İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/480 E. 2024/742 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2018/480
Karar No
2024/742
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2018/480 KARAR NO:2024/742

DAVA:İtirazın İptali DAVA TARİHİ:25/05/2018

BİRLEŞEN ... ATM'NİN ... ESAS SAYILI DOSYASINDA

DAVA:Maddi Tazminat DAVA TARİHİ:12/06/2018 KARAR TARİHİ:17/10/2024

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali ve maddi tazminat davalarının birleştirilerek yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, ... markasının ... franchise haklarının sahibi olduğunu, bu hakkını ... Gayrimenkul Hizmetleri Tali Lisans Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans vererek kullanmakta ve verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri almakta olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket ile davalı arasında 06/06/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından, davalıya ... markasını ve ... iş sistemini bir franchise olarak kullanmak hakkı verildiğini, davalının, ... Danışmanlık Sanayi Ticaret ticari unvanı ile ve ... ... adı ile franchise hakkını kullanmaya başladığını, imzalandığı tarihte 10 yıllık olan sözleşmenin, 15/07/2016 tarihli tadil mutabakatı ile tadil edilerek taraflarca imza altına alındığını, daha sonra davalı tarafından .... Noterliğinin 08/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili şirket ile aralarında akdedilen 06/06/2015 tarihli sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, davalı tarafın ihtarnamede öne sürdüğü fesih sebeplerinin tamamen geçersiz olduğunu, yapılan feshin, sözleşmenin haksız feshini teşkil etmekte olduğunu, söz konusu ihtarname tarihi itibariyle davalının müvekkili şirkete olan KDV dahil 101.604,15-TL asıl ve 4.480,00-USD senet borcunun bulunmakta olduğunu, bu ihtarnameye cevaben .... Noterliğinin 23/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin taraflarınca davalı tarafa gönderildiğini ve söz konusu borcun, sözleşmeden kaynaklı faiz ve diğer cezai şart talepleri saklı tutulmak üzere 5 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı tarafın cari hesap borçlarını ödememesi üzerine, davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, ancak davalının bu takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle alacaklarının tahsili için borçlunun taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına borca yeter miktarda duruşmasız ve teminatsız ihtiyati haciz konulmasını, davalı tarafın .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar her ne kadar 06/06/2015 tarihli sözleşmeyi imzalamışlarsa da, bu sözleşmenin daha imzalama aşamasında sakat doğduğunu, davacı şirketin prim kazanma üzerine anlaştığı ve tamamen sözleşmenin imzalanması ile kazanç elde edecek elemanı olan ...'ın, tüketiciyi kandırmaya ya da ikna etmeye yönelik tanıtım toplantısı esnasında sözleşmenin sadece artıları ve olası getirileri anlatılarak ve özellikle okumadan ve sureti de verilmeden imzalatıldığını, sözleşme imzalanması aşamasında ekonomik zorluk içinde olan müvekkilinin vaat edilen olası kazançlara inandırılarak sözleşmeyi okumadan ve aldatılarak imzaladığını, sözleşme aslının ise sözleşmenin kurulmasından yaklaşık bir sene sonra alınabildiğini, sözleşmeyi imzalatan kişinin davacı firmanın SGK kapsamında elemanı olmayıp, iradi olarak zayıf olan tüketicileri kandırarak ya da ikna ederek imzalanan sözleşmeden davacı şirketin kazancından pay ya da prim almakta olduğunu, müvekkilinin, sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra davacı şirkete 32.000,00-USD ... bedeli ödediğini ve ödemenin yapılması ile davacı şirketin sadece franchise alan şirketin aleyhine olabilecek düzenin içine girdiğini, davacı firmanın 32.000,00-USD ... bedeli aldıktan hemen sonra firmasının mimarı olan ...'ın müvekkili şirkete geldiğini ve sözleşmede vaat edilen hakların kullanımı için yaklaşık 10 yıldır faaliyet gösterilen ofiste tadilatını zaruri tuttuğunu ve müvekkili şirkete 100.000,00-USD civarında tadilat ve masraf yaptırdığını, müvekkili şirket zaten ticari olarak zorda iken banka kredileri ile sırf imzaladığı ve bedelini ödediği sözleşme ile yararlanmayı düşündüğü davacı firmanın şifre vermesi ile kullanılacak network kullanım hakkı sistemden yararlanamazsınız tehdidi ile bu masrafları da yaptığını ve bölgesel olarak 5-10 emlak danışmanı elemanı ile faaliyet göstermesi yeterli olacağı halde en az 30 emlak danışmanının çalışacağı bir ofis tadilatı düzenlemesi maliyetinin altına girdiğini, müvekkilinin bu masraflara ve tadilatlara davacı firmanın network kullanım hakkından yararlandırılmama tehdidi ve peşin ödediği 32.000,00-USD bedelin yanmaması ve okumadığı sözleşmenin bunu zorunlu kıldığı, yoksa hem bedel ödeyeceği hem de hiç bir hakkı kullanamayacağı tehditleri ile yapmak zorunda kaldığını, müvekkili firmanın tadil mutabakatı imzalayıp sözleşme aslını aldıktan sonra sözleşme yapan diğer firmalar ile fikir alışverişi yaptığında, kendisinin tamamen aldatıldığını öğrendiğini, davacı firmanın müvekkilinden sözleşme bedeli olarak 32.000,00-USD almışsa da, bu konuda başka firma ile ayrı ayrı şartlarda anlaşma yaptığını, bazı firmalardan hiç ödeme almadığını, bazı firmalardan ise bağlı olduğu başka franchise firmasından ayrılıp kendileri ile sözleşme imzalaması karşılığında ilave ücret dahi ödediğini, keza müvekkili firmadan sözleşme gereği 2 yıl için %9 ... bedeli alınırken diğer bir çok firmadan %2-4 aralığında ... bedeli alındığının da öğrenildiğini ve dolandırılma duygusunun müvekkilinde ağır bastığını, ... markasının master franchise hakları davacı firmaya verilirken bu sözleşmede tali franchise hakkı alan tüm kullanıcılar arasında eşit ve aynı şartlarda anlaşma yapmasının kararlaştırıldığını, oysa ki davacı firmanın bu sözleşmeye aykırı olarak sözleşme tarafını aldatmaya yönelik ve aynı konumda olan diğer emlakçilik hizmeti veren firmalar arasında ayrım yaptığını, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve davacının hileli tavırları ve ayrımcı uygulamasının, müvekkili firmanın çalışma motivasyonunu sıfırladığını ve artı hiç bir katkısının da olmadığını, hatta müvekkiline sürekli yük getiren bir düzenek haline geldiğini, keza davacı ... firmasının, müvekkilini 30 danışman çalışacak şekilde ofis olması gerektiği zorunluluğu ile tadilata ve masrafa zorladığını ve soktuğunu, yapılan bu masrafa rağmen sözleşme gereği müvekkili firmaya danışman sağlaması gerektiği halde herhangi bir danışman sağlamadığını, aksine diğer ... ofislerinin ya da rakip emlak danışmanı şirketlerin elemanlarının hukuka aykırı olarak ayartılmasını telkin ettiğini, müvekkilinin yapmış olduğu masrafların sorumlusunun tamamen davacı firma olduğunu, bu zararlarının ve müvekkilinden alınan bir çok haksız bedelin müvekkili firmaya ödenmesi gerektiğinin aşikar olduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 2.5 yıl içinde sürekli zarara uğradığını ve zararın davacının vaat edilen franchise sözleşmesinin şartlarından kaynaklandığını geç de olsa anladığını ve sözleşmesini feshettiğini, talep edilen ocak 2017 ve aralık 2017 dönemlerine dair fatura alacakları olduğunu, 2017 yılı içinde müvekkili tarafından bir çok ödeme gerçekleştirildiğini, talep edilen %4 aylık faiz oranının, talep tarihi itibariyle Borçlar Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu, sözleşme ile kararlaştırılmış olmasının, bu faiz oranının yasal olduğu anlamına gelmeyeceğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini ve müvekkili lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin, ... markasının ... franchise haklarının sahibi olduğunu, bu hakkını ... Gayrimenkul Hizmetleri Tali Lisans Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans vererek kullanmakta ve verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri almakta olduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket ile davalı arasında 06/06/2015 tarihli sözleşmenin akdedildiğini, sözleşmeye istinaden müvekkili şirket tarafından, davalıya ... markasını ve ... iş sistemini bir franchise olarak kullanmak hakkı verildiğini, davalının, ... Danışmanlık Sanayi Ticaret ticari unvanı ile ve ... ... adı ile franchise hakkını kullanmaya başladığını, imzalandığı tarihte 10 yıllık olan sözleşmenin, 15/07/2016 tarihli tadil mutabakatı ile tadil edilerek taraflarca imza altına alındığını, sözleşmenin 7.0 ve 8.0 maddeleri uyarınca franchise alanların, rapor ettikleri aylık cironun %9 kadar ...(%6) ve Ulusal Tanıtım Fonu(%3) ödemekle yükümlü olduklarını, aylık ciro üzerinden hesaplanan %9 oranındaki bedelin, yine sözleşmenin 7.1.1 maddesinde gösterilen minimum tutarların altında kalırsa, minimum tutar olarak ilgili maddede yer alan tabloda gösterilen bedellerin ödenmekte olduğunu, davalının ciro raporlarının genelde minimum tutarın altında kaldığından, kendilerine ilgili aya tekabül eden minimum bedel üzerinden ... ve Ulusal Tanıtım Fonu faturaları kesildiğini, kesilen faturaların hepsinin sözleşmeden kaynaklı bedel olduklarını, davalı tarafın, tüm bu ücretlerin alınacağını bilerek sözleşmeyi imzaladığını, daha sonra davalı tarafından .... Noterliğinin 08/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili şirket ile aralarında akdedilen 06/06/2015 tarihli sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, davalı tarafın ihtarnamede öne sürdüğü fesih sebeplerinin tamamen geçersiz olduğunu, yapılan feshin, sözleşmenin haksız feshini teşkil etmekte olduğunu, bu durumda davalının sözleşmenin 16.7.2 maddesi uyarınca 50.000,00-USD nakdi ceza şartı ödemekle yükümlü olduğunu, bu ihtarnameye cevaben .... Noterliğinin 23/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin taraflarınca davalı tarafa gönderildiğini ve söz konusu borcun, sözleşmeden kaynaklı faiz ve diğer cezai şart talepleri saklı tutulmak üzere 5 gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiğini, akabinde davalı tarafça, rakip bir firma olan ... çatısı altındayken müvekkili şirketin marka itibarını zedeleyici davranışlarda bulunulduğunu, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şart alacaklarının 50.000,00-USD olduğunu, yoksun kalınan kazanç taleplerinin 50.000,00-TL olduğunu ve müvekkilinin ticari itibarına verilen zarar nedeniyle maddi tazminat taleplerinin ise şimdilik 5.000,00-TL olduğunu, tüm bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine yapılan yayınların durdurulmasını, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararı teşkil eden, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 281.000,00-TL bedelin, fesih tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının dava dilekçesinin açıklamaya muhtaç olduğunu, cezai şart miktarının sözleşmede miktar olarak belirlenmiş olduğunu ve kısmi davaya konu edilemeyeceğini, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından bahisle cezai şart taleplerine itiraz ettiklerini, ayrıca ortada geçerli bir sözleşmenin de bulunmadığını ve bu yönüyle de cezai şart taleplerine itirazlarının bulunduğunu, ayrıca sözleşme süresi sonuna kadarki aylık ücretlerin de tamamen belirlendiğini, bu taleplerin de kısmi davaya konu edilemeyeceğini, sözleşmenin haksız feshi ve karalayıcı yayın sebebiyle uğranılan manevi zararla birlikte mahrum kalınan kâr talebinin ise açıklanmasının gerektiğini, talep edilen bedelin ne kadarının manevi tazminat ve ne kadarının mahrum kalınan bedel olduğunun açıklanması gerektiğini, ortada manevi tazminatı gerektirir bir kusur ile eylemin de bulunmamakta olduğunu, bu anlamda mahkememizin 2018/480 esas sayılı dosyasındaki cevaplarını tamamen tekrar ettiklerini, müvekkilinin 100.000,00-USD tadilat yaptırmaya zorlandığını, sözleşmenin bir nüshasının müvekkiline verilmediğini, davacı tarafın, daha sözleşme kuruluş aşamasında müvekkili firma ile aynı sözleşmeyi yapan diğer firmalardan farklı bedellerin alındığını, müvekkiline 30 danışman çalışacak şekilde ofis kurdurduğunu, ancak gerekli olan danışman desteğini sağlamadığını, tüm bu nedenlerle öncelikle davacının taleplerini tartışmaya bırakmayacak şekilde açıklattırılmasını, netice olarak davanın reddini talep etmiştir. Dava, taraflar arasında akdedilen franchise sözleşmesinin asıl ve birleşen davada davalı tarafından haksız olarak feshedilerek alacak kalemlerinin de ödenmediğinden bahisle asıl davada, cari alacağın tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali; birleşen davada ise sözleşmenin feshi nedeniyle cezai şart, mahrum kalınan kazanç bedeli ve ticari itibarın zedelenmesine dayalı maddi tazminat taleplerine ilişkin bulunmaktadır. Eldeki dosyanın yargılamasına öncelikle mahkememiz tekli hakimi tarafından başlanılmış olup, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2018 tarihli, ... esas ve 2018/629 karar sayılı kararıyla mahkemeleri dosyalarının, mahkememiz dosyası ile arasında bulunan hukuki ve fiili irtibat nedeniyle birleştirilmesine karar verilmesi üzerine her iki dosyanın yargılamasına mahkememizce devam olunmuş, mahkememizin 14/11/2018 tarihli celsesinde; "Birleşen dosya ve dosyamızın dava değeri itibari ile 300.000-TL yi aştığı anlaşılmakla davanın heyetçe görülmesi gerektiğinden dosyanın heyete tevdiine" karar verilmesi üzerine, yargılamaya mahkememiz heyetince devam olunmuştur. Mahkememizce taraflar arasında akdedilen 06/06/2015 tarihli gayrimenkul franchise sözleşmesi ile 15/07/2016 tarihli tadil mutabakatı, master franchise sözleşmesi ile devir protokolü, statü/durum belgesi, .... Noterliğinin 08/02/2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı fesih ihtarnamesi, .... Noterliğinin 23/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi, vergi kayıtları, ticaret sicili kayıtları, ticari defter ve kayıtlar, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin ekran görüntüleri, cari hesap ekstreleri, faturalar, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası vs. dosyamız arasına alınmış, mali müşavir, gayrimenkul değerleme uzmanı ve özel hukuk öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor, ek rapor ve 2. ek rapor, YMM, gayrimenkul değerleme uzmanı ve özel hukuk öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden rapor, mali müşavir ve özel hukuk öğretim üyesi bilirkişilerden oluşan heyetten rapor temin edilmiştir. .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinden, alacaklı ... ... Anonim Şirketi tarafından 27/03/2018 tarihinde borçlu ... aleyhine 18 adet faturaya dayalı 102.112,20-TL asıl alacak ve 29.412,03-TL %4 işlemiş faiz olmak üzere toplam 131.524,23-TL alacağın; takip tarihinden itibaren asıl alacağa aylık %4 oranında ve değişen oranlarda işleyecek sabit oranlı faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak, fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle var ise işlemiş faiz, masraf ve ferilerine mahsup edileceği kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 29/03/2018 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 02/04/2018 tarihinde borçları bulunmadığı gerekçesiyle borca ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mali müşavir ...ve özel hukuk öğretim üyesi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenerek mahkememiz dosyasına sunulan 03/05/2024 havale tarihli rapor ile; davacı şirketin 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin yevmiye, kebir ve envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, davalının 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin işletme hesabı defterlerinin açılış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığı, 2018 yılına ilişkin yevmiye defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yaptırıldığı, kebir ve envanter defterlerinin ibraz edilmediği, yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunmadığı, yasal defterlerin sahibi lehine delil niteliğine haiz olması hususundaki takdirin mahkememize ait olduğu, davacı şirketin 27.03.2018 takip tarihi itibariyle davalıdan 120.01.01.E010 numaralı hesaptan 96.158,69-TL ve 120.01.02.E010 numaralı hesaptan 5.445,46-TL olmak üzere toplam 101.604,15-TL alacaklı göründüğü, davalının 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında davacı şirketten KDV dahil 174.075,73-TL tutarında hizmet satın aldığı, davacı şirkete KDV dahil 15.263,12-TL tutarında iade ve yansıtma faturası düzenlediği, davalının kayıtlarında davacı şirkete ait 15.11.2016 tarihli ve ... numaralı KDV dahil 5.416,42-TL, 15.12.2016 tarihli ve ... numaralı KDV dahil 5.746,65-TL, 15.02.2018 tarihli ve 019192 numaralı KDV dahil 8.065,48-TL tutarlı faturaların bulunmadığı, davalının 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin form Ba/Bs bildirimlerinde bulunmadığı, 2018 yılına ilişkin Form Ba içeriğinde davacı şirkete ait KDV hariç 7.499,00-TL tutarında 2 adet alış faturasının bildirildiği, sözleşmenin imzalandığı 06.06.2015 tarihinden, sözleşmenin feshedildiği 08.02.2018 tarihine kadar toplam 32 ayda davalının 69.126,87-TL gelir elde etmiş olduğu, aylık ortalama gelirin 69.126,87-TL/32 ay=2.160,21-TL olduğu, bu tutarın ... ücreti ve Ulusal Tanıtım Fonu asgari tutarlarından düşük olduğu, sözleşme feshedilmeyip 06.06.2025 tarihine kadar yürürlükte kalması halinde davalının davacı şirkete 120-32=88 ayda ödemesi gereken ... ücreti ve Ulusal Tanıtım Fonu tutarının 257.600,00-USD+KDV olarak hesaplanmış olduğu, sözleşmenin davalı tarafından haksız ve erken şekilde feshedildiğinin kabulü halinde davalının, davacı şirkete 50.000,00-USD cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu, davalının haklı nedenle feshe dayanak gösterdiği olguların somut ihtilafta varlığının ispatlanamadığı, davalı yanın sözleşmeyi haksız nedene dayalı feshetmesine bağlı olarak sözleşmenin 16.7.2 maddesinde gösterilen bedellerin davacı yana ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir.Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre asıl ve birleşen dosyada davacı şirketin, ... markasının ... franchise haklarının sahibi olduğu, bu hakkını ... Gayrimenkul Hizmetleri Tali Lisans Sözleşmesi akdetmek suretiyle üçüncü kişilere tali lisans vererek kullanmakta ve verdiği tali lisans hakkı karşılığında sözleşme akdettiği üçüncü kişilerden sözleşmede anılan ücretleri almakta olduğu, bu kapsamda asıl ve birleşen dosyada davacı şirket ile asıl ve birleşen dosyada davalı arasında 06/06/2015 tarihli gayrimenkul franchise sözleşmesinin akdedildiği, sözleşmeye istinaden asıl ve birleşen davada davacı şirket tarafından, asıl ve birleşen davada davalıya ... markasını ve ... iş sistemini bir franchise olarak kullanmak hakkı verildiği, asıl ve birleşen davada davalının franchise hakkını kullanmaya başladığı, imzalandığı tarihte 10 yıllık olan sözleşmenin 15/07/2016 tarihli tadil mutabakatı ile tadil edilerek taraflarca imza altına alındığı, asıl ve birleşen davada davalı tarafça, davacı tarafın marka sahibi şirket ile lisans sözleşmesinin bulunmadığı, bu nedenle dava açma ehliyetinin mevcut olmadığı ileri sürülmüşse de, taraflar arasında 2015 yılında imzalanan sözleşmenin 2016 yılında tadil de edilerek 2018 yılına kadar taraflarca sürdürüldükten sonra, sözleşmeyi imzalayan davacının, sözleşme yapmak için yetkisinin ve dava açmak için taraf ehliyetinin bulunmadığının ileri sürülmesinin iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı gibi, davaların her iki tarafın da kabulünde olan sözleşmeden kaynaklanmakta olup, davacı, sözleşmede taraf olduğundan bu davayı açmakta aktif taraf ehliyetinin mevcut olduğu(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 20/10/2023 tarih ve 2022/21 E., 2023/1525 K. Sayılı kararı), taraflar arasındaki hukuki ihtilafın, söz konusu sözleşmenin asıl ve birleşen davada davalı tarafından sözleşmenin feshinin haklı gerekçeye dayanıp dayanmadığı, asıl ve birleşen davada davacı tarafın cezai şart, mahrum kalınan kazanç ve maddi tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı, ayrıca ve cari hesap alacağının olup olmadığı hususlarına dayanmaktadır. Asıl ve birleşen davada davalı tarafından, asıl ve birleşen davada davacı tarafa gönderilen .... Noterliğinin 08/02/2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı fesih ihtarnamesi incelendiğinde, ... firmasının yetkililerinin yanlış yönlendirmeleri sebebiyle mevcut danışman kadrosunun kaybedildiği, yerlerine yeni danışmanlar koyulamadığı, tadilat sürecinde 3 aylık zaman ve hesapta olmayan 200.000,00-TL civarında para harcanıldığı, genel müdürlük tarafından pozitif anlamda katkı sağlanmadığı ve bunun gibi bahsi yapılmayan birçok etki ile ofisin çalışamaz ve para kazanamaz hale getirildiği, sonuç olarak şirketlerinin para kazanamaması sebebiyle merkeze olan ödemelerinin yapılamadığı, aylık ödemelerin yapılamadığı halde hesabın kapatılmayarak sürekli fatura kesildiği ve taraflarının borçluluğun içine sokulduğu, ... Türkiye firması ile çalışamayacakları ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Asıl ve birleşen davada davacı tarafından gönderilen .... Noterliğinin 23/02/2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi incelendiğinde ise, haksız feshin sözleşme tahtında cari hesap borcunun ödenmemesine dayanak teşkil etmediği, ihtarname tarihi itibariyle KDV dahil 101.604,15-TL ve 4.480,00-USD senet borcunun tebliğ tarihinden itibaren en geç 5 gün içerisinde ödenmesi gerektiği, her türlü basılı, görsel, elektronik materyallerin kullanımının sona erdirilmesi, asılı tabela, branda ve araç giydirme şeklinde kullanılan materyallerin varsa sökülmeleri gerektiği ifadelerine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu tutarların ödenmemesi üzerine asıl ve birleşen dava davacı alacaklı tarafından, .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile 27/03/2018 tarihinde asıl ve birleşen dosyada davalı borçlu aleyhine 18 adet faturaya dayalı 102.112,20-TL asıl alacak ve 29.412,03-TL %4 işlemiş faiz olmak üzere toplam 131.524,23-TL alacağın; takip tarihinden itibaren asıl alacağa aylık %4 oranında ve değişen oranlarda işleyecek sabit oranlı faizi, icra gideri ve vekalet ücreti ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak, fazlaya dair ve faiz oranlarındaki artıştan doğan talep hakları saklı kalmak ve kısmi ödemelerin öncelikle var ise işlemiş faiz, masraf ve ferilerine mahsup edileceği kaydıyla tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin 29/03/2018 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekili tarafından 02/04/2018 tarihinde borçları bulunmadığı gerekçesiyle borca ve faize itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyası kapsamında temin edilen 03/05/2024 havale tarihli bilirkişi heyet raporu ile, davacı şirketin 27.03.2018 takip tarihi itibariyle davalıdan 120.01.01.E010 numaralı hesaptan 96.158,69-TL ve 120.01.02.E010 numaralı hesaptan 5.445,46-TL olmak üzere toplam 101.604,15-TL alacaklı göründüğü, davalının 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarında davacı şirketten KDV dahil 174.075,73-TL tutarında hizmet satın aldığı, davacı şirkete KDV dahil 15.263,12-TL tutarında iade ve yansıtma faturası düzenlediği, davalının kayıtlarında davacı şirkete ait 15.11.2016 tarihli ve 013078 numaralı KDV dahil 5.416,42-TL, 15.12.2016 tarihli ve ... numaralı KDV dahil 5.746,65-TL, 15.02.2018 tarihli ve 019192 numaralı KDV dahil 8.065,48-TL tutarlı faturaların bulunmadığı, davalının 2015, 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin form Ba/Bs bildirimlerinde bulunmadığı, 2018 yılına ilişkin Form Ba içeriğinde davacı şirkete ait KDV hariç 7.499,00-TL tutarında 2 adet alış faturasının bildirildiği, sözleşmenin imzalandığı 06.06.2015 tarihinden, sözleşmenin feshedildiği 08.02.2018 tarihine kadar toplam 32 ayda davalının 69.126,87-TL gelir elde etmiş olduğu, aylık ortalama gelirin 69.126,87-TL/32 ay=2.160,21-TL olduğu, bu tutarın ... ücreti ve Ulusal Tanıtım Fonu asgari tutarlarından düşük olduğu, sözleşme feshedilmeyip 06.06.2025 tarihine kadar yürürlükte kalması halinde davalının davacı şirkete 120-32=88 ayda ödemesi gereken ... ücreti ve Ulusal Tanıtım Fonu tutarının 257.600,00-USD+KDV olarak hesaplanmış olduğu, sözleşmenin davalı tarafından haksız ve erken şekilde feshedildiğinin kabulü halinde davalının, davacı şirkete 50.000,00-USD cezai şartı ödemekle yükümlü olduğu tespit edilmiştir. Franchising sözleşmesi, franchise verenin, franchise alana franchise sistemini ve onu oluşturan marka, ticaret unvanı, know-how gibi gayri maddi haklarını kullanarak mal veya hizmetlerinin sürümünü yapma yetkisi verdiği ve franchise alanı kendi franchise ağına dahil etme ve faaliyeti süresince sürekli olarak destekleme yükümlülüğü altına girdiği; franchise alanın ise franchise verenin gayri maddi haklarını kullanarak ve onun vermiş olduğu talimatlara uyarak kendi ad ve hesabına mal veya hizmetlerin sürümünü yapmayı ve bunların karşılığında belirli bir bedel ödemeyi üstlendiği karşılıklı ve sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir. Somut ihtilafta asıl ve birleşen dosyada davacı taraf franchise veren, sözleşmenin haksız nedenle feshedildiğini ileri sürmekte ve bu haksız fesih yüzünden uğramış olduğu zararın tazmini ve sözleşmede yer alan cezai şartın ödenmesini talep etmektedir. Asıl ve birleşen dosyada davalı franchise alan ise sözleşmeyi haklı nedene dayalı olarak feshettiğini ileri sürmektedir. Asıl ve birleşen dosyada davalının, sözleşmeyi fesih nedenini aşırı yararlanma ve aldatma olgularına dayandırmakta, bu olguların dürüstlük kuralı dikkate alındığında sözleşme ilişkisine devamı çekilmez hale getirdiğini ileri sürmektedir. Somut ihtilaf bakımından aşırı yararlanma ve aldatma şartlarının olayda bulunup bulunmadığı değerlendirilmeli, bu şekilde franchise sözleşmesinin haklı nedene dayalı olarak sona erdirilip erdirilemeyeceği belirlenmelidir. Bir sözleşmenin aşırı yararlanma nedeniyle iptal edilebilmesi için aşırı yararlanma nedeniyle sözleşmeyi iptal edenin düşüncesizlik içerisinde olması, deneyimsiz olması veya ekonomik açıdan zor durumda olması, sözleşmedeki edimler arasında aşırı oransızlık olması ve bu oransızlığın iptal beyanında bulunanın anılan durumlar içerisinde olmasından faydalanılmak suretiyle meydana getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca ekonomik durum açısından zor durumda kalmanın ortadan kalkmasından itibaren 1 yıl içinde sözleşmenin iptal edilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporları dikkate alındığında davalı yanın aşırı yararlanmaya maruz kaldığını gösterir bir olguya rastlanılamadığı ve akdin bu nedene dayalı olarak iptal edilmediği görülebilmektedir. Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelemesinden, asıl ve birleşen dosyada davalı tarafın aşırı yararlanmaya maruz kaldığı kanaatine varılamamaktadır. Asıl ve birleşen dosyada davalı taraf, kendisinin aldatılarak da sözleşmenin imzalandığını ve bu nedenle franchise sözleşmenin haklı nedenle feshedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Sözleşmenin bu nedene dayalı olarak feshedilebilmesi için aldatılan kişide kasten yanlış bir fikir uyandırılarak sözleşmenin bu şekilde akdedilmesinin sağlanması gerekmektedir. Sözleşmenin aldatma nedenine dayalı olarak iptali ancak aldatılan tarafın kendisinin kasten aldatılmış olduğunu ispatlamasıyla mümkündür. Asıl ve birleşen dosyada davalı tarafın, kendisinin bu şekilde aldatılmış olduğunu ispata yarar bir olguyu dava dosyasına ibraz edememiş olduğu kanaatine varılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, asıl ve birleşen dosyada davalı tarafın sözleşmenin haklı nedenle feshine dayanak gösterdiği nedenlerin somut olayda gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Diğer bir deyişle asıl ve birleşen dosyada davalı yanın franchise sözleşmesini haklı nedene dayalı olarak feshetmediği kanaatine varılabilmektedir. Franchise sözleşmesinin fesih yoluyla sona ermesi durumunda uygulanacak olan “Fesih yada Sona Erme Halinde Devam Edecek Yükümlülükler” başlıklı 16.7.2 maddesinde, sözleşmenin erken fesih yoluyla sona ermesi halinde, sözleşmedeki bedellerin ödeneceği, zararların tazmin edileceği ve kararlaştırılan cezai şartın ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu durumda yukarıda bilirkişi raporu ile yapılan mali değerlendirmelerde belirtilen cari alacak bedellerin davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Cezai şart, kazanç kaybı ve maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak ise, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedilmesi nedeniyle, sözleşmenin 16.7.2 maddesi gereğince davacı tarafın davalıdan 50.000,00-USD cezai şart alacağı talep edebileceği anlaşılmıştır. Her ne kadar sözleşmede cezai şartın USD olarak ödeneceği kararlaştırılmışsa da, davacı tarafça dava dilekçesi ve sonraki beyanlarda bu alacak kalemi Türk Lirası olarak talep edildiğinden, cezai şartın Türk Lirası üzerinden tahsiline karar verilmiştir. Yine, olayın özelliği, cezai şart miktarı, davalının ekonomik durumu dikkate alınarak 6098 Sayılı TBK'nun 182/3. maddesi gereğince cezai şart miktarından takdiren % 80 oranında indirim yapılarak davacı lehine 45.200,00-TL cezai şarta hükmedilmiştir. Sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle davacının kazanç kaybına uğradığı açıktır. Bilirkişi raporu ile davacının kazanç kaybı daha yüksek olarak belirlenmiş ise de, taleple bağlı kalınarak 50.000,00-TL kazanç kaybı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı tarafça birleşen davada ayrıca ticari itibarın zedelenmesine dayalı maddi tazminat talebinde bulunulmuşsa da, dosyaya sunulan deliller kapsamında bu iddianın ispat edilemediği anlaşılmakla, davacının bu yöndeki talebinin reddine karar verilmiştir. Bu nedenlerle, asıl davanın 101.604,15-TL asıl alacak ve 29.265,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.869,84-TL alacak üzerinden; birleşen davanın ise 45.200,00-TL cezai şart alacağı ile 50.000,00-TL kazanç kaybı alacağı üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu 67/2. maddesi icra inkâr tazminatını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, borçlu itirazında haksız görülürse davacı tarafından açıkça talep edilmiş olması şartıyla icra inkâr tazminatına hükmedilecektir. Borçlunun itirazında haklı veya haksız olması ise alacağın likit(belirli) olup olmamasına bağlıdır. Eğer alacak likit(belirli) ise borçlu itirazında haksızdır; alacak likit(belirli) değilse borçlu itirazında haklıdır. Borçlunun inkâr tazminatına mahküm edilebilmesi için onun ödeme emrine kötü niyetle itiraz etmiş olması şart değildir. İtirazının haksızlığına karar verilen borçlu, iyi niyetle itiraz etmiş olsa bile, icra inkâr tazminatına mahküm edilecektir. Eldeki asıl dosyada, davacı alacaklı şirket tarafından taraflar arasındaki franchise sözleşmesine dayalı alacak isteminde bulunulmuş, aynı zamanda borcun ödenmesi için davalı tarafa noter aracılığıyla ihtarname de gönderilmiştir. Bu durumda davalı/borçlu alacağın miktarını bilmektedir, yani icra takibi başlatıldığı sırada ne kadar bir borç miktarını alacaklıya vermesi gerektiğini bilmektedir. Bu itibarla asıl dosya kapsamında talep edilen alacak likit(belirli) bulunmaktadır. Bu nedenle asıl dosya kapsamında kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı tarafın icra inkâr tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davada, davacı tarafça açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın KISMEN İPTALİNE, takibin 101.604,15-TL asıl alacak, 29.265,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 130.869,84-TL alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 1/1-2004 Sayılı İİK'nun 67/2. maddesi gereğince kabul edilen alacak miktarı üzerinden % 20 oranında belirlenen 26.173,96-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 1/2-Asıl davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.939,71-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından asıl dosya kapsamına peşin olarak yatırılan 1.588,47-TL'nin mahsubu ile, bakiye 7.351,24-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.588,47-TL harcın, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 1/3-Asıl davada davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince asıl davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, asıl davada davalı taraftan alınarak asıl davada davacı tarafa verilmesine, 1/4-Asıl davada davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince asıl davanın reddedilen kısmı üzerinden belirlenen 654,39-TL vekâlet ücretinin, asıl davada davacı taraftan alınarak asıl davada davalı tarafa verilmesine, 2-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında, davacı tarafça açılan davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, 45.200,00-TL cezai şart alacağı ile 50.000,00-TL kazanç kaybı alacağının 08/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 2/1-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 6.503,11-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından birleşen dosya kapsamına peşin olarak yatırılan 4.798,78-TL'nin mahsubu ile, bakiye 1.704,33-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin olarak yatırılan 4.798,78-TL harcın, davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, 2/2-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince birleşen davanın kabul edilen kısmı üzerinden belirlenen 30.000,00-TL vekâlet ücretinin, birleşen davada davalı taraftan alınarak birleşen davada davacı tarafa verilmesine, 2/3-Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi AAÜT gereğince birleşen davanın reddedilen kısmı üzerinden(cezai şart miktarı açısından takdiri indirim yapılması nedeniyle bu alacak kalemi yönünden davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmeyerek) belirlenen 5.000,00-TL vekâlet ücretinin, birleşen davada davacı taraftan alınarak birleşen davada davalı tarafa verilmesine, 3-Asıl ve birleşen dosyada davacı tarafından yapılan 35,90-TL+35,90-TL=71,80-TL başvurma harcı, 17.500,00-TL bilirkişi ücreti ve 982,00-TL posta ve tebligat olmak üzere toplam 18.553,80-TL yargılama giderinin, asıl ve birleşen davalar toplam miktarının kabul-ret oranına göre belirlenen (cezai şart miktarı açısından takdiri indirim yapılması nedeniyle bu alacak kalemi yönünden davacı aleyhine yargılama giderine hükmedilmeyerek) 18.223,66-TL'sinin asıl ve birleşen davada davalı taraftan alınarak, asıl ve birleşen davada davacı tarafa verilmesine; kalan kısmın asıl ve birleşen davada davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider avansının, kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/10/2024

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/480, K. 2024/742, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2018-480-e-2024-742-k-1020b7704f21