İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/663 E. 2025/20 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/663
Karar No
2025/20
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/663 KARAR NO : 2025/20

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 06/09/2018

Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ...'ın Nisan 2018 günü saat 13.30 sularında ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... İlerisi, ...Sokak'da yayalara ayrılan kaldırım üzerinde yürümekte iken davalı sürücü ...'nun sevk ve idaresinde bulunduğu ... plaka sayılı araç ile sürücüsü diğer davalı ... olan ... plakalı araçların çarpışması sonucunda ... plaka sayılı araç kaldırıma çıkarak yaya kaldırımında yürümekte olan müvekkili ...’nın sağ bacağının diz üstünden kopmasına, babası ...'nın ayağının birden çok yerde kırılmasına neden olacak şekilde her ikisinin de ağır yaralanmasına neden olduklarını, trafik kazasında ağır yaralanan müvekkili ...'ın kaza sonrasında 02.04.2018 tarihinden itibaren ...Üniversitesi ortopedi servisinde yaklaşık iki ay yatarak tedavi gördüğünü, kazanın aşırı hız nedeniyle meydana geldiğini, zihinsel engelli müvekkil ...’ın kaza nedeni ile fiziksel engelli ve yaşamı boyunca başkasının yardımına muhtaç hale gelmesinin tüm davacıların maddi ve manevi olarak ağır bir yük ve ek bir sorumluluk altına girmelerine neden olduğunu belirterek, davacı ...'nın ameliyatlar sonucunda sol bacağında yer alan platinle hayatını sürdürmek zorunda kalacağı gibi yaşamı sonuna kadar sakat kalacağını, diğer tüm haklarını ise bu noktada saklı tuttuğunu, esasen saklı tutmuş olduğu bu miktarın maddi tazminat olarak talep olunduğunu, bu çerçevede fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000- TL maddi tazminatın davalılar ..., ..., ..., ...’ den olay tarihinden itibaren ... Sigorta A.Ş.’ye 20.02.2018 bildirim tarihinden, ... Sigortaya A.Ş. 24.04.2018 bildirim tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; 450.000- TL'si manevi tazminata olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir. Birleşen davada ise davacı vekilinin 20.047.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ..., eşi ... ile kızı ... 2 Nisan 2018 günü saat 13.30 sularında ... İli, ... İlçesi, ... Mah. ... İlerisi, ... Sokak yayalara ayrılan kaldırım üzerinde yürümekte iken davalı sürücü ...’nun sevk ve idaresinde bulunduğu... plaka sayılı araç ile sürücüsü diğer davalı ... olan ... plakalı araçların çarpışması sonucunda ... plaka sayılı aracın kaldırıma çıkarak, yaya kaldırımında yürümekte olan müvekkil ...'nın ayağının birden çok yerde kırılmasına ve kızı ...’nın ise sağ bacağının diz üstünden kopmasına neden olacak şekilde her ikisinin de ağır yaralanmasına neden olduğunu, davalıların kusurundan kaynaklı trafik kazasında ağır yaralanan müvekkil ... kaza sonrasında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi ortopedi servisinde 02.04.2018- 18.04.2018 tarihleri arasında 16 gün yatarak tedavi gördüğünü, hastane raporlarından da anlaşılacağı üzere bir seri ameliyat geçirdiğini, halen de bacağındaki platin ve alçılarla tedavisi devam ettiğinin, davacı müvekkilin hastanede kaldığı sürece oğlu ... ve devamında eşi ... bakıcı olarak yanında kaldıklarını, davalı tarafların sevk ve idaresindeki araçlar ile aşırı hız nedeni ile çarpıştıklarını, çarpmanın da etkisi ile davalı ...'nun ... plaka sayılı araç ile kaldırıma çıkarak, yaya kaldırımında yürümekte olan müvekkil ..., eşi ... ve kızları ...'ın yaralanmasına neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu olan davalı tarafların kaza anında ve sonrasında müvekkiller ile maddi ve manevi anlamda ilgilenmediklerini, sigorta şirketlerine yapılan başvurunun sonuçsuz kalması üzerine iş bu davayı açmak zorunda kalındığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 2.000-ikibin-TL maddi tazminatın davalılar ..., ..., ..., ...'den olay tarihinden itibaren ... Sigorta A.Ş.’ya 20.04.2018 bildirim tarihinden, ... Sigortaya A.Ş. 24.04.2018 bildirim tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı müvekkil ... için 50.000,00TL, ... için 25.000,00TL'si, ... için 25.000,00TL'si, ... için 25.000,00TL'si, ... için 25.000,00TL'si olmak üzere 150.000,00TL 150.000-Yüzellibin-TL'si manevi tazminata olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen dosya yönünden ise davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; 02.04.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkil sigorta şirketi tarafından ... plakalı aracın, ... numaralı ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, ATK dan alınacak rapor ile davacıların maluliyet oranlarının tespitinin gerektiğini, hesaplamanın ZMMS Genel Şartlarında belirtildiği gibi aktüeryal olarak yapılmasını, davacıların SGK'dan rücuya tabi bir ödeme alıp almadıklarının tespitini talep ettiklerini, belgelendirilmeyen geliri olması halinde asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dava yönünden davalı ...A.Ş. vekilinin dava dilekçesine özetle; 02.04.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkil sigorta şirketi tarafından ... plakalı aracın, 21.05.2017/2018 vadeli .... numaralı ZMMS poliçesi ile teminat altında olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere öncelikle kusur durumunun tespitinin gerektiğini, ATK dan alınacak rapor ile davacıların maluliyet oranlarının tespitinin gerektiğini, hesaplamanın ZMMS Genel Şartlarında belirtildiği gibi aktüeryal olarak yapılmasını, davacıların SGK ‘dan rücuya tabi bir ödeme alıp almadıklarının tespitini talep ettiklerini, belgelendirilmeyen geliri olması halinde asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz talep edilebileceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, diğer araçtan dolayı kazanın meydana geldiğini, savcılık soruşturmasının ise devam ettiğini bu nedenle davanın reddolunmasını savunmuştur. Davalı ... ise cevap dilekçesinde olayda hiçbir kusurunun olmadığını, ehliyet sahibi kişi olduğunu, kaldı ki araç üzerinde oluştuğu iddia edilen hasara ilişkin herhangi bir mahkeme tespitinin dahi bulunmadığını, olayda herhangi bir tespitin dahi söz konusu olmadığını, kusurun bulunmadığını bu nedenle davanın reddolunması gerektiğini savunmuştur. Asıl ve birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlık, belirsiz olarak açılan açılan tazminat davasında asıl ve birleşen dosyada davacıların dava dilekçesine ve akabinde ıslah dilekçelerine konu olan talepleri karşısında taraflara atfedilen kusurun ne olduğu, buna göre asıl ve birleşen dosyadaki her bir davacı yönünden dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi içeriğinde yer alan vakıalar karşısında ise talep olunan maddi tazminata dair alacak kalemleri ile talep olunan manevi tazminat taleplerinin kabulünün gerekip gerekmediği, davalıların kusurlu olup olmadığı, ne kadar sorumlu oldukları, hangi tarihten itibaren ve hangi faiz türünün uygulanması gerektiği, yargılama aşamasında zamanaşımı savunmasını ileri süren davalıların zamanaşımı defilerinin kabulünün gerekip gerekmediği, arabuluculuk dava şartlarının sağlanıp sağlanmadığı, rücuya tabi ödeme olup olmadığı, bu nedenle ödemelerin yapılmasının gerekip gerekmediği, davalı sigortalının geçici iş göremezlik tazminat talebinden dolayı ve poliçe çerçevesinde sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada hangi davacının hangi tutarda ve hangi maddi tazminat alacak kalemini ve manevi tazminat alacak kalemini hangi davalıdan ve hangi tutarlarda talep edebileceği noktalarında toplanmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki yargılama aşamasında alınan raporlar üzerine asıl ve birleşen davada ıslah dilekçesi sunulmuştur. Islah dilekçeleri asıl ve birleşen davadaki davalılara tebliğ olunmuş, bu şekilde ise savunma hakları tam ve eksiksiz olarak sağlanmıştır. Asıl ve birleşen dava dilekçesinde talep olunan maddi tazminat taleplerindeki belirsizlik nedeniyle 18/05/2023 tarihli duruşmada bu belirsizliğin giderilmesi için davacılar vekiline süre ve imkan tanınmış, asıl ve birleşen davadaki davacılar vekili 19/06/2023 tarihli dilekçesinde bu noktadaki belirsizliği gidermiştir. Ayrıca yine yargılama aşamasında davalı olarak gösterilen ... Sigorta A.Ş.ile davalı olan ...'ün isimlerindeki maddi hatanın mahkememizce tespit olunması sonrası bu noktadaki hata dahi asıl ve birleşen davadaki davacı vekilinin beyanı alınarak giderilmiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, asıl ve birleşen dosyadaki maddi tazminat talebinde bulunan davacıların asıl ve birleşen dosyadaki davalı sigorta şirketlerine gerekli başvuruları yapmış olduğu, bu suretle KTK.nın 97. maddesinde belirtilen dava şartının asıl ve birleşen dosyadaki maddi tazminat talebinde bulunan davacılar tarafından yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Yargılama aşamasında her ne kadar zamanaşımı definde bulunulmuş ise de öncelikle belirtmek gerekir ki birden fazla kişinin yaralanmasına yol açılmış olması, bu çerçevede 5237 sayılı TCK gereği sekiz yıllık ceza zamanaşımının söz konusu olması, ıslah dilekçesinin olaydan itibaren sekiz yıl geçmeden yapılmış olması karşısında ıslaha yönelik davalı ... Sigorta A.Ş. dahil zamanaşımı defini ileri süren davalıların zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir. Esasen yine yargılama aşamasında zaten asıl ve birleşen dava yönünden belirsiz alacak davası açılmış olduğu belirtilmiş, belirsiz alacak davası olarak açılan davalarda dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin kesilmesinin söz konusu olması nedeniyle bu yönden dahi zamanaşımı definin reddolunduğu vurgulanmıştır. Usule ilişkin hususların açıklanması sonrası asıl ve birleşen davaların esası yönünden açıklamaların yapılması gerekir. Yargılama aşamasında tarafların mali sosyal durumları araştırılmıştır. Ayrıca gerek ceza mahkemesinin kesinleşen dava dosyasındaki ilam içeriği ve alınan kusur rapor içeriği gerekse mahkememizce atanan bilirkişinin hazırladığı 09/06/2022 tarihli rapordaki kusur incelemeleri ve yine ATK'dan alınan kusur rapor içeriği dikkate alındığında davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sigortaladığı ve sürücüsü davalı ... olan araç ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sigortaladığı ve sürücüsü ... olan aracın davaya esas olan yaralamalı trafik kazasında kusurlu oldukları, ancak hiçbir suretle davacılara atfedilebilecek bir kusur olmadığı anlaşılmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi) gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir. Ancak ne var ki somut olayda ceza mahkemesinin kesinleşen kararı ve karara esas alınan rapor, hatta soruşturma aşamasında ... CBS tarafından atanan bilirkişinin hazırlamış olduğu rapor ile mahkememizce atanan bilirkişinin belirtmiş olduğu kusur oranı ve ATK'nın kusur raporu dahi birbiriyle uyum içindedir. Bir başka deyişle asıl ve birleşen dosyadaki davacılara atfedilecek herhangi bir kusur durumu söz konusu değildir. Zaten kazanın oluş şekli ve KTK, ilgili Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında aksi düşünülemez. Böylece davacılara atfedilecek bir kusur yoktur. O halde hüküm fıkrasına uygun tek tek değerlendirme yapılmalıdır. Asıl ve birleşen dava dosyasındaki davacı ... ile ... kaza sonucu yaralanmıştır. Asıl ve birleşen dosyadaki bu davacıların hem maddi hemde manevi tazminat talepleri mevcut olup asıl ve birleşen davadaki diğer davacıların ise yakınlarının ise yaralanmasına bağlı olarak manevi tazminat talepleri mevcuttur. Asıl ve birleşen dosyada yaralanma nedeniyle talep olunan maddi tazminat talepleri içinde sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talepleri söz konusudur. Somut olayda, açıklandığı üzere tazminat talepleri trafik kazasından kaynaklanmaktadır. 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile KTK 98.maddesinde yapılan değişiklik ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatlarından dolayı davalıların, bu kapsamda sigorta şirketlerinin dahi sorumlulukları esastır. Her ne kadar davalı sigorta şirketleri geçici iş göremezlik tazminatları nedeniyle sorumluluklarının bulunmadıkları yönünde açık inkarda bulunmuş iseler de bu konu üzerinde ayrıca durulmalıdır. Asıl ve birleşen davada yukarıda açıklandığı üzere yaralanan davacıların iş göremez hale gelecek şekilde malul kaldığını açıklayıp sürekli iş göremezlik tazminatı talebi yanında geçici iş göremezlik tazminatı talebinde bulundukları görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında da kabul olunduğu üzere davalı sigorta şirketlerinin geçici iş göremezlik tazminat sorumlulukları kabul olunmaktadır. (Yargıtay Kapatılan 17.HD ...E. ...K.sayılı kararı) Tazminatın türü ve poliçe içeriği karşısında da aksi düşünülmemelidir. Gerek asıl davada gerekse birleşen davada haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması karşısında, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi esastır. Yerleşik Yargıtay 4.HD'nin kararlarında belirtilmiş olduğu üzere, söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri çerçevesinde inceleme yapılması gerekmektedir. Kaza tarihi itibariyle ATK tarafından rapor sunulmuş ise de Yargıtay'ın yukarıda anılan uygulaması gereği olay tarihindeki yönetmelik hükümlerinin dikkate alınması gerekir. Bu nedenle kaza tarihi olan 02/04/2018 tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan, bu yönetmelik hükümleri dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu'ndan ... ve ...'ın maluliyet oranlarının yeniden tespiti, rapor alınması noktasında ara karar oluşturulmuştur. Yargılama aşamasında ATK tarafından sunulan 13/06/2023 tarihli raporda asıl dosyadaki davacı ile birleşen dosyadaki davacılar yönünden yapılan inceleme ve araştırmada her bir davacı yönünden vücutta engellilik oranının tek tek tespit olunduğu, iyileşme süresinin kaç aya kadar uzayabileceği, kazaya bağlı yaralanma nedeniyle başkasının yardımına ihtiyaç duyup duymadıkları ayrıntılı olarak hazırlanan raporda bildirilmiştir. Ayrıca adı geçen rapor mahkememizce oluşturulan ara karar çerçevesinde kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Bu suretle ATK raporundaki eksiklik tam olarak giderilmiştir. Adli Tıp Kurumundan usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde rapor alınmış, davacının maluliyet derecesi ve oranı tam olarak belirlenmiştir. Öte yandan gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada davacılar yönünden yapılacak hesaplamalara esas olmak üzere davacılar lehine geçici iş göremezlik süresi içinde ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi ne zaman ve ne şekilde ödeme yapıldığı hususlarıyla ilgili dahi ayrıntılı araştırmalar yapılmış, gelen cevabi yazıların dosyaya kazandırılması sağlanmıştır. Bu suretle mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi amacı ile gerekli araştırmalar dahi tam ve eksiksiz olarak yapılmıştır. Asıl ve birleşen dosyada davacıların talep etmiş olduğu alacak kalemleri karşısında daha önce görevlendirilmiş olan hesap bilirkişi marifetiyle ve 09/06/2022 tarihli rapor rapor ile hesaplamalar yapılmış, asıl ve birleşen dava dosyasındaki her bir davacının talep edebileceği rakamlar tespit olunmuştur. Ne var ki daha sonraki dönemde tahkikata yönelik bir çok işlem gerçekleşmiştir. Oysaki Yargıtay 4.HD'nin yerleşik uygulamaları karşısında "tazminat hesabının karar tarihine en ve güncel asgari ücret üzerinden yapılması gerektiği gözetilerek rapor alınmalıdır". (Yargıtay 4.HD ...E. ...K.sayılı karar, yine Yargıtay 4.HD ...E. ...K.sayılı vb.kararları) Bu nedenle 09/06/2022 tarihli raporu sunan hesap bilirkişisinin kusur bilirkişisiyle rapor sunması, raporun bilirkişi kurulu olarak sunulmuş olması, bu aşamadan sonra kusur bilirkişisinin yeniden görevlendirilmesini gerektiren bir halin bulunmaması, en önemlisi tazminat hesabının yapılırken davacıların davalılardan müştereken ve müteselsilen talepleri olduğu halde davalı sigorta şirketlerinin kusur oranına göre sorumluluklarının belirlenmiş olması, ayrıca AYM'nin 2022 tarihli iptal karar içeriği ve en yakın yani güncel nitelikte bir rapor olmaması karşısında başkaca bir hesap bilirkişisi bu noktada görevlendirilmiştir. Bunun üzerine Mahkememizce oluşturulan ara karar çerçevesinde AYM kararı, davacı vekilinin 18/05/2023 tarihli ve belirsizliği giderici nitelikte sunduğu dilekçe içeriği, kusur raporu ve dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında, asıl davadaki davacılardan ... yönünden geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik ödeneği,(güç-efor kaybı tazminatı) birleşen davada ... yönünden bakıcı gideri, geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik ödeneği (güç-efor kaybı tazminatı) olarak açıklanan tazminat tutarlarının hesaplanması için hesap bilirkişisi atanmasına dair ara karar oluşturulmuştur. Bilirkişi bu noktada "asıl ve birleşen dosyadaki davacıların talepleri ile ilgili sunmuş olduğu 09/06/2022 tarihli raporunda "davacı ...’ ın 02.04.2018 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası; 18 ay süre ile geçici iş göremezlik zararının 13.009,83 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun Mahkeme tarafından kabulü durumunda, davalı ... Sigorta A.Ş.'den talep edilebileceği geçici iş göremezlik zararının 5.191,13 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. ‘den sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun kabulü durumunda talep edilebileceği geçici iş göremezlik 5.191,13 TL olduğu, %13 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının 113.442,41TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda % 50 kusurunun bulunduğunun Mahkeme tarafından kabulü durumunda, davalı ... Sigorta A.Ş. ‘den talep edilebileceği sürekli iş göremezlik zararının 51.526,12 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. ‘den sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda % 50 kusurunun bulunduğunun kabulü durumunda talep edilebileceği sürekli iş göremezlik 51.526,12 TL olduğu davacı ...’ ın 02.04.2018 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası; 2 ay süre ile bakıcı giderleri zararının 4.059,00 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda % 50 kusurunun bulunduğunun Mahkeme tarafından kabulü durumunda, davalı ... Sigorta A.Ş.'den talep edilebileceği bakıcı gideri zararının 2.029,50 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun kabulü durumunda talep edilebileceği bakıcı gideri zararı 2.029,50 TL olduğu, 6 ay süre ile geçici iş göremezlik zararının 4.158,89 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun Mahkeme tarafından kabulü durumunda, davalı ... Sigorta A.Ş.'den talep edilebileceği geçici iş göremezlik zararının 2.079,45 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun kabulü durumunda talep edilebileceği geçici iş göremezlik 2.079,45 TL olduğu, ayrıntılı olarak verilen Yargıtay içtihatları dahilinde sigorta şirketleri tarafından düzenlenen poliçelerde belirtilen sağlık giderleri teminatından karşılanabileceğinin takdirinin Mahkemeye ait olduğu, %48 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının 1.314.966,77 TL olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından sigortalı tarafından sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun Mahkeme tarafından kabulü durumunda, davalı ... plakalı araç işleteni- sürücüsü ve ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'den talep edilebileceği sürekli iş göremezlik zararının 657.483,38 TL olabileceği, işbu tutarın sacede 180.000,00 TL'sinden ... Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğu, kalan miktar 477.483,38 TL'sinden araç işleteni ve sürücüsünün (...) müşterek ve müteselsilen sorumluluklarından söz edilebileceği, davalı ... Sigorta A.Ş.'den sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %50 kusurunun bulunduğunun kabulü durumunda davalı ...plakalı araç işleteni- sürücüsü (...) ve ZMMS sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'den talep edilebileceği sürekli iş göremezlik zararının 657.483,38 TL olabileceği, işbu tutarın sadece 180.000,00 TL'sinden ... Sigorta A.Ş.'nin sorumlu olduğu, kalan miktar 477.483,38 TL'sinden araç işleteni ve sürücüsünün müşterek ve müteselsilen sorumluluklarından söz edilebileceği, sigorta şirketleri yönünden dava tarihinden, diğer davalılar araç işleteni ve sürücüleri yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte talep edilebileceğinin (Sigortalı araçların hususi olduğu) hukuki tüm takdir ve değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğu" söz konusu edilebileceği açıklanmıştır. Asıl ve birleşen dava dosyası yönünden hesap bilirkişisi kök raporunu sunmuştur. Buna göre bilirkişi kök raporunda irdelendiği üzere "gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir tespit olduğundan gerçeğe en yakın verilerin kullanılması sağlanmıştır. Zaten bilirkişi, bu çerçevede “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” çerçevesinde raporunu hazırlamıştır. Zaten Yargıtay uygulamasında da bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi ve yargı mercileri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından tazminata esas bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 Yaşam Tablosu’nun kullanılmasının uygun olacağı kabul edilmiş, Yargıtay 4.HD tarafından içtihat değişikliğine gidilmiştir. Bu noktada raporun Yargıtay uygulamasına uygun şekilde hazırlandığı açıktır. (Yargıtay 4.HD...E....K.sayılı kararı) Ne var ki anılan hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda, asıl ve birleşen dosyadaki davacılar vekilinin tüm, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına dayandığı halde bilirkişi asıl ve birleşen dosyadaki davacıların sigorta şirketlerinden talep edebileceği miktarları kusur oranlarına göre dağıtmış, bu çerçevede hesabını yapmıştır. Oysaki "BK'nın 50, 51. maddesi ve müteselsil sorumluluk esaslarına göre, kusurlu oldukları belirlenen davalıların zararın tamamından sorumlu olması gerekir. Diğer yandan, davalı işletenin, 2918 sayılı KTK.nun 86. maddesi, davalı ZMSS, aynı yasanın 91.maddesi, davalı sürücüsü ise, BK'nın 41 ve devamı maddeleri uyarınca zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, BK'nın 141. 142. maddesine göre, borcun tamamından sorumludur. Nitekim, 2918 sayılı KTK'nın 88/1 maddesinde trafik olayı nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. BK'nın 146. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Açıklanan ilkelere göre somut olaya baktığımızda davacı vekili davasını teselsül hükümlerine göre açmış, zararın tamamının tahsilini kazaya karışmış olan araçların her ikisinin zmms poliçesini düzenleyen sigorta şirketlerinden ve birisinin sürücüsü olan davalılardan talep etmiştir. BK'nın 142. maddesine göre zararın tamamanın müteselsil borçluların her birinden tahsilinin talebi mümkün olduğu dikkate alınmalıdır. (Yargıtay 17.HD...E. ...K.sayılı kararı) Nitekim YHGK. ...T. ...K.sayılı kararda belirtildiği gibi "bir davacının kendilerinin tamamen kusursuz olduğundan söz ederek zararlı sonucu meydana getiren müteselsil borçlulardan biri aleyhine açtığı bir davada, zararın tümünü talep etmesi, örtülü olarak değil, aksine Borçlar Yasasının 142. maddesinde öngörülen teselsül kuralına açık bir şekilde dayandığının en belirgin bir kanıtıdır; bu gibi durumlarda; müteselsilen sözcüğünün dava dilekçesinde kullanılmamış olması sonuca etkili değildir" şeklindedir. Ayrıca YHGK. 01/09/1986, Tarih,...K.sayılı kararı ise "..Davacı, davayı açarken aslında davalı olarak gösterdikleri yönünden, teselsül hükümlerine dayanmıştır. Her ne kadar kusurun %100'ünün davalılarda olduğunu ileri sürmüş ise de, amacı kendisinin hiçbir kusurunun olmadığını açıklamaktır. Bir kısım kusurun, kimliği belirlenemeyen üçüncü bir kişide olduğu sonradan anlaşılmıştır. Bu durum davacının amacı ve teselsül hükümlerine dayanılması birlikte değerlendirildiğinde zararın tamamından davalıların sorumlu tutulması gerekir.." şeklindedir. Esasen gerek asıl gerek birleşen dosyadaki davacılar kendilerine atfedilecek bir kusur bulunmadığını açıkça belirtmiş oldukları gibi tazminat talep etmiş oldukları ilgili davalılar yönünden ise hem müştereken hem müteselsilen tahsil talebinde bulunmuşlardır. Artık bu şartlarda asıl ve birleşen dosyadaki tazminat talep eden davacıların zararın tamamını açıklamış oldukları davalılardan talep etmiş oldukları açıktır. Zaten bu noktada hesap bilirkişisinden ek rapor alınmıştır. Sonuç olarak müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür.Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği asıl ve birleşen dosyadaki davacıların kusursuz oldukları dahi tespit olunmakla asıl ve birleşen dosyadaki davacıların dava ve ıslah dilekçesine konu etmiş oldukları zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Asıl ve birleşen dosyadaki davacıların mevcut dilekçeleri ile adı geçen davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemedikleri açıktır. Bu nedenle asıl ve birleşen dava dosyasında maddi tazminat talep eden davacıların zararın tamamını herhangi bir davalıdan talep edebileceği açıktır. Yargıtay uygulaması ve yürürlükte olan 6098 sayılı TBK m.141, m.142 hükümleri dikkate alındığında asıl ve birleşen dosyadaki davacıların uğramış olduğu zararın tamamını müteselsil borçlu durumundaki sürücü, işleten ve sigorta şirketi olmak üzere her bir davalıdan tahsili olunması talebinde bulunulması mümkündür. Bu durumda bilirkişi raporunda belirlenen geçici ve kalıcı iş göremezlik zararının bu çerçevede hesaplanması gerekir. Bir başka deyişle davalılar arasındaki iç ilişki yani kusur durumu dış ilişki kapsamında bulunan asıl ve birleşen dosya davacılarını hukuki açıdan ilgilendirmemektedir. Nitekim mahkememizce atanan hesap bilirkişisi sunmuş olduğu 24/06/20224 tarihli ek raporunda "olayın meydana gelmesinde davacılar kusursuz olup, davacılar maddi zararını müşterek ve müteselsil olarak talep ettiğinden Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 28/03/2022 T. ... E.... K. sayılı emsal kararı nazara alınarak kısmi kusur sorumluluğuna göre hesaplama yapılmasına yer olmadığı bununla birlikte; davalı sigorta şirketlerinin maddi zarara ilişkin sorumluluklarının 360.000,00 TL teminat limitiyle sınırlı olması ve davacı ...’ın sürekli iş göremezlik maddi zararları yönünden müşterek müteselsil sorumluluğa göre her bir sigorta şirketi yönünden 360.000,00 TL teminat limiti kadar infazın gerçekleştirilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmelerine yol açılacağı nazara alınarak her ne kadar davacıların talebi müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre ise de; davacı ...’ın sürekli iş göremezlik maddi zararı yönünden davalı sigorta şirketlerinin sorumlu oldukları tutarların kısmi kusur sorumluluk oranlarına göre belirlenmesi gerektiği, davacı ...’ın talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 29.545,84 TL olduğu, bu tutarın tamamı için davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluğuna gidilebileceği, davacı ...’ın talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 462.240,45 TL olduğu, her ne kadar davacı maddi zararını müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep etmiş ise de; davalı sigorta şirketleri teminat limitiyle sınırlı sorumluluk üstlendiğinden ve sürekli iş göremezlik maddi zararı yönünden teminat limiti aşıldığından kusur sorumluluğu oranlarına göre değerlendirme yapılması lüzumu bulunduğu; buna göre davacının %75 kusur sorumluluğuna göre davalı ... Sigorta A.Ş.’nden talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 346.680,34 TL olduğu, davacının %25 kusur sorumluluğuna göre davalı ... Sigorta A.Ş.’nden talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 115.560,11 TL olduğu, davacı ...’ın talep edebileceği geçici iş göremezlik maddi zararının 8.705,46 TL olduğu, bu tutarın tamamı için davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluğuna gidilebileceği, davacı ...’ın talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 6.452.882,97 TL olduğu, her ne kadar davacı maddi zararını müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep etmiş ise de; davalı sigorta şirketleri teminat limitiyle sınırlı sorumluluk üstlendiğinden ve sürekli iş göremezlik maddi zararı yönünden teminat limiti aşıldığından kusur sorumluluğu oranlarına göre değerlendirme yapılması lüzumu bulunduğu; buna göre davacının %75 kusur sorumluluğuna göre davalı ... Sigorta A.Ş.’nden talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 360.000,00 TL olduğu, davacının %25 kusur sorumluluğuna göre davalı ... Sigorta A.Ş.’nden talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 360.000,00 TL olduğu, davacı ...’ın talep edebileceği bakıcı gideri maddi zararının 4.059,00 TL olduğu, bu tutarın tamamı için davalıların müşterek ve müteselsilen sorumluluğuna gidilebileceği, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketleri yönünden 07.05.2018 tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 02.04.2018 kaza tarihi ve faiz nev’inin yasal faiz olduğu" şeklinde görüş bildirmişlerdir. Hesap bilirkişisinin 24/06/2024 tarihli ek raporundaki maddi tazminata dair hesaplaması Mahkememizce de benimsenen Yargıtay 4. HD.'ye uygun hesaplama ve yöntemleri içermektedir. Böylece kusur oranına göre değil zararın tamamının her bir davalıdan talep edilebileceği esasına göre ek rapor alınmış, eksiklik giderilmiştir. Asıl ve birleşen davada davacılar lehine hesaplanan miktarlar yönünden kazaya yol açan aracın ticari araç olmaması ve işin dahi ticari olmaması karşısında ancak yasal faiz talep edilebilecektir. Bu noktada her bir davalı yönünden temerrüt tarihi ayrı ayrı dikkate alınmıştır. Yargıtay 4.HD'nin yerleşik uygulaması gereği "taraflar arasındaki uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak, haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenlerle; her bir davacı yönünden hüküm altına alınan maddi tazminat yönünden, sigorta şirketi dışındaki davalılar için kaza tarihinden itibaren temerrüt faiz işletilmesine karar verilmiştir. Buna mukabil davalı sigorta şirketlerinin ise 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1.maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın B.2-b.maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Asıl ve birleşen dosyadaki maddi tazminat talebinde bulunan her bir davacının her bir sigorta şirketine başvuru tarihi ayrı ayrı ve kayda dayalı olarak tespit olunmuştur. Buna göre "davalı sigorta şirketlerinin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü belirtilen sürenin dolmasından sonra ve bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. Bu durumda, aslı ve birleşen dosyadaki davacılar tarafından sigorta şirketine davalılardan önce gerekli başvuruların yapıldığı, davalı ... Sigorta A.Ş.'ye 26/04/2018, davalı ... Sigorta A.Ş. ise 24/04/2018 tarihinde başvuruların yapıldığı, sekiz iş gününün ilave olunması suretiyle temerrüt tarihinin tespiti mahkememizce gerçekleştirilmiştir. Bu itibarla bu tarihler yönünden 22/06/2024 tarihli ek rapora itibar edilmemiştir. Asıl ve birleşen davada esas alınan ve mahkememizce kabul olunan miktarlar karşısında 24/06/2024 tarihli hesap bilirkişisi raporundaki miktarlara itibar edilmesine engel, gerekçeli ve kabul edilebilir bir itirazın olmadığı, yapılan hesaplama yönteminin Yargıtay tarafından benimsenen ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun olduğu, raporun celbedilen kayıt ve belge içerikleri ile uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle aksi yöndeki itirazların ise Yargıtay uygulaması dikkate alındığında dikkate alınabilmesi ise mümkün bulunmamaktadır. Asıl ve birleşen dosyadaki davacılar vekilinin teknik olarak bedel arttırım dilekçesi olan talebinin usulen dikkate alınması zorunludur. 6100 sayılı HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlılık esas olduğundan 24/06/2024 tarihli ek rapordaki miktardan daha fazlasının dikkate alınabilmesi ise usulen mümkün bulunmamaktadır. Sonuç itibariyle açıklanan hüküm karşısında hakim, tarafların talep sonuçlarına bağlı olduğundan ondan fazlasına veya ondan başka bir şeye karar veremez. Gerek asıl davada gerek birleşen davada bizzat kazaya uğrayan davacı asilin ve ayrıca davacı durumundaki asilin yakınlarının manevi tazminat talepleri mevcuttur. Bu durumda 6098 sayılı TBK.m.51 hükmü uyarınca asıl-birleşen dosyadaki davacıların bu talebinin değerlendirilmesi gerekir. Zira adı geçen hükümde de belirtildiği üzere "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gözönüne alarak belirler." Bir başka deyişle kanun hükmünde de belirtildiği üzere kusurun ağırlığı dikkate alınarak ve mevcut dosya kapsamı çerçevesinde manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi hukuka uygun olacaktır. Yargıtay 17.HD'sinin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere "H.G.K’nın ... E, ...K.sayılı kararında da belirtildiği üzere, “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir. Maddede belirtilen kişilik haklarına, kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruhsal bütünlüğü gibi varlıkların tümü girmektedir. Kişinin duygu yaşantısı ve düşünce dünyası da kişisel varlıklar olup, yasa tarafından korunmuştur. Duygu yaşantısı da ruhsal uyum ve denge, ruhsal sükun, yakınlarla olan gönül bağlılığı, aile birliği kişisel varlıklardır. Manevi acılar verdirilmek yolu ile de ruhsal varlıklara saldırılmış olur. Kişisel değerlere saldırı yolu ile kişiye manevi acılar verdirmek kişinin ruhi varlığına ve sonuçta kişilik hakkına saldırıyı ortaya koyar". Yine BK 47.madde de düzenlenen “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir.” hükmünden de anlaşılacağı üzere cismani zarara uğrayan kimseye manevi tazminat verilebilecektir. Doktrinde ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda onun ana babası gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa bu durumda yansıma yolu ile değil doğrudan doğruya zarara maruz kalmasının söz konusu olduğu, çocuklarının yaralanması nedeniyle ana babanın manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir. Bu husus Hukuk Genel Kurulu’nun 26.4.1995 tarih, ... E., ... K. sayılı ilamında da belirtilmiştir. " Yargıtay uygulamalarında belirtildiği üzere manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Asıl-birleşen davaya esas kaza sonucunda manevi tazminat talep eden herhangi bir davacıyı atfedilebilecek bir kusur oranı bulunmamaktadır. Buna mukabil kazaya yol açan diğer iki araç sürücüsü ise kazada eşit olarak sorumludur. Bir başka deyişle bu noktada asıl ve birleşen dosyadaki davacılar aleyhine olan herhangi bir delil ise yoktur. Yine asıl davada maddi tazminat talep eden davacı ...'ın kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre engellilik oranının %13 olduğu, ancak ...'ın iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren on sekiz aya kadar uzayabileceği açıktır. Buna mukabil birleşen davadaki davacı ...'ın kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik hükümlerine göre engellilik oranının %48 olduğu, hatta kaza sonucunda diz üstü amputasyon durumunun mevcut olduğu, bir başka deyişle diz üstü yukarısından itibaren ayağının kesilmiş olduğu, bu durumun davacının beden bütünlüğünü ağır ve telafisi imkansız şekilde ihlal ettiği, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren altı aya kadar uzayabileceği tartışmasızdır. Açıklanan bedeni zararlar ATK raporunda ayrıntılı olarak irdelenmiş olup, genç yaştaki ...'ın vücut bütünlüğünün ihlal edildiği, babası ...'a kıyasla çok daha fazla olmakla birlikte her iki davacının açıklanan süreler zarfında ve bu süreler kadar iyileşme sürelerinin mevcut olduğu, bu durumdan dolayı asıl ve birleşen dosyadaki yaralanan davacıların mutlak olarak bedeni zarara uğradığı açıktır. Bu hallerin asıl ve birleşen davadaki bizzat yaralanan davacılarda ve yine yakınlarında manevi acı, üzüntü ve elem oluşturması ise ispatı gerektirmeyen bir husustur. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun m.56/1.hükmü gereğince kural olarak bedensel zarar nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunma hakkı zarar görene aittir. Ancak TBK m.56/2. ile ağır bedensel zarar halinde, zarar görenin yakınlarının da manevi tazminat isteyebileceği düzenlenmiştir. Böylece bu hak yakınlara da tanınmıştır. Asıl ve birleşen dosyadaki diğer davacıların bedeni zararları olmasa dahi asıl davadaki davacı ...'ın mevcut yaralanması nedeniyle eşinin ve tüm çocuklarının, yine birleşen davadaki ...'ın yaralanması nedeniyle ise başta ...'ın ana ve babası ile kardeşlerinin meydana gelen olay sonucunda manevi üzüntü ve elem yaşayacakları muhakkaktır. Hele hele asıl davada davacı ...'ın yaralanması nedeniyle iyileşmesinin on sekiz ay gibi uzun bir süre alması karşısında kendisinin sosyal konumunun bu üzüntüyü arttıracağı gibi doğal olarak yakınlarının da bu üzüntüye tanıklık etmeleri asıl dosyadaki davacılarda kaçınmaları mümkün olmayan bir üzüntü yaratacaktır. Ancak ve şüphesiz birleşen dosyadaki davacı ...'ın henüz gençlik yıllarında bir ayağının diz üstünden kesilmiş olmasının hem kendisi hem de ana ve babası üzerinde daha büyük üzüntü yaratacağı, ...'ın ana ve babası kadar olmasa dahi kardeşleri olan diğer davacıların ...'ın bu durumuna ömür boyunca tanıklık etmeleri ise takdir olunacak manevi tazminat açısından önem arz etmektedir. Öte yandan asıl ve birleşen davaya esas olan kazanın meydana geldiği tarih 08/05/2018 olup, hükmün verildiği ana kadar geçen süre içinde paranın değerinde çok büyük oranlarda düşmeler olmakla birlikte olay tarihindeki paranın alım gücü, tarafların tespit olunan mali ve sosyal durumları, olayın çok eski olması ise dikkate alınarak manevi tazminat takdir olunmuştur. Özellikle gerek asıl davada gerek birleşen davadaki davacıların tamamının meydana gelen trafik kazası sonucunda gerek teşhis gerek tedavi ve gerekse yaralanmanın sonuçları itibariyle çok uzun bir süre aile olarak sosyal yaşantılarının çok olumsuz şekilde etkilendiği, ailenin bu olay nedeniyle çok uzun yıllar bu olayın etkisinden kurtulabilmelerinin hayatın olağan akışı dikkate alındığında mümkün bulunmadığı, hatta davacı ...'ın bedeni olarak yaralanma şeklinin bir ömür boyu hem birleşen dosya davacısı ... da hem de yaşadıkları sürece ana ve babası başta olmak üzere kardeşlerde hep bir üzüntü kaynağı olacağı beklenmelidir. Bu arada gerek asıl davada ve gerekse birleşen davada manevi tazminat taleplerinin takdirinde özellikle asıl dosyadaki davacının yaralanması ve birleşen dosyadaki davacının amputasyon durumu ve buna bağlı olarak diğer yakınlarının manevi tazminat talepleri takdir olunurken emsal dosyalarda Yargıtay'ın manevi tazminat ile ilgili benimsediği kararlar dahi dikkate alınmıştır. (Yargıtay 4. HD...E....K.sayılı; yine mahkememiz kararını onayan Yargıtay 4. HD... E. ... K. sayılı kararı ve benzeri kararlar) Buna göre açıklanan tüm ölçüler dikkate alındığında asıl davada davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 50.000-TL manevi tazminat, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise yakınlarının talep etmiş olduğu manevi tazminat talepleri karşısında, eşi ... lehine 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, kızı ... için 25.000-TL manevi tazminat takdir olunmuştur. Buna mukabil birleşen davada ise davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 150.000-TL manevi tazminat, davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise yakınlarının talep etmiş olduğu manevi tazminat talepleri karşısında, anne ... lehine 100.000-TL, baba ... için 100.000-TL, kardeşi ... lehine 50.000-TL, kardeşi ... için 50.000-TL olarak manevi tazminat ayrı ayrı takdir olunmuştur. Yapılan açıklamalar karşısında gerek asıl davada gerekse birleşen davada yer alan davacılar yönünden taleplerle bağlı kalınarak ve aşağıda belirtilen şekilde hüküm vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; I.ASIL DAVA 1-Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 50.000-TL manevi tazminat, Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise yakınlarının talep etmiş olduğu manevi tazminat talepleri karşısında, Eşi ... lehine 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, kızı ... için 25.000-TL olarak takdir edilen manevi tazminatın sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den kaza tarihi olan 02/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara belirtilen tutarların ayrı ayrı verilmesine, 2-Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle toplam 462.240,45-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, toplam 29.545,84-TL geçici iş göremezlik tazminatının tüm davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere -davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik ile sorumluluğu 346.680,34-TL ve geçici iş göremezlik zararı ile sorumluluğu 29.545,84-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik zararı ile sorumluluğu 115.560,11-TL ve geçici iş göremezlik zararı sorumluluğu 29.545,84-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına adı geçen davalı gerçek kişiler yönünden kaza tarihi 02/04/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise temerrüt tarihi olan 09/05/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise temerrüt tarihi olan 08/05/2018 tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesine, II.BİRLEŞEN DAVA 2018/789 E.SAYILI DOSYA 1-Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 150.000-TL manevi tazminat, Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle ise yakınlarının talep etmiş olduğu manevi tazminat talepleri karşısında, Anne ... lehine 100.000-TL, baba ... için 100.000-TL, kardeşi ... lehine 50.000-TL, kardeşi ... için 50.000-TL olarak takdir edilen manevi tazminatın sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den kaza tarihi olan 02/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara belirtilen tutarların verilmesine, 2-Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle 6.452.882,97-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.705,46-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 4.059,00-TL bakıcı gideri tazminatının tüm davalılardan tahsilde tekerrür olmamak üzere-davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik tazminatı nedeniyle sorumluluğu 360.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı sorumluluğu 8.705,46-TL, bakıcı gideri tazminatı nedeniyle sorumluluğu 4.059,00-TL; yine davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik tazminatı ile sorumluluğu 360.000,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı ile sorumluluğu 8.705,46-TL, bakıcı gideri tazminatı ile sorumluluğu 4.059,00-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, Hükmedilen maddi tazminat miktarlarına davalı gerçek kişiler yönünden kaza tarihi olan 02/04/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise temerrüt tarihi olan 09/05/2018 tarihinden, davalı ... Sigorta A.Ş yönünden ise temerrüt tarihi olan 08/05/2018 tarihinden işleyecek yasal faizin işletilmesine, III-ASIL DAVA A)Maddi Tazminat Yönünden a)Harç 492 sayılı Harçlar Kanununa göre ...'ın yaralanması nedeniyle toplam 462.240,45-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, toplam 29.545,84-TL geçici iş göremezlik toplamı olan 491.786,29TL üzerinden davalılardan alınması gereken 33.593,92 TL ilam harcından, -davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sürekli iş göremezlik ile sorumluluğu ve geçici iş göremezlik zararı nedeniyle sorumluluğu 25.700,01-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş.'nin sürekli iş göremezlik zararı ile ve geçici iş göremezlik zararı sorumluluğu 9.912,18-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.-maddi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 6,83 TL peşin harç ile 1.673,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 31.914,09 TL'nin tüm davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. 24.020,20 TL ile davalı ... Sigorta A.Ş. 8.232,40 TL ile sınırlı sorumludur) tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından açılan maddi tazminat davası nedeniyle davanın başında harcanan 6,83TL peşin harç ile 1.673,00 TL ıslah harcının toplamı 1.679,83 TL'nin müştereken ve müteselsilen tüm davalılardan alınarak davacı ...'a verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ...'ın yaralanması nedeniyle toplam 462.240,45-TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 29.545,84-TL geçici iş göremezlik toplamı olan 491.786,29TL üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 77.767,94 TL'nin tüm davalılardan -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik ile sorumluluğu ve geçici iş göremezlik zararı nedeni ile sorumluluğu 60.196,19-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik zararı nedeni ile ve geçici iş göremezlik zararı sorumluluğu 30.000,00-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, B)Manevi Tazminat Yönünden a)Harç 492 sayılı Harçlar Kanununa göre davacılardan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 50.000-TL manevi tazminat, eşi ... lehine 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, oğlu ... için 25.000-TL, kızı ... için 25.000-TL olarak takdir edilen toplam 150.000,00 TL üzerinden alınması gereken 10.246,50 TL ilam harcından, manevi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 512,32TL peşin harcın mahsubu ile kalan bakiye 9.734,18-TL tek harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından açılan manevi tazminat davası nedeniyle davanın başında harcanan 512,32TL peşin harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara eşit olarak verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacı ... lehine takdir olunan 50.000,00-TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin; eşi ... lehine takdir edilen 25.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 25.000,00 TL vekalet ücretinin; oğlu ... lehine takdir edilen 25.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 25.000,00 TL vekalet ücretinin; oğlu ... lehine takdir edilen 25.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 25.000,00 TL vekalet ücretinin; kızı ... lehine takdir edilen 25.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 25.000,00 TL vekalet ücretinin sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, IV-BİRLEŞEN DAVA A)Maddi Tazminat Yönünden; A)Harç Davacı ...'ın yaralanması nedeniyle 6.452.882,97-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.705,46-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 4.059,00-TL bakıcı gideri toplamı 6.465.647,43 TL üzerinden alınması gereken 441.668,37 TL ilam harcından, -davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik ile sorumluluğu ve geçici iş göremezlik zararı nedeni ile sorumluluğu 25.463,54-TL ile davalı ... A.Ş'nin sürekli iş göremezlik zararı ile ve geçici iş göremezlik zararı nedeni ile sorumluluğu 25.463,54-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- maddi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 6,83 TL peşin harç ile 22.083,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 419.578,54 TL'nin tüm davalılardan (davalı ... Sigorta A.Ş. 3.373,70 TL ile davalı ... Sigorta A.Ş. 3.373,70 TL ile sınırlı sorumludur) tahsilde tekerrür olmamak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından açılan maddi tazminat davası nedeniyle davanın başında harcanan 6,83TL peşin harç ile 22.083,00 TL ıslah harcının toplamı 22.089,83 TL'nin tüm davalılardan -tahsilde tekerrür olmamak üzere- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacı ... lehine hükmedilen 6.452.882,97-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.705,46-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 4.059,00-TL bakıcı gideri tazminatı toplamı olan 6.465.647,43TL üzerinden AAÜT gereği hesaplanan 597.969,42 TL'nin tüm davalılardan -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik ile sorumluluğu ve geçici iş göremezlik zararı ile sorumluluğu 59.642,31-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş'nin sürekli iş göremezlik zararı ile ve geçici iş göremezlik zararı sorumluluğu 59.642,31-TL ile sınırlıdır ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine, B)Manevi Tazminat Yönünden; a)Harç 492 sayılı Harçlar Kanununa göre davacılardan davacı ...'ın yaralanması nedeniyle davacı ... lehine 150.000-TL manevi tazminat, anne ... lehine 100.000-TL, baba ... için 100.000-TL, kardeşi ... lehine 50.000-TL, kardeşi ... için 50.000-TL olarak takdir edilen toplam 450.000,00 TL üzerinden alınması gereken 30.739,50 TL ilam harcından, manevi tazminat talebine ilişkin olarak davanın başında alınan 1.536,97TL peşin harcın mahsubu ile kalan bakiye 29.202,53-TL harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, Davacılar tarafından açılan manevi tazminat davası nedeniyle davanın başında harcanan 1.536,97TL peşin harcın -tahsilde tekerrür olmamak üzere- sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, b)Vekalet Ücreti Davacı ...'ın açmış olduğu manevi tazminat davası yönünden kabul 150.000-TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin; anne ... lehine takdir edilen 100.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin; baba ... lehine takdir edilen 100.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin; kardeşi ... lehine takdir edilen 50.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin; kardeşi ... lehine takdir edilen 50.000,00 TL manevi tazminat nedeniyle AAÜT gereği 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin sadece davalılar ..., ..., ..., ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, V-ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA DİĞER YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN Davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri nedeniyle harcanan 11.000,00-TL bilirkişi ücreti, 4.560,00 TL adli tıp ücreti, 7.408,38 TL posta, tebligat ve fotokopi masrafı, 35,90 TL başvuru harcı, 35,90 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 23.040,18 TL'nin asıl ve birleşen davadaki tüm davalılardan -tahsilde tekerrür olmamak üzere- davalı ... Sigorta A.Ş.sadece hükmedilen ve sınırlı maddi tazminat sorumluluğu karşısında toplam 2.304,01-TL ile davalı ... Sigorta A.Ş.sadece hükmedilen ve sınırlı maddi tazminat sorumluluğu karşısında toplam 1.612,81TL ile sınırlı sorumludur ve yine tahsilde tekerrür olmayacaktır.- müştereken ve müteselsilen tahsili ile asıl birleşen dosyadaki davacılar ..., ..., ..., ..., ...'a verilmesine, Asıl ve birleşen davada davalılar tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere asıl ve birleşen dosya davacı vekili ve ... ve ... vekilinin huzurunda diğerlerinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/663, K. 2025/20, T. 08.01.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-663-e-2025-20-k-e0dde88336df