İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/31 E. 2018/734 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/31
Karar No
2018/734
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2017/31 Esas - 2018/734 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/31 KARAR NO : 2018/734

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLİ :... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/01/2017 KARAR TARİHİ : 31/10/2018 KAR. YAZIM TARİHİ : 05/11/2018 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili 11/01/2017 tarihli dava dilekçesinde; Dava dışı asıl borçlu ...'nin müvekkili bankadan ticari kredi talebinde bulunduğunu, kredi başvurusu sırasında müşterek borçlu- müteselsil kefillere de 05/11/2014 tarihli ve 10.000.000,00TL bedelli ve 28/01/2014 tarihli ve 10.000.000,00TL bedelli 2 adet Genel Kredi Taahhütnamesi imzalatıldığını, müşterek borçlu müteselsil kefil ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın şirket ortağı oldukları için eş rızası alınmadığını, kısacası dava dışı asıl borçlu ...'nin kötü yönetilmesi vs. Kusurları sebebiyle oluşan temerrüdünden kefil olan davalıların ilgili BK uyarınca sorumlu olduklarını, davalıların Samsun 9 İcra Müdürlüğünün 2016/195673 Esas sayılı dosyasında borcun tamamına itiraz ettiğini, borçluların kötüniyetli olarak müvekkili bankanın alacağını ödememek ve sürüncemede bırakmak niyetiyle itirazda bulunduğunu, bu nedenle borçluların aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve takiplerin devamına karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. Davalı ... vekili 01/02/2017 havale tarihli, ... vekili 01/02/2017, 15/02/2017 tarihli, davalı ... vekili 24/02/2017 tarihli, ... vekili 25/07/2017 tarihli cevap dilekçelerinde; müvekkilinin alacaklı görünen ... T.A.Ş'ye hiçbir borcu bulunmadığını, iş bu dava dosyasına konu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın birçok yolla güvence altına alındığını, 670 sayılı KHK kapsamında kapatılan asıl borçlu kuruma ait borç ve yükümlülükler ile ilgili maliye bakanlığının yetkili olduğunu, bu sebeple öncelikle alacaklı tarafından öncelikle Maliye Bakanlığına başvurulması gerektiğini, bu durum alacağın talep edilebilirliğinin ön şartı olup bir nevi borcun ertelenmesi hükmünde olduğunu, TBK 586/1 maddesi gereğince doğrudan kefile başvurulması için gerekli yasal koşullar oluşmadığını, Maliye Bakanlığına başvuru yapılmadan birçok yolla teminat altına alınan alacağın tahsili yoluna gidilmeden müvekkiline yöneltilmesinin kötü niyetli olduğunu, özel sermayeli bir banka olan alacaklı bankanın kullandırdığı kredi sözleşmesinden kefil olarak imza atan müvekkilinin sorumlu tutulabilmesi için eşinin rıza ve muvafakatı alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, davada adli yargı ve takip yolunun kapalı olduğunu ve nedenle dava şartının oluşmadığını, kefilliğin sona erdiğini, mükerrir talepte bulunulduğunu bu nedenle derdestlik itirazı yapıldığını belirterek, davanın reddine, takipte kötüniyetli olan davacı bankadan %20 den az olmamak üzere inkar tazminatı alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini mahkememizden talep etmiştir. Davacı vekilinin 28/02/2017 tarihli, 14/03/2017 tarihli, 10/03/2017 tarihli cevaba cevap dilekçelerinde özetle; dava dışı asıl borçlu ... Tic. San. AŞ nin kötü yönetilmesi vs. Kusurları sebebiyle oluşan temerrüdünden kefil olan davalıların BK 589 ve devamı maddeleri uyarınca sorumlu olduklarını, kefiller yönünden yapılan takiplerin usulüne uygun olduğunu, hükmün verilmesini engelleyici nitelikte bekletici mesele yapılmasını gerektiren bir konunun bulunmadığını, zira iş bu davada borçlu olunup olunmadığına ilişkin yargılama yapıldığını, borcun halen devam ettiğini, davalıların haksız olarak borcun tamamına itiraz ettiğini, itirazlarının iptalini talep etmiştir. Davalı ... vekili 07/03/2017 tarihli, ... vekili 11/04/2017 tarihli 2. cevap dilekçelerinde; önceki sunmuş oldukları cevap dilekçelerini aynen tekrarla, taraflar arasındaki asıl sözleşmenin bu konuda yasa koyucu tarafından ihdas edilen özel bir KHK ile geçersiz hale gelmesinin zorunlu sonucu olarak da TBK nun 586/1 maddesi mucibinde kefil olan davalıların da borcun kurtulmuş ya da OHAL KHK'ları ile getirilen sürece dahil olduğunu, özel sermayeli bir banka olan alacaklı bankanın kullandırdığı kredi sözleşmesinden kefil olarak imza atan davalıların sorumlu tutulabilmesi için eşinin rıza ve muvafakatı gerekirken evli olan davalıların kefaletinin TBK 584. Madde gereğince geçerli olmadığının açıkça ortada olduğunu, bu sebeple de müvekkilinden talep edilebilecek bir alacağın doğmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı ... vekili 31/10/2017 tarihli bir kısım beyanlar sunulması hakkında dilekçe ibraz etmiştir. Davalı ... vekilinin 21/09/2017 havale tarihli, davalı ... vekili 27/09/2018 tarihli dilekçeleriyle delil listesi sundukları görülmüştür. Toplanan deliller, dellilerin tartışılması ve değerlendirilmesi: Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde ... 3. Noterliğinin 25/07/2016 tarih ... yevmiye nolu, 10/08/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamelerin tebliğ şerhli suretini, kredi sözleşmeleri suretini, kredi kartı hesap özetini ibraz etmiştir. Samsun 9 İcra Müdürlüğünün 2016/195673 sayılı takip dosyasının suretinin UYAP'tan çıkartılarak örneği, Mahkememizin 2016/1447 D-iş sayılı dosyasının aslı dosya arasına alınmış, davacı bankadan davaya konu kredi sözleşmelerinin tamamı celp edilmiş, Samsun Valiliğinin 29/09/2017 tarihli cevabi yazısında dava dışı ... Tic. A.Ş.'nin 667 sayılı KHK gereğince kapatıldığına bilgi verildiği görülmüş, Samsun Ticaret Sicil Müdürlüğünden dava dışı şirkete ilişkin sicil kayıtları celp edilmiştir. Davacı vekilinin 13/09/2017 havale tarihli dilekçesi ekinde dava dışı ... Tic San A.Ş hakkında Maliye Bakanlığına yapılan başvurunun ve ihtarnamelerin tebliğ şerhli suretlerinin sunulduğu görülmüştür. Bankacı bilirkişiler ...'dan alınan 19/02/2018 havale tarihli raporda özetle; davalılar hakkında yürütülen takibin yasal ve hukuka uygun olduğu, davacı bankanın düzenlenen 28/01/2014 ve 05/11/2014 tarihli GKS'leri uyarınca kullandırılan kredilerden dolayı dava dışı asıl borçlu ... A.Ş firmasından ve davalı müşterek borçlu müteselsil kefillerden davacı bankanın toplam 1.820.936,40 TL alacaklı olduğu, davalı kefillerden toplam 1.820.936,40 TL likit alacaklara ilişkin %20 icra inkar tazminatı alınacağının taktirinin mahkemede olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davalı ... vekili 08/03/2018 havale tarihli, davalı ... vekilinin 03/03/2018 tarihli, davalı ... vekili 05/03/2018 havale tarihli, davalı ... vekili 26/02/2018 havale tarihli ve 21/03/2018 havale tarihli dilekçeleriyle bilirkişi raporuna karşı beyan itiraz dilekçeleri sunmuştur. Bir kısım davalıların beyan itiraz dilekçeleri doğrultusunda aynı bilirkişi heyetinden alınan 29/05/2018 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; kök raporda belirtildiği gibi davacı bankanın davalılardan toplam 1.820.936,40 TL alacaklı olduğunu, davalı kefiller ... ..., ..., ..., ... ve ...'in kefalet limitleri kapsamında olduğundan borcun tamamından, davalı kefiller ... ve ...'ın kefalet limitlerine göre borcun 1.769.821,34 TL'sinden, davalı kefil ...'ın kefalet limitine göre borcun 28.859,33 TL'sinden sorumlu olduğu, asıl borçlu şirket adına verilen 425669...8348 nolu ticari kredi kartından kaynaklanan toplam 22.255,73 TL borçtan herhangi bir kefilin sorumluluğunun bulunmadığını, 667, 670 ve 675 sayılı KHK larda kefiller aleyhine takip yapılması ve dava açılmasını engelleyen herhangi bir hüküm bulunmadığını, dava dışı şirketin KHK ile Maliye Bakanlığına devredilmiş ise de söz konusu borcun sonlandırılmadığı bu bağlamda davalı kefillerin borcun sona erdiğinden bahsedilemeyeceğini, bu nedenle davacı bankanın davalı kefiller aleyhine takip yapmasında yasaya ve KHK lara aykırı bir durumun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından 06/06/2018 havale tarihli dilekçesiyle bilirkişi ek raporuna karşı beyan dilekçesi sunulduğu, davalı ... vekilinin 08/06/2018 havale tarihli, davalı ... vekilinin 11/06/2018 havale tarihli, davalı ... vekilinin 13/06/2018 havale tarihli, davalı ... vekilinin 19/06/2018 havale tarihli dilekçeleriyle bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sundukları tespit edilmiştir. Davalı ... vekilinin 04/06/2018 havale tarihli dilekçesiyle davanın Maliye Bakanlığına izafeten Maliye Hazinesine ihbar edilmesini talep etmiş, mahkememizin 06/06/2018 tarihli celsesinde davanın Maliye Hazinesine ihbarına karar verildiği ve davanın Maliye Hazinesine ihbar edildiği anlaşılmıştır. İhbar olunan ... vekili 19/06/2018 havale tarihli dilekçesiyle; 675 sayılı KHK gereğince kapatılan kurum kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi, dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek ve tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/08/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı KHK'nın 5.maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmadığından davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceğini, müvekkili yönünden dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın yasal sürede açılmadığını, davanın esas yönüyle de haksız ve dayanaksız olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Son celse davalılar vekilleri tarafından mahkememizin 2018/527 Esas sayılı dosyasına Samsun Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu tarafından gönderilen yazı cevabı örneği ibraz edilmiştir. Dava, Genel Kredi Sözleşmesine dayanan takibe yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; davacı banka tarafından davalılar aleyhine Samsun 9.İcra Müdürlüğü'nün 2016/195673 Esas sayılı dosyası ile genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takip yapıldığı, ödeme emrinin davalı ... 03/01/2017, davalı ... 07/01/2017, davalı ... 09/01/2017, davalı ... 04/01/2017 tarihinde tebliğinin yapıldığı, davalı ... çıkarılan tebligatın 28/12/2016tarihinde iade edildiği, başkaca tebligatın gözükmediği, davalı ... ise yapılan tebligata ilişkin tebligat parçasının bulunmadığı, bu kişinin 28/12/2017 tarihli hacizle takipten haberdar olduğu, davalılardan ... 03/01/2017, ... 29/12/2016, ... 04/01/2017, ... 04/01/2017 ve 06/01/2017 tarihlerinde ödeme emrine itiraz ettikleri, itirazların süresinde olduğu, davalı ... ise 03/01/2017 tarihinde ödeme emrine itiraz ettiği, iade edilen tebligat dışında başkaca ödeme emrinin tebliği gözükmediğinden itirazının süresinde kabulünün gerektiği, davalı ... ise 04/01/2017 tarihindeki itirazının takipten hacizle haberdar olduğuna ilişkin aksi ispatlanamayan beyanına göre süresinde olduğu, davacı tarafın ise süresi içerisinde itirazın iptali, takibin devamını sağlamak için işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. İcra dosyasından takibin dayanağı olarak v nolu kredi ile ... nolu kredinin gösterildiği, dava dosyasından takibin dayanağının 28/01/2014 ve 05/11/2014 tarihli kredi genel sözleşmeleri olduğu tespit edilmiştir. 28/01/2014 ve 05/11/2014 tarihli genel kredi sözleşmeleri incelendiğinde; davalıların müteselsil kefil olarak sözleşmeleri imzaladıkları, imzalarına herhangi bir itirazlarının bulunmadığı görülmektedir. TBK'nun 583.maddesinde kefalet sözleşmesinin şekli açıklanmıştır olup, kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin gösterilmiş olması ve bu hususlar ile müteselsil kefil olunması durumunda bu kelimelerin el yazısı ile belirtilmiş olması geçerlilik koşuludur. TBK 584.maddesine göre ise ancak eşin rızası ile kefil olunabilecektir. Söz konusu maddede 28/03/2003 tarih ve 6455 sayılı kanunun 77.maddesi ile yapılan değişiklik ile ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak yada yönetici tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler için eşin rızası aranmayacak hükmü getirilmiştir. İncelenen dava konusu genel kredi sözleşmeleri TBK'nun 584.maddesinde 28/03/2003 tarihinde yapılan değişiklik sonrası imzalanmış olduğundan, yasal değişiklikten sonraki yasal mevzuatın dikkate alınması gerekmektedir. Davalıların tamamının 28/01/2014 tarihli GKS'nin imza tarihi itibariyle dava dışı şirketin ortakları oldukları, davalılardan ...'nın 30/04/2014 tarihinde ortaklıktan ayrıldığı, davalı ...'ında 24/10/2014 tarihi itibariyle hissedar olmadığı, esasen bu iki davalının 05/11/2014 tarihli GKS'de imzalarının da bulunmadığı, diğer ortakların her iki sözleşme tarihi itibariyle şirket ortağı olduğundan TBK 584 maddesi gereği eş rızalarının gerekmediği, kefaletlerin geçerli olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkememizce aldırılan 19/02/2018 tarihli bilirkişi raporu ile aynı heyet tarafından verilen 28/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunun birlikte incelenmesinde; takip dayanağı sözleşmelerin 28/01/2014 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli ve 05/11/2014 tarihli 10.000.000,00 TL bedelli sözleşmeler olduğu, tüm davalıların 28/01/2014 tarihli sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu, 05/11/2014 tarihli sözleşmede ise davalılar ... ve ... dışındaki diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil oldukları, kefalet tutarlarının ... ve ... için 10.000.000,00 TL, diğer davalılar için 20.000.000,00 TL olduğu, sözleşmeler kapsamında dava dışı ......A.Ş 'ye 20/10/2015 tarihinde taşıt kredisi, 31/01/2014 tarihinde taksitli ticari kredi ve Wins Business Card kredisi kullandırıldığı, ... 3. Noterliğinden keşide edilen 25/07/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamenin dava dışı asıl borçlu şirkete 29/07/2016 tarihinde, davalı ... 02/08/2016, davalı Vedat'a 28/07/2016, davalı ... 05/08/2016 ve davalı ... ise 01/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, ... 3. Noterliğinin 10/08/2016 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin ise davalı ...'e 18/08/2016, ... ise 12/08/2016 tarihinde tebliğ edildiği, 1 günlük ödeme süresinden sonra bilirkişi raporunun 7.sayfasında gösterilen tarihlerde her bir davalının temerrüdünün gerçekleştiği görülmektedir. 19/02/2018 tarihli bilirkişi raporu ile aynı heyet tarafından verilen 28/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; sözleşmelerin 2/6.1.2 maddeleri gereği faiz oranları, aylık eşit taksitli ticari kredi yönünden %13,80, taşıt kredisi yönünden %14,76 , Wins Business Card yönünden %24,24 olarak temerrüt faizi ise sözleşmelerin 2/7-1 maddesi gereği davacı faizin uyguladığı en yüksek akti faizin 2 katı olması gerektiğinden sırasıyla %27,60 %29,56 ve %48,48 olduğu tespit edilmiş, yapılan tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. 19/02/2018 tarihli bilirkişi raporu ile aynı heyet tarafından verilen 28/05/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; öncelikle dava dışı asıl borçlu şirket yönünden takip tarihi itibariyle ve her bir kredi yönünden ayrı ayrı hesaplamalar yapılmış, kefalet miktarları nazara alınarak davalıların sorumluluğu belirlenmiştir. Bilirkişi rapor ve ek raporunda taleple bağlılık ilkeside değerlendirilerek taksitli ticari kredi yönünden toplam alacak 1.769.821,34 TL, ticari taşıt kredisi yönünden toplam alacak 28.859,33 TL ve Wins Business Card yönünden toplam alacak 22.255,73 TL olarak tespit edilmiş, davalıların kefalet limitlerinin yukarıda açıklandığı üzere belirlenen borç miktarının üzerinde olması sebebiyle tespit edilen borç miktarıyla sorumlu oldukları sonucuna varılmıştır. Davalı kefiller ...'ın hem 28/01/2014 tarihli hemde 05/11/2014 tarihli GKS sebebiyle sorumluluklarının bulunduğu ve kefalet limitlerinin 20.000.000,00 TL olduğu, davalılar ...'in ise yalnızca 28/01/2014 tarihli GKS'de imzasının bulunduğu, buna göre 05/11/2014 tarihli kredi sebebiyle sorumluluklarının olmadığı ve kefalet limitlerinin 10.000,00 TL olduğu anlaşılmakla dava dışı asıl borçlu yönünden 28/01/2014 ve 05/11/2014 tarihli sözleşmeler nedeniyle ... hesap numarası altında kullandırılan taksitli kredi ve ... hesap numarası aldınta kullandırılan taşıt kredisi dolayısıyla toplam 1.798.680,67 TL'den davalı kefiller ...'ın kefalet limitleri kapsamında sorumlu oldukları, 28/01/2014 tarihli sözleşme ile yine ... hesap numarası altında kullandırılan taksitli kredi nedeniyle hesaplanan toplam 1.769.821,34 TL'den davalılar ... ve ...'ın kefalet limitleri kapsamında sorumlu oldukları, davalı kefillerin tamamının ......8348 nolu ticari kredi kartından (Wins Business Card) kaynaklanan toplam 22.255,73 TL borçtan ise sözleşmede imzaları olmadığından sorumluluklarının bulunmadığı kanaatine varılmış, bilirkişi rapor ve ek raporu hüküm kurmaya elverişli görülmekle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar vermek gerekmiştir. Davalıların itirazlarının değerlendirilmesi: Takibe konu kredi sözleşmelerinin tarihi, hesap kat ihtarlarının tarihi ve dava tarihi nazara alındığında zaman aşımı definin yerinde olmadığı, davanın TTK 4/1-f maddesi kapsamında banka işlemi olması sebebiyle mahkememizin görevli olduğu, davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olmaları sebebiyle pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, davalıların yerleşim yeri ve sözleşmenin yapıldığı banka şubesi nazara alındığında mahkememizin yetkili bulunduğu anlaşılmakla bu hususlara ilişkin usuli itirazlar yerinde görülmemiştir. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere davalıların sorumlu oldukları kredi sözleşmesi tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin ortağı oldukları, TBK 584.maddesindeki 28/03/2013 tarihinde yapılan değişiklik sebebiyle eş rızalarının gerekmediği dolayısıyla kefaletlerinin TBK 583, 584 maddeleri kapsamında geçerli olduğu görülmektedir. TBK 586.maddesine göre kefil müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir ancak bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içerisinde olması gerekir. Davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirket aleyhine ... 3.Noterliğinin 25/07/2016 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin çekilerek hesap kat edilmiş, verilen ödeme süresi içerisinde borç ödenmemiş olduğundan, TBK 586 maddesi gereği asıl borçluya başvurmadan kefillere başvuru şartı gerçekleşmiştir. Davacı taraf borcun ödenmesi yönünde 14/04/2016 tarihli dilekçeyle Maliye Bakanlığı İstanbul Defterdarlığı İl KHK İşlemleri Bürosuna başvuru yapmış olup, yapılan bu başvuru sebebiyle herhangi bir derdestlikten bahsedilemeyeceği, zira 2 ayrı yargı işlemi olmadığı, bu başvurunun sonucunun beklenmesi de işbu dava için gerekmemektedir. Zira davalılar asıl borçlu değil kefil olup, asıl borçluya başvurmadan kefile başvurma şartlarıda TBK 586.maddesinde düzenlenmiş olup, başvuru şartlarının gerçekleştiğide yukarıda açıklanmıştır. Davalılar aynı mahiyetteki itirazları ile söz konusu borcun ödenmesinden Maliye Bakanlığının sorumlu olduğunu, kendilerine başvurulamayacağını ileri sürmektedir. Samsun İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 22/09/2017 tarihli cevabi yazısından asıl borçlu ... Tic A.Ş'nin kuruculuğunda faaliyette bulunan özel öğretim kurumlarının 23/07/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 667 Sayılı KHK ile kapatıldığı anlaşılmaktadır. 17/08/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 670 Sayılı KHK'nın 5.maddesinde ''...tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması *1* ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine (Ek ibare: 17.04.2017 - 689 S.K.H.K./5. md) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir...'' düzenlemesi mevcuttur. 29.10.2016 tarihli resmi gazetede yayınlanan 675 Sayılı KHK'da ise ''...20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir...'' düzenlemesi bulunmaktadır. Yukarıda açıklanan 667, 670 ve 675 Sayılı KHK'lar incelendiğinde; Maliye Bakanlığının asıl borçlu yönünden borçtan sorumlu tutulduğu, kefiller yönünden herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla davalı kefiller aleyhine takip yapılmasını ve dava açılmasını engelleyen herhangi bir hükmün mevcut olmadığı, borcun Maliye Bakanlığına devir edildiği anlaşılmasına göre henüz sonlandırılmadığı, buna göre davalı kefillerin borcun sona erdiğinden de bahsedilemeyeceği, bu kapsamda asıl borcun sona ermesi halinde kefilin borcununda sona ereceğine ilişkin hükmün burada uygulama kabiliyeti olmadığı, davanın Maliye Bakanlığına karşı açılmadığı, her ne kadar ihbar edilmiş ise de davanın ihbarının açılma anlamında olmadığı, dolayısıyla 675 Sayılı KHK hükümlerinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır. Son celse bir kısım davalı vekilleri tarafından mahkememizin 2018/527 Esas sayılı dosyasına defterdarlık tarafından gönderilen yazı örneği ibraz edilerek borçtan Maliye Bakanlığının sorumlu olduğu hususu tekrarlanmıştır. Yazı örneği incelendiğinde; davalı ortakların söz konusu borca kefil olduğu ve davacı ... A.Ş'nin ortaklardan tahsilat işlemi gerçekleştirme ihtimali olduğu İl KHK Bürosunca ... A.Ş'ye ödeme yapılmadan önce adı geçen kefillerden ne kadar tahsilat yapıldığının öğrenilmesi ve bu tutar düşüldükten sonra kalan bakiye üzerinden borcun ödenmesinin gerektiği sonucuna varıldığının bildirildiği, dolayısıyla borcun tamamından Maliye Bakanlığının sorumlu olduğuna ilişkin bir açıklama veyahut ibare bulunmadığı gibi, Maliye Bakanlığının bu davadaki tahsilat sonucunu beklediği, yani Mahkememizin Maliye Bakanlığının yapacağı ödemeyi bekletici mesele talebini kabul etmemesininde doğru olduğunun bu yazı cevabından net olarak anlaşıldığı ve henüz davacı tarafından Maliye Bakanlığından bir tahsilatın yapılmadığı anlaşılmakla yasal ve yeterli bulunan bilirkişi raporlarıda değerlendirilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş, davalı itirazları yerinde görülmemiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile (davalılar ... ve ... yönünden KABULÜ ile); 1-1.693.893,55 TL asıl alacak, 99.797,25 TL işlemiş faiz, 4.989,87 TL BSMV olmak üzere toplam 1.798.680,67 TL alacak (davalılar ... ve ... yönünden 1.666.550,23 TL asıl alacak, 98.353,44 TL işlemiş faiz, 4.917,67 TL BSMV olmak üzere toplam 1.769.821,34 TL) hakkındaki davalıların 9.İcra Müdürlüğünün 2016/195673 Esas sayılı dosyasındaki itirazlarının iptaline takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Takip sonrası asıl alacaklara taksitli ticari kredi yönünden %27,60 , taksitli ticari taşıt kredisi yönünden %29,52 temerrüt faizi ile faizin %5'i gider vergisi uygulanmasına, 3-Toplam 1.798.680,87 TL alacağın (davalılar ... ve ... yönünden 1.769.821,34 TL üzerinden) %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davalıların reddedilen kısım yönünden tazminat taleplerinin reddine, 4-Alınması gerekli 122.867,88 TL harçtan peşin alınan 31.124,91 harcın mahsubu ile bakiye 91.742,97 TL harcın davalılardan (davalılar ... ve ... 89.771,59 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 77.180,00 TL vekalet ücretinin davalılardan (davalılar ... ve ... 76.747,00 TL'sinden sorumlu olmak kaydıyla) alınarak davacı tarafa verilmesine. 6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden red sebepleri ortak olmakla yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 2.867,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ..., ..., ... ve ...'a verilmesine, 7-Davacı tarafça sarf edilen posta masrafı 303,90 TL ve bilirkişi ücreti 1.950,00 TL olmak üzere toplam 2.253,90 TL yargılama giderinin davalılardan (davalılar ..., ..., ... ve ... 2.224,36 TL'sinden sorumlu olmak üzere) alınarak davacı tarafa verilmesine, 8-Davalı ... tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı ... tarafından sarf edilen 23,00 TL posta masrafından kabul ve red oranına göre hesaplanan 0,30 TL'sinin davacıdan alınarak davalı Akut Karabacak'a verilmesine, bakiye yargılama giderinin davalı ... üzerinde bırakılmasına, 10-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan 31.124,91 TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 11-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine, 12-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve Davalı Vedat Taştan vekilinin, Davalı ... ve ... vekili, Davalı ... vekilinin, Davalı ... vekilinin, Davalı ... vekilinin, ihbar olunan hazine vekilinin yüzüne karşı mahkememiz gerekçeli kararının taraflara tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2018

Başkan ...

Üye ...

Üye ...

Katip ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/31, K. 2018/734, T. 31.10.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-31-e-2018-734-k-9f2c30905d55