İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/211 E. 2021/408 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/211
Karar No
2021/408
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2019/211 Esas KARAR NO : 2021/408

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/05/2019 KARAR TARİHİ : 17/06/2021

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin peyzaj ve çevre düzenlemesi ile peyzaj satışı yaptığını, müvekkilinin davalı ile ... tarihinden ... tarihine kadar çalıştıklarını, bu dönemde toplam ... TL tutarlı mal ve hizmet verildiğini, ... TL tutarlı ödeme yapıldığını, bakiye kısmın müvekkiline ödenmediğini, bakiye kısmın tahsili için icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, bu nedenlerle davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, takip konusu alacağın %20’ sinden az olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle: Müvekkile aleyhine icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline ... tarihinde tebliğ edildiğini, yasal süresiz içerisinde yasal süresi içerisinde itirazlarını sunduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, takibe dayanak fatura carip hesap içeriği hizmeti müvekkili şirkete vermediğini, faturanın müvekkiline tebliğ edilmediğini, borca, faize ve takibe itiraz ettiğini, temerrüt faizinin istenilmesinin mümkün olmadığını, tarafına ihtar olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, alacağın %20’ sinden az olmamak üzere müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, dosya alanında uzman mali müşavir bilirkişinin ... tarihli raporunda: “Taraflar arasında cari hesaba dayalı ticari ilişkinin olduğu, 'Peyzaj ve Çevre Düzenlemesi' alım-satıım/hizmeti yapıldığı, Davacınm ticari defter açılış/kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, kayıtlarının usulüne uygun olduğu, HMK. 222/2.maddesine göre 2016-2017-2018 yılı defter kayıtlarının davalarda lehine delil vasfı taşıdığı, Davacının davalı adına düzenlediği faturaları 2016-2017-2018 yılı ticari defterlerine kayıt ettiği, ticari defter kayıtlarına göre ... TL ticaret hacmi oluştuğu, Davah tarafın ticari defterlerini Şirket Merkezi ...'da olması nedeniyle yerinde inceleme için talimat dilekçesi sunduğu, Davacı tarafın fatura münderecatını, teslimini ispatlaması halinde davalıdan asıl alacak olarak ... TL alacaklı olduğu, Davacı tarafin alacağını ihtarname ile temerrüde düşürmediği, takip tarihinden önce faiz talep edemeyeceği” kanaatini bildirmiştir. Alanında uzman mali müşavir bilirkişinin ... tarihli ek raporunda: “Davacının bağlı vergi dairesine eksik beyan ettiği ve ticari defterleri ile uyumlu beyan edemediği ana raporda tespit edilen ... nolu ... TL'lik İrsaliyeli Faturanın yapılan ek inceleme ile tarafların bağlı vergi dairesine Form Bs Ba ile beyan etmediği, bu nedenle irsaliyeli faturanın içeriğinin teslimini ispat yükü içerisinde olduğu, ispatlayamaması halinde bu irsaliyeli fatura alacağı kadar alacak talep edemeyeceği, Davacının .../... döneminde bağlı vergi dairesine Form Bs ile beyan ettiği, davalının ise bağlı vergi dairesine Form Ba ile beyan etmediği, ... nolu ... TL tutarındaki İrsaliyeli Faturanın içeriğinin teslimini ispat yükü içerisinde olduğu, ispatlayamaması halinde bu fatura alacağı kadar alacak talep edemeyeceği, Davacının faturaların içeriğinin teslimini ispatlayamaması halinde ... TL alacak talep edebileceği, ispatlaması halinde takipteki ... TL asıl alacağa hak kazanabileceği” kanaatini bildirmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya düzenlenen fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından takibe konu faturaya ilişkin malların davalıya teslim edilip edilmediği , taraflar arasında bu malların satımına yönelik akdi ilişki bulunup bulunmadığı ve varsa davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faiz miktarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK, m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Ticari nitelikteki satış sözleşmelerinde, satış bedelinin tahsili için başlattığı ilamsız icra takibi itiraza uğrayan alacaklının açtığı itirazın iptali davasında, hangi tarafın hangi olayı ispat etmesi gerektiği, ödeme emrine itiraz dilekçesi, tarafların dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında mahkemeye sundukları dilekçeler ve ön inceleme aşamasında alınan beyanlara göre tespit ve tayin edilecektir. Bu aşamadan sonra mahkemece yapılacak iş, belirlenen ispat yüküne göre, taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri için gerekli olanağı tanımak ve yargılamayı neticelendirmektir. Mahkemece, taraf iddia ve savunmalarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, uyuşmazlık konusu olayların doğru bir şekilde tespit edilmesi, kimin neyi, ne şekilde ispat edeceğinin belirlenmesi, bu anlamda doğru bir yargılama stratejisi oluşturulması gerekecektir (Yücesoy Yılmaz, Y.: Ticari Nitelikteki (Tacirler Arasındaki) Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili İçin Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara, 2014 s: 71). Uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların ve ticari defterlerin delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükümler çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında ise fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç; 6102 Sayılı TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarihli ve 2011/15-472 E., 2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-823 2019/553) Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göz atıldığında aşağıdaki kararlar somut olaya emsal olarak gösterilebilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/8902 E. 2016/211 K. Sayılı emsal içtihadında "Dava, faturadan kaynaklanan satış nedeni ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davacı satıcı, mal teslimini kanıtlamak zorundadır. Davada münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmamıştır. Davacının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemez. Mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek, davacının teslime ilişkin kanıtları toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/7819 Esas, 2017/2738 Karar " davacı tarafından icra takibine konu faturadaki malın davalıya tesliminin usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Tek başına fatura malın teslimine yeterli değildir. 6098 sayılı TBK'nun 207 ve devamı maddelerinde düzenlenen satış sözleşmesinde, satıcının mal teslimini kanıtlaması gerekir." Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/12574 Esas, 2014/16692 Karar " fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispat külfeti davacıya aittir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz." Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 10.04.2014 T., 2014 / 4010 E. Karar: 2014 / 7087 K. "Somut olayda ispat külfeti davacı yanda olup takibe dayanak yapılan fatura içeriğindeki ekmeklerin davalıya teslim edildiğinin irsaliye, teslim belgesi veya makbuz gibi yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeden ve davalının tanık dinlenmesine muvafakat etmediği de dikkate alınmadan yanılgılı değerlendirme sonucu tanık beyanları hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir." Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 18.04.2018 T. 2015/43098 E. 2018/4725 K."Davacı, davalıya fatura karşılığı sattığı ürünlerin teslim edildiğini ancak bedelinin ödenmediğini iddia etmiş; davalı akdi ilişkiyi inkar ederek, davanın reddini dilemiş; mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde, dosya içerisinde bulunan fatura, kantar fişi, sevk irsaliyesi vs. belgelerin hiçbirinde davaya konu, teslim edildiği iddia edilen ürünlerin davalıya teslim edildiğine ilişkin davalının imzası vs. bulunmamaktadır. Davalı, davacının iddia ettiği akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre, ispat yükü davacıda olup, dosya kapsamı itibariyle, bu iddiasını ispatlayamamıştır. O halde, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." Somut olayda tarafların ticari defterleri incelenmesi için mehil verilmiş davacı tarafın defterlerini mahkememize ibraz ettiği davalı tarafın ise ticari defterlerini talimat mahkemesine verilen kesin sürede ibraz etmediği anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda sonuç olarak davacının davalıya düzenlediği takibe konu fatura alacağının davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafa faturaya konu alacağın ispatı için dava dilekçesinde dayandıkları yemin delili hatırlatılmış, davacı taraf yemin deliline başvurarak süresinde yemin metnini mahkememize sunmuş, davalı şirket yetkilisi adına talimat mahkemesince çıkartılan meşruhatlı yemin davetiyesine rağmen talimat mahkemesindeki duruşmada davalı şirket temsilcisi hazır bulunmadığından davacı taraf yemin delili ile faturaya konu malların teslim edildiğini ve dolayısıyla davasını ispat etmiş sayılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; mahkememizin yukarıdaki kabulü gereği davacının davasını ispat ettiği anlaşıldığından davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacağa itirazının iptali ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. İcra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih 2016/2941 E. 2016/10949 K. Sayılı ilamında "Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. İş bu içtihat ve alacağın likit oluşu nazara alınarak davacı yararına hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına da karar vermek gerekmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle davacının davasının kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, 2-Buna göre davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacağa itirazının iptali ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden devamına, 3-Hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki ... TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4- Harçlar Kanunu hükümlerine göre alınması gereken ... TL harçtan peşin alının ... TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan ... TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacının yapmış olduğu, tebligat, müzekkere, bilirkişi ve posta masrafından ibaret toplam ... TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ ne göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’ nun 18/A-14. maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden ... TL' nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2021

Katip ...

Hakim ...

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/211, K. 2021/408, T. 17.06.2021, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-211-e-2021-408-k-0f90dac169b3