İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/2736 E. 2018/1742 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/2736
Karar No
2018/1742
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1124 Esas KARAR NO : 2025/15 DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/11/2023 KARAR TARİHİ : 07/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILMA TARİHİ : 20/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, aşkın zarara ilişkin tazminat talebidir. Davacı, dava dilekçesi ile özetle; dava dışı ... Kiralama A.Ş. ortaklığından finansal kiralama yoluyla istifleme makinesi satın aldığını, makinenin direksiyonunun kilitlendiğini, hareket etmediğini, dengede durmakta sorun yaşadığını, teknik servisin sorunları çözemediğini ve sorunların üretim kaynaklı olduğunu beyan ettiğini, davalının sorunları çözümlemediğini, delil tespiti yaptırdıklarını ayıpların üretim kaynaklı olduğunun tespit edildiğini, ayıp dolayısıyla açılan Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesi kararının kesinleştiğini fakat zararlarının tam olarak tazmin edilmediğini, aracın çalışmaması sebebiyle iş yerinde çalışmaların yavaşladığını ve verim alamadığını, ayrıca iş kazası riski nedeniyle yeni bir makine alındığını, uğranılan zararın faizle karşılanabilir nitelikte olmadığını, aşkın zararlarının bulunduğunu, bu nedenle munzam zararlarının arabuluculuk tutanağının imzalandığı tarih itibariyle tahsiline karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı, cevap dilekçesi ile özetle; kesinleşen mahkeme kararının sözleşmeden dönme ve sözleşme bedelinin iadesine ilişkin olduğunu ve kesinleştiğini,davacının yeni aldığı makinenin forklift makinesi olduğunu, kendilerinden satın alınan makinenin ise istifleme makinesi olduğunu, istifleme makinesinin basit nitelikte ve yaya kontrollü olduğunu, forklift’in ise şoför kontrollü, son teknoloji elektronik sisteme sahip bir araç olduğunu, ürünlerin uzaktan yakından birbiri ile ilgisi olmadığını, davacının makineyi iki yıl önce satın aldığını, söz konusu forkliftin ikame araç olmadığını aksine yeni araç olduğunu, talebin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, satın alınan istifleme makinesinin Türk malı olduğunu, forklift’in ise ithal olduğunu, davacının makineyi kur değerini bilerek satın almayı tercih ettiğini, davacının seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeden dönüp makine bedelini tahsil ettiğini bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, davalıdan satın alınan ve ayıplı olduğu ortaya çıkan istifleme makinesi nedeniyle, davacının forklift makinesi satın alması nedeniyle munzam zararının söz konusu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Somut olayda, davacı davalıdan 73.441,43-TL bedel ile forklift satın almış fakat makinenin ayıplı çıkması nedeniyle kullanımına devam edememiştir. Antalya ....Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile makinenin ayıplı olduğu ve ödenen bedelin iadesinin gerektiğine karar verilmiş, davacı tarafça başlatılan ilama dayalı icra dosyasına 122.761,67-TL ödeme yapılmıştır. Davacı, makinenin satın alım tarihinden bedelin iadesi tarihine kadar geçen süre içerisinde yaşanan enflasyon, kur artışı, paranın değer kaybı nedeniyle aşkın zararının doğduğunu iddia ederek, zararın tazminini talep etmektedir. Aşkın zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağın varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak, temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Bununla birlikte, Yargıtay 15. HD.nin 2017/2736 E. 2018/1742 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere "...gelişen ekonomik koşullar, mülkiyet hakkının hukukta korunması görüşü benimsenerek kararların bu yönde oluşması ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı da (AYM 2008/58 E. 2011/37 K.) gözönüne alındığında, genel ispat kuralından ayrılarak, enflasyon baskısı sürdüğü sürece maruf ve meşhur vakıa niteliğinde kabul edilerek alacaklının BK'nın 105/1. maddesi anlatımda munzam zararının varlığını kanıtlama zorunluluğundan vazgeçilmek zorunda kalınmıştır. ...ülkemizde yaşanan ve herkesçe bilinen enflasyon olgusu nedeniyle alacaklıların zararının temerrüt faiziyle karşılanabilmesi Anayasa Mahkemesi'nin son ihlal kararına göre mümkün olamayacağı ve bu karinenin aksi borçlu tarafça ispatlanamadığından, her yıl gerçekleşen enflasyon oranı, mevduat ve devlet tahvillerine uygulanan faiz oranları, döviz kurları, bankalardan faiz oranları ve diğer yatırım araçlarındaki hareketlere ilişkin dökümanlar getirtilerek ve diğer yatırım araçları ile ilgili belgeler resmi kurumlardan getirtilerek, uzman bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, gerçek zararın belirlenmesi gerekmektedir." Davacı, söz konusu makineyi 73.441,43-TL bedel ile satın almakla, makine bedelinin iadesine ilişkin icra dosyasına yapılan 18.05.2023 tarihli ödeme miktarı ise 89.254,48-TL’dir (73.441,43-TL satış bedeli, 15.813,05-TL işlemiş faiz olmak üzere). İcra dosyasına yapılan ödeme tarihi itibariyle aynı makinenin satış fiyatı ise altın, döviz, enflasyon ve yurtiçi üfe değerleri kapsamında ortalama 196.093,48-TL olarak tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davacının temerrüt faizi ile karşılanmayan aşkın zararının (196.093,48-89.254,48=)106.839,00-TL olduğu tespit edilmiş ve bu miktar üzerinden, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmemesi kapsamında, dava tarihi itibariyle işleyecek, tarafların tacir ve işin ticari olması sebebiyle avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KABULÜNE, Davacının sabit görülen 106.839,00-TL alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 7.298,17.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 683,10.-TL peşin harç ve 1.142,00 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 5.473,07‬.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 269,85.-TL başvurma harcı ve 683,10.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından dosyada yapılan 164,00 TL posta masrafı ve 6.500,00 TL bilirkişi ücret olmak üzere toplam 6.664,00.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA, Dair e duruşma aracılığı ile katılan taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/01/2025 09:33:18 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/2736, K. 2018/1742, T. 18.05.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-2736-e-2018-1742-k-2ac34fb37acf