İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/295 E. 2019/89 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/295
- Karar No
- 2019/89
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO :
HAKİM : KATİP :
DAVACI : ... VEKİLİ :
DAVALI : BUSKİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/02/2017 KARAR TARİHİ : 22/01/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/02/2019
Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili ...ne ait olan BMW marka, 5.25 D 2014 model ...................plakalı araç şirket yetkilisi ...........................kontrolünde 23.02.2015 tarihinde 00.00 saatlerinde Gemlik istikametinden Kumla istikametine seyrederken, davalı Buski Genel Müdürlüğünün bakım, onarım, gözetimi v edenetiminde olan su borusu şebekesinin patlaması sonucu meydana gelen su birikintisinin içerisinde kaldığını ve anılan aracın motor arızasına sebebiyet verdiğini, arızanın gerçekleştiği aracı sevk ve idare eden ............... tarafından durumun Gemlik İlçe Emniyet Müdürlüğüne bildirildiğini ve durumu belgeleyen kaza tespit tutanağı Gemlik İlçe Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetim Büro Amirliği tarafından tanzim edildiğini, yaşanan bu olay neticesinde bahsedilen aracın su birikintisi içerisine girdikten sora hareket etmediğini ve daha sonraki uğraşlarda da çalıştırılamadığını, aracın olay yerine çağrılan çekici vasıtası ile servise götürüldüğünü, serviste yapılan teknik incelemeler neticesinde aracın motorunun su alması nedeni ile çalışmayacağının tespit edildiğini, aracın motorunun tamiri için birçok parçasının değiştirildiğini, araçta değişen motor parçaları neticesinde 46.453,25 TL masraf çıktığını ve bu bedelin kasko tarafından servise ödendiğini, olay tarihinde aracın 17.696 km olup, sıfır araç ayarında olduğunu, yaşanan talihsiz olayda gerekli önlemleri alamayan davalı tarafın kusurlu olduğundan müvekkilinin de zararını karşılaması gerektiğini, davalı Buski Genel Müdürlüğünün de hizmet sınırı içindeki yerleşim alanlarının kanalizasyon ve su dağıtımı planlarının yapılmasında etkin ve etkisiz bir şekilde görev almak zorunda iken bu görevini gereği gibi yerine getirmeyerek davaya konu hasarın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, özetle davalı üzerine düşen sorumluluk, denetim, onarım, bakım vb işlemleri zamanında yerine getirseydi müvekkilini zarara uğratmayacağını, davalının asli ve tek taraflı olarak kusurlu olduklarını, müvekkilinin aracı için yapılan bu masraf nedeniyle ve yapılan işlemlerin aracın motorunun ve birçok parçasının değişmesi, aracın piyasa koşullarına göre normal bedelinden daha düşük bir bedele düşmesine sebep olduğunu, aracın masraf ve servis kayıtlarında da yapılan masrafın miktarının büyüklüğü ve ehemmiyeti açısından da satışı neredeyse imkansız hal aldığını, bu nedenlerle davalının asli ve tek taraflı kusuru nedeniyle müvekkili aracında meydana gelen değer kaybı için şimdilik 1000 TL fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla maddi tazminat zararının tazmin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, davacı şirketin idarenin hizmet kusuru olduğu iddiasıyla huzurdaki davayı açtığını, davacı şirketin dava dilekçesinde ...................... plakalı aracının 23/02/2015 tarihinde Gemlik istikametinden Kumla istikametine seyir halinde iken müvekkile ait su şebekesinin patladığı, aracın su birikintisinde kaldığını, motor arızası yaşadığı iddiasıyla dava açtığını, müvekkili idarenin davaya konu olayda kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, karayolunda gerçekleştiği iddia olunan olayın sorumluluğu, bakım onarım ve gözetim sorumluluğu bulunan Karayolları Genel Müdürlüğünde olduğunu, dosyaya sunulan kaza tutanağında olayın Buski'den kaynaklandığına dair bir daire bulunmadığı gibi davacı tarafından açılmış bir delil tespiti davası ve bilirkişi raporunun olmadığını, davada müvekkilinin sorumluluğu ve kusuru bulunmadığını, Buski'ye ait su isale hatları, çelik borulardan kırılmayacak şekilde her türlü su basıncına dayanıklı şekilde imal edildiğini, davacının iddialarını kabul etmediklerini, kamu hizmeti gören genel müdürlüğün sürücü kusurlarından kaynaklanan kazalardan sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, Karayollarının bakım onarımı ve yol güvenliğinin Genel Müdürlüğünün yetki ve görev alanında olmadığı gibi sürücü hatalarından ve karayolunda meydana gelen şev kayması, toprak kayması, vs afetlerden idarenin sorumlu olmadığından davanın husumetten ve esastan reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, kaza tespit tutanağı, servise ödenen bedellere ilişkin faturalar, keşif, tanık beyanları, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları, ıslah dilekçesi ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan değer kaybı tazminatı istemine ilişkindir. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır. Dava konusu trafik kazasının gerçekleştiği mahalde bir makine mühendisi, bir trafik bilirkişisi, bir inşaat mühendisi bilirkişi eşliğinde 13/12/2017 tarihinde keşif yapılmıştır. Keşif sırasında yapılan inceleme sonucunda bilirkişi heyetinin düzenlediği 02/02/2018 tarihli raporda özetle: Davalı İdare Buski Genel Müdürlüğünün olay esnasında %100 oranında kusurlu olduğunu, ................. plakalı otomobil sürücüsü ..................'ın olayın meydana gelmesinde illiyet bağı olabilecek kusur niteliğinde herhangi bir davranışı saptanamadığından olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, dava konusu ........................plakalı aracın BMW marka 525 D x Drive tipi, 2014 model, 17696 kilometre olduğu ve olay tarihinden önce maddi hasarlı trafik kazasına karışmadığı dikkate alındığında piyasa rayiç değerinin 240.000 Tl olduğu mütalaa edilmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlar kapsamında karşı kusur ve değer kaybı yönünden itirazlarını değerlendirir ek rapor tanzimi için dosya önceki bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir. Bilirkişi heyetinin mahkememize sunmuş olduğu 23/11/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davalı idare olan Buski Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğunda olan içme suyu hattı borusunun patlaması olayının bölgedeki heyelandan vb dış faktörlerden kaynaklanmadığını, Çelik borunun işletme ve bakımının sorumluluğunun davalı Buski Genel Müdürlüğüne ait olduğu, davalı idarenin söz konusu kesimde teknik tedbirleri almadığından dolayı ve ilgili mevzuat gereği olayın meydana gelmesinden davalı Buski Genel Müdürlüğünün %100 oranında kusurlu olduğu, dava konusu ................................. plakalı araçta satılmak amacıyla pazara götürüldüğünde emsallerine göre toplam 15.000 TL değer kaybedileceği mütalaa edilmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 14/12/2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 14.000 Tl arttırarak, dava değerini toplam 15.000 Tl olarak ıslah etmiştir. O halde toplanan delillerden somut olayda, davacıya ait ......................... plakalı aracın Gemlik- Armutlu yolu caddesi üzerinde seyir halinde iken Buskiye ait ana su şebekesine ait çelik borunun açılan kısmından su akarak karayolunda göl şeklinde oluşan su birikintisine aracın girdiği ve aracın motor kısmına zarar vermesi sebebiyle araçta oluşan değer kaybının davacı tarafından talep edildiği anlaşılmakla davalının araçtaki değer kaybından ancak kusuru oranı kadar sorumlu olup dava konusu olayın meydana geldiği yerde tarafların katılımı ile yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ve dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 19/11/2018 tarihli bilirkişi heyetinin raporunun gerekçeli, hüküm kurmaya elverişli, denetime açık olduğundan itibar edilerek, Buski Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan içme suyu hattı borusunun patlamasının dış faktörlerden kaynaklanmadığı teknik tedbirler alınmadığından gerçekleştiği anlaşılmakla davalının %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Değer kaybının hesaplanması yönünden Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre" Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir." değer kaybının tespiti gereklidir. Bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından 30/05/2018 tarihli rapor ve 19/11/2018 tarihli rapor ile davacının aracında orjinaliğinin bozulması sebebiyle 15.000 TL değer kaybı oluştuğu ve olaya uygun olduğundan itibar edilmiştir. Diğer yandan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 04.02.1948 gün 1944/10 E. 1948/3 K. Sayılı kararında da belirtildiği üzere bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğünden sonra söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanıp uygulanamayacağına yönelik tereddütler nedeniyle Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 Esas, 2016/1 Karar sayılı ilamında; “her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK'nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2017/21670 Esas ve 2018/23781 Karar sayılı 20/12/2018 tarihli Bozma İlamında vurgulandığı üzere "Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı“ hükmünü içermektedir. Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, bozma sonrası ıslah dilekçesine değer vermeksizin dava dilekçesinde talep edilen miktarları hüküm altına almaktır." şeklinde ıslah dilekçesine değer verilmeden karar verilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2017/1424 Esas ve 2018/3625 Karar sayılı Bozma İlamında " Dava itirazın iptali davası olarak açılmış olup Ticaret Mehkemesince verilen görevsizlik kararının temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/16213 Esas 2015/3081 Karar sayılı 05.03.2015 tarihli kararı ile bozulmuş bozmadan sonra yapılan yeni yargılamada davacı vekili davasını ıslah ederek itirazın iptali davasını alacak davasına dönüştürmüş ve mahkemece dava alacak davası olarak görülerek reddedilmiştir. Bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 10/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince mahkemece ıslah kabul edilerek alacak davası olarak değerlendirilmesi bozmayı gerektirmiştir." somut olayla benzer şekilde görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılamada ıslah kabul edilerek karar verilemeyeceği belirtilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/11183 Esas ve 2018/5417 Karar sayılı Bozma İlamında vurgulandığı üzere "Bilindiği üzere ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini, bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen düzeltmesine olanak tanıyan ve karşı tarafın onayını gerektirmeyen bir yoldur. HMK'nın 176.maddesinde (HUMK.83.maddesi) ıslah; "Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir." olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun müteakip 177. maddesinde (HUMK.84.maddesi) ise, ıslahın tahkikat bitinceye kadar yapılabileceği öngörülmüş olduğundan ve temyiz faslında da, bozmadan sonra dahi ıslahın olanaklı bulunduğuna dair açık veya örtülü bir hüküm yer almadığından, Kanunun bu olanağı bir devre ve zaman ile sınırlandırdığı kabul edilme ve bu nedenle bozmadan sonra ıslahın mümkün olmadığı sonucuna varılması zorunludur. Nitekim 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; dava açıldıktan sonra mevzuunda, sebebinde ve delillerde ve sair hususlarda usule müteallik olmak üzere yapılmış olan yanlışlıkları bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmek ve eksiklikleri de tamamlamak imkanını veren ve mahkeme kararına lüzum olmadan tarafların sözlü ve yazılı beyanlarıyla yapılabilen 'ıslah'ın; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 84. maddesinin açık hükmü dairesinde tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği Yargıtay'ca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağı açıklanmıştır. Yine; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E.-2016/1 K.sayılı ilamı ile "Her ne sebeple verilirse verilsin, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 gün ve 1948-3 Esas, 1944-10 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının değiştirilmesine gerek olmadığına" karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında davacı vekili 29.01.2014 tarihli dilekçesi ile talebini arttırdığını bildirerek davasını ıslah etmiş, mahkemece davacının ıslah talebi doğrultusunda hüküm kurulmuştur. O halde mahkemece, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı hususu göz önüne alınarak karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bozmadan sonra yapılan ıslaha göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bozmayı gerektirmiştir." bozmadan sonra hiçbir şekilde ıslahın mümkün olmadığı vurgulanmıştır. Somut olayda, davacı tarafından 30/06/2015 tarihli dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1000 TL değer kaybı tazminatının tahsiline ilişkin kısmi dava açılmış ve Mahkememizin 2015/843 Esas ve 2016/250 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya Yargıtay' a temyiz edilmiş ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/15428 Esas ve 2016/12141 Karar sayılı İlamı ile bozma kararı verilmiştir. Yargıtay bozma ilamından sonra yapılan yargılama sırasında davacı tarafından ibraz edilen 14/12/2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile değer kaybı miktarını ıslah ederek 15.000 TL' ye çıkarmıştır. O halde yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, bozmadan sonra ıslahın yapılmayacağından ıslah dilekçesine itibar edilmeyerek dava dilekçesinde talep edilen miktarlar dikkate alınarak davacının aracında 1000 TL değer kaybı oluştuğundan davanın kabulune, ıslah talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davacı vekilinin Yargıtay bozma ilamından sonra yapmış olduğu ıslah talebinin reddine, 2-Dava dilekçesinin kabulü ile, 1.000,00 TL değer kaybı tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 68,31 TL nispi karar ve ilam harcın peşin alınan (27,70 TL peşin harç ve 239,09 TL ıslah harcı olmak üzere) 266,79 TL'den mahsubu ile bakiye fazla kalan 198,48 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 3.050,00 TL, keşif harcı 221,80 TL, keşif araç ücreti 250,00 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 286,40 TL olmak üzere toplam 3.808,20 TL yargılama gideri ve 68,31 TL peşin harç olmak üzere toplam 3.876,51 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının ıslah sebebiyle yapmış olduğu bir adet tebliğ gideri 14,00 TLnin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'nin 13/2. maddesine göre belirlenen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/01/2019
Katip ... ¸e-imzalıdır.
Hakim ... ¸e-imzalıdır.