İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/584 E. 2025/855 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/584
Karar No
2025/855
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2018/584 Esas KARAR NO : 2025/855

DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/09/2018 KARAR TARİHİ : 21/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ..., ..., ... adresinde faaliyet gösteren ... adlı turizm işletmesinin sahibi olduğu, bu işletme üzerinden dava dışı ... ye vermiş olduğu turizm hizmeti sebebiyle; ... ... Şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki, ... Şube ... nolu, ... keşide tarihli ... USD bedeli çeki, ... Şube ... nolu, ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki, ... şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... EURO bedelli çeki, ... şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki keşide edilerek davacıya verdiğini, söz konusu çeklerin davacı tarafından bankaya ibraz edildiğinde karşılıklarının olmadığının tespit edildiği ve arkalarının yazdırıldığı, çeklerle ilgili yasal takip başlatılacağı esnada ... nin adresini ...'a taşıdığını, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası ile iflasın ertelenmesi talebinde bulunduğu ve bu dosyadan tedbir kararı almış olduğunun tespit edildiğini, davacıya borçlu olan ... nin adres devri, işletme devri, şirketler grubu şeklinde hareket etmesine karşın, münferiden tek şirket varmış gibi hareket etmesi gibi şaibeli işlemleri nedeni ile davacının iflas erteleme sürecinde konulan tedbir nedeniyle alacaklarını tahsil edemediği, diğer davalı şirketlerin de bu borçlardan müşterek ve müteselsil olarak sorumlu olduğunun açık olduğu, davacının alacağının bu şirketlerden ticari temerrüt faizi ve sair ferileri ile tahsiline karar verilmesinin talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde anlatılan olayların ve ileri sürülen iddiaların müvekkili şirketler ile hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkili şirketlerin davacı tarafa hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketlerin hiçbir şekilde tarafı olmadığı bir ilişkiden kaynaklı borçtan sorumlu olduğunun iddia edilmesi hukukun temel kaidelerini yok sayan bir yaklaşım olup, bu yaklaşımın kabulü mümkün olmadığını, davacı taraf somut tek bir delil sunmadan, son derece zorlama bir yorum şekli ile tüm davalı şirketler hakkında çok sayıda mesnetsiz iddialarda bulunmuş, gerçek dışı bir kurgu ile dava dişi şirket ile davalı şirketler arasında bağlantı kurmaya çalıştığını, davacı taraf, esasen “organik bağ” ve “tüzel kişilik perdesinin kaldırılması" teorilerine dayandığını, davacı tarafçayda kahul edildiği üzere davacı ile müvekkili şirketler arasında imzalanan herhangi biy sözleşme bulunmadığını, davacının müvekkili şirketlere yönelik alacak talebi edasef haksız fiil sorumluluğuna dayandığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde diğer davalı şirketler hakkında bir kısım olaylar esas alınarak dava konusu borçtan sorumlu tutulmaları gerektiğinin iddia edilmiş olması karşısında, müvekkili şirketler hakkında somut ve delile dayalı hiçbir iddiada bulunulmamış, müvekkili şirketler aleyhine hangi hukuki gerekçe ile dava açıldığı açıklanamadığını, davalı müvekkili şirketler ile davacı şirketler arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili şirketler davacı tarafın iddia ettiği borcun doğumuna sebebiyet veren ticari ilişkinin tarafı olmadıkları gibi, borcun sebebi ve doğruluğu konusunda bilgi de sahibi olmadıklarını, davacı tarar şirketler arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürmekte, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi çerçevesinde tüm davalı şirketlerin dava konusu borçtan sorumlu tutulması gerektiğini iddia ettiğini, davacı taraf iddialarının tamamı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı müvekkili şirketlerin ne dava dışı şirket, ne de diğer davalı şirketlerde herhangi bir organik bağı bulunmadığını, davalı müvekkili şirketler her biri belirli alanda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş, ayrı mal varlığına sahip bağımsız birer tüzel kişi olduklarını, diğer yandan davacının talepleri zamanaşımına uğradığını, davalı konumunda olan her bir şirket yönünden ayrı ayrı olarak zamanaşımı nedeniyle davanın reddine yada davanın müvekkilleri hakkında ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialar gerçeği yansıtmamakla soyut isnattan öteye gidemediğini, kurgulanan olayların ve ileri sürülen iddiaların müvekkili şirketle hiçbir ilgisi bulunmadığını, taraf olmadığı bir ilişkiden kaynaklanan borçtan müvekkili şirketin sorumlu tutuluyor olması, hukukun temel ilkelerine aykırı olup kabulü mümkün olmadığını, davacı taraf somut tek bir delil dahi sunmadan, zorlama bir yorum ile tüm davalı şirketler hakkında hukuki dayanaktan yoksun iddialarda bulunmuş ve gerçek dışı bir kurgu ile dava dışı borçlu şirketle davalı şirketler arasında bağlantı kurmaya çalışmadığını, oysaki Yargıtay tarafından çok istisnai olarak uygulanan organik bağ teorisinin söz konusu olabilmesi için; borçlu şirket adına kayıtlı malvarlığının veya faaliyet sonucu elde edilen karın muvazaalı olarak, organik bağ içerisinde bulunulan üçüncü kişi şirkete devredilmesi gerekeceğini, yani borçlunun, diğer bir tüzel kişiliği kendi borcundan kurtulmak veya alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullandığının ispat edilmesi gereceğini, bu anlamda yaklaşık ispat dahi yeterli değildir; kanunun öngördüğü sorumluluk hükümlerinin tam aksini öngören bu teorinin uygulanabilmesi için, iddia edilen olguların varlığı, ileri sürülen delillerle çok açık ve net -hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek- şekilde ortaya koyulması gerektiğini, bu nedenlerle davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın delil niteliği taşımayan belgeler, basiretli bir tacir gibi davranamayan şirketlerin hırsları, gazete haberleri, kulaktan doğma bilgiler ile mahkemeye yanıltmaya çalıştığını, önceden kurguladığı senaryo doğrultusunda müvekkilinin ticari itibarını zedelemek istediğini, davacı tarafın taleplerinin müvekkili şirketin borçtan sorumlu tutulması için öncelikle müvekkili ... isimli otelin alım satımını yaptığı ...'nin tüzel kişilik perdesinin kaldırılması suretiyle borçtan sorumlu tutulması ve akabinde müvekkilinin otel satışından dolayı Borçlar Kanunu 202. Madde gereği ... ile birlikte borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, müvekkili hakkında açılan haksız davanın öncelikle husumetten reddini, esasa geçilmesi halinde davanın esastan reddine karar verilmesini talep ve cevap vermiştir. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; davacının ..., davalının ..., davanın Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline yönelik olduğu, yapılan yargılama sonucunda ... tarihinde davanın reddine karar verilerek dosyanın kesinleştiği görülmüştür. Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; davacının ..., davalıların ... Şirketi ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, ... Şirketi, dava ve tarihinin ... alacak davası olduğu, yapılan yargılama sonucu ... tarihinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; davacının ... Şirketi, davalının ... Şirketi ve ... Şirketi, dava ve tarihinin ... - Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyasına şikayet olup, yapılan yargılama sonucu ... tarihinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının uyaptan incelenmesinde; davacının ... Şirketi, davalıların ... Şirketi ve ... Şirketi, dava ve tarihinin ... - İstihkak İddiası Nedeniyle Takibin Taliki Veya Devamı(İ.İ.K. 97) olup, yapılan yargılama sonucu ... tarihinde davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bakırköy ... İcra Dairesinin .../... İflas sayılı dosyasının uyaptan incelendiğinde; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasından ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil ve ... Vergi nosunda kayıtlı ... Şirketi'nin ... tarih saat ... itibarı ile iflasına karar verilmiş olup, tasfiye işlemlerine iflas dosyasında devam edildiği görülmüştür. Mali Müşavir Bilirkişisi ... ...'ın ... tarihli raporunda özetle; ... A.Ş'nin ... tarihi itibariyle şirketin ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki cari hesap borç ve alacak bakiye tutarlarının yukarıdaki gibi olduğunu, buna göre taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin bazı şirketlerde birden fazla hesapta takip edildiğinden aynı şirkette bazı hesapların borç ve bazı hesapların alacak bakiyesi verdiği, buna göre davalılardan 7 şirketin ... tarihi itibariyle ... A.Ş den ... TL alacaklı olduğu, 5 şirketin bir kısım hesaplarındaki borç tutarının ... TL olduğu, borç alacak farkının alınmasıyla ...-...- ... TL davalı şirketlerin davada sözü edilen ... A.Ş'den ... tarihi itibariyle ... TL alacaklı olduğunu, davacı vekili ... A.Ş nin ...'dan tek kalemde .... TL alacağının göründüğünü ve bu nedenle iflas ettiğini, ... A.Ş nin borca batık hale gelmesinin tek sebebinin kendi grup şirketinden olan alacağına şüpheli alacak ayrılmasından kaynaklandığını, davada sözü edilen ... A.Ş nin 2018 yılı ticari defterleri bir kısım davalılar vekili ... tarafından ibraz edilmiş ve incelendiğini, ... A.Ş'nin 2018 yılı ticari defter kayıtlarına göre ... tarihi itibariyle davalı şirketler grubuna ... TL borcunun olduğu (davalı şirketler grubu ticari defterlerine göre ... A.Ş'nin ... tarihi itibariyle olan borcu ... TL görüldüğünü, ancak taraflar arasındaki ilişki uzun yılları kapsadığından ve şirket sayısı fazla olduğundan aradaki ... TL farkın neden ve hangi yıldan kaynaklandığı tespit edilemediğini, ayrıca aradaki bu farkın davaya konu hususlardaki değerlendirmede ve sonucu etkilemeyeceği değerlendirilmiştir, aynı tarih itibariyle ... A.Ş nin ticari defter kayıtlarına göre davada sözü edilen ancak ticari defterleri incelenemeyen, merkezi ...'da bulunduğu beyan edilen ...' ten ... TL alacağının olduğunu, davalı şirketlerin ortaklık yapıldığını, davalı şirketlerden ... A.Ş ve ... A.Ş'nin ortaklık yapısı hem dava tarihinde ve hem rapor tarihinde aynı olup, iki şirketin de ortaklar T.C uyruklu olduğunu, ... A.Ş, ... A.Ş, ... şti., ... A.Ş, ... A.Ş, ... A.Ş ortaklarının tamamı dava konusu dönemde yabancı — ... uyrukludur. Sermaye yapıları şirketlere göre farklılık arz etmekle birlikte benzer ortaklardan oluşmaktadır. Bu şirketlerinin tamamı rapor tarihi itibariyle tek ortaklı ve tek ortağının da yabancı uyruklu ... ... olduğu anlaşılmıştır. ... A.Ş nin ortaklarının tamamı da ... - yabancı uyruklu olup, dava tarihinden sonra ortaklar kendi arasında bir kısım hisse devirleri yaptığını, davalı şirketlerin ortaklık ve sermaye yapısı raporumun ...-... ve ...safyasında dava ve rapor tarihi itibariyle belirtildiğini,... Devri ile ilgili olarak; ... A.Ş ye ait ... otelinin ... tarih ve ... nolu fatura ile ...-TL bedeli ile ... Ye satıldığı, ayrıca bir kısım demirbaşların da aynı tarih ... nolu fatura ile ...-TL, ... tarih ... nolu fatura ile ... kalem muhtelif demirbaşın ... TL, yine ... tarih ... nolu fatura ile ... TL Lik işletme malzemesi ve demirbaşın satıldığı, toplam satış berelinin ...-TL olduğu anlaşılmıştır. Uzmanlık alanım olmadığı için otelin ve bir kısım demirbaşlarının o tarihteki satış değerinin piyasa rayiç değerleri ile uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmamıştır. Otelin Turizm İşletme Belgesinde yazılı teknik özellikleri yukarıda belirtildiğni, davada sözü edilen ... A.Ş nin iflas erteleme istemesinde ve iflas etmesindeki davalı şirketlerin sorumlulukları, bu hususun değerlendirmesi uzmanlık alanım olmadığı için bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak; ... A.Ş nin ... tarihi itibariyle davalı şirketler grubuna olan borcu ... TL ve aynı tarih itibariyle merkezi ... da olduğu beyan edilen ...'den olan alacağının ... TL olduğunun anlaşıldığı, ... ... ticari defterler incelenmediği için bu şirketin ortaklık yapısı ile taraflar arasındaki borç alacak ilişkisi yönünden bir tespit yapılamadığı, ... A.Ş nin ...'den ... tarihi itibariyle ... TL alacağının olması nedeniyle ... A.Ş nin mali yönden güç duruma düşmesinde ... den olan alacağını tahsil edememesinin etkili olabileceği, ... defter ve belgeleri incelenmediği için ... in ortaklık yapısı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, davalı şirketlerin ... den alacaklı olmaları nedeniyle ve davacının talebiyle ilgili takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir. Mali Müşavir Bilirkişisi ... ...'ın ... tarihli ek raporunda özetle; davada sözü edilen ... A.Ş nin iflas erteleme istemesinde ve iflas etmesindeki davalı şirketlerin sorumlulukları: Bu hususun değerlendirmesi uzmanlık alanım olmadığı için bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak; ... A.Ş nin ... tarihi itibariyle davalı şirketler grubuna olan borcu ... TL ve aynı tarih itibariyle merkezi ... da olduğu beyan edilen ...'den olan alacağının ... TL olduğunun anlaşıldığı, ... ticari defterler ortaklık yapısı taraflar arasındaki borç alacak il önünden bir tespit yapılamadığı, ... A.Ş'nin ... Itd'den ... tarihi itibariyle ... TL alacağının olması de ... den olan alacağını tahsil edememesinin etkili olabileceği, ... defter ve belgeleri incelenmediği için ... ... in ortaklık yapısı ile ilgili bir tespit yapılamadığı, davalı şirketlerin ... den alacaklı olmaları nedeniyle ve davacının talebiyle ilgili takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir. Gayrimenkul Değerlendirme Uzmanı, Nitelikli Hesaplama Uzmanı ve Mali Müşavir bilirkişi heyetinin ... tarihli müşterek raporunda özetle; Dava dışı asıl borçlu ... A.Ş.'nin 2014 yılında merkezini ...'a taşıdığını, şirketin merkezi ... olduğundan dava dışı borçlu şirkete ve defter ve belgelerine ulaşılamadığından mal varlığı itibariyle borçlarını ödeme gücünün bulunup bulunmadığı tespit edilemediğini, şirketin; Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... E, .../... K. sayılı ve ... tarihli ilamı uyarınca borca batıklıktan çıktığı rapor edilmiştir. Dava; Tüzel kişilik perdesinin aralanması davası olup, davalı şirketler arasında organik bağ olup olmadığı, davacının alacaklı olduğu ... ... ile davalı şirketlerin borçlardan dolayı sorumlu olup olmadığı hususunun taraflar arasında çekişmeli olduğu tespit edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/(19)11-149 Esas ve 2022/894 Karar sayılı ilamında da belirlendiği üzere; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı; istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise; başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir (Çamoğlu, Ersin: Ticaret Ortaklıkları Bağlamında Perdenin Kaldırılması Kuramı ve Yargıtay Uygulaması, BATİDER, C. 32, S. 2, 2016, s. 12). Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğuna gidilebilmesi tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle mümkün olabilmektedir. Bu durum sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olabilmektedir. Tüzel kişilik perdesinin aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan, ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (Öztek, Selçuk/Memiş, Tekin: Şirketler Hukuku ve İcra İflas Hukuku İlkeleri Karşısında Borçlu Şirketin Alacaklılarının Hakim Ortağa Karşı Korunması, E. Ulusoy (Editör), I. Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul 2008, s. 209). Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu haliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dahi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Şirketler ortaklarının akraba olması tek başına şirketler arasında organik bağ olduğunun kabulü veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli olmadığı gibi şirketlerin aynı alanda faaliyet yürütüyor olması da organik bağ için yeterli değildir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarihli ve 2021/(19)11-659 E., 2022/82 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. Davacı şirketin dava dışı ... A.Ş ye vermiş olduğu turizm hizmeti sebebiyle; ... Şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki, ... Şube ... nolu, ... keşide tarihli ... USD bedeli çeki, ... Şube ... nolu, ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki, ... şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... EURO bedelli çeki, ... ... şubesi ... nolu ... keşide tarihli ... USD bedelli çeki keşide edilerek verildikten sonra asıl borçlu şirketin Bakırköy ...Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurarak iflas erteleme talebinde bulunduğu, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkememsinin .../... Esas sayılı dosyanın incelenmesinde; davanın iflas erteleme davası olduğu, iflas erteleme isteyenin ... A.Ş olduğu, yapılan yargılama sonunda iflas erteleme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda ise asıl borçlu dava dışı ... A.Ş şirket Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi .../... Esas sayılı dosyasında iflas erteleme davası ikame etmiş ve mahkemece verilen ihtiyati tedbir nedeni ile yapılan icra takiplerini durmuş yapılan yargılama sonucunda da . Mahkemece yapılan yargılama sonunda iflas erteleme talebi reddedilmiş, herhangi bir iflas kararı da verilmemiştir.Tüzel kişilik perdesinin aralanması davasında asıl borçlu şirketin iflas etmesi dava şartı olmayıp, alacaklının alacaklının tahsil girişiminin semeresiz kalması yeterlidir. Mahkememizce alınan bilirkişi heyet raporuna göre ise davalılardan ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ... A.Ş. ... AŞ'nin ortak ve yetkilileri aynı kişilerdir. Yine ..., ..., ..., ..., ..., ...'un şirket merkezi ve adresleri aynı adrestir. Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası kapsamı, bu dosyada verilen müdahale dilekçeleri ve müdahaleden vazgeçme dilekçeleri, beyan dilekçeleri, yine davacı vekili tarafından bildirilen şirketler ile yapılan yazışmalar neticesinde davalı şirketlerden ... A.Ş, ... A.Ş. , ... A.Ş., ... Şti, ... A.Ş, ... A.Ş, ... AŞ ve ... A.Ş arasında birçok sözleşme devri, ticari ilişkinin devam ettirilmesi, borç ödemesi, borç üstlenmesi gibi işlemler yapıldığı, bu hali ile bu şirketler ve asıl borçlu şirket arasında sıkı bir organik bağ bulunduğu, bu nedenle borçtan sorumlu oldukları anlaşılmakla bu davalılar yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davalılar ... A.Ş ve ... A.ş yönünden ise asıl borçlu şirket ile aralarında herhangi bir organik bağ ispat edilemediği, otel devrinin ise işletme devri veya muvazaalı bir işlem olduğunun ispatlanamadığı, satışın gerçek bir satış olup rayiç değerine yakın bir miktarda bedel ile devredildiği, bedelin çek ve banka havalesi yolu ile ödendiği anlaşılmakla bu davalılar yönünden de davanın reddine karar vermek gerektiği anlaşılmıştır. Vekalet ücretine hükmedilirken ... USD için dava tarihindeki kur ... TL ve ... Euro yönünden de dava tarihindeki kur ... TL dikkate alınarak dava açılış tarihi itibari ile dava değeri olan ... TL üzerinden hesaplama yapmak gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; ... USD için ..., ... USD için ..., ... USD için ..., ... USD için ..., ... USD için ... ve ... Euro için ... tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca dolar ve euro için devlet bankalarının 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılar ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş. Ve ... A.Ş.'den müteselsilen ve müştereken alınarak, davacıya verilmesine, 2-Davalılar ... ... A.Ş. Ve ... ... A.Ş. Yönünden davanın Reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam ... TL harçtan daha önceden ödenen toplam ... TL harç düşüldükten sonra eksik kalan ... TL harcın davalılar ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müteselsilen ve müştereken alınarak HAZİNEYA İRAT KAYDINA, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT göre hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş.'ye verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan; ... TL başvuru harcı, ... TL peşin harcı, ... TL tebligat, posta, bilirkişi ve diğer masraflar olmak üzere toplam ... TL'nin davalılar ..., ... A.Ş., ... A.Ş., ... A.Ş., ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'den müteselsilen ve müştereken alınarak davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesi ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davacı vekili ... (e-duruşma), davalı ... vekili ..., davalı ... ... vekili ... yüzüne karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 21/11/2025

Başkan ... ¸ e-imzalıdır Üye ... ¸ e-imzalıdır Üye ... ¸ e-imzalıdır Katip ... ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/584, K. 2025/855, T. 21.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-584-e-2025-855-k-89d5b51e34d3