İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/213 E. 2019/575 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/213
Karar No
2019/575
Karar Tarihi

İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/101 KARAR NO :2023/1008 DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ:09/02/2023 KARAR TARİHİ:20/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan sıra cetveline itiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müflis ... ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketinin müvekkil bankanın ... Şubesi'nden kredi kullanmış olduğunu, kredi sözleşmesi imzalamış olduğunu, kredi borcunu ödemediği için asıl borçlu ve kefillere hesap kat ihtarı gönderilmiş ve kredili firma ve kefiller hakkında ... 13.İcra Müdürlüğü'nde ... E.sayılı dosya ile ipotek takibi, ....İcra Müdürlüğü'nde... E. sayılı dosya ile ilamsız takip yapılmış olduğunu, müflis ... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi aynı zamanda grup firması olan ...Pet.Dış Tic. San. Tic. A.Ş.'nin yine ... Şubesi'nden kullanmış olduğunu, kredilere de kefil olduğunu, grup firması olan ...firmasının da borcunu ödememesi üzerine bu firmanın da hesapları kat edilmiş ve firma ve kefilleri hakkında; ....İcra Müdürlüğü'nde... E. Sayılı dosya ile ilamsız takip yapılmış olduğunu, müflisten olan gerek asalet kredi borcu ve gerekse kefalet borcu için yapılan takiplere borçlularca itiraz edilmiş olduğunu, her bir dosya için açılan itirazın iptali davasının ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ....sayılı ilam ile görüldüğünü, müflis yönünden itiraz iptal edildiğini, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş olduğunu, davanın kabulüne, müvekkilinin asaleten ve kefaleten alacağının tamamının sıra cetveline kaydına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı iflas masası adına cevap sunulmadığı ve davayı inkar eden konumunda olduğu açıktır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bu davaya dayanak olduğu belirtilen ilk derece mahkeme kararı ve Yargıtay onama karar içeriği dahi dikkate alındığında dayanılan iki farklı icra dosyası nedeniyle davacının red olunan miktar çerçevesinde alacaklı olup olmadığı, hangi tutarda alacaklı olduğu, iflas tarihi itibariyle davacının masa tarafından kabul edilen alacak hariç tutulduğunda masaya kaydı gereken alacak olup olmadığı, var ise ne olduğu noktasında toplanmaktadır. Davanın kayıt kabul davası olarak açıldığı, gelen cevabi yazılara göre kayıt kabul davasının süresi içinde açılmış olduğu, avans veren davacı alacaklı vekiline 31/01/2023 tarihinde yapılan tebligat sonrası davanın 09/02/2023 tarihinde açılmış olduğu, dayanak ilamın kesinleştiğine dair şerhin dosyada mevcut olduğu, iflasın halihazırda iflas dairesi tarafından resen yürütülmekte olduğu, masayı temsilen iflas dairesine gerekli tebligatın yapılarak taraf teşkilinin oluşturulduğu tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın araştırılması için atanan bankacı bilirkişinin hazırlamış olduğu 13/07/2023 tarihli rapora göre "müflis şirketin asaleten ve kefaletinden dolayı sorumlu olduğu nakdi ve gayrinakdi kredi borçları (a) ve (b) bentleri altında ayrı ayrı irdelendiği, müflis şirketin asaleten kredi borçları yönünden davacı banka ile davalı kredi borçlusu/lehtarı (asıl borçlu) müflis ... KIY.MAD.KUY.TELE.SAN VE TİC.A.Ş arasında | 35.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla açılan ....İcra Müdürlüğünün 10.02.2017 tarh ve ... E.sayılı dosyası ile asıl borçlu müflis şirket ile ipotek borçları 3.şahıslar aleyhinde" ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla" 13.000.000,00 TL'lik limit ipoteği ile sınırlı olarak takip açıldığı, anılan ipotekli taşınmazların daha önceki takip ve dava süreçleri içinde parayı çevrilmiş olduklarının anlaşıldığı, 50-11 nolu DEK-Dövize endeksili taksitli kredi yönünden davalı asıl borçluya (müflis şirkete) dosya içeriğine göre 23.12.2016 tarihinde 3.890.000,00 USD tutarında yıllık %45,95 oranında akdi faiz ile 6 ay ödemesiz dönem olmak üzere 12 ay vadeli DEK-Dövize endeksli kredi kullandırıldığı, dosya içeriğine göre bahse konu DEK hiçbir taksiti ödenmediği, 34-21 no.lu DEK-Dövize endeksli taksitli kredi yönünden: davalı asıl borçluya (müflis şirkete) dosya içeriğine göre 23.12.2016 tarihinde 1.540.000,00 USD tutarında yıllık %105,95 oranında akdi faiz ile (6 ay ödemesiz dönem olmak üzere 12 ay vadeli DEK-Dövize endeksli kredi kullandırıldığı, dosya içeriğine göre bahse konu DEK hiçbir taksiti ödenmediği, hesap kat ihtarının tebliği davalı müflis asıl borçlu- ... KIY.MAD.KUY.TELE.SAN VE TİC.A.Ş'nin gösterilen adresinde tevziat sırasında şirket yetkilisinin bulunmaması üzerine aynı adreste daimi çalışan şirket asistanı ...'a 08.02.2017 tarihinde memur vasıtasıyla tebliğ edildiği, noter tebliğ şerhinden anlaşıldığı, müflis şirketin temerrüdü için müflis asıl borçlu şirkete geçerli ve sonuç doğurabilecek nitelikte bir tebligatın yapılmış sayılabileceği nazara alınarak, kat ihtarıyla ödeme için verilen (1) günlük mehil suresi bitimini müteakip 10.02.2017 tarihi itibariyle temerrüde düşürülmüş sayılabilecekleri kanaatine varıldığı, davacı banka ....İcra Müdürlüğünün... E. sayılı ilamsız icra takibinde %72 oranında temerrüt faizi talep ettiği, söz konusu takibe itiraz edilmiş olması nedeniyle, açılan itirazın iptali davası yargılamasının yapıldığı ... 2.ATM 2017/213 E. ve 2019/575 K.sayılı ilk derece mahkemesi kararı Yargıtay 11.HD. 08.04.2021 tarih, 2020/7717 E. ve 2021/3449K. ile onandığı, dolayısıyla söz konusu %72 temerrüt faiz oranının Yargıtay denetiminden geçip onandığı, ipotek resmi senetler ile akit tablosu üzerinde tapu memuru önünde aleni olarak kararlaştırıp bir anlamda zapta geçirilen akdi faiz oranın %36 olduğu, söz konusu akdi faizin sözleşmenin temerrüdü düzenleyen 2.71 maddesi uyarınca iki katı mertebesinde %72 (36x2=)oranında temerrüt faizi hesaplandığı, hesap kat tarihi itibariyle asıl alacak tutarı 19.071.808,56 TL olup hesap kat tarihi 08/02/2017, temerrüt tarihi 10.02.2017, akdi faiz (DEK kullandırım oranı)%5,95 olduğu, iflas idaresinin ve 10.01.2023 - tarihli kararına göre, alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tamamının reddedilmiş olduğu, iflas tarihi sonrasında 03.07.2023 tarihinde ödenen 7.895,50 TL'nin mahsubu sonucunda bakiye alacağın 78.029.511,76 TL'ye (78.037.407,26-7.895,50-) düştüğü, davacı ise davasında 66.274.840,77 TL alacak talep ettiği, bu durumda taleple bağlı kalınmasının yerinde olacağı mütalaa edildiği, davacı bankadan bizzat temin edilen hesap ekstresi ve ihtarnameye göre dava dışı asıl borçlu ... KIY.MAD.PET.DIŞ.TİC.SAN.A.Ş.'ne işlek kredi (rotatif) kullandırıldığı, 16-06 no.lu işlek kredi yönünden ise dava dışı asıl borçluya (... Kıy.Mad. Pet. Dış.Tic.San.A.Ş.) dosya içeriğine göre 30.03.2016 tarihinde 214.500,00 tutarında yıllık %14 oranında akdi faiz ile işlek kredi (rotatif) kullandırıldığı, dosya içeriğine göre anılan kredi borcu ödendiği, hesap kat ihtarının tebliğinin dava dışı asıl borçlu ... KIY.MAD. PET. DIŞ TİC.SAN.A.Ş. muhatabın gösterilen adresinde tevziat sırasında şirket yetkilisinin bulunmaması üzerine aynı adreste daimi çalışan ehil firma yetkilisi ...'a 13.02.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davacı banka ile davalı müflis kredi lehtarı (asıl borçlu» ... ... KIY.MAD. KUY.TEL.SAN VE TİC.A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşme kapsamında DEK dövize endeksli krediler kullandırıldığı, kredi borçları ödenmediği, bu kahaldan asaleten kredi borcu doğduğu, davacı banka ile dava dışı kredi lehtarı (asıl borçlu) ... KIY.MAD. PET. DIŞ. TİC.SAN.A.Ş. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmeyi davalı müflis kefilinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış oldukları, bahse konu sözleşme kapsamında işlek kredi (rotatif) kullandırıldığı, kredi borçları ödenmediği, bu kanaldan müflis şirketin kefaleten kredi borcu doğduğu, ek talep edilmesi gereken asaleten alacağın 66.274.840,77 TL, kefaleten alacağın 582.573,53 TL toplam 66.857.414,30 TL olduğu, Mahkemece raporun benimsenmesi halinde; müflis şirketin iflas tarihi (14.04.2022) itibariyle tespit edilen asaleten ve kefaleten toplam 66.857.414,30 TL alacağın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla (İİK'nun 235 m. hükmü uyarınca 4.sıraya adi alacak statüsünde kaydının yaptırılabileceği" şeklinde görüş bildirmiştir. Ara kararda belirtilen ve davaya dayanak olan ilk derece mahkeme kararı, BAM kararı ve Yargıtay kararının, bilirkişinin hazırlamış olduğu 13/07/2023 tarihli rapordaki verilerle uyumlu olup olmadığı, aykırı bir rakam içerip içermediği, ayrıca 01/10/2023 tarihine kadar rapora beyan sunulmuş ise bu beyanların dahi üzerinde durulması suretiyle bilirkişi Mehmet Erdem'den ek rapor alınmasına dair ara karar oluşturulmuştur. Bu defa bilirkişi tarafından sunulan 08/11/2023 tarihi itibariyle sunulan ek raporda "kök raporda herhangi bir revizyon yapılmasını gerektirebilecek husus tespit edilemediği için kök raporda varılan sonuçlar aynen korunmuş" şeklinde görüş bildirmiştir. Söz konusu ek raporun yeniden taraf vekillerine tebliğ olunması sonrası davacı vekilinin rapora yönelik gerekçeli bir itirazı olmaması bir yana davacı vekili 11/10/2023 tarihli dilekçesi ile rapora itirazlarının olmadığını açıklamıştır. Esasen kök rapor ile ek rapor içerik olarak uyumludur. Ancak daha önemlisi müflis şirketi temsilen iflas masasının kök ve ek rapora yönelik herhangi bir itirazı bulunmamaktadır. Dosya içeriği dikkate alındığında davacı bankanın sözleşme uyarınca defter ve kayıtları esas alınmalıdır. Uyuşmazlık konusu gözetildiğinde müflis şirketin asaleten ve kefaleten sorumlu olduğu, nakdi kredi borçları ile ilgili genel kredi sözleşmeleri, tesis edilen ipotekler dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplamalarda kullandırılan krediler yönünden keşide edilen hesap kat ihtarnameleri dikkate alınarak ihtara konu edilen nakdi kredi alacakları müflis şirketin temerrüt tarihi gerekçeli ve dosya kapsamına uygun şekilde tespit edilmiştir. Ayrıca taraflar arasında kararlaştırılan akdi faiz oranı sözleşmeye göre %36 olup, sözleşmede temerrüdü düzenleyen 2.71 hükmüne göre iki katı mertebesinde artış yapılacaktır. Buna göre temerrüt faiz oranı raporda da isabetli olarak belirtildiği üzere ancak %72 olacaktır ki esasen talep dahi bu yöndedir. Buna göre hesap kat tarihi itibariyle asıl alacak tutarı 19.071.808,56 TL'dir. Hesap kat tarihi, 10/02/2017 olarak tespit olunan temerrüt tarihi ve akdi faiz oranı dikkate alındığında ise temerrüt tarihi itibariyle asıl alacak miktarı 19.078.428,06 TL kapitalize edilmiş, asıl alacak olarak hesaplanmıştır ki bu yöndeki tablo denetime elverişlidir. Ancak davanın kayıt kabul davası olması karşısında iflas tarihi itibariyle hesaplamanın yapılması zorunludur. Bu nedenle belirlenen asıl alacak dışında ve ayrıca iflas tarihi itibariyle işlemiş faiz, faizin BSMV'si, icra müdürlüğünün belirlemiş, olduğu vekalet ücreti miktarları dikkate alındığında toplam rakam 78.037.407,26 TL'dir. Bu arada iflas tarihi sonrası ödenen 7.895,50 TL'nin mahsubunun yapılması Yargıtay uygulaması gereğidir. Bu mahsup sonucu bakiye alacak 78.029.511,76 TL ise de somut olayda davacının kayıt ve kabule esas olan nakdi miktar 66.274.840,77TL olarak ve müflisin asaleten borcu olarak hesaplanmıştır. Ne var ki davacı bu miktarla ilgili 66.274.840,77TL olarak talepte bulunmuştur. 6100 sayılı HMK m.26 hükmü uyarınca taleple bağlılık esastır. Öte yandan davacının kayıt ve kabule konu yapmış olduğu diğer miktar ise asaleten olmayan, bir başka deyişle müflis şirketin kefaleten kredi borçlarına ilişkindir. Bu noktada genel kredi sözleşmeleri, kullandırılan krediler, keşide edilen hesap kat ihtarnameleri ile nakdi kredi alacakları irdelenmiş ve sözleşme hükümleri tek tek dikkate alınmıştır. Buna göre davacı bankanın bu kredi yönünden ilamsız icra takibinde %28 oranında temerrüt faizi talep ettiği, esasen talebin bu yönde olduğu açıktır. Takibe konu olan krediye fiilen uygulanmış olan faiz oranı ise %14 olup bu akdi faizin sözleşmedeki temerrüt hükmünü düzenleyen 2.71 hükmü uyarınca iki katı oranında temerrüt faizi talep edilebilecektir ki bu durumda da temerrüt faizi ancak %28 oranında olacaktır. Bu çerçevede bilirkişi hesap kat tarihi itibariyle ve kefaleten kredi borcu yönünden asıl alacak tutarını 218.158,89 TL itibariyle tespit etmiş, kat tarihi ve ayrıca 15/02/2017 olan temerrüt tarihleri dikkate alınarak %14 akdi faiz uygulandığında temerrüt tarihi itibariyle gider vergisi de eklenmek suretiyle kapitalize edilmiş asıl alacak 218.782,45 TL olarak saptanmıştır. Elbette yine yukarıda açıklandığı üzere dava kayıt kabul davası olmakla temerrüt tarihi itibariyle yukarıda belirtilen oranlar çerçevesinde temerrüt faizi ve işlemiş faizi ve icra müdürlüğünün hesaplamış olduğu vekalet ücreti hesaplandığında icra takibi itibariyle davacının kefaleten talep edebileceği alacak miktarı 582.573,53 TL olarak saptanmıştır. Bilirkişinin gerek asaleten ve gerekse kefaleten bulmuş olduğu bu rakamlar Yargıtay uygulamasına uygun hesaplanmıştır. Öte yandan söz konusu takipteki icra vekalet ücreti hesaplamaya dahil edilmiş olmakla bu hesap yöntemi dahi uygun görülmüştür. Mahkememizce itibar olunan bilirkişi raporunda iflas tarihi itibariyle gerekli hesaplamalar yapılmış olmakla birlikte ve tahsil harcı hariç olmak üzere icra masraf miktar ve kalemleri tek tek hesaplanmış, ayrıca Mahkememizce itibar olunan bilirkişi raporunda da icra vekalet ücretinin dahi ana paraya eklenmesi sağlanmıştır. Aslında icra vekalet ücretinin dahi ana paraya eklenmemesi ile ilgili bir kısım Yargıtay kararları ile uyumlu BAM kararlarında aksine görüş olsa dahi Mahkememizce bu hesaplama uygun görülmüştür. Zira "icra vekalet ücretinin takip masraflarına dahil olduğuna ilişkin İİK’nun 138/3 maddesi ile iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masraflarının anaparaya ekleneceğine ilişkin İİK’nun 195 maddesi karşısında icra vekalet ücretinin dahi, iflas masasına kayıt kabulüne ilişkin talebin reddi mümkün olmadığından bu miktarın dahi ana paraya eklenmesi takdir olunmuştur. (Yargıtay 6.HD 2021/2200E. 2022/1505K.sayılı kararı ve Başkan ...'ın 2019/207E. 2021/421K.sayılı ve benzeri kararlarındaki karşı oy gerekçesi) Bilirkişi raporundaki hesaplama gerekçeli, denetime elverişli ve Mahkememizce belirlenen inceleme konularına uygun niteliktedir. Esasen rapor, incelemeye esas tüm kayıt ve belgelerin dahi celbi sonrası ele alınmıştır. Yargılama aşamasında davacı vekili yeni bir bilirkişiden rapor alınmamasını, hatta herhangi bir itiraz sunmayacağını açıkça beyan etmiştir. Buna mukabil müflis şirketi temsilen iflas masası ise herhangi bir itiraz sunmamıştır. Yargıtay 6.HD'nin 2021/4525E. 2021/1793K.sayılı kararına göre; "(...) HMK’nın 281. maddesi ile yargılamanın taraflarına rapora itiraz etme hakkı tanınmış olup, bu hakkın kullanılmaması durumunda, usuli kazanılmış hak oluşup oluşmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan birinin lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakka, usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli kazanılmış hak kavramı, usul hukukunun temel prensiplerinden olup, HUMK ve HMK'da bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte gerek doktrinde gerek uygulamada kabul edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamında usuli kazanılmış hakkın, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirildiği, öğretide kabul gördüğü ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline geldiği belirtilmiş ve bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hak olarak tanımlanmıştır. Ancak usuli kazanılmış hak ilkesinin de istisnaları bulunmaktadır. Geriye etkili kanun değişikliği, görev kuralına aykırılık, sonradan ortaya çıkan içtihadı birleştirme kararı, hak düşürücü süre, kamu düzeni gibi hususlar kazanılmış hak kuralının istisnalarındandır. Diğer bir istisna da açık maddi hatadır. Açık maddi hayata düşülmesi halinde de usuli kazanılmış haktan söz edilemez. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; taraflar, mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine, diğeri aleyhine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Bu kapsamda HMK’nın 281. maddesi hükmü değerlendirildiğinde; bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile bilirkişi raporuna itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğacaktır. Başka bir anlatımla; bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır ve ikinci bilirkişi raporu veya ek rapor, birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla itiraz eden taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir. (KURU, Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753). (...) Ayrıca aleyhe olan hususların kabul edilmediği beyan edilse bile itiraz nedenleri gösterilerek ek ya da yeni rapor alınmasının talep edilmediği ve rapora göre karar verilmesinin talep edildiği durumlarda da usuli kazanılmış hakkın ortaya çıktığı benimsenmiştir. (Emsal, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.02.2021 tarih, 2018/10(21)-94 esas, 2021/111 karar sayılı ilamı, kapatılan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 13.09.2017 tarih, 2016/14455 esas, 2017/7655 karar sayılı ilamı)" Buna göre somut olayda davacı vekilinin mevcut kök ve ek rapora yönelik itirazın olmadığını belirtmiş olduğu gibi müflis şirketi temsilen iflas masasının ise hiç bir itiraz sunmadığı, hatta gerekçesiz olsa dahi bir itiraz beyanı sunmadığı, ancak raporların ise usulüne uygun olarak tam ve eksiksiz tebliğ olunduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce de açıklanan nedenlerle benimsenen bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Bu durumda davalı tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi, dikkate alındığında rapordaki miktarların davacı lehine ve davalı aleyhine usuli kazanılmış hak teşkil ettiği sonucuna varılmıştır. Yapılan açıklamalar karşısında davacının davasının kısmen kabulüne, davacının asaleten 66.274.840,77-TL, davacının kefaleten ise 582.573,53-TL, alacak olmak üzere toplam 66.857.414,30-TL alacağının -tahsilde tekerrür olmamak üzere- .... İflas Dairesinin ... iflas sayılı iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının kısmen kabulüne, Davacının asaleten 66.274.840,77-TL, Davacının kefaleten ise 582.573,53-TL, alacak olmak üzere toplam 66.857.414,30-TL alacağının -tahsilde tekerrür olmamak üzere- .... İflas Dairesinin ... iflas sayılı iflas masasına davacı alacağı olarak kayıt ve kabulüne, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 269,85 TL harçtan peşin alınan 179,90TL harcın mahsup edilerek 89,95‬‬TL bakiye ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından harcanan 108,00TL tebligat posta masrafı, 179,90 TL başvuru harcı, 4.500,00TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.787,9‬0 TL yargılama giderinden davanın kabul nispetine göre (%99) 4.740,02‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Dava kısmen kabul edildiğinden ve davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Artan avansın karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, Kararın tebliğinden itibaren on günlük süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla taraflar yönünden ise İstanbul BAM nezdinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurunda davalının yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ..

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/213, K. 2019/575, T. 13.09.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-213-e-2019-575-k-3c68ee56e153