İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/636 E. 2019/643 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/636
- Karar No
- 2019/643
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/636 Esas KARAR NO : 2019/643
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/04/2018 KARAR TARİHİ : 16/10/2019
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... ile davalı ...'nin hiçbir şekilde hiçbir isim altında senet alışverişine konu olabilecek bir ilişki kurmadıklarını, taraflar arasındaki tek ilişkinin davalının ... vekili olarak müvekkilini icraya verdiğini, müvekkilinin bu dosya borcuna kısmi itiraz ettiğini, itiraz etmediği kısmı da ödediğini, alacaklı bankanın icra takibinde alacaklı olmadığı parayı tahsil etmeye çalıştığı yönünde Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edildiğini, bunun üzerine banka tarafından icraların kapatıldığını, icraya konu senetlerin bu davalar ve icralar sürerken banka vekili olan davalıya sadece imzalanarak boş bırakıldığını, böylece borcun ödeneceğine dair teminat verildiğini, taraflar arasında hukuki, ticari, alacak verecek ilişkisi olmadığını bu nedenle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu edilen bononun, müvekkilin davacıya verdiği borç nedeniyle davacı ...'ın rızası ve özgür iradesi doğrultusunda tanzim edildiğini, davacının bono üzerindeki yazıların tanzim tarihinden sonra doldurulduğu iddiasını kabul ediklerini, doğru olduğu varsayımında dahi; açık senet düzenlenmesi mümkün olduğunu, açık senet davacı borçlunun rızası hilafına düzenlenmişse bunun davacı tarafından yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, davacının borcu olmadığı iddiasını tanık beyanıyla da ispat edemeyeceğini HMK 200-201 maddesi uyarınca tanık dinletme talebine muvafakat etmediklerini belirterek davanın reddi ile Haksız ve kötü niyetli davacının % 20 den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. Sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya mahkememize tevzi olmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .../... Soruşturma No, .../... Karar nolu kararın incelenmesinde, müştekilerin ..., ..., ..., şüphelilerin ..., ..., ..., suçun açığa imzanın kötüye kullanılması olduğu, kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/04/2018 tarih 2017/13-619E. 2018/919K. sayılı kararında; "...İmzanın senet metni oluşturulmadan da atılabilmesi mümkündür. Bu hâlde “beyaza imza”dan söz etmek gerekir (Yavaş, M.: Senetle İspat ve Senede Karşı Senetle İspat Kuralları ile Bu Kuralların İstisnaları). Kuşkusuz böyle bir imza onu atan için çok tehlikelidir. Zira genel hayat tecrübesi, imzalı boş kâğıdı karşısındakine veren kimsenin onun üzerine kendisini zararlandırıcı mahiyette ilaveler yapılabileceğini bilmesini gerektirir. Buna rağmen imzalı boş kâğıdı veren kimse, ki imzalı boş belge vermek de bir hukuki işlemdir, tehlikeleri peşinen kabul etmiş sayılacağı gibi, kendisinden beklenen dikkat ve ihtimamı sarf etmediğinden hukukun himayesinden yararlanamaz. Beyaza imza atan kimse karşı tarafın anlaşmaya uygun olarak daha önceden belirlenen esaslara göre senet metninin oluşturulacağı konusunda bir güvene sahiptir ve senet metnindeki borç kapsamından sorumludur. Bu sorumluluk beyaza imza atan kimsenin sözleşme metnindeki ifadelerin kendi iradesinin ürünü olmadığını ispat yükünü üzerine alması suretiyle tezahür eder. Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 201. (HUMK'nın 290.) maddesi çerçevesinde bu iddianın kesin delille ispat gerekir. Hukukun amacının maddi gerçeğe ulaşmak olduğu şüphesizdir. Ne var ki bu amacın sağlanmasında hâkimin izleyeceği yol kanun koyucu tarafından sübjektiflikten olabildiğince uzaklaşmış usul hükümleri ile çizilmiş olup, aksi düşünce ile verilecek kararlar uygulayıcı elinde değişkenlik göstererek hukuk güvenliğini ortadan kaldıracaktır..." denilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/19-832E. 2019/459K. sayılı kararında; "...alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, s:143). Davaya konu bonolar nakden kaydını içermekte olup; bu kayıt karşısında bedelsizlik bakımından açılan menfi tespit davasında da ispat yükü davacı borçludadır..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 16/05/2019 tarih 2017/8002E. 2019/4601K. sayılı kararında; "...Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü, kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı taraf Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemi ile dava açmıştır. Davacı taraf boş senet verildiğini iddia etmektedir. İmzanın senet metni oluşturulmadan da atılabilmesi mümkündür. İmzalı boş kâğıdı veren kimse, ki imzalı boş belge vermek de bir hukuki işlemdir, tehlikeleri peşinen kabul etmiş sayılacağı gibi, kendisinden beklenen dikkat ve ihtimamı sarf etmediğinden hukukun himayesinden yararlanamaz. Beyaza imza atan kimsenin sözleşme metnindeki ifadelerin kendi iradesinin ürünü olmadığını ispat yükünü üzerine almaktadır. Ancak böyle bir iddia ile senedin hüküm ve kuvveti azalacağından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 201. maddesi çerçevesinde bu iddianın kesin delille ispat gerekir. Davacı taraf davalıya yemin teklif etmiş, davalı asil de yemini eda etmiştir. İspat yükü üzerinde olan davacı iddiasını ispat edemediğinden davasının reddine karar verilmiş, davalının kötü niyet tazminatı talebi ise ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması nedeniyle koşulları oluşmayan talebin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, 3. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4. Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 8. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 9. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı asilin yüzüne karşı, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır