelerini tüketici işlemi kapsamına almıştır. Kanunun 73/1. maddesi ise tüketici işlemlerinden doğan davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirlenmiştir. 6502 sayılı Kanunun 3. maddesi gerekçesinde eser sözleşmelerinin kanun kapsamına alınmasına ilişkin herhangi bir açıklama getirilmemiştir. Ancak kanunun sistematiği nazara alındığında kanunda zikredilen eser sözleşmelerinden kastın; ticari ve mesleki olmayan amaçlarla, salt kişisel ihtiyaçları için kullanma ve tüketme amacıyla gerçek ve tüzel kişi ile tüketici arasında yapılan eser sözleşmeleri olduğu anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri 818 sayılı BK'nın 155 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerinin kendine özgü bir türüdür. Bu sözleşmelerin bir tarafı arsa sahibi diğer tarafı yüklenicidir. Bu tür sözleşmelerde arsa sahibinin Tüketici Kanununda 3/k maddesindeki tüketici tanımına uymadığı anlaşılmaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibi açısından güdülen amaç kullanmak için konut edinmek değil arsasını değerlendirmektir. Bu nedenle arsa sahibinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalarken güttüğü saikin 6502 sayılı Kanunda tanımlanan tüketicinin saikinden farklı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerine konu işin üst düzey teknolojiyi gerektirmesi, sözleşme kapsamında taşınmaz satış vaadi ve inşaat sözleşmelerinin de bulunduğu nazara alındığında 6502 sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay 20. HD., 2017/5103 esas, 2017/2506 karar; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi., 2016/3675 Esas, 2016/3039 Karar; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD, 2019/925 esas, 2019/512 karar; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD, 2019/1178 esas, 2019/1061 karar; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. HD, 2017/107 esas, 2017/69 karar) Somut olaya bakıldığında; 6502 sayılı Kanunda kanun koyucunun salt kullanma ve tüketme amacına yönelik mutfak, dolap yaptırmak araç tamiri yapmak gibi dar kapsamlı eser sözleşmelerini kastettiği göz önüne alınarak; olayda bu şekilde dar kapsamlı bir inşaat/eser sözleşmesi olduğu söylenemez. Bu nedenle tüketici mahkemesi de görevli değildir. Dava, bu nedenlerle ticaret mahkemesinin görev alanına girmemektedir. Dosyada görevli mahkeme genel görevli olarak Asliye Hukuk mahkemesidir. Bu nedenle, davanın usulden red kararı vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZ olması nedeniyle USÜLDEN REDDİNE, 2-Dosyanın karar kesinleştiğinde NÖBETÇİ ANTALYA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 3-Yargılama giderlerinin görevli mahkemede dikkate alınmasına, Dair; davacı vekili ...'ın yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/10/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır