İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/738 E. 2021/66 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/738
- Karar No
- 2021/66
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/738 KARAR NO : 2021/66
DAVA : Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/11/2018 KARAR TARİHİ : 03/02/2021
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: 1. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... Arasında imzalanan ... tarihli kredi sözleşmesi uyarınca, bu sözleşmenin teminatı olarak, davacı tarafından kendisine ait bir adet taşınmazın tapu kaydına davalı lehine ipotek tesis edildiğini, kredi sözleşmesi imzalandığını ve ayrıca ... tanzim ve ... vade tarihli ... TL bedelli bir adet bono düzenlenerek davalıya verildiğini, bu işlemler sonucu kullandırılan kredinin sadece ... TL olduğunu, davalı tarafından bu kredi ilişkisi nedeniyle üç adet icra takibi yapıldığını, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasının teminat amaçlı verilen ve bahsedilen bono nedeniyle ve kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla açılan icra dosyası olduğunu, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... sayılı dosyasının genel kredi sözleşmesi nedeniyle davacı tarafından tesis edilmiş olan ipoteğin paraya çevrilmesini hedefleyen takip dosyası olduğunu, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasının yine aynı kredi ilişkisi nedeniyle açılan kredi sözleşmesine dayanan ilamsız takiplere özgü icra takibi olduğunu, iş bu icra takiplerinde tahsilde tekerrür etmeme kaydının olduğunu, davacının borcunun imza tarihi itibariyle, limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında olduğunu, bunun dışında davacının imzasının olmadığı kredi sözleşmelerinden ya da limit artırımını düzenleyen sözleşmelerden kaynaklanan borçlardan sorumluluğunun olmadığını, söz konusu üç icra takibinin tamamının davacının imzası bulunmadan kendisinin dışındaki kişilere verilmiş kredilerin ödenmemesi nedeniyle açıldığını, bu nedenlerle davacının söz konusu icra takiplerinde borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekkinin sağlanması talep edilmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: 2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) 3.Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: 4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası yönünden; davacı tarafından, müvekkil bankaca ... lehine kullandırılan kredinin teminatı olarak ... tarihinde davacının tesis etmiş olduğu ipotekin geçersiz olduğunun iddia edildiğini fakat bu iddiaya bir gerekçe dahi gösterilmediğini, aynı davacı tarafından daha önce ... tarihinde ipoteğin fekki talepli olarak açılan Antalya ... Aile mahkemesinin .../... esas-.../... karar sayılı dosyasının davacının davasının reddine karar verildiğini, davanın henüz kesinleşemediğini, derdestlik itirazın bulunduğunu; kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile yürütülen Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası yönünden; davacı tarafından daha önce aynı gerekçe ile Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas-.../... karar sayılı dosyası ile açmış oldukları menfi tespit davasının da reddedildiğini, bu kararın da henüz kesinleşmediğini, derdestlik itirazında bulunduklarını, genel haciz yolu ile başlatılan Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası yönünden, müvekkili tarafından davacı aleyhine Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası ile genel kredi sözleşmesine dayalı genel haciz yolu ile ilamsız takip yapıldığını, davacı tarafından da buna itiraz edildiğini, takibin durduğunu, takibin durdurulmasından sonra itirazın iptali veya başka bir dava açılmadığını, bu nedenle açılan iş bu icra dosyası yönünden davanın konusuz kaldığını, davanın haksız olduğunu beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: 5.Dava, menfi tespit talebinden ibarettir. 6.Menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. (T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 2011/19-622 esas, 2012/9karar, Tar. 18/01/2012) D1//USULİ İTİRAZLAR//(7-16 arası paragraflar) 7.Somut davada öncelikle, usulen yapılan itirazları karşılamak gerekmektedir. 8.6100 sayılı HMK da "derdestlik" kelimesi, kelime olarak geçmemektedir. Kanunda "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" ibaresi yeR almaktadır. 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 114/1-ı maddesi gereği "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması" hususunun dava şartı olduğu açıkça belirtilmiştir. 9.Derdestlik iddiasına konu olan dosyalara bakmak gerekmektedir. 10.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... sayılı dosyasına bakıldığında; takibin, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu, ipotek tarihinin ... olduğu, takip alacaklısının iş bu davanın davalısı ... olduğu, borçluların iş bu davanın davacısı ... ile birlikte ... olduğu görülmüştür. 11.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı (ilk esas farklıdır) dosyasına bakıldığında; takibin kambiyo senetlerine dayalı takip olduğu, alacaklının iş bu davanın davalısı ... olduğu, borçluların iş bu davanın davacısı ... ile birlikte, ... ve ... olduğu anlaşılmaktadır. 12.Antalya ... Aile Mahkemesinin .../... esas-.../... karar sayılı dosyasına bakıldığında, davanın, ipoteğin fekkine ilişkin olduğu, davacının ..., davalılardan birinin iş bu davanın davalısı ..., diğerinin ise iş bu davanın davacısı ... olduğu, davanın temelinin aile konutu olma durumuna ilişkin olduğu, davacının ipoteğin kaldırılmasına ilişkin talebinin mahkemenin .../... esas sayısında kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay ... HD'nin .../... esas, .../... karar sayılı dosyası ile bozulduğu, bozmadan sonra mahkemece belirtilen esas ve karar sayısı ile bozma ilamı gereği, davacının dürüstlük kuralına aykırı davranması nedeni ile davanın reddine karar verildiği, iş bu ilamın ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Görülmektedir ki iş bu dava tarihi itibariyle (dava tarihi: ...) Antalya ... Aile Mahkemesinin .../... esas-.../... karar sayılı dosyası kesinleşmemiştir. 13.İş bu mahkememizde görülen davada ise aile konutu iddiasına dayanılmamaktadır. "Aynı dava" şartı mevcut olmamakla, davalının bu yönden derdestlik itirazı yerinde değildir. 14.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı (ilk esas farklıdır) dosyası yönünden bakıldığında; cevap dilekçesinde belirtilen Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esas-.../... karar sayılı dosyası uyap üzerinden dosyaya girmiştir (müzekkere cevapları içindedir). Davanın menfi tespit davası olduğu, davacının iş bu davanın davacısı olduğu, davalının ise iş bu davanın davalısı olduğu, davanın, dava konusu ... tanzim ... vade tarihli borçlusu ..., kefilleri davacı ve ... olan ...-TL bedelli senet üzerindeki kefil imzasının sahteliği iddiasıyla açılmış menfi tespit davası olduğu, alınan raporlar doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İş bu mahkememiz dosyasında davacı taraf borcu olmadığına ilişkin iddiasında davacının borcunun imza tarihi itibariyle, limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında olması gerektiği de mevcut olup, bu yönüyle de menfi tespit talebinde bulunmuştur. Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesi dosyasının kesinleşme tarihi de ... tarihidir. Görülmektedir ki iş bu dava tarihi itibariyle (dava tarihi: ...) Antalya ... Ticaret Mahkemesinin dosyası kesinleşmemiştir. Mahkememiz dosyasında imza haricinde davacının borcunun imza tarihi itibariyle, limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında olması gerektiği, bu yönüyle de borca itiraz edildiği anlaşılmakla, derdestlik itirazı bu bakımdan da kabul edilmemiştir. 15.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... (.../...) esas sayılı dosyasında takip konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu Antalya ... Ticaret Mahkemesindeki yargılamada kesinleşmiş olmakla, uyuşmazlık dışı bir hal almıştır. 16.Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyası anlamında yapılan itiraza bakıldığında, ilgili icra dosyası, dosyamız arasına alınmıştır. Takibin, ilamsız takip olduğu, alacaklının ... olduğu, borçlunun ... olduğu, dayanağın kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere, itiraz üzerine takip durmuştur. Davalı cevap dilekçesinde bu hususu, icra takibi bulunmadığından, davanın konusuz kaldığını, çünkü derdest bir icra takibi bulunmadığını ileri sürmüştür. Söylemek gerekir ki; usul hukuku sistemimizde ferdileştirme sistemi değil, vakıalara dayandırma sistemi geçerlidir. HMK.nun 33. maddesi uyarınca hukuki tavsif hakime aittir. Hakim, bir davada sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve neticei taleplerle bağlı olup, dayandıkları kanun hükümleri ve onların tavsifleri ile bağlı değildir. Kanunları re'sen tatbik ederek iddia ve müdafaadaki neticei talepleri karara bağlamakla mükelleftir (4.6.1958 ve 15/6 sayılı İBK). Her ne kadar davalı taraf başka bir hukuki sebep belirtse de esasen iddiasının ileri sürülüşü bakımından, hukuki yararın olmadığına yöneliktir. Davalı, belirtilen icra dosyası itiraz üzerine durduğundan, iş bu davanın, bu dosya yönünden açılamayacağını beyan etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/19-674 esas, 2016/76 karar sayıl emsal ilamında da belirtildiği üzere; Borçlunun, hakkında henüz icra takibi başlamadan önce de yapılabilecek olası bir takibi düşünerek, kendisini bir borçla tehdit eden kimseye karşı “böyle bir borcu bulunmadığının saptanması” için dahi menfi tespit davası açabileceği kabul edilmişken, hakkında yürümekte olan bir icra takibi olan borçlunun bu davayı açmasında hukuki yararının bulunduğunda hiç kuşku olmadığı gibi, böyle bir davayı açmasına da hiç bir hukuki engel bulunmamaktadır. Alacaklının elinde İİK’nun 68. maddesinde sayılan belgeler bulunmaması, borçlu hakkında başlattığı icra takibine, borçlunun itiraz etmek suretiyle takibi durdurması da borçlunun menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını kabule yeterli olmayıp, bu halde dahi borçlu borç tehdidi altında olup, bu nedenle de menfi tespit davası açmakta hukuki yararı vardır. Bu nedenle, davacının, takibe konu icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespiti davası açmakta hukuki yararı vardır. 17.Dosyanın esasına dönüldüğünde; uyuşmazlığın çözümü amacıyla dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek, rapor aldırılmıştır. 18.Bilirkişi tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava ve takip konusu icra takipleri incelenmiş, hesaplamalar yapılmış, takibe konu edilen ipoteğin tüm borçların teminatını oluşturduğu, bononun şekil şartlarını taşıdığı, teminat senedi ise kambiyo senetlerine özgü takibe konu olamayacağı ayrıca davacının genel kredi sözleşmesine dayalı ... TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti bulunduğu, davacının tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla tüm takiplerden sorumlu olduğu belirtilmiştir. 19.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir ve tarafların itirazlar/beyanları alınmıştır. 20.Mahkememizce itirazların/beyanların değerlendirilmesi amacıyla bilirkişiden ek rapor aldırılmış ve ... tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök rapordaki tespitleri değiştirecek bir hususun/itirazın olmadığı beyan edilmiştir. 21.Bilirkişi ek raporu taraflara tebliğ edilmiştir ve tarafların itirazlar/beyanları alınmıştır. 22.Davacı vekili, itiraz dilekçesinde özetle; bilirkişi ek raporunda rehin hukukundaki belirlilik ilkesinin ihmal edildiğini, dava konusu ... TL bedelli bonodan dolayı açılan icra takip dosyasına borçlu olmadıklarına karar verilmesi gerektiğini, davalı bankanın yanlış hukuki yola başvurduğunu beyan etmiştir. 23.Davalı itiraz/beyan dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davasının haksız olduğu tespit edildiğini, raporun iddialarını desteklediğini beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 24.Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). 25.Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi kök ve ek raporlarının, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının dava konusu ... TL bedelli bonodan dolayı açılan icra takip dosyasına borçlu olmadıklarına karar verilmesi gerektiği yönündeki itiraz bölümü, Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... (.../...) esas sayılı dosyasında takip konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu Antalya ... Ticaret Mahkemesindeki yargılamada kesinleşmiş olmakla, uyuşmazlık dışı bir hal almıştır. Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı ve Antalya ... İcra müdürlüğünün .../... esas sayılı takiplerde "tahsilde tekerrür etmeme" koşulu yer almaktadır. Bilirkişi kök ve ek raporundaki hesaplamalara da somut bir itiraz gelmediği gibi, kabule göre de itirazlar vaki itirazlar yerinde olmamakla beraber, bilirkişi kök ve ek raporundaki tespitler mahkememizce yerinde bulunmuştur. 26.Tüm dosya kapsamı, yukarıdaki açıklamalar, bilirkişi kök ve ek raporları doğrultusunda, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklanacağı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL karar harcının, davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 7-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı vekili ...'in yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/02/2021
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır