İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/730 E. 2020/519 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/730
Karar No
2020/519
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/730 Esas KARAR NO : 2020/519

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/11/2018 KARAR TARİHİ : 22/10/2020

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı şirket arasında, ticari ilişki olduğunu, ticari ilişkinin neticesinde davalının müvekkiline borcu bulunduğunu, Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, borçlu tarafın itiraz dilekçesinde müvekkili şirket ile aralarında ticari ilişkinin bulunmadığına dair beyanda bulunmadığını, ticari ilişkinin varlığını zımmen kabul ettiğini, ayrıca davalının işletilmiş faize de itiraz ettiğini bu sebeple davanın kabulünü, %20 'den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkil firmaya bir takım faturalar gönderdiği, fakat faturaların konusu malların müvekkil şirkete teslim edilmediği, davacı şirketin fatura muhteviyatı malları belge ve teslim yöntemleri edildiği iddiasını ispatlamasının gerektiğini, kayıtların tarandığı ve davacının teslim edildiğini iddia ettiği mallar ve teslim tutanağının bulunamadığını, bu nedenle alacaklıya ... tarih, ... referans no ile icra takibi tutarı olan ... TL. tutarında iade faturası kesildiğini, bu sebeplerle davanın reddine, haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle davacı hakkında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, Antalya ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası celp edilmiş, davacı tarafın ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere İzmir Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmış ve bilirkişinin talimat mahkemesine sunmuş olduğu ... tarihli raporda, Tarafımızdan icra dosyası incelendiğinde "İlamsız Takiplerde Ödeme Emri"nde asıl alacak olarak ... TL. ve işlemiş faiz olarak da ... TL. TL.'nin talep edildiği, görülmüştür. Davacı ...'nin işyerinde yapılan incelemeler neticesinde Mahkemenizce tarafımızdan istenen hususlarla ilgili tespitlerimiz aşağıda sunulmuştur. a)Davacının Ticari Defterlerinin TTK'na Göre Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı, Açılış ve Kapanış Tasdiklerinin Yapılıp Yapılmadığı Hususu: Davacının 2018 yılına ait ticari defterlerin e-defter şeklinde tutulduğundan ve ilk ayının e-defter beratlarının defter açılış ve son ayın defter beratlarının defter kapanış tasdikinin yapıldığı anlamına geldiğinden söz konusu beratların zamanında yüklendiği tespit edilmiş ve ilgili yevmiye ve büyük e-defter beratları raporumuz ekinde sunulmuştur (Ek: 1) Yine davacının 2018 yılına ait envanter defterinin ... ... Noteri'ne ... tarihinde ve ... yevmiye nosu ile tasdiki yapılmıştır. Davacı Tarafın Ticari Defterlerinin TTK'na Göre Usulüne Uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. b)Davacının Ticari Defterlerinin Lehine Delil Olma Özelliğini Taşıyıp Taşımadığı Hususu: Davacının defterlerinin yukarıda belirttiğimiz hususlar ile her iki tarafın da tacir olduğu, uyuşmazlığın kaynağının ticari bir iş olduğu, tacirin defterlerinin (e-defter olduğu da dikkate alındığında) birbirini doğruladığı hususları dikkate alındığında davacının lehine delil olma özelliğini taşıdığı anlaşılmıştır. c)Özellikle Dava Konusu Uyuşmazlığa İlişkin Olarak Dava Konusu Faturaların Davacı Tarafın Ticari Defterlerinde Kayıtlı olup Olmadığı, Faturaların Açık mı, Kapalı mı Fatura Olduğu Hususu: Dava konusu ve uyuşmazlığa konu faturaların (Ek:2/l,3,4,6,8,10) davacının ticari defterlerine kaydının yapılıp yapılmadığının tarafımızca kontrolleri yapılmış, söz konusu faturaların davacının ticari defterlerine kaydının yapıldığı tespit edilmiş ve davacının davalı ...'ne ilişkin muavin defter kayıtlarında da bu kayıtlar tespit edilmiştir (Ek: 3) Diğer taraftan davalı tarafından davacının ... tarih, ... nolu ve KDV tahakkuk ettirilmeyen ...- TL/lık faturasına (Ek:2/6) iade faturası düzenlenmediği, onun dışındaki tüm tutarlara iade faturası düzenlendiği (Ek: 2/2,5,7,9); Davacı tarafından daha önce de ... TL. olarak düzenlenip davacı tarafından iade faturası düzenlenen, ancak ... tarihli, ... nolu fatura ile son kez ... olarak tekrar düzenlenen faturaya da davalı tarafından iade faturası düzenlenmemiştir (Ek:2/10). Zaten davacının da "İlamsız Takiplerde Ödeme Emri"nde asıl alacak olarak talep ettiği ... TL/dir. Diğer taraftan davacı tarafından düzenlenen faturalar e-fatura olduğundan faturaların açık veya kapalı olarak düzenlenmesi diye bir husus söz konusu değildir. d) Dava Konusu Faturaların Bedelinin Tamamen veya Kısmen Ödenmesine İlişkin Davacının Defter ve Belgelerinde Kayıt ve/veya Belge Bulunup Bulunmadığı Hususu: Davacının e-defterlerinin incelenmesi neticesinde davalının davacıya "... Sipariş Ödemesi" dekont açıklaması ile ... tarihinde ...- TL/lık EFT yaptığı, bu ödemenin de ... tarih, ... nolu yevmiye kaydı ile kayıtlara alındığı tespit edilmiştir (Ek: 3) Diğer taraftan, söz konusu ödemeye ait ... tarih, ... işlem referans numaralı ... dekontu raporumuz ekinde sunulmuştur şeklinde rapor sunulmuştur. Davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için ... Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazılmış ve bilirkişinin mahkemeye sunmuş olduğu ... tarihli raporda, Davalı ...' nin 2017 yılı defter ve belgeleri üzerinde yaptığım inceleme sonucunda; Mahkemece tarafımdan istenen; a)Davalı tarafın ticari defterlerinin TTK9 na göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı, Davalı firmanın ticari defterlerinin TTK9 na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, açılış tasdikinin süresi içerisinde yaptırıldığı, kapanış tasdikinin ... tarihi itibariyle yapıldığı, b)Sahibi lehine delil olma özelliğinin taşıyıp taşımadığı, ... tarihi itibariyle kapanış tasdikinin yapılmış olması nedeniyle, yevmiye defterinin sahibinin lehine delil teşkil etme özelliğine haiz olduğu, c)Özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin dava konusu faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, faturaların açık mı, kapalı mı, fatura olduğu, Davalı ve Davacı taraf şirketlerin e-fatura uygulamasında olduğu, faturaların birbirlerine elektronik ortamda aktarıldığı, Davacı tarafından düzenlenen faturaların Davalı şirketin yevmiye defterinde kayıtlı olduğu, faturaların cari hesap şeklinde işlendiği, fatura turaları itibariyle ödemelerin banka kanalı ile yapılması gerektiği, d)Dava konusu faturaların bedelinin tamamen veya kısmen ödenmesine ilişkin olarak davalı tarafın defter ve belgelerinde, kayıt ve/veya belge bulunup bulunmadığının tespit edilerek, varsa ödemeye ilişkin belge fotokopileri de eklenmesi; Davacı firma tarafından Davalı firma adına toplamda 5 adet fatura düzenlendiği, düzenlenen bu 5 adet faturadan 4 adedinin Davalı firma tarafından iade Faturası düzenlenmek suretiyle iade edildiği, Davacı firma tarafından düzenlenen ... tarih, ... numaralı KDV dâhil ... TL tutarındaki fatura bedelinin, Davalının ... hesabından, Davacının ... daki hesabına ... tarihinde ön ödeme olarak ... TL tutarında ödendiği, Bu işlem itibariyle Davalı firmanın Davacı firmaya defter kayıtlarına göre ... tarih itibariyle borcunun (... TL - ... TL )= ... TL olduğu, Bu işlem dışındaki faturaların iade faturası düzenlenmesi yolu ile Davalı firma tarafından Davacı firmaya iade edildiğini bildirir rapor sunmuştur. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya düzenlenen 5 adet fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından takibe konu faturaya ilişkin malların davalıya teslim edilip edilmediği , taraflar arasında bu malların satımına yönelik akdi ilişki bulunup bulunmadığı ve varsa davacının takip tarihi itibariyle talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faiz miktarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK, m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Ticari nitelikteki satış sözleşmelerinde, satış bedelinin tahsili için başlattığı ilamsız icra takibi itiraza uğrayan alacaklının açtığı itirazın iptali davasında, hangi tarafın hangi olayı ispat etmesi gerektiği, ödeme emrine itiraz dilekçesi, tarafların dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında mahkemeye sundukları dilekçeler ve ön inceleme aşamasında alınan beyanlara göre tespit ve tayin edilecektir. Bu aşamadan sonra mahkemece yapılacak iş, belirlenen ispat yüküne göre, taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri için gerekli olanağı tanımak ve yargılamayı neticelendirmektir. Mahkemece, taraf iddia ve savunmalarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, uyuşmazlık konusu olayların doğru bir şekilde tespit edilmesi, kimin neyi, ne şekilde ispat edeceğinin belirlenmesi, bu anlamda doğru bir yargılama stratejisi oluşturulması gerekecektir (Yücesoy Yılmaz, Y.: Ticari Nitelikteki (Tacirler Arasındaki) Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili İçin Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara, 2014 s: 71). Uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların ve ticari defterlerin delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükümler çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında ise fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç; 6102 Sayılı TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarihli ve 2011/15-472 E., 2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-823 2019/553) Somut olayda tarafların ticari defterleri incelenmiş ve sonuç olarak davacının davalıya düzenlediği 5 adet faturadan ... TL bedelli fatura dışındaki 4 adet faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir. ... TL bedelli fatura yönünden yapılan değerlendirmede; bu faturanın her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu , bu faturaya ilişkin ... TL ödeme yapıldığının da her iki tarafın defterlerinde de kayıtlı oluğu ve ödeme belgesinin de dosya kapsamında bulunduğu , bu faturaya ilişkin başkaca ödeme yapıldığı hususunun davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından davacının teslimi gerçekleşen ... TL bedelli fatura açısından davalıdan bakiye ... TL alacağı kaldığı mahkememizce sabit görülmüştür. Diğer dört fatura yönünden yapılan değerlendirmede; bu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmasına rağmen davalı ticari defterlerinde bu faturalara karşın iade faturası kesildiği yani bu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmıştır Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göz atıldığında aşağıdaki kararlar somut olaya emsal olarak gösterilebilir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/8902 E. 2016/211 K. Sayılı emsal içtihadında "Dava, faturadan kaynaklanan satış nedeni ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Davacı satıcı, mal teslimini kanıtlamak zorundadır. Davada münhasıran karşı tarafın defterlerine dayanılmamıştır. Davacının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemez. Mahkemece, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilerek, davacının teslime ilişkin kanıtları toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir." Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/7819 Esas, 2017/2738 Karar " davacı tarafından icra takibine konu faturadaki malın davalıya tesliminin usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Tek başına fatura malın teslimine yeterli değildir. 6098 sayılı TBK'nun 207 ve devamı maddelerinde düzenlenen satış sözleşmesinde, satıcının mal teslimini kanıtlaması gerekir." Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2014/12574 Esas, 2014/16692 Karar " fatura içeriği malların teslim edildiğinin ispat külfeti davacıya aittir. Tek başına fatura düzenlenmesi alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz." Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 10.04.2014 T., 2014 / 4010 E. Karar: 2014 / 7087 K. "Somut olayda ispat külfeti davacı yanda olup takibe dayanak yapılan fatura içeriğindeki ekmeklerin davalıya teslim edildiğinin irsaliye, teslim belgesi veya makbuz gibi yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkemece anılan bu hususlar gözetilmeden ve davalının tanık dinlenmesine muvafakat etmediği de dikkate alınmadan yanılgılı değerlendirme sonucu tanık beyanları hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir." Yargıtay 13.Hukuk Dairesi 18.04.2018 T. 2015/43098 E. 2018/4725 K."Davacı, davalıya fatura karşılığı sattığı ürünlerin teslim edildiğini ancak bedelinin ödenmediğini iddia etmiş; davalı akdi ilişkiyi inkar ederek, davanın reddini dilemiş; mahkemece, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ve dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamı incelendiğinde, dosya içerisinde bulunan fatura, kantar fişi, sevk irsaliyesi vs. belgelerin hiçbirinde davaya konu, teslim edildiği iddia edilen ürünlerin davalıya teslim edildiğine ilişkin davalının imzası vs. bulunmamaktadır. Davalı, davacının iddia ettiği akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre, ispat yükü davacıda olup, dosya kapsamı itibariyle, bu iddiasını ispatlayamamıştır. O halde, mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." İlgili kanun maddeleri ve emsal Yargıtay kararları dikkate alındığında dört adet fatura yönünden ispat yükü malların teslim edildiğini iddia eden davacıya düşmektedir. Davacı tarafından mahkememize çok sonradan sunulan irsaliyelerde teslim alan imzasının bulunmadığı, teslim alan kısmında ismi bulunan ... isimli kişinin de davalının SGK lı çalışanı olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeplerle sunulan irsaliyelerin teslimi ispata elverişli kesin delil olmadığı kanaatine varılmıştır. Bunun üzerine davacı vekiline dava dilekçesinde dayandıkları yemin delili hatırlatılmış , davacı vekili yemin metnini hazırlayarak yemin deliline başvurmuş, davalı şirket yetkilisi yeminli ifadesinde dava konusu faturaların kendilerine teslim edilmediğini beyan etmiştir. Böylelikle davacı taraf yemin delili ile de malların teslim edildiğini ispat edememiştir. Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının takibe konu ... TL lik dört adat fatura muhteviyatı mal veya hizmeti verdiğini ispatlayamadığı, davacının teslimi gerçekleşen ... TL bedelli fatura açısından davalıdan bakiye ... TL alacağı kaldığı sabit görüldüğünden bu miktar üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiş olup takipten önce temerrüt ispat edilemediğinden işlemiş faiz talebinin reddi gerekmiştir. İcra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih 2016/2941 E. 2016/10949 K. Sayılı ilamında "Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. İş bu içtihat ve alacağın likit oluşu nazara alınarak davacı yararına hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına da karar vermek gerekmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.4.2005 tarih 2005/19-286 E. 2005/268 K. Sayılı ilamında "Dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı/alacaklının takibe konu alacağının varlığını usul hukuku kuralları çerçevesinde kanıtlayamadığı; ancak, icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin ise bulunmadığı açıktır. Diğer taraftan, davalı da, somut olayda davacının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılagelen tazminat türü, sadece ve ancak, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İ.İ.K.nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur." belirtilmiştir. İş bu içtihat nazara alındığında somut olayda davalı taraf davacının kötü niyetini ispatlayamadığından bu talebin reddi gerekmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Buna göre davalının Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasına, 2-Hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki ... TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalının kötü niyet tazminatının reddine, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL harçtan peşin alınan ... TL nin mahsubu ile fazladan alınan ... TL nin karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davacı tarafça yapılan ilk yargılama gideri, posta ve müzekkere ücreti ile bilirkişi ücretinden ibaret toplam ... TL nin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan ... TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan ilk yargılama gideri, posta ve müzekkere ücreti ile bilirkişi ücretinden ibaret toplam ... TL nin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan ... TL nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansı ve varsa teminatın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/730, K. 2020/519, T. 22.10.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-730-e-2020-519-k-f87932f2208c