İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/1042 E. 2019/166 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/1042
- Karar No
- 2019/166
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1042 Esas KARAR NO : 2019/166 DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ : 01/11/2019 KARAR TARİHİ : 18/12/2019 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu... Türk Anonim Şirketinin 01.08.2019 tarihinde yapılan 01.04.2018-31.03.2019 Özel Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan özel denetçi atanması taleplerinin reddi ile 3, 4, 5, 7, 8 numaralı kararların usul, yasa ve ana sözleşmeye aykırı olduğunu, bu kararlara muhalefet şerhi koyduklarını, özel denetçi atanmasını gerektirir nedenleri toplantıda dilekçe ile sunduklarını ve bu konunun gündeme alınmasını talep ettiklerini ancak oy çokluğu ile taleplerinin reddedildiğini, ret kararının müvekkilinin bilgi edilme hakkının engellenmesi amacı ile alındığını, gündemin 3. maddesine konu şirketin 01 Nisan 2018 ve 31 Mart 2019 özel hesap dönemi bilanço ve kâr/zarar hesaplarının okunması, müzakeresi ve onaylanması konusunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 437. maddesi gereğince kar-zarar tablolarının ve bilançoların özellikle davalı şirketçe yapılan harcamalar ve dağıtılan primler yönünden anılan bağımsız denetim şirketi eliyle inceletilmesi talepleriyle ilgili olarak ise hiçbir karar verilmediğini, genel kurulun onayına dahi sunulmadığını, bilgi edinme haklarının kullandırılmış olsaydı bilançoların ve kar-zarar tablolarının gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkacak olduğunu, gündemin 4. maddesine konu Yönetim Kurulu'nun 01 Nisan 2018 ve 31 Mart 2019 özel hesap dönemine ait Faaliyet Raporunun görüşülmesi ve Yönetim Kurulunun ibrası konusunda yönelttikleri sorulara 10 gün içinde cevap verileceğinin belirtildiğini, 4. madde ile ilgili tekliflerinin de değerlendirilip oylamaya sunulmadığını, yönelttikleri sorulara davalı tarafça net olarak cevap verilmediğini, davalı şirket hakkında bir önceki genel kurul kararlarının iptali ile şirketin feshi davalarının derdest olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrası konusunun ayrı bir madde olarak görüşülmesinin yönetmelik gereği olup, bu durumun iptal nedeni olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrası oylamasında TTK'nun 436. maddesine aykırı oy kullanıldığını, hesaplamanın doğru yapılmadığını, bu nedenle yönetim kurulu üyelerinin ibrasının kanuna aykırı olduğunu, gündemin 5. maddesinde şirketin 01 Nisan 2018 ve 31 Mart 2019 özel hesap dönemi Bağımsız Denetçi Raporunun okunması, müzakeresi ve onaylanmasının görüşüldüğünü, yönelttikleri sorular karşısında yeterli cevap alınamaması üzerine özel denetçi atanması talepli dava açtıklarını, gerek bilançolar, kar-zarar tabloları gerekse yönetim kurulu özel hesap dönemi faaliyet raporunun gerçeği yansıtmadığını, bu mali tablolar esas alınarak hazırlanan Bağımsız Denetçi Raporlarının da güvenilirliğinin şüphe uyandırdığını, bu nedenle bu konuda alınan kararın da iptalinin gerektiğini, gündemin 7. maddesinde; geçmiş yıllara ilişkin kârların dağıtılıp dağıtılmayacağının görüşüldüğünü, ana sözleşmenin 19. maddesinde yapılan esas sözleşme değişikliği ile müvekkilinin şirkette sahip olduğu payların değersizleştirilmeye ve müvekkilinin şirket içerisinde etkisizleştirilmeye çalışıldığını, kar dağıtım önerisinin değiştirilerek önerdikleri şekilde kâr dağıtımı yapılmasını talep ettiklerini, bu önerilerin nazara alınmadığını, oylamaya dahi sunulmadığını, müvekkilinin ortak sıfatı ile öneride bulunma hakkının ihlal edildiğini, bu durumun hakkaniyete, dürüstlük kuralına ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, gündemin 8. maddesinde; Yönetim Kurulu Üyelerine ödenecek ücretin tespitinin görüşüldüğünü, bu konuda önerilerini sunduklarını, ayrıca sorularının yöneltildiği dilekçenin sunulduğunu, ücretin tespiti için araştırma yapılması gerektiğini, bu nitelikte bir araştırma yapılmadan ücretin tespit edildiğini, bazı üyelerin başka şirketlerde de görev yaptıklarını, yönetim kurulu üyelerine aynı zamanda şirket ortağı da olmaları nedeniyle %16.30 oranında artırım yapılarak ödenen huzur hakkı ücretlerinin ÖRTÜLÜ KÂR DAĞITIMI olarak nitelendirilip ve KÂRIN ÇOĞUNLUK LEHİNE KULLANILMASI konusunun gündeme geleceğini, bu durumun ise şirketin feshi nedenlerinden biri olduğunu, bu nedenle bu kararın hukuka aykırı olduğunun açıkça ortada olduğunu, dava konusu edilen gündem maddeleri ile ilgili kararların tamamına ret oyu verip muhalefet şerhlerini kaydettirdiklerini bildirmiş, davalı şirketin 01.08.2019 tarihinde yapılan 01.04.2018-31.03.2019 Özel Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan ve numara verilmeyen özel denetçi atanması taleplerinin reddine ilişkin alınan genel kurul kararı ile toplam tutanağın 3, 4, 5, 7, 8 numaralı kararlarının müvekkilinin öneride bulunma hakkının ihlal edilmesi objektif iyiniyet kurallarına ve kanuna aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde, yapılan müzakereler sonucu kararların oy çokluğu ile alındığını, özel denetçi atanması hakkında bir karar verilmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça yöneltilen sorulara 10 gün içinde cevap verileceğinin ifade edildiğini, iki sayfalık talebe o anda cevap verilemeyeceğinin mümkün olmadığının açık olduğunu, cevapların davacıya ve vekiline ayrı ayrı gönderildiğini, İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... esas sayılı dosyasında verilen bilirkişi raporunun verilebilecek en güzel cevap olduğunu, ibra kararının tek başına uygulanabilir karar niteliğinde bulunmadığını, davacı tarafça yönetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açıldığı yönünde bir talep ve beyanda bulunulmadığı gibi bu yönde açılmış bir davanın da olmadığını, bu nedenle bu yöndeki davanın görülebilir niteliğinin bulunmadığını, T.T.K'nun 436. maddesine farklı anlam yüklenemeyeceğini, oy kullanamayacakların sınırlı olarak sayıldığını, davacı tarafça ibra oylamasına ilişkin yapılan hesaplamanın hatalı olup ...nin ...in oğlu olmadığını, davalı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında kâr dağıttığını, davalı şirketin kendi varlıklarını tehlikeye atmadan, gelecek yıllardaki maddi durumunu riske sokmadan, basiretli bir tacir olarak davranarak kâr dağıtma konusunda karar aldığını, kâr dağıtımından arda kalan miktarın olağanüstü yedek akçe olarak tutulup, kullanılan kredi tutarının azaltıldığını, şirket bünyesinin mevcut ve olabilecek ekonomik darlıklara karşı kuvvetle tutulduğunu, davacı tarafça muhalefet şerhlerinin hukuku aykırı olarak ileri sürüldüğünü, üçüncü, dördüncü ve sekizinci maddedeki muhalefet şerhlerinin görüşme başlamadan ileri sürüldüğünü, bu nedenle dava şartının oluşmadığını, davalı yönetim kurulu üyelerinin başka şirketlerde yönetim kurulu üyeliklerinin mevcut olmasının kimseye bir zararının bulunmadığını, davacının babasından veraseten intikal eden malvarlığını mümkün olduğunca çabuk ve yüksek bedellerle paraya çevirebilmek için eldeki dava dahil davalar zinciri yaratarak hak arama hakkını kötüye kullandığını, kendisine yapılan yönetim kurulu üyeliği teklifini de reddettiğini, yönetim kuruluna ödenen huzur haklarının enflasyon oranında artırılmış olup bu yöndeki iddiaların da haklı olmadığı bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davacının ortağı olduğu davalı şirketin 01/08/2018 tarihinde yapılan 01/04/2018 ile 31/03/2019 arası özel hesap dönemi olağan genel kurul toplantısında alınan özel denetçi atanması talebinin reddi ile toplantı tutanağının 3, 4, 5, 7 ve 8 nolu maddelerinde oy çokluğu ile alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Dava, T.T.K'nun 445. Maddesinde ön görülen hak düşürücü süre içinde açılmıştır. T.T.K'nun 446 (1/a) maddesi uyarınca genel kurul toplantısında hazır bulunan ortakların alınan kararlara karşı iptal davası açabilmeleri için ret oyu kullanmış ve muhalefetlerini de toplantı tutanağına kaydettirmiş olmaları gerektiği düzenlenmiştir. Bu kural emredici hüküm niteliğindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/2875 esas, 2016/3815 esas, 2018/353 esas, 2017/1281 esas, 2017/2875 esas, 2017/5417 esas, 2017/2696 esas ve 2018/5417 esas sayılı ilamları ile benzer çok sayıdaki ilamlarında genel kurul kararlarına katılarak ret oyu kullanmanın yanında muhalefet şerhi yazdırmanın iptal davaları yönünden dava şartı niteliğinde bulunduğu, oylamadan önce muhalefet edilmesinin (Peşin Muhalefet) dava hakkı vermeyeceği, kararların alınmasından sonra muhalefet şerhinin verilmesinin gerektiği vurgulanmıştır. Davacı taraf genel kurul sırasında yaptıkları özel denetçi atanması taleplerinin oy çokluğu ile reddini dava konusu yapmıştır. Davaya konu 01/04/2018 tarihli genel kurulun başlangıcında, davacı tarafça özel denetçi atanması konusunda gündem maddesine ekleme yapılması teklif edilmiş, davacı tarafın payı dışındaki diğer ortakların red oyu kullanması ile oy çokluğu ile istemin reddine karar verilmiştir. Davacının muhalefet şerhini oylama sonrası tutanağa yazdırmadığı gibi mahkememizce özel denetçi atanması talebinin esası hakkında bir inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, davacının bu taleple asliye ticaret mahkemesine başvurup karar alabileceği, oy çokluğu ile alınan kararda usul ve yasaya ve ana sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın bu kararın iptali isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 01/04/2018 tarihli genel kurul gündeminin 3. maddesi gereğince özel hesap dönemi, bilanço, kâr ve zarar hesaplarının oylanması, 4. maddesi gereğince aynı döneme ait yönetim kurulu üyelerinin ibrası, 5. maddesi gereğince hesap dönemi bağımsız denetim raporunun oylanması, 7. maddesi gereğince kâr dağıtımı önerisinin oylanması ve 8. maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerine ödenen ücret ve huzur hakkı tutarının önerilen dağıtım usulü ile ödenmesine ilişkin oylama dava konusudur. Davaya konu toplantı tutanağının incelenmesinden dava konusu edilen 3, 4, 5, 7 ve 8 nolu kararların gündemin 4. maddesi kapsamında yönetim kurulu üyelerinin ibrası konusunda bazı yönetim kurulu üyelerinin ibrası dışında davacının sahip olduğu 7.086.300 hisse kabul oyuna karşılık, diğer ortakların sahip olduğu 52.413.700 adet ret oyları ve oy çokluğu ile alındığı, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ile yerleşmiş Yargıtay kararlarına aykırı olarak davacı tarafça oylama öncesi alınacak kararlara ilişkin görüş, itiraz ve beyanlar bildirilmesine rağmen oylamadan sonra alınan karar muhalefet edildiğine dair her bir karar sonrası muhalefet şerhinin davacı tarafça yazdırılmadığı gibi, oylamaların tamamı sonrası ve toplantı kapatılmadan önce yine davacı tarafın yapılan tüm oylamalara muhalefet ettiğine dair, muhalefet şerhinin yazdırılmadığı görülmüştür. Her ne kadar toplantı tutanağı sonunda davacı adına katılan vekilin adı önüne "muhalefet şerhi koyan" sıfatı konulmuş ise de bu tanımlamanın muhalefet şerhi yerine geçmeyeceği açıktır. Yasal düzenlemeler ve yerleşmiş Yargıtay kararları ile; olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantılarında alınan kararların iptalini talep edebilmek için davacı veya vekili huzurunda yapılan toplantıda davacının dava konusu kararlara ret oyu vermesinin yanında muhalefet şerhini iptali talep edilen maddelerden sonra tutanağa yazdırmasının zorunlu olduğu, görüşülecek gündem maddelerinden önce yapılan açıklamalar, itirazlar ve muhalefet şerhi beyanlarının peşin muhalefet niteliğinde olup dava hakkı vermediği, somut olayda tüm dosya kapsamı, dava dilekçelerinde dile getirilen iddialar, dosyada toplanan deliller, ticaret sicil kayıt örnekleri, özellikle davaya konu 01/08/2019 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağı örneği dikkate alınarak açıklanan yasal düzenlemeler ve Yargıtay kararlarına aykırı olarak dava konusu edilen bütün kararlar yönünden davacı tarafın peşin muhalefetini açıklamalarını ve istemlerini sunmasına ve oylamalarda ret oyu vermesine rağmen oylama sonrası ve toplantının sonunda dava konusu edilen kararlara karşı muhalefet şerhini yazdırmadığı, bu nedenle davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, yönetim kurulu üyelerinin ibrası yönünden ise; T.T.K'nun 436. maddesinde oy hakkının kullanılamayacağı iki halin "oydan yoksunluk" başlığı altında ön görüldüğü, anılan hükme göre pay sahiplerinden hiçbirinin kendisi, eşi, alt ve üst soyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri yada hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasında kişisel nitelikte veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, şirket yönetim kurulu üyeleri ile yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişilerin yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları, karar yeter sayısının belirlenmesinde T.T.K'nun 436. Maddesi uyarınca kullanılması mümkün olmayan oyların hesaba katılmayacağı, nisabın yasak dışında kalan kullanılabilir oy sayısına göre belirlenebileceği, bir ibra oylamasında oy hakkından yoksun olan kişilerin oy kullanmış olmasının tek başına kararın geçersizliğini gerektiren bir sebep teşkil etmeyeceği, mevcut oy dağılımı içinde yoksun oyların kullanılmış olmasının sonuca etkili olmaması halinde ibra kararının geçerliliğini muhafaza edeceği göz önünde tutularak davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin sahip oldukları pay miktarı, davacının sahip olduğu pay miktarı, yönetim kurulu üyelerinin tamamının ibrasına yönelik olarak yalnız davacının ret oyu kullandığı, T.T.K'nun 436. maddesi kapsamında oylamaların yapıldığı, ibrasına karar verilen yönetim kurulu üyesi dışındaki diğer ortakların oylarının davacının muhalefet oyuna göre oy çokluğunu oluşturacak miktarda olup oy hakkından yoksun olan kişilerin oy kullanmış olmasının dahi kararın geçersizliğini gerektirmeyeceği, buna göre ibra kararlarının geçerli olduğu dikkate alınarak HMK.nun 114 (2) ve Kooperatifler Kanunu 53. maddelerinin yollaması ile HMK.nun 115(2) maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle; 1-Özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, 2-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken harç peşin yatırılmış olmakla başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı şirket yararına takdir edilen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yatırılan gider avansından harcama yapılmadığı dikkate alınarak bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize sunulacak dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/12/2019
Başkan ... E-İmzalıdır Üye... E-İmzalıdır Üye ... E-İmzalıdır Katip ... E-İmzalıdır