İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/616 E. 2020/471 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/616
- Karar No
- 2020/471
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/616 Esas KARAR NO : 2020/471
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/10/2018 KARAR TARİHİ : 08/10/2020
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkili tarafından davalıya demir, çimento, tuğla gibi muhtelif kaba inşaat malzemesi satışı yapıldığını, satışa konu faturaların davalıya bizzat elden imza karşılığı veya iadeli taahhütlü posta ile teslim edildiğini, borçlu tarafında fatura ve mal tesliminden sonra yazılı veya sözlü olarak itiraz edilmediğini, davalı tarafından ... tarihinde yapılan ... TL ödemeden sonra hiçbir ödeme yapılmadığını, hali hazırda bakiye ... TL lik borcun ödenmediğini, ödenmeyen iş bu borç nedeniyle Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, borçlu tarafın ... tarihli dilekçe ile sıf alacağın tahsilini geciktirmek, takibi sürüncemede bırakmak amacı ile yetkiye, icra takibine ve borca itiraz ettiğini, bu sebeple davanın kabulü ile, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptalini, asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans-reeskont faizi işletilmesini, kötün niyetli borçlunun %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görüldü. DELİLLER: Dosyada tüm deliller toplanmış, dosya tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli bilirkişi raporunda, 1-Davacının ve davalının tacir olduğu, aralarındaki ticari iş nedeniyle sözleşme olmadığını tespit edilmiştir. 2-Davacının davalı adına imza üstte açık olarak düzenlediği dava konusu faturaların davacı kayıtlarına veresiye alacak olarak kaydedilmiştir. 3-Davacının, ticari defterin de en son faturanın ... tarihi itibariyle kaydedildiği, ... tarihi itibariyle, davalıdan dava konusu faturalardan dolayı bakiye ... TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. 4-Davacının davalı adına düzenlediği faturalara göre davacının ticari defterlerinde, davalıdan ... TL alacaklı olarak görülmekte ise de 2014yılında ..., 2015 yılında ... TL, 2016 yılında ... TL bedelli toplam ... TL tutarındaki faturaların davalıya tebliğ ve fatura muhteviyatı mal ve hizmetin teslim edildiğine dair belge olmadığı gibi ilgili dönemelrde bu mal ve hizmetin teslim edildiğine dair belge olmadığı gibi ilgili dönemlerde bu fatura bedellerinin davalının dönem BA formları verilmediği için inceleme ve tespit yapılmadığından, bu faturalarla ilgili faiz hesaplaması da yapılmamıştır. 5-Davacı davalıya tebliğ ve muhteviyatı mal ve hizmeti teslim edildiğne dair bu faturalarla ilgili belgeleri dosyaya ibraz etmediği takdirde davacının, davalıdan ... TL asıl ve ... TL faiz, ... TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam ... TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının ticari defterlerinin incelenmesinde bu faturaların kayıtlarda mevcut olması halinde ek rapor düzenlenecektir. 6-Davacının, 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait yevmiye defterlerinin TTK'nun 64 ve 65 maddesine uygun olarak tutulduğu, noterden açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, bütün defterlerin kapsamının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olduğu görüş ve kanaatindeyim. Şeklinde rapor sunmuştur. Dosya daha sonra ek rapor aldırılmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporda, davacının dava konusu faturalardan dolayı davalıdan ... TL asıl ve ... TL faiz olmak üzere toplam ... TL alacaklı olduğu, 2015 ve 2016 yıllarında kök ve ek raporumda belirttiğim bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair dosyada mevcut bir belge olmadığı gibi ba formlarının incelenmesinde de bu faturaların davalı tarafından beyan edilmediği, defterleri de incelemeye ibraz edilmediği için 2015 yılında ... TL, 2016 yılında ... TL tutarındaki faturaların davalıya tebliğ edildiğine ve fatura muhteviyatı ürünün teslim edildiğine dair bir tespit edilmiştir. Takdir sayın mahkemenizindir şeklinde rapor sunmuştur. Dosya davacı vekilinin sundu belge asılları ile birlikte tekrar ek rapor aldırılmak üzere tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin mahkememize sunmuş olduğu ... tarihli raporda, Sayın Mahkemece ... tarihinde yapılan duruşmada ... kararda verilen görev doğrultusunda ... tarihli kök, ... ve ... tarihli ek raporlanmdaki açıklama ve sonuç kısmındaki tespitlerim aynı kalmak üzere davacı ve davalı vekilinin itirazları ile dosyaya ibraz edilen ek raporlarla birlikte tekrar yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki tespitler yapılmıştır. 1-İcra takibinin cari hesap bakiyesi alaeağındaki tutar üzerinden yapıldığı, bu bakiyenin oluştuğu faturaların davacı kayıtlarına veresiye alacak olarak intikal ettiği, icra takibine ve devamında ... edildiği, icra takibine konu edilen faturaların haricinde dava konusu yapılan fatura olmadığı görülmüştür. 2-Davalı vekilince ödendiği iddia edilen her biri ... TL bedelli iki adet çekin bir tanesinin ödendiği, diğerinin ise karşılıksız çıktığı, çek aslının davalıya iade edildiği, ancak bu çek bedeline istinaden kredi kartı ile ... TL ödendiği her iki ödemenin de davacı kayıtlarına 201 5 yılında davalının alacağı olarak intikal ettirildiği görülmüştür. 3-Davacı vekili tarafından sunulan mutabakat mektubunun bizzat davalı ...' na tebliğ edildiği halde dosya içerisinde mutabakat mektubunun kabul edilmediğine veya mutabakat mektubunda yazılı olan bedelin kabul edilmediğine dair bir belgenin mevcut olmadığı,mutabakat mektubunda belirtilen bakiye alacağın içinde davaya ve icra takibine konu edilen iaturaların tamamının bakiye alacağı olduğu görülmüştür. 4-... tarihli ek raporumda ... TL davacı alacağı tespit edilmişse de , davalı çalışanı olduğuna dair bir tespit yapılamayan faturaların da olduğu Mutabakat mektubunda yazılı olan icra ve davaya konu edilen toplam fatura bedellerini oluşturan alacağın Sayın mahkemece, kabul edildiği takdirde ... TL olduğu görülmüştür. 5-Davalının 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait ticari defterleri belirtilen sürede incelemeye ibraz etmediği. Davacının 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait yevmiye defterlerinin ... nun 64. Ve 65. Maddelerine uygun oiarak luîuMugu. noterden açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, bütün defterlerinin kapsamının birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olduğu . görüş ve kanaatindeyim. Şeklinde rapor sunmuştur. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava inşaat malzemesi satışından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İİK. 67/1. Maddesinde: "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." düzenlemesi mevcuttur. Davanın bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalıya mal satıp satmadığı satmış ise ne miktar mal sattığı ve ne kadar alacağı kaldığı noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası ile alacaklı; icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK, m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Ticari nitelikteki satış sözleşmelerinde, satış bedelinin tahsili için başlattığı ilamsız icra takibi itiraza uğrayan alacaklının açtığı itirazın iptali davasında, hangi tarafın hangi olayı ispat etmesi gerektiği, ödeme emrine itiraz dilekçesi, tarafların dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında mahkemeye sundukları dilekçeler ve ön inceleme aşamasında alınan beyanlara göre tespit ve tayin edilecektir. Bu aşamadan sonra mahkemece yapılacak iş, belirlenen ispat yüküne göre, taraflara iddia ve savunmalarını ispat etmeleri için gerekli olanağı tanımak ve yargılamayı neticelendirmektir. Mahkemece, taraf iddia ve savunmalarının ayrıntılı bir şekilde incelenmesi, uyuşmazlık konusu olayların doğru bir şekilde tespit edilmesi, kimin neyi, ne şekilde ispat edeceğinin belirlenmesi, bu anlamda doğru bir yargılama stratejisi oluşturulması gerekecektir (Yücesoy Yılmaz, Y.: Ticari Nitelikteki (Tacirler Arasındaki) Satış Sözleşmelerinde Satış Bedelinin Tahsili İçin Açılan İtirazın İptali Davaları, Ankara, 2014 s: 71). Uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların ve ticari defterlerin delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan ve somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükümler çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında ise fatura; "Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu yasal düzenlemelerden ortaya çıkan sonuç; 6102 Sayılı TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın –miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay, İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma hâlinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarihli ve 2011/15-472 E., 2011/608 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-823 2019/553) Ticari defter araştırmasında Davacının davalı adına düzenlediği faturalara göre davacının ticari defterlerinde, davalıdan ... TL alacaklı olarak görülmekte ise de takibe konu birtakım faturaların davalıya teslim edilip edilmediğinin belli olmadığı tespitinde bulunulmuştur. İrsaliyeli faturalarda imzası bulunan şahısların davalı çalışanı olup olmadığı konusunda SGK ya müzekkere yazılmış aynı zamanda bu konuda davalı asilin isticvap edilmesi konusunda mahal mahkemesine talimat yazılmıştır. Davalı asilin ... ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../...-Talimat sayılı dosyadan alınan ... tarihli isticvap beyanında; "... ile ... benim çalışanımdır ancak, çalışanım olmamakla beraber fatura ve malları teslim almasını söylediğim ...'da benim yetkilimdir, diğerleri benim çalışanım değildir ve kendilerine yetki de vermedim," demiştir. Mahkememizce takibe konu tüm faturaların BA-BS Formları istenmiş olup ... Vergi dairesinden gelen müzekere cevabına göre hangi dönemde davacıdan ne kadar faturanın BA formunda bildiriminin yapıldığı tespiti yapılmıştır; 2015 yılı 4. Ayda 5 adet toplam ... TL lik 2015 yılı 5. Ayda 6 adet toplam ... TL lik 2015 yılı 9. Ayda 2 adet toplam ... TL lik 2015 yılı 10. Ayda 8 adet toplam ... TL 2015 yılı 11. Ayda 7 adet toplam ... TL lik 2015 yılı 12. Ayda 7 adet toplam ... TL lik 2016 yılı 1. Ayda 5 adet toplam ... TL lik 2016 yılı 2. Ayda 8 adet toplam ... TL lik 2016 yılı 3. Ayda 5 adet toplam ... TL lik faturaların BA formu ile bildirimi yapıldığı görülmüştür. Davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağlar. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 2016/4326 Esas, 2016/14860 Karar sayılı ilamı) bu sebeplerle ba formu ile bildirimi yapılan faturaların davalıya teslim edildiği kanaatine mahkememizce varılmıştır. Ba bildirimi yapılmayan diğer faturalardaki teslim alan imzalarının davalının isticvap beyanında çalışanı olarak kabul ettiği ...,..., ... ile davalı asile ait olduğu anlaşılmakla bu fatura içeriğindeki malların da davalıya teslim edildiği böylece takip konusu tüm fatura içeriğindeki malların davalıya teslim edilmesine rağmen davalının bu fatura bedellerini davacıya ödemediği kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede; Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih 2016/2941 E. 2016/10949 K. Sayılı ilamında "Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir. İş bu içtihat ve alacağın likit oluşu nazara alınarak davacı yararına hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına da karar vermek gerekmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜNE, Buna göre davalının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı takip dosyasındaki asıl alacağa ve faiz oranına itirazın iptali ile, takibin ... TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanarak devamına, 2-Hükmolunan alacağın %20'si tutarındaki ... TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ... TL den peşin alınan ... TL nin mahsubu ile eksik alınan, ... TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan ilk yargılama gideri, posta ve müzekkere ücreti ile, bilirkişi ücretinden ibaret toplam ... TL nin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan varsa gider avansı ve teminatın karar kesinleştiğinde TARAFLARA İADESİNE, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır