İlk Derece Mahkemesi · Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/815 E. 2023/63 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/815
- Karar No
- 2023/63
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/626 Esas - 2023/64 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/626 Esas KARAR NO : 2023/64
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... - ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : 1- ... - ... 2- ... - ... 3- ... - ... VEKİLİ : ...
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 21/08/2017 KARAR TARİHİ : 24/01/2023 YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmelerine davalı gerçek şahısların kefil olduğunu, bu sözleşmelere istinaden kullandırılan kredinin geri ödemesinin sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılmadığını, bu nedenle kredi hesabının kat edildiğini, Adana 3. Noterliği'nden 26/02/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilmesine rağmen borcun ödenmediğini, kullandırılan kredinin aynı zamanda taşınmaz rehni ile teminatlandırıldığını, bu nedenle Adana 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. Sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla, Adana 4. İcra Müdürlüğü'nün 20216/... esas sayılı dosyası üzerinden ise ilamsız icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile davalı -borçlunun Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2021/... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, borçlu şirketin, borcun 1.440.000,00 TL si ipotekle teminat altına alındığından 26/02/2016 tarihi itibariyle bakiye borç miktarı olan 305.439,74 TL den sorumlu olduğunun tespitine, takibin devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına, yargılama giderleri, harç, masraf ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesi ve delil listesinin kanuna uygun düzenlenmediğini, kanunun emredici hükmüne rağmen dava dilekçesinin ekinde yeterli delil ve belge ibraz edilmediğini, takibe konu genel kredi sözleşmesi ile ihtarname ve hesap özetlerinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı banka ile imzalandığı iddia edilen ve alacağa dayanak gösterilen genel kredi sözleşmesi üzerinde bulunan imzanın müvekkillerinin eli ürünü olmadığını beyan ederek ispat edilemeyen haksız ve mesnetsiz davasının reddine, müvekkilinin imza asıllarının ilgili mercilerden celbi ile sözleşme üzerinde grafoloji uzmanı bir bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmasına, davacı yan aleyhine %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nun 67.maddesi gereğince açılan ve genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davacı banka ile davalı asıl borçlu ... Paz. Dağ. Ür. İhr. İth. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında, 08/01/2014 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır. Asıl borçlu şirket yönünden 11/05/2015 tarihinde limit 2.000.000,00 TL ye yükseltilmiştir. Diğer davalılar ... ve ... bu sözleşmeye kefil olarak katılmışlardır. Kefalet limitleri 5.000.000,00 TL dir. Kefalet sözleşmeleri 6098 sayılı kanun 583. Maddesinde belirtilen şekil şartlarını şartlarını taşımaktadır. Diğer taraftan TBK'nın 584/3 maddesi gereğince, ticaret şirketinin ortağı veya yöneticisi tarafından şirketle ilgili verilecek kefaletler için eş rızası gerekli değildir. Davalı ...'ın eşinin kefalete rızası alınmıştır. Ayrıca ... şirketin yetkilisidir. Bu kişiler aynı zamanda eş olup, kefaletleri geçerlidir . Davalıların imza örnekleri toplanarak 08/01/2014 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzalar yönünden bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi Uz. Dr. ... 11/03/2020 tarihli raporunda; sözleşmedeki imzaların davalıların el ürünü olduğunu belirtmiştir. Kredi sözleşmesi gereğince, borçlu şirkete kredili mevduat hesabı açılmış, kredi kartı tahsis edilmiş, taksitli ticari kredi kullandırılmıştır. Banka 26/02/2016 tarihinde hesapları kat etmiş, Adana 3. Noterliği'nden 26/02/2016 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameyi keşide ederek borcun 1 gün içinde ödenmesini istemiştir. Asıl borçlu ... Paz. Dağ. Ür. İhr. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şti 'ne gönderilen ihtarname 01/03/2016 tarihinde iade edilmiştir. İİK’nın 68/b maddesindeki; ".... Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi halinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi halinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." hükmü kredi borçlusu yönünden uygulanmakla beraber kefiller için uygulanamaz. TTK’nın 7/1. maddesi uyarınca kefile taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Temerrüte düşürülmeyen borçlu kefil temerrüt faizinden sorumlu tutulamaz.(Yargıtay 11. HD 2020/3334 E. 2020/4631 K. , 2020/5347 E. 2021/6932 K. , 19 HD 2017/2399 E. 2019/746 K. ), İhtarname ...' a 27/02/2016 tarihinde, ...'a 21/02/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı-alacaklı, Adana 4.İcra Müdürlüğü'nün 2016/... esas sayılı dosyasında, davalı-borçlular hakkında 16/03/2011 tarihinde 1.718.941,30 TL asıl alacak, 24.708,87 TL işlemiş faiz, 554,13 TL masraf, 1.235,44 BSMV olmak üzere toplam 1.745.439,74 TL üzerinden ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Takip talebinde borçlu şirketin 353.494,31 TL den sorumlu tutulması istenmiştir. Borçluların süresinde yapmış oldukları itiraz üzerine icra takibi durmuştur. Davacı-alacaklı ayrıca, Adana 8.İcra Müdürlüğü'nün 2016/... E. Sayılı dosyasında, toplam ipotek limiti olan 1.440.000,00 TL üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmıştır. İİK'nın 45. Maddesi gereğince; öncelikle rehinin paraya çevrilmesi için icra takibi yapılması gerekir. Rehin tutarının borcu ödemeye yetmeyeceği anlaşılır ise kalan alacağın iflas yada haciz yoluyla takibinin mümkündür. İpotek müteselsil kefilin kefaletini de karşılayacak şekilde ve borca yetecek miktarda vermişse, alacaklı aynı şekilde ve sadece rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Aksine olarak ipotek, sadece borçlu lehine yada kredi sözleşmesindeki borç için verilmişse kefilin kendi kefaletini karşılamayan arta kalan borç miktarı için alacaklı ipoteğe başvurma zorunluluğu olmadan ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile genel haciz yoluyla takip yapabilir. (Yargıtay HGK 2014/19-1122 E. 2016/765 K., HGK 2013/13-1114 E. 2013/1041 K., 11. HD. 2020/4524 E. 2021/2271 K., 11. HD. 2020/2986 E. 2021/2256 K., 11. HD. 2020/4561 E. 2021/5659 K., 19. HD. 2018/2286 E. 2019/402 K. ) TBK'nın 586. mad. uyarınca, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere kefiller hakkında ilamsız takip yapılmasına engel bulunmamaktadır.(Yargıtay 19. HD 2014/15984 E. 2015/744 K. , 2016/15142 E. 2018/296 K., 11. HD 2020/4591 E. 2020/3910 K.) Keza TBK'nın 586/1. mad.de; Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Hükmü bulunmaktadır. TTK 8/1 maddesine göre; ticari işlerde faiz oranı sözleşme ile serbestçe belirlenebilir. Aynı maddenin 3. fıkrasında ise tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı tutulmuş, başkaca bir istisna getirilmemiştir. TTK'nın 9. Meddesinde ise, ticari işlerde; kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümde, mevzuat olarak 3095 sayılı yasa hükümleri amaçlanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddeleri ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olduğundan ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümleri ticari işlerde uygulanamaz. (Yargıtay 19. HD 2019/1730 E. 2019/4833 K. , 11. HD 2020/3350 E. 2020/5575 K.) Kredi sözleşmesinin 13. maddesi gereğince; temerrüt halinde ... bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına %50'sinin ilavesi ile bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir. Ancak kredi kartları bakımından, 5464 sayılı yasanın 26.maddesine göre kredi kartlarına uygulanabilecek azami faiz oranlarını belirleme yetkisi TCMB ye verilmiş olup, bu oranları geçmemek üzere kredi kartı faiz oranlarını serbestçe belirleme imkanı bulunmaktadır. Kredili mevduat hesapları yönünden ise; Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1)' de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2014/6) gereğince; "kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun 26 ncı maddesi uyarınca TCMB tarafından belirlenen azami oranları geçemez" hükmü gereği kredili mevduat hesabı borçlarına TCMB'nca belirlenen ve kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarının uygulanması gerekmektedir. Alacağın kat tarihi itibariyle kayıtlardan tespit edilmesi, temerrüt tarihine kadar işleyen akdi faiz ile BSMV nin ana paraya ilave edilerek kapitalize edilmesi ve bu şekilde oluşan ana paraya takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması gerekmektedir.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/19-822 esas 2018/1754 karar , 19 HD. 2016/5391 esas 2017/2354 karar sayılı kararları ) takip talebinde takibe kadar akdi faiz istendiği belirtilmiştir. Takipten sonra ve itirazın iptali davasından önce yapılan ödemelere göre davacının takip talebinde yazılı alacağının tahsil edilen kısmı yönünden davacının itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı yoktur. Ödemelerin alacaktan mahsubunda ise; takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve ferîleri toplamından mahsubu öncelikle Borçlar Kanunu hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapılacaktır. Bir başka deyişle, her bir ödeme tarihine kadar takip tarihinde belirlenen asıl alacağa temerrüt faizi ve ferîleri uygulanıp bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşülmesi, fazlası var ise asıl alacaktan mahsup edilerek belirlenecek olan asıl alacak miktarı bulunmalıdır. Bu uygulama her bir ödeme için ayrı ayrı yapılmak zorundadır. Bu şekilde yapılan hesaplamaya göre son ödemeden sonra dava tarihine kadar hesaplanacak temerrüt faizi ve ferîleri ile birlikte alacaklının dava tarihindeki alacağı tespit edilmelidir. Tüm bu tespitlerden sonra mahkemece itirazın iptali davasında, itiraz üzerine icra takibi durduğundan takibin devamına dava tarihi itibariyle belirlenen miktar üzerinden imkân sağlayacak şekilde hüküm kurmak ve icra inkâr tazminatının da bu miktar gözetilerek değerlendirilmesi gereklidir.(Yargıtay 19. HD 2018/3876 E. 2020/926 K., HGK 2017/19-822 esas ve 2018/1754 karar ) Borçlunun icra takip tarihinden önce yapmış olduğu ödemeler varsa alacağın takip tarihi itibariyle tespiti, takipten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler yönünden dava açmakta hukuki yarar olmadığı, davadan sonra yapılan ödemelerin ise icra da infaz aşamasında dikkate alınması gerekir. (Yargıtay 11. HD 2020/7791 E. 2021/2181 K.) Ayrıca ipoteğin dava tarihinden sonra paraya çevrildiği ve ihale bedelinden masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın davacıya ödendiği tespit edildiğinden bu ödemenin infaz sırasında hesaplanan borçtan mahsubu gerekmektedir. (Yargıtay 11. H.D 'nin 21/01/2021 tarihli 2020/4740 E. 2021/249 K. sayılı kararı) Takip tarihinden sonra ancak dava tarihinden önce 31/03/2016 tarihinde 10.000TL, 08/04/2016 tarihinde 12.731,75 TL, 22/04/2016 tarihinde 13.321,42 TL, 5.081,92TL ve 1.596,66 TL, 03/05/2016 tarihinde 10.000,00 TL, 10/05/2016 tarihinde 20.000,00 TL, 13/05/2016 tarihinde 20.000,00 TL ödeme yapılmıştır. 01/06/2016 tarihinde taraflar arasında kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin bir protokol imzalanmış, bu protokol gereğince; kullandırılan kredi önceki borçlara mahsup edilmiştir. Bu protokolün tecdid mahiyetinde olup olmadığı değerlendirilmelidir. Tecdid (yenileme), eski borcun, yeni bir borç meydana getirilerek sona erdirilmesidir. Eski ve yeni borçlar arasında hukuki sebep bakımından herhangi bir fark mevcut değilse, bahis konusu olan yenileme değil, bir borç ikrarıdır. Fakat mevcut borçta herhangi bir değişiklik yapmak veya alacaklının borçluya yeni bir süre vermiş olması yenileme mahiyetinde sayılmaz. Tecile veya borç miktarının arttırılmasına ilişkin anlaşmalar da yenileme mahiyetinde değildir. TBK'nın 133. madde anlamında yenileme, eski bir borcun yeni bir borç haline dönüşmesidir. Yeni borcun sebebi, eskisininkinin aynı değildir. Bu sebep, yenilemeyi meydana getiren bağımsız hukuki işlemde yer alır. Eğer eski borcun hüviyeti değişmiyorsa, yani onun özü ve esası muhafaza edilerek sadece muhtevası değiştiriliyorsa (ifanın tecili, edimin çoğaltılması gibi) ya da alacaklının veya borçlunun şahsı değişmiş bulunuyorsa (alacağın devri veya borcun nakli!) ortada bir yenileme yoktur. Bunun yanında, taraflar yeni bir borç meydana getirirlerken eskisini ortadan kaldırmak iradesine sahip bulunmalıdırlar. (TBK 133/1) Aksi takdirde, ya ikinci ve bağımsız bir borcun daha kurulduğu ya da tarafların birinci borçta bazı değişiklikler yapılmasını istedikleri kabul edilir. Taraflar arasında ikinci bir borç ilişkisinin kurulması veya mevcut borcu değiştiren yeni bir işlemin yapılması, yenileme için birer karine sayılamaz; şüphe ve tereddüt halinde, asıl borç ilişkisinin devam ettiği, tarafların buna son vermek istemedikleri kabul edilecektir. Nitekim TBK 133/2'de; Özellikle mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. hükmünü getirmiştir. (HGK 2012/11-666 E. 2013/238K) Protokolün 6.maddesinde; protokol imzalanmış olmasının, bankanın borçlu ve kefillere karşı sahip olduğu hakları ortadan kaldırmadığı, değiştirmediği, kısıtlamadığı ve yinelemediği, borcun ertelenmesi ya da yenilenmesi anlamına gelmediği belirtilmiştir. 7. Maddede ise; borçluların ve kefillerin bu protokol ya da genel kredi sözleşmesindeki hükümlere aykırı hareket etmesi halinde herhangi bir ihtara gerek olmaksızın borcun tamamının muaccel olacağı, bu takdirde borcun belirlenmesi ve borçlu ile kefillere sağlanan her türlü imkanın, geçmişe dönük olarak ortadan kalkacağı ve bankanın kredi sözleşmesi hükümleri doğrultusunda veya protokol şartlarına göre hukuki işlem başlatmakta serbest olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, tarafların eski borcu sona erdirme iradelerinin bulunmadığı, bankaya isterse kredi sözleşmesi hükümlerine göre işlem yapma yetkisi tanındığı, protokolün yenileme anlamına gelmediği kabul edilmiştir. Mahkememizce görevlendirilen bankacı bilirkişi ...'nun raporunda; protokol gereğince yeniden yapılandırma kapsamında kullandırılan kredileri gerçek bir ödeme gibi önceki borçlardan düşerek hesaplama yapıldığı anlaşıldığından, yeniden yapılandırma dolayısıyla kullandırılan krediler nedeniyle yapılan mahsuplar dikkate alınmadan ve ayrıca takip tarihinden sonraki ödemeler dikkate alınarak borcun dava tarihi itibariyle hesaplanması için 09/11/2022 tarihli ek rapor alınmıştır. Keza icra takibi genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredilerden dolayı düzenlenen 26/02/2016 tarihli ihtarnameye konu edilen borçlar için başlatılmış, davada bu takibe yapılan itirazın iptali amacıyla açılmıştır. İcra dosyasında ve dava dilekçesinde genel kredi sözleşmesine göre talepte bulunmuştur. Başka bir anlatımla davacı seçimlik hakkını bu yönde kullanmıştır. Bankacı bilirkişi ... 09/11/2022 tarihli ek raporunda; asıl borçlu ve kefiller yönünden ayrı ayrı hesaplama yapmış, dava ve icra takibinin açıldığı tarihler arasında yapılan ödemelerde dikkate alınarak borcun miktarını dava ve takip tarihi itibariyle ayrı ayrı hesaplamıştır. Asıl borçlu şirketin takip tarihi itibariyle 1.717.897,15 TL asıl alacak, 24.588,68 TL işlemiş faiz, 1.229,44 TL BSMV , 409,01 TL masraf olmak üzere 1.744.124,28 TL den, dava tarihi itibariyle ise 1.663.567,63 TL asıl alacak, 927.913,58 TL işlemiş faiz, 46.395,70 TL BSMV, 490,01 TL masraf olmak üzere toplam 2.638.285,92 TL den sorumlu olduğunu, davalı kefil gerçek şahısların ise; takip tarihi itibariyle 1.715.615,83 TL asıl alacak, 24.708,87 TL işlemiş faiz, 1.235,44TL BSMV , 409,01 TL masraf olmak üzere 1.741.969,15 TL den, dava tarihi itibariyle ise 1.661.226,78TL asıl alacak, 926.667,12TL işlemiş faiz, 46.333,37TL BSMV, 409,01 TL masraf olmak üzere toplam 2.634.636,28 TL den sorumlu olduğunu beyan etmiştir. Ancak 27/06/2022 tarihli bilirkişi raporunun 9. Sayfasında 27/06/2016 tarihinde 10.000,00 TL çek tahsilatı, 13/07/2016 tarihinde 110 TL, 02/03/2017 tarihinde 7.934,70 TL, 25/10/2017 tarihinde 164.561,16 TL tahsilatın bulunduğu belirtilmesine rağmen, 09/11/2022 tarihli ek raporda herhangi bir krediden mahsup edilmemiş, bu ödemelerin yapılandırmadan dolayı kullandırılan krediden yapılan mahsup olup olmadığının değerlendirilmediği gözetilerek bu hususlarda ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 04/01/2023 tarihli ek raporda özetle; 10.000.000,00 TL tutarındaki çek tahsilatına ilişkin ödemenin, kredi borcu için yapılan bir ödeme olmadığını, tahsil edilen çek tutarının davacının vadesiz mevduat hesabına aktarıldığını, davacının posta pulu masrafı olarak ödediği 110 TL yi davalı şirketin kredi ile bağlantılı hesabından geri aldığını, bu miktarı geçici hesaplardan izlediğini, kredi borçlarına mahsuben tahsil edilen bir tutar olmadığını, 7.934,70 TL nin davacı bankanın yapılandırma öncesi kullandırdığı herhangi bir kredi borcuna mahsuben ödenmediğini, tecdit olarak kabul edilmeyen yeniden yapılandırma kredisinin ana para borcuna mahsuben 7.934,70 TL tahsil edildiğini, 164.561,16 TL nin Erdemli İcra dairesi'nin 2016/... talimat sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesinden arta kalan para olduğunu, 1.319,35 TL nin ise; 24.06.2016 tarihinde (takipten sonra) asıl borçlu şirket tarafından düzenlenen bir çek için davacı banka tarafından çeki ibraz edene o tarihte geçerli olan çek ödeme yükümlülük tutarı 1.290, TL 27,95 TL. faiz ve 1,40 TL. BSMV'den (toplam 1.319,35 TL) ibaret olduğunu, 09.11.2022 tarihli bilirkişi Ek 2 Raporu'nda bulunan hesaplamaların hüküm kurmada dikkate alınması gerektiğini beyan etmiştir. Bu açıklama ve 09/11/2022 tarihli ek bilirkişi raporu dosya kapsamına ve toplanan delillere uygun bulunarak hükme esas alınmıştır. 3. Kişi ... tarafından, ipotek olarak verilen Çukurova İlçesi Toros Mah. ... ada ... parselde ... numaralı bağımsız bölüm Adana 14. İcra Dairesi'nin 2017/... E sayılı dosyasında 23/11/2018 tarihinde 150.000,00 TL bedelle, alacağa mahsuben ... Bankası'na ihale edilmiş, bu taşınmazın banka adına tescili için 22/06/2021 tarihinde tapuya müzekkere yazılmıştır. Mersin ili Erdemli ilçesi Tömük Mah. ... ada ... parselde ... numaralı bağımsız bölüm, Erdemli İcra Dairesi'nin 2016/... Talimat sayılı dosyasında (asıl dosya Adana 8. İcra Dairesi'nin 2016/... E sayılı dosyası) 3.kişiye 170.000,00 TL bedelle ihale edilmiş, masrafların düşülmesinden sonra alacaklı bankaya 25/10/2017 tarihinde 164.561,16 TL ödenmiştir. Adana 8. İcra dairesi'nin 2016/... E sayılı dosyasında Çukurova ilçesi Karalarbucağı Mah. ... ada ... parsel sayılı ve ipoteğe konu olan taşınmaz 11/07/2017 tarihinde alacağa mahsuben 435.000,00 TL bedelle ihale edilmiş, 05/07/2018 tarihinde taşınmazın davacı adına tescili için tapu sicil müdürlüğüne yazı gönderilmiştir. Bu ipoteklerin paraya çevrilmesi dava tarihinden sonra gerçekleşmiştir. Davacının alacağını mahsuben aldığı taşınmazlar yönünden taşınmazın davacı adına tescili için tapuya müzekkereye yazıldığı tarihler tahsilat tarihleri olarak kabul edilmiş, 3. Kişi tarafından satın alınan taşınmaz ise davacıya ödemenin yapıldığı tarih esas alınarak infaz sırasında bu ödemeler dikkate alınmasına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda belirtilen tüm bu nedenlerle; davacı ile davalı ... Pazarlama Ltd. Şti arasında imzalanan ve davalı gerçek şahısların kefil olarak katıldığı genel kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredilerin ödenmediği, hesabın kat edilerek borçlulara gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması üzerine icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, her ne kadar imzalar inkar edilmiş ise de, toplanan imza örnekleri üzerinden yapılan bilirkişi incelemesine göre imzaların davalılara ait olduğu, kefaletlerin TBK.'nın 583 ve 584.maddeleri gereğince geçerli olduğu, kendilerini bağladığı, icra takibinden sonra 01/06/2016 tarihinde imzalanan protokol ile borcun yapılandırıldığı, yeni bir kredi kullandırılarak önceki kredi borçlarına mahsup edildiği, ancak sebepleri yukarıda tartışıldığı üzere bu protokolün tecdid mahiyetinde olmadığı, bizzat protokole göre; davacıya genel kredi sözleşmesi hükümlerine göre önceki borç üzerinden hukuki işlem yapma yetkisi tanındığı, davacının seçimlik hakkını bu yönde kullandığı, dava tarihinden önce ve fakat takipten sonra yapılan ödemeler nedeniyle borcun dava tarihi itibariyle belirlenip bu miktarlar üzerinden takibin devamına karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan dava tarihinden sonra ipoteklerin paraya çevrilmesinden dolayı yapılan tahsilatların ise infaz sırasında dikkate alınacağı gözetilerek hükme esas alınan 09/11/2022 havale tarihli ek bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre; davalılardan ... ve ... yönünden, dava tarihi itibariyle belirlenen rakamlar üzerinden (1.661.226,78TL asıl alacak, 926.667,12TL işlemiş faiz, 46.333,37TL BSMV, 409,01 TL masraf olmak üzere toplam 2.634.636,28 TL ) takibin devamına, asıl borçlu şirket yönünden ise, taleple bağlı kalınarak 305.439,74 TL üzerinden takibin devamına, hüküm altına alınan alacağın likit ve bu kısma yapılan itirazın haksız olduğu gözetilerek %20 oranında inkar tazminatına karar vermek gerekmiştir. Ancak davanın icra takibinden uzun süre sonra açılması ve temerrüt faizi oranının yüksekliğinden dolayı, icra takibi ile dava tarihi arasındaki ödemelere rağmen borç dava tarihi itibariyle daha yüksek çıkmıştır. Dava, borçlunun ödeme emrine karşı yaptığı itirazın iptaline ilişkindir. İtiraz takip talebi üzerindeki rakamlara yapılmıştır ve bu itirazın haksızlığından dolayı itirazın iptali davası açılmıştır. Bu nedenle takip tarihi itibariyle belirlenen miktarlar üzerinden inkar tazminatına karar verilmesinin ve aynı miktarlar üzerinden vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olacağı düşünülmüştür. Bu sebeple ve ayrıca dava dilekçesinde takip talebi üzerinden talepte bulunulduğu gözetilerek, davadaki kabul ve red oranları, takip talebinde istenen toplam rakam ile takip tarihi itibariyle hesaplanan borç tutarı karşılaştırılarak belirlenmiştir. HÜKÜM: Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın kısmen kabulüne, Davalıların Adana 4. İcra Müd.nün 2016/... esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın; A) Davalı ... Dağ. Tür. İth. İhr. San Ve Tic Ltd Şti. yönünden taleple bağlı kalınarak 305.439,74 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, B)Davalılar ... ve ...'ın itirazlarının kısmen iptali ile, dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamaya göre; 1.661.226,78TL asıl alacak, 926.667,12TL işlemiş faiz, 46.333,37TL BSMV, 409,01 TL masraf olmak üzere toplam 2.634.636,28 TL üzerinden takibin devamına. Asıl alacağın KMH tan kaynaklanan 9.885,91 TL lik kısmına ve kredi kartından kaynaklanan 28.783,10 TL lik kısmına dava tarihinden itibaren TCMB'nın kredi kartları ile KMH için belirlediği ve değişen oranlarda temerrüt faizi, asıl alacağın kalan kısmına (1.622.557,77 TL ) dava tarihinden itibaren %39 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, Dava tarihinden sonra ipoteklerin paraya çevrilmesinden dolayı 25/10/2017 tarihinde tahsil edilen 164.561,16 TL nin, 22/06/2020 tarihinde tahsil edilmiş sayılaran 150.000,00 TL nin ve 05/07/2018 tarihinde tahsil edilmiş sayılan 435.000,00TL nin kefiller ... ve ... yönünden infaz sırasında dikkate alınmasına, 2-Takip tarihi itibariyle belirlenen rakamlar (kefiller yönünden 1.741.969,15 TL, asıl borçlu yönünden 305.439,74 TL ) üzerinden hesaplanan 348.393,83 TL inkar tazminatının davalılar ... ve ... tamamından, asıl borçlu ... Dağ. Tür. İth. İhr. San Ve Tic Ltd Şti ise 61.087,94 TL lik kısmından, diğer borçlularla birlikte sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 3-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 118.993,91 TL karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 21.080,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 97.913,36 TL harcın davalılar ... ve ... tamamından, ... Dağ. Tür. İth. İhr. San Ve Tic Ltd Şti ise 20.864,58 TL lik kısmından diğer davalılarla beraber sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek Hazineye irad kaydına, Davacının peşin olarak ödediği 21.080,55 TL harcın, davalılar ... ve ...'dan tahsil edilerek davacıya ödenmesine ( üstteki paragrafta, ... Dağ. Tür. İth. İhr. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ne isabet eden 20.864,58 TL karar harcının tamamından sorumlu tutulduğu için mükerrer tahsilat oluşmaması için) 4-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 186.098,46 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... tamamından, ... Dağ. Tür. İth. İhr. San Ve Tic Ltd Şti. ise 45.761,56 TL lik kısmından diğer davalılarla beraber sorumlu olacak şekilde davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, Davanın reddedilen kısmı üzerinden hesaplanan 3.470,59 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan kendisini vekille temsil ettiren ... ve ...'a ödenmesine, 5-Davacının yaptığı 2.703,70 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre 2.698,00 TL sinin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/01/2023
Başkan ... E-imza Üye ... E-imza Üye ... E-imza Katip ... E-imza