İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/680 E. 2018/701 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/680
- Karar No
- 2018/701
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/680 Esas - 2018/701 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLET ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/680 KARAR NO : 2018/701
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Alacak (Rekabet ihlalinden kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/08/2017 KARAR TARİHİ : 19/10/2018 KARAR YAZIM T. : 26/10/2018 Mahkememizde görülmekte bulunan alacak davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize verdiği 21/08/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle;Rekabet Kurumu tarafından 12 bankanın 08/03/2013 tarihli kararı ile kredi ve kredi kartı konularında birlikte fiyat tespit etmek amacıyla kartel oluşturduğunun tespit edildiğini, bu tespit sonucu verilen idari para cezalarının Danıştay tarafından da onandığını, söz konusu 12 bankanın içinde davalı bankanında bulunduğunu, davacı şirketin davalı bankadan 21/08/2007 ile 22/09/2011 tarihleri arasında kredi kullanmış olmakla kartel faizi sebebiyle zarara uğradığını, söz konusu fiil olmasaydı kredi maliyetinin daha az olacağını beyanla davanın kabulü ile davalı bankanın 21/08/2007 ve 22/09/2011 arasında kartel faizi uygulamak suretiyle davacı şirkete vermiş olduğu zararın 3 katının, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL'sinin ödetilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili mahkememize verdiği 07/09/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle;müvekkil banka hakkında açılan davanın genel yetki kuralı çerçevesinde müvekkil bankanın genel müdürlüğününü bulunduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davaya konu edilen kredinin kullandırım tarihleri ve davacının zarardan haberdar olduğu tarih dikkate alındığında 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, Danıştay 13. Daire Başkanlığı'nın 2016/4017 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, Rekabet Kurumu kararında mevzuat nedeniyle işletme kredilerinde kanunen arttırım yapılmasının mümkün olmadığı bu nedenle de bir anlaşma ve/veya uyumlu eylem içinde bulunulmadığı tespitinde bulunduğunu, dolayısıyla davacının ticari krediler konusunda belirtilen tespitler dışında ticari krediler açısından Rekabet Kurulu'nda başkaca bir tespitte bulunulmadığını ve bu konuda inceleme yapılacak bir konu tespit edilmediği göz önüne alındığında bir zararın söz konusu olmasının mümkün olmadığını beyanla yetki itirazlarının doğrultusunda dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini, HMK 165. maddesi gereğince Rekabet Kurulu kararına karşı açılacak davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, Rekabet Kurulu'nun gerekçeli kararı hakkındaki yargılama süreci sona erdiğinde, açıklayıcı ve tamamlayıcı delil ve beyan sunma haklarının saklı tutulmasını, usul ve esasa ilişkin savunmaları doğrultusunda davanın reddini talep etmiştir. Toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekili, dava dilekçesi ekinde kredi bilgilerini içeren belge örnekleri ibraz etmiş, davalı vekili cevap dilekçesi ekinde kredi sözleşmeleri ve belgelerinin suretlerini sunmuştur. Davalı...'tan davacının kullanmış olduğu krediye ilişkin ayrıntılı hesap dökümü ve kredi sözleşmelerinin örnekleri celp edilmiştir. Davaya konu tarihlerdeki kredilere uygulanan faiz oranları için tüm bankalara müzekkere yazılarak ilgili bilgi ve belgeler toplanmıştır. Rekabet Kurumu'ndan 08/03/2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı Rekabet Kurulunun kararı celp edilmiştir. Davalı bankanın Rekabet Kurumu kararı aleyhine İdari Yargı'da açtığı davada Ankara 2. İdare Mahkemesi'nce 2014/137 Esas 2014/1393 Karar sayılı ilamıyla davanın reddine karar verilmiş, temyiz üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 2015/2974 Esas 2015/4612 sayılı kararıyla onandığı karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu konuda henüz karar verilmediği anlaşılmıştır. Bankacı bilirkişi ...'dan rapor alınmış, 10/07/2018 havale tarihli raporda dava konusunun ticari kredi olup, ticari kredilerle ilgili Rekabet Kurumu kararında bir tespite rastlanmadığını, Danıştay 13. Dairesi'nin kararında da davalının ihlalde bulunduğu ürünlerin bireysel ürünler olduğu ticari krediler ile ilgili bir ihlal tespiti bulunmadığı bildirildiği görülmüş, rapor taraflara tebliğ edilmiş, 19/10/2018 tarihli duruşmada davacı vekili raporu kabul etmediğini, davalı vekili raporun aleyhe olan hususlarını kabul etmediğini beyan etmiştir. Dava, rekabet ihlalinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından, davacı tarafından davalı bankadan 21/08/2007 - 22/09/2011 tarihleri arasında kredi kullanıldığı, Rekabet Kurumu'nun 08/03/2013 tarihli kararıyla 12 bankanın kredi ve kredi kartlarında birlikte fiyat tespit etmek suretiyle Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanuna aykırı davrandığının tespit edildiği, kararın Danıştay 13. Dairesi'nin 2015/2445 Esas 2015/4605 Karar sayılı ilamıyla onandığı, davalı bankanında Rekabet Kurumu kararında geçen bankalardan olduğu bu nedenle davacının zarara uğradığından bahisle davalının davacıya vermiş olduğu zararının üç katının fazlaya dair talep ve hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'sinin kredi kullandığı tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce Rekabet Kurumu'nun 08/03/2013 tarihli kararı, Danıştay 13. Daire'sinin 2015/2974 Esas 2015/4612 kararı, davacı banka tarafından Rekabet Kurumu aleyhine açılan Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 2014/137 Esas 2014/1393 sayılı kararı, taraflar arasında akdedilen 06/05/2008 tarihli ve 04/05/2010 tarihli kredi sözleşme örnekleri ihlal tarihindeki diğer bankaların faiz oranlarına ilişkin ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası yazı cevabı ve diğer tüm deliller celp edilmiş, bankacı bilirkişiden 10/07/2018 havale tarihli rapor alınmıştır. Davanın dayanağını oluşturan Rekabet Kurumu'nun 08/03/2013 tarihli kararı incelendiğinde aralarında davalı bankanında yer aldığı 12 bankanın 21/08/2007 - 22/09/2011 tarihleri arasında mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerine yönelik fiyat tespit etmek amacıyla uzlaşma tesis ettikleri ve uzlaşma kapsamında gerçekleştirdikleri anlaşma veya uyumlu eylem içerisinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 4. maddesini ihlal ettikleri bu sebeple aynı yasanın 16. maddesine istinaden kararda geçen 12 bankaya idari para cezası verildiği anlaşılmaktadır. Davalı banka anılan kararın iptali için İdari Yargı'da dava açmış, Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 2014/137 Esas 2014/1393 Karar sayılı ilamıyla dava reddedilmiş, temyiz üzerine Danıştay 13. HD'nin 2015/2974 Esas 2015/4612 Karar sayılı ilamıyla kararın onandığı ancak bu karara karşıda karar düzeltme yoluna gidildiği, bu konuda henüz karar verilmediği, dolayısıyla İdari Yargı yönünden kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce öncelikle davacının kullandığı kredilerin tarihleri ve niteliği itibari ile Rekabet Kurumu'nun 08/03/2013 tarihli kararı kapsamında olup olmadığının tespiti yönünde banka kayıtları da incelenmek suretiyle bilirkişi raporu alınmıştır. Bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 10/07/2018 havale tarihli raporda da açıklandığı ve dava dilekçesi ile davacı banka tarafından gönderilen kredi sözleşmelerinden de anlaşılacağı üzere davacının davalı bankadan 17/07/2007 tarihinde 400.000,00 TL ve 25/03/2009 tarihinde 550.000,00 TL bedelli ticari nitelikli kredi kullandığı anlaşılmaktadır. Rekabet Kurumu'nun 08/03/2013 tarihli kararının sonuç kısmında kredi türü yönünden bir ayrım yapılmadan 12 bankayla ilgili rekabetin ihlal edildiği sonucuna varıldığı belirtilmiş ise de bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere kararın içeriğinden dava konusu olan ticari kredilere ilişkin herhangi rekabet ihlaline ilişkin bir tespite rastlanmadığı, Danıştay 13. Dairesi'nin kararında da davalının ihlalinde bulunduğu ürünlerin bireysel ürünler olduğu, ticari kredilerle ilgili bir ihlal tespitinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna davacı vekili süresi içerisinde itiraz etmemiş, son celse raporu kabul etmediğini bildirmiştir. Bilirkişi raporuna verilen iki haftalık kesin süre içerisinde itiraz edilmediği gibi duruşmada da raporun aleyhe olan kısımlarının neler olduğunun belirtilmediği yani itirazın somut gerekçesinin bulunmadığı anlaşılmakla Mahkememizce alınan raporun kesinleştiği kanaatine varılarak yeni rapor alınma yoluna gidilmemiş, böylece Rekabet Kurumu kararında hem ticari kredilerle ilgili ihlal tespitinin yapılmaması hemde 17/07/2007 tarihli kredinin ihlal tespiti yapılan tarih aralığında olmaması sebebiyle davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafın usuli itirazlarının değerlendirilmesine gelince; HMK'nun 10. maddesine göre sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Aynı yasanın 14. maddesine göre bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dava konusu kredilerin davalı bankanın ...şubesinden kullanıldığı anlaşılmakla, Mahkememizin yetkili olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu ile ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Ancak eylem niteliği itibari ile haksız fiil olduğundan haksız fiilin tabi olduğu zamanaşımı süresine tabi olmalıdır. Buna göre tazminat davasının, dava tarihine göre TBK'nun 72. maddesi gereği zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde 10 yıl içinde açılması gerekmektedir. 10 yıllık zamanaşımı süresinin haksız fiilin sona erdiği tarihten itibaren yani 22/09/2011 tarihinden itibaren, iki yıllık sürenin ise Rekabet Kurumu'nun kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren başlaması gerekmektedir. Rekabet Kurumu'nun kararının henüz kesinleşmediği nazara alındığında dava tarihine göre 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar İdari Yargı sürecinin kesinleşmediğinden bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de kararımızın gerekçesi nazara alındığında bekletici mesele yapılması gerekmemiş, bu şekilde davalı tarafın usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1.Davanın REDDİNE, 2.Alınması gerekli 35,90 TL harcın peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 4,50 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına. 3.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 100,0 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine. 4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına. 5.Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine. 6.Davalı tarafından yapılan 12,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine. 7.Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine. Dair, karar taraf vekillerinin yüzünde tebliğden itibaren iki hafta içinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça anlatıldı, usulen tefhim edildi.19/10/2018
Katip ...
Hakim ...