İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/575 E. 2019/853 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/575
- Karar No
- 2019/853
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/575 KARAR NO : 2019/853
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 25/09/2018 KARAR TARİHİ : 17/12/2019
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yolcu olarak seyahat halinde olduğu ... sevk ve idaresindeki “...” plakalı araçla, ... sevk ve idaresindeki “...”plakalı araçların karıştığı ... tarihinde (yaralamalı-maddi hasarlı-) trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı şirketin sigorta ettiği “...” plakalı araç sürücüsü ve“...” plakalı araç sürücüsü kusurlu olduğunu, kaza neticesinde davacının yaralı olarak kazayı atlattığını fakat davacının sol dizinden ve diz altından yaralanarak vücut fonksiyon kaybı sonucu çalışma gücünü kaybettiğini, davacını geçirmiş olduğu kaza sebebi ile uğradığı maluliyetten dolayı davacı adına davalı şirkete ... tarihinde başvuru yapıldığını, ancak davalı tarafın ... tarihli başvurularına yasal süresi içerisinde cavap vermediğini ve başvurunun zımnen reddettiğini, belirterek şimdilik ... TL geçici sakatlık ve şimdilik ... TL sürekli sakatlık tazminatı olmak üzere şimdilik toplam ... TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının usulune uygun olarak davalı şirket dava öncesi müracaat etmediğini, davalının sorumluluğun poliçe limitleri ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, özürlülük oranına göre rapor aldırılması gerektiğini, talep edilen geçici iş görememezlik gideri ve geçici bakım giderinden davalının sorumlu olmadığını, faizin ancak dava tarihinden itibaren istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5. vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Davacı vekili ... Uyap kayıt tarihli dilekçesi ile; "Müvekkil adına açtığımız iş bu davada, sakatlık oranının tespiti için, müvekkil adına İstanbul ATK ilgili İhtisas Dairesince rapor düzenlenmesine/müvekkilin sevkine karar verilmiştir. Uygulamada, İstanbul ATK neredeyse her önüne gelen vakada, %99 ihtimalle, dosyada tıbbi evrak eksiği var diyerek mağdurları tekraren bir Ünv. Atk'sına sevk etmekte yada mağdurları -ikmalen- Anadoluda nerede yaşarsa yaşasın İstanbul'a mevcutlu istemektedir. Bu hal hem mağdur açısından ciddi bir zorluk hem de usul hukuku yönünden süreci uzatan hallerdendir. Müvekkilimiz de hakkında kurulan ara karar gereği, talep edilen muayene, iş ve işlemler için ilgili sağlık kurumuna gidemeyeceğini bu kararlara uyamayacağını tarafımıza beyan ettiğinden, dosya hakkında mevcut delil durumu üzerinden karar verilmesini " talep etmiştir. Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı ... şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E.2016/11417K. Sayılı kararı ). Borçlar Kanunun 49. maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı tazmine mecburdur. Böylece haksız fiilden sorumluluk, tazminat borcunun kaynağını oluşturmaktadır. Özel bir sorumluluk hükmüyle düzenlenmemiş, bütün hallerde bir kimse için haksız fiil sorumluluğunun söz konusu olması, BK'nun 41.maddesindeki şartların gerçekleşmesine bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29/06/2011 tarih 2011/4-206E. 2011/461K. sayılı kararı). Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için, ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar meydana gelmeli ve zarar ile hukuka aykırı fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54. maddesi "Bedensel zarar özellikle şunlardır: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" şeklindedir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini de talep edebilir. Çalışma gücü, kişinin beden ve fikir gücünün gelir getirici şekilde kullanılmasıdır. Uygulamada çalışma gücünün azalması geçici iş göremezlik, çalışma gücünün kaybı ise sürekli iş görmezlik kavramları kullanılmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2018 tarih ve 2018/60E. 2018/100K. sayılı kararı). "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanununun 46. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar 54. madde), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2015 tarih 2013/18924E. 2015/4895K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2015 tarih 2013/13939E. 2015/4396 K. sayılı kararında; "...Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir. Cismani Zarar Halinde Lazımgelen Zarar ve Ziyan başlıklı 818 sayılı BK 46. maddesinin 2. fıkrası (6098 sayılı TBK m. 75) gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihte davacının bilinen kazancını ve yine bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir. Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir. Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeniyle cismani zarar nedeniyle tazminatı istemi ile dava açmıştır. Davacının talebi geçici ve sürekli sakatlık tazminatına ilişkindir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle ortada hukuka aykırı bir fiil bulunmalıdır. İkinci unsur, fiili işleyenin kusurudur. Üçüncü olarak kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalıdır. Nihayet doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda haksız fiilin varlığından söz edilemez. Davacı haksız fiilin tüm unsurlarını ispat ile yükümlüdür. Davacı taraf geçici ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanması için zorunlu olan raporu aldırmak istememesi, mevcut delil durumu ile karar verilmesini talep edilmesi nedeniyle, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edememesi nedeniyle davasının reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının REDDİNE, 2. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3. Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5. Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 341. maddesi gereğince KESİN olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.17/12/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır