İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2017/153 E. 2019/916 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2017/153
- Karar No
- 2019/916
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/762 Esas KARAR NO : 2025/187 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 01/11/2022 KARAR TARİHİ : 22/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ...., ... ...., .... ve ...., ... nin turizm alanında faaliyet gösteren şirketler olup sahibi oldukları online seyahat sistem vasıtasıyla acenteler ile havayolu şirketleri gibi seyahat ürün tedarikçilerini buluşturarak uçak bileti, konaklama gibi seyahat ürünlerinin satışını sağladıklarını, diğer davacılar ... ve ...'ın ise davacı şirketlerin hissedarı ve yönetim kurulu üyeleri olduklarını, davacı ..., ... ve ... 2019 yılına kadar ...’ne akredite olarak faaliyet gösterdiklerini, 2019 yılının son çeyreğince ... nın hukuka aykırı bir şekilde ... ismi verilen bir program yayınladığını ve bu program çerçevesinde ... sayılı kararın aldığını, bu karar çerçevesinde ...; ..., ... ve ...'e ait toplam ... USD tutarında teminat mektubu bulundurmasına rağmen, söz konusu kararı bahane ederek adı geçen davacı şirketlerden teminat mektuplarını ...- USD gibi astronomik bir rakama yükseltmesini istediğini, taraflar arasındaki sorunu çözüme kavuşturmak amacıyla ..., ... ve ... tarafından ...’ya çeşitli çözüm önerilerinde bulunulmuş olmasına rağmen ... çözüm bulmak yerine ..., ... ve ...’in bilet satış yetkisini dondurarak onların ticari faaliyetlerini yerine getirememesine sebep olduğunu, konuya ilişkin olarak ... ile yapılan görüşmelerde ...’nın tutarsız taleplerde bulunduğunu, ..., ... ve ... teminat mektuplarının haksız yere paraya çevrilmesinin önlenmesi için ... Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne başvuruda bulunduklarını, bu başvurular neticesinde Türk Mahkemelerinin şirketlerin yakın bir ticari tehlike içerisinde olduğuna kanaat getirerek teminat mektuplarının paraya çevrilmemesi yönünde karar verdiğini, bu tedbir kararlarının üzerine ..., davacılarla iletişime geçerek ödeme planı çerçevesinde uzlaşmaya varmak istediğini belirtmiş ve görüşmelerin başlangıç aşamasında teminat mektuplarının paraya çevrilmemesine ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararlarından vazgeçilmesini talep ettiğini, bu talebin, sorunun iyi niyet çerçevesinde çözümünü isteyen davacılar tarafından kabul edildiğini ve ihtiyati tedbir kararlarından vazgeçildiğini, ... nın ihtiyati tedbir taleplerinden vazgeçilmesini fırsat bilerek nezdinde bulunan ... USD tutarlı teminat mektuplarını kötü niyetli bir şekilde, haber dahi vermeksizin tazmin ettiğini, bunun üzerine ..., ... ve ...’in çalıştığı bankaların kredi hesaplarını kat ederek adı geçen şirketler hakkında ihtiyati haciz başvurularında bulunduğunu; yüzlerce tedarikçisi ve iş ortağı olan ..., ... ve ... ile sözleşmelerini feshettiğini, ... ve ... tarafından uğranılan zararların tazmini için ...’ya karşı ... USD tutar üzerinden 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 107. maddesi gereğince tazminat davası açıldığını, söz konusu davanın İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyası nezdinde görülmekte olup ilk derece mahkemesi tarafından davanın tahkim şartı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi üzerine kararın istinaf edildiğini, istinaf talebinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından reddedilmesi üzerine söz konusu karar temyiz edilmiş olup, dosyanın halihazırda temyiz incelemesinde olduğunu, davacılarca finansal yeniden yapılandırma sürecinden yararlanmak için 2019 yılının kasım ayında başvuruda bulunulduğunu, yapılan başvuruya istinaden lider banka pozisyonunda bulunan ...’nin koordinasyonunda finansal yeniden yapılandırma sürecine başlandığını, ...’nın talebi doğrultusunda ... aracılığıyla denetim raporu hazırlanmasına istinaden Covid-19 pandemisinin sebep olduğu tam kapanma sürecinin başlamasına bir hafta kala ...’nın genel müdürlük binasında davacılar ile davalı bankalar arasında bir dizi görüşme yapıldığını, söz konusu görüşmeler neticesinde, davalı bankalarla finansal yeniden yapılandırma sürecine konu risklerin faiz oranının %9 olacak şekilde Türk Lirası üzerinden yapılandırılması konusunda sözlü mutabakat sağlandığını, yapılan görüşmeler sonucunda davacılar ile ... dışındaki diğer davalılarla ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalandığını, ... tarihli bu Sözleşme’nin 8. sayfasında yer alan ve “Başvuru Tarihi İtibarıyla Alacak Dağılımı” başlığını taşıyan tablodan da görüleceği üzere Sözleşme’deki ödemelerin ... tarihli kurlar üzerinden Türk Lirası olarak yapılandırılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin ... dışındaki bankalarca imzalanmasını takiben az sayıda banka, sözleşmeye uygun olarak kredi yapılandırmalarını tamamlamış ise de önemli bir kısmı, ...’ın eksik kalan imzasını gerekçe göstererek sözleşme’nin ifa sürecini askıda bıraktığını, davalıların sözleşmenin ifa sürecini sürüncemede bırakması neticesinde davacı şirketlerin ... aktif olmadığından ve hesapları üzerindeki blokeler kalkmadığından davacılar otellerle, acentelerle ve diğer iş ortaklarıyla ticaret yapamayarak 2020 yılının turizm sezonunu kaçırdıklarını, davacılarca, 2020 yılının haziran ve temmuz aylarında, sözleşmedeki eksik imzayı tamamlamaları için ... ... ile defalarca görüşme yapıldığını, ...’ın son imzayı hala tamamlamaması üzerinde davacılarca ... tarihinde bankaya ihtar çekildiğini, nihayetinde ... tarafından da Sözleşme’deki eksik imza tamamlanmış ise de imza aşamasına kadar geçen dönemde Türkiye’deki ekonomik konjonktürün değiştiğini, Amerikan Doları ve Euro kurunda meydana gelen artışlar sebebiyle davalı bankalar, sözleşmenin yukarıda yer verilen, “ödemelerin ... tarihli kurlar üzerinden Türk Lirası olarak yapılandırılmasına” ilişkin maddenin varlığına rağmen bankalararası bir tavsiye kararını bahane ederek riskleri yabancı para üzerinden kurgulamaya çalıştıklarını, davacılardan ... tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na ... tarihinde Bilgi Edinme Başvurusu’nda bulunulduğunu, bu başvuruda finansal yeniden yapılandırma sürecindeki ödeme yükümlülüklerinin döviz ve dövize endeksli sözleşmeler yapılmasını yasaklayan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ kapsamında Türk Lirası olarak kurgulanması gerekliliğine işaret edilerek BBDK’nın görüşü sorulduğunu, her ne kadar BDDK cevap yazısında son tahlilde konuya ilişkin sağlıklı görüş verme yetkisinin Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda olduğunu belirtmiş ise de BDDK’nın söz konusu cevap yazısı içinde atıfta bulunduğu birçok düzenlemenin “ödemelerin Türk Lirası olarak düzenlenmesi gerektiğine” işaret etmesi de sürecin bankalar tarafından kötü niyetli olarak askıda tutulmaya çalışıldığını gösterdiğini, davacılar bir yandan bankalarca ödemelerin yabancı para üzerinden kurgulanmaya çalışılmasıyla mücadele ederken diğer yandan da hala aktive olmayan ... aktive ettirmeye ve haciz blokelerini kaldırtmakla uğraşmaya devam ettiklerini, bu konuda davalılara birçok e-mail atılmış ise de davalılarca hesap blokeleri çözülmediğini ve ... aktivasyon işlemleri tamamlanmadığını, davacılar, ... tarihinde, Sözleşme’nin 6.1. maddesinde belirtilen geri ödeme tarihlerinin yeniden yapılandırılması için alacaklı Kuruluşlar Konsorsiyumu’na sunulmak üzere lider banka olan ... ...’na başvuruda bulunmak zorunda kaldığını, davacıların müşterilerini daha fazla kaybetmemek adına mecburen kendisine dayatılan ... tarihli ek protokolü imzalamak zorunda kaldığını, Bankaların Sözleşme’nin ifa sürecini zorlaştıran sistematik eylemleri sebebiyle ticari hayatını güçlükle sürdürmeye çalışan davacılar, Ek Protokol’ün son paragrafında düzenlenen aşağıdaki madde kapsamında, daha önce BDDK tarafından da verilen görüş çerçevesinde yabancı para ödemelerinin tekrar Türk Lirası olarak düzenlenmesini talep ettiğini, Bankaların bu teklifi kabul etmemesi neticesinde, kurlardaki ani değişimlerin de etkisiyle davacıların yükümlülüklerinin fahiş noktalara geldiğini, ... yılının ... ayında ... - ... savaşının başlaması sebebiyle Türkiye’ye gelen turist sayısı tahmin edilenin çok altında kaldığından davacılar da Türkiye’deki diğer turizm aktörleri gibi beklenen gelirleri elde edememişler, yaşanan bu süreç sebebiyle bankalarla ödemelerin revizyonu için tekrar görüşmeye çalışılmış ise de bankalar, uzlaşmaz tutumlarını sürdürdüklerini, Amerikan Doları ve Euro kurundaki artışları bahane eden bankalar, Sözleşme’yi haksız bir şekilde feshederek sözleşme ile belirlenenin aksine ödemeleri güncel kurlar üzerinden talep ederek kötü niyetli bir şekilde kredileri kat ettiklerini, ... tarafından keşide edilen Antalya ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, ... tarafından keşide edilen Ankara ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, ... tarafından keşide edilen Ankara ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine,- ... tarafından keşide edilen Ankara ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, ... tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine, ... tarafından keşide edilen Üsküdar ... Noterliği’nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine konu tutarlar incelendiğinde, davalıların taleplerini Sözleşme’ye aykırı bir şekilde, ... tarihli kurlar üzerinden değil, güncel kurlar üzerinden talep ettiklerinin anlaşılacağını, bu durumun da davacıların ödeme yükümlülüklerini olması gerekenin 3 katı üzerinde gösterdiğini, davacılarca bu ihtarlara verilen cevaplarda bankalar Sözleşme’nin ifa sürecini sürüncemede bırakan davranışlarına son vermeleri, aksi takdirde uğranılan zararların tazmini açısından haklarında hukuki yollara başvuru yapılacağı hususunda ihtar edildiğini, bu ihtarların sonuçsuz kalması üzerine davacılarca zorunlu arabuluculuk sürecine başvuru yapılmak zorunda kalınmış olup, arabuluculuk süreci de anlaşmazlık ile sonuçlandığını, davalıların Sözleşme’nin ifa sürecini sürüncemede bırakan sistematik eylemleri nedeniyle davacılar 2020 – 2021 ve 2022 yıllarında turizm sektöründe elde etmeyi beklediği gelirleri elde edemediklerini ileri sürerek, ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi’nin davalılarca haksız şekilde feshedildiğinin tespitine; davalıların ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi’nin yürürlüğe girme sürecini sistematik eylemleriyle geciktirmeleri sebebiyle davacıların 2020, 2021 ve 2022 turizm sezonu açısından uğradığı gelir kaybına yönelik zararlarından HMK’nın 107. maddesi gereğince talep artırma hakkı saklı kalmak üzere şimdilik ... TL’sinin dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işlemiş ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, esasa girilmeksizin davanın yetki yönünden reddine karar verilerek dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini, esasa ilişkin ise; davacıların uğradığını iddia ettiği zarar ile davalı bankanın hiçbir ilgisi bulunmadığını, tazminat için davalı bankanın kusuru ve oluşan zarar ile uygun illiyet bağı olması gerektiğini, ne davalı bankanın kusuru ne de uygun illiyet bağı mevcut olmadığını, Covid-19 nedeniyle sadece davacılar değil davalı banka ve de tüm dünya az ya da çok zarara uğradığını, bu nedenle davacıların uğradığı zarardan davalı bankanın sorumlu olduğunun düşünülemeyeceğini, Finansal Yeniden Yapılandırma 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun Geçici 32'nci maddesine göre Türkiye'deki bankalar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleriyle kredi ilişkisindeki borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarının çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında yapılandırılması olduğunu, tüm bankaların yapılan teklifi değerlendirme, kabul ya da reddetme veya yeni teklif ileri sürme hakkı bulunduğunu, davacılar ve davalılar bu süreç sonucunda uzlaşmaya vararak ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesini imzaladıklarını, süreç içinde davacıların ödeme güçlüğü çekmesi nedeniyle işbu sözleşmeye ek ... tarihli sözleşme imzalandığını, ancak bu sözleşmedeki edimler davacılar tarafından süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle ... tarihinde ... süreci sona erdirildiğini, davacılar, yapmış oldukları sözleşmenin edimlerine yerine getirmediklerini, sonrasında tekrar bir şans tanınmış ve sözleşmeye ek sözleşme ile ... sürecinin devamı bankalarca sağlandığını, ancak yine davacılar edimini yerine getirmemesi üzerine ... sürecinin sonlandırıldığını, bu hususta ne davalı bankanın ne de diğer bankaların bir kusuru bulunmadığını, beyanla, öncelikle yetkisizlik kararı ile davanın usulden reddine, haksız, ahde vefa ilkelerine, emsal içtihat ve kararlara aykırı taleplere dayalı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tazminat talebinin dayanağı haksız fiil olarak belirtilmiş olup, yasal süresi içerisinde talep edilmeyen alacağa karşı zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacılar tarafından ... tarihli sözleşme ile yerine getirilmesi gereken edimlerin yerine getirilmedikleri iddia edilmekle yasal düzenleme gereğince davacının bundan bir zararı mevcut ise 2 sene içerisinde talep etmesi gerektiğini, bir başka deyişle davacıların işbu davayı açabilecekleri son tarihin ... olduğunu, ancak işbu dava zamanaşımı süresi dolduktan daha sonra ... tarihinde açılmakla hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, bu dava 7 adet davacı tarafından açılmış olmakla birlikte hangi davacının hangi sebeple ve ne miktarda zarar ettiğinin açıklanmadığını, davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı gibi davacılar arasında da zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, davalı bankanın yaptığı bütün yasal işlemler ... ve ...'a yönelik olup bankanın diğer davacılara karşı açmış olduğu dava/icra takibi yada başkaca bir eylemi de bulunmadığını, her bir bankanın sorumluluğunun birbirinden bağımsız olduğu ve bankalardan birinin eylemleri nedeniyle diğerlerinin sorumlu tutulamayacağı ...'de açıkça ifade edildiğini, davacılar tarafından yapılandırmanın hiçbir taksiti ödenmemiş, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi şartları yerine getirilmemiş olup, sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği iddiasının asılsız olduğunu, yapılandırmanın tek taksitinin dahi ödenmemesi halinde temerrüt halinin doğacağı ve bankaların birbirlerinden bağımsız olarak tüm yasal yollara başvurabileceği açıkça hüküm altına alındığını, borçlarını geri ödeme kabiliyeti bulunmayan başvurucuların yapılandırma kapsamına alınmalarının yasaklandığını, yapılan incelemelerde aradan geçen 2 yılı aşkın sürede davacıların edimlerini yerine getirmedikleri sabit olmakla davacıların geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirildiğini, davacıların sözleşme ile üstlendikleri edimleri yerine getirmedikleri, ancak buna rağmen sözleşmede yazılı bulunmayan taleplerle alacaklı bankaları sorumlu tutmaya çalıştıklarını, tacir sıfatına sahip olan davacıların, ticari işletmeleri ile ilgili faaliyetlerinde, tedbirli ve öngörülü bir tacirin aynı durumda göstereceği özeni gösterme yükümlülükleri bulunduğunu, bu kapsamda davacıların, her basiretli tacir gibi imza altına aldıkları sözleşme hükümleri ile bağlı bulunduklarını, iddia edilenin aksine davalı banka döviz cinsi kredi alacakları nedeniyle ... tarihinde Türk Lirası cinsinden yasal takip başlattıklarını, davacılar tarafından her ne kadar ... başvuru tarihi itibarıyla geçerli olan kur oranlarının uygulanması gerektiği ileri sürülmekte ise de yukarıda yer verilen sözleşmenin 6.2.maddesinde açıkça yapılandırmanın tamamlanma tarihindeki kur oranının uygulanacağının ifade edildiğini, banka tarafından davacılar hakkında yabancı para cinsinden başlatılmış herhangi bir takip bulunmadığını, banka tarafından keşide edilen Antalya ...Noterliği'nin ... tarihli ve ... Yevmiye numaralı hesap kat ihtarı ile nakdi kredi hesabından kaynaklanan ...-€ alacağın ödenmesi ihtar edilmiş, borçlular tarafından gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine Antalya ...İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile ... tarihinde Türk Lirası cinsinden yasal takip işlemlerine başlanıldığını, davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmaması nedeniyle davacılara süre verilerek hangi davacının hangi davalıdan ne miktarda tazminat talep ettiğinin ve hangi davalıya yönelik olarak hangi iddiayı ileri sürdüğünün açıklattırılması için süre verilmesine ve verilen süre içerisinde gerekli açıklamaların yapılmaması halinde dava şartı yokluğundan davanın reddine, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazları dikkate alınarak davanın usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddine, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmaması nedeniyle yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile tarafımıza ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile banka arasında keşide edilen ... tarihli Genel Kredi Sözleşmesi'nin 26. Maddesinde taraflar arasındaki her türlü uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davacıların ... Sözleşmesinin müvekkil banka ve diğer bankalarca haksız bir şekilde feshedildiğinin tespiti ve bu fesih sebebiyle doğan zararlarının tazmini talepleri için mahkememize başvurulmasının usule aykırı olduğunu, davalı banka ile diğer davalılar arasında mecburi veya ihtiyari dava arkadaşlığı olmadığını, davacılar tarafından, davalı bankalar aleyhine açılan iş bu davada, tazminat talebine konu olay/vakıalar ve hukuki sebepler aynı olmadığı gibi birbirine benzer de olmadığını, davacılar, farklı hukuki sebepleri, haksız fiilleri aynı dava dilekçede belirterek tüm bankalar aleyhine işbu davayı açtıklarını, ... anlaşmaları ancak iyiniyetli yaklaşım içinde olan ve içinde bulundukları finansal güçlükten kurtulmak isteyen firmalar için bir çözüm olabileceğini, somut olayda davacılar borçlarından kurtulmak için gerekli özen yükümlülüğü gösterdiğine ve iyiniyetle hareket ettiğine kanaat edilmediğini, davacı firmalar, ... ile aralarındaki hukuki sorunları giderememiş ve bu süreçte uğradıkları tüm zararın faturasını müvekkili ve diğer davalı bankalara kesmeye çalıştıklarını, davacılar ... ile yaşanan süreç sebebiyle uğradıkları zararın tazmini için ...'ya karşı ...-USD tutarlı tazminat davası açmış ancak bu davanın tahkim şartı sebebiyle reddine karar verilmesi ve istinaf taleplerinin de reddi üzerine bu defa tazminat taleplerini müvekkil banka ile diğer bankalara yönlendirdiklerini, yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere davacılar ...'ya karşı açmış oldukları davayı kazanmış olsalardı, müvekkil ve diğer bankalara dava açmayacaklarını, davacıların hukuki dayanaktan yoksun tüm taleplerinin ve davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Finansal Yeniden Yapılandırma Süreci kapsamında ... tarihinde davacılar ile müvekkil Banka'nın da aralarında olduğu 10 adet banka arasında yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, gelinen aşamada davacılar ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ve ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'ne Ek Sözleşme hükümlerinde yer verilen ödeme yükümlülüklerini de yerine getirememiş ve yeniden ödeme planlarının revize edilmesi talebinde bulunduğunu, davacılar tarafından taahhüt edilen ödeme tutarlarının borcun tamamı göz önünde bulundurulduğunda oluşan faiz tutarını dahi karşılayamayacağı, Finansal Yeniden Yapılandırma sürecinde davalıların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu ... tarihinde başarısız sonuçlanması üzerine davacılara (asıl borçlu firma ve müteselsil kefillerine) noter ihtarnamesi gönderilmek suretiyle ödemeye davet edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacılar hakkında Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası ile haciz yolu ile ilamsız icra takibine geçildiğini, söz konusu icra takibine tüm davacılar tarafından itiraz edildiğinden itirazlarının iptali teminen Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../... Esas sayılı dosyasından itirazın iptali davası açıldığını, söz konusu davada yargılama devam ettiğini, davacı asıl borçlu firma ... firması ve diğer davacı müteselsil kefillerinin dahil olduğu Finansal Yeniden Yapılandırma süreci davacıların sözleşmelerde yer alan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile olumsuz sonuçlandığını, davacıların söz konusu eylemleri sebebi ile sözleşme hükümlerini ihlal etmesi ve kendi eylemleri sebebi ile Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin feshedilmesine neden olmalarına rağmen bir de bu süreçle ilgili olarak alacağını alamayan müvekkil Banka'dan tazminat talep etmeleri usul ve yasalara aykırı olduğu gibi Türk Medeni Kanun m.2 uyarınca hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, davacıların bu talebinin hukuken korunması ve kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, davanın usuli itirazları doğrultusundan usulde reddine, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacıya hangi davacının hangi davalıdan ne miktarda tazminat talep ettiğinin ve hangi davalıya yönelik olarak hangi iddiayı ileri sürdüğünün açıklattırılması için davacıya kesin süre verilmesine, aksi kararda, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine, yargılama masrafları, arabuluculuk ücretinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tarihinde ... imzalandıktan 1 ay sonra davacıların başvurusu üzerine 2020 yılının temmuz ayında Bankamıza ait ... açıldığını, dolayısıyla davacıların Banka açısından haksız olup, ...'ların Banka tarafından açık tutulduğu inceleme ile sabit olacak olup, ...'ların açık olduğu dönemde Bankaca davacıların hesaplarına, hak ve alacaklarına konulmuş herhangi bir haciz de bulunmadığını, ... sürecinin başlatılmasından ihtar çekilen tarihe kadar geçen sürede Bankalarının takip dahi başlatmadığını, davacılar tarafından Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimliği'nin .../... D. İş sayılı dosyasından ihtiyati tedbir kararı alınarak, aralarında Bankalarının teminat mektubunun da bulunduğu, bankalar tarafından verilen teminat mektuplarının nakte çevrilmesinin ihtiyati tedbir yolu ile engellenmesi yönünde ... tarihinde tedbir kararı aldıklarını, sonrasında ise davacılar basiretli bir tacir gibi davranmayarak; ... ile herhangi bir anlaşma imzalamaksızın ... tarihinde tedbir taleplerinden ve davadan vazgeçtiklerini ve tedbirlerin kalkması üzerine ... tarafından Bankaların teminat mektupları nakte çevrilerek tazmin edildiğini, davacılar kendi iradeleriyle ihtiyati tedbirleri kaldırtmışlar ve kendi kusurları ile teminat mektuplarının nakde dönüşmesine sebebiyet verdiklerini, bankalar ile davacılar arasında ... tarihinde ... sözleşmesi imzalanmış olup, davacılar bu davayı açmak için 3 yıl neden beklediklerini açıklamadıklarını, davacılar kendileri tarafından imzalanan sözleşmeler kapsamında ödemelerini yapmadıklarını, davacıların usul ve yasaya aykırı davalarının reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin de karşı taraftan müştereken ve müteselsilen alınmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bu davanın davacıların yerleşim yeri olan Antalya Mahkemelerinde açılmış olup Antalya Mahkemeleri yetkisiz mahkeme konumunda olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın iddialarının her bir davalı için ayrı ayrı açılması ve detaylandırması gerektiğini, bankalar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını, Bankanın da dahil olduğu 10 banka arasında ... tarihinde Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalandığını, davacı tarafın taksit tarihlerinde ödemelerini yapmamasına istinaden tekrardan gidilen düzenlenmenin ardından yine tarafımıza herhangi bir ödeme işlemi gerçekleşmediğini, finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin usule uygun bir şekilde feshedildiğini, gönderilen hesap kat ihtarnamesine süresi içerisinde itiraz edilmediğini, bankalarınca davacı tarafa ait ... hesabı bulunmadığını ve başlatılan icra takiplerinin Türk Lirası cinsinden olduğunu belirterek, öncelikle usuli itirazları doğrultusunda davanın usulden reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı bankalar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, müvekkili bankaya doğrudan yöneltilmiş herhangi bir iddia da bulunmamakta olup, kredi borçluları, imzalanan sözleşmeler gereği bankalarında olan edimlerini yerine getirmediğini, Antalya Genel İcra Müdürlüğü .../... E. (Antalya kapatılan ... İcra Müdürlüğü .../... E.), sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu aşamada davacı borçlularca ... Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusunda bulunulduğunu ... tarihinde ... liderliğinde Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmedeki ödeme planlarına davacı borçlularca uyulmadığını ve ... tarihinde Alacaklılar Kurulu kararı ile de sözleşmenin feshedildiğini, ilgili uyuşmazlığın davacı taraf ile ... arasında olup, bu sebeple iddia ettikleri zararın müvekkili banka ve diğer bankalara karşı ileri sürmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar Haziran 2020 tarihinden itibaren sözleşme gereği ödemeleri gereken hiç bir ödemeyi yapmayarak sözleşmenin feshine kendilerinin sebep olduğunu, sözleşmenin haksız şekilde feshedildiği iddiasının asılsız olduğunu ileri sürerek, husumet itirazımızın kabulüne, zaman aşımı ve hak düşürücü süre itirazlarımız dikkate alınarak davanın süre yönünden usulden reddine, davanın esasına girilmesi halinde haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddine, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmaması nedeniyle yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacılardan ayrı ayrı tahsili ile taraflarına ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Banka tarafından davacılardan ...'ye tanınan ve tahsis edilen krediler nedeniyle Genel Kredi Sözleşmeleri imzalanmış olup bu sözleşmelerden kaynaklanan borçların ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine müvekkili Banka tarafından Üsküdar ... Noterliğin'in ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile hesaplar kat edildiğini, davacılar ... tarihinde ...'na Finansal Yeniden Yapılandırma (...) başvurusunda bulunduğunu, ... tarihli finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzalandığını, iş bu sözleşmede borcun Eylül 2020 tarihine kadar faiz/kar payı ödemesiz dönem, Mart 2021 tarihine kadar ana para ödemesiz dönem, 3 ayda bir anapara ve faiz/kar payı ödemeli şeklinde 6 yıl vadeli olarak yapılandırılmasının kararlaştırıldığını, davacıların ... tarihinde ödenmesi gereken faiz/kar payı ödemelerini gerçekleştirmeyeceklerini lider bankaya bildirmeleri üzerine, Finansal Yeniden Yapılandırma ek sözleşme imzalanmış, davacıların bu sözleşmeyle ödemeleri gereken yükümlülüklerini de yerine getirmediklerinin anlaşılması üzerine ... üyelerinin % 82,49 kabul oyu ile ... süreci sonlandırıldığını, bunun üzerine Müvekkil Banka ... tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarıyla hesapları kat ederek ... tarihinde Antalya Banka Alacakları İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takip işlemlerine başlatıldığını, bu itibarla, mahkemenin davaya bakmakta yetkisiz olup dosyanın bu davaya bakmakla görevli ve yetkili ... Mahkemelerine gönderilmesi gerektiğini, davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı sabit olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmesini, ... süreci ile ilgili anlaşmazlıklarda Hakem Heyetine başvuru zorunluluğu bulunduğunu, davalılar arasında zorunlu ve ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, ... sürecinin sona ermesinden sonra bu aşamada bu tür itirazların ileri sürülmesi hukuki mesnetten yoksun olduğundan, huzurdaki yargılamada da dinlenilmesi nin mümkün bulunmadığını, basiretli bir tacir olması gereken davacıların kabul ettikleri hususları dava konusu yapmalarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, öncelikle usuli itirazları doğrultusunda davanın reddine, haksız ve hukuka aykırı davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar ve davacılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığından, yargılamanın etkin ve seri şekilde yürütülebilmesi için HMK md. 167 uyarınca davaların ayrılmasına karar verilmesini, ... tarihli ... aşağıda sunulan hükümleri ile her bir bankanın yükümlülüğünün birbirinden ayrı ve bağımsız olduğunu, zamanaşımı sebebi ile davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine, davacı yanın ihtiyaten haczedilen mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ve teminatın müvekkil bankaya ödenmemesi yönündeki tedbir taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmaması nedeniyle davacılardan ayrı ayrı tahsili ile kendilerine ödenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... tarihinde müşteri ile Bankalar arasında ... Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca, müvekkili Bankaca kredi riski, %12 faiz oranı üzerinden 3 ayda bir ödemeli, toplam 6 yıl vadeli yapılandırıldığını, krediye herhangi bir tahsilat sağlanamadan, vadesi gelen taksitleri ilk aşamada, ... tarihine ertelendiğini, söz konusu tarihte herhangi bir tahsilat sağlanamamış ve bu defa ... tarihine ötelendiğini, bu tarih geldiğinde, yine herhangi bir tahsilat sağlanamamış ve müşteri tarafından lider ... aracılığı ile ödeme planlarının tekrar revizesinin talep edildiğini, ...'nin haksız feshedildiği iddiası tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, doğrudan müvekkili ...'ya atfedilen her hangi bir kusurlu eylem ve somut bir talep bulunmamakla birlikte genel olarak ifade edilen, iddia olunan haksız eylemlerde müvekkili Bankanın her hangi bir rolü ve sorumluluğu da bulunmadığını taleplerin her bir davacı ve davalı yönünden somutlaştırılarak dosyaların tefrikine, esas girilmesi halinde, müvekkili Banka yönünden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın davanın esastan da reddine, taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaması göz önüne alınarak, her bir davalı lehine ve her bir davacı aleyhine olacak şekilde yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacılardan ayrı ayrı tahsiline karar verilmesini istemiştir. Taraflara usulüne uygun meşruhatlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmıştır. Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas , .../... Esas, .../... Esas sayılı sayılı takip dosyalarının bir suretinin UYAP sistemi ile Mahkememize gönderildiği görülmüştür. İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.iş sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sistemi ile Mahkememize gönderilmiştir. İstanbul ...İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi ile Mahkememize gönderilmiştir. Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.iş sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sistemi ile Mahkememize gönderilmiştir. Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.iş Esas sayılı dosyasının bir sureti UYAP sistemi ile Mahkememize gönderilmiştir. Davacılar ile davalı bankalar arasında düzenlenen kredi sözleşmeleri, yapılan ödemeler, finansal yeniden yapılandırma sözleşmeleri ve bu sözleşmeye ek sözleşme ile yapılan ödemelere ilişkin tüm kayıt ve belgeler celp edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılamada; dava dosyasının İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek resen seçilen 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile davacıların haksız fiil nedeniyle davalılardan tazminat talebine ilişkin olarak aralarındaki sözleşme ilişkisi de dikkate alınmak suretiyle her bir davalı yönünden varsa talep edilebilecek tazminata ilişkin rapor tanzimine karar verilmiş, bilirkişiler tarafından düzenlenen ... tarihli raporda özetle; "...davacıların talebi ile taraflar arasında ... tarihinde ... Sözleşmesi imzalandığı ancak imzalanan ... kapsamında davacılar tarafından ödeme yapılmadığı ve davacıların talebi ile en son akdedilen ... Protokolde belirtilen ödeme yükümlülüklerinin de davacılar tarafından yerine getirilmediği, herhangi bir ödeme yapmadan yeniden ödeme planlarının revize edilmesi talebinde bulunan davacıların taleplerinin Alacaklı Kuruluşlar Konsorsiyumu (AKK) üyelerinin yeterli çoğunlukla % 82,49 oyu ile Finansal Yeniden Yapılandırma sürecinin ... tarihinde sonlandırıldığı, bankaların Finansal Yeniden Yapılandırma sürecinde yapılan teklifi değerlendirme, kabul, reddetme veya yeni teklif ileri sürme hakkı olduğu ve Risk yönetim sistemi kurmakla yükümlü olan, devletin yoğun denetimi altında bulunan ve kendileri için belirlenmiş özel ilkelere uymak zorunda olan Bankaların Faiz/vade riskini ve Döviz Kur riskini analiz ederek pozisyon almak durumunda oldukları, akdedilen ... Sözleşmesi ve ... Ek protokol kapsamında davacılar tarafından Hisse Senetlerinin rehin alacaklıları adına ...’ye teslim edilmemiş olması ve 2022/Haziran ayından ödenmesi gereken borçlar ödenmediği için temerrüdün gerçekleştiği ve her davalı Banka açısından imzaladıkları Genel Kredi sözleşmeleri hükümlerine göre işlem yapma hakkı doğduğu ve alacaklı bankaların her birinin alacaklarını tahsil için akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerine göre değerlendirme yapılması gerektiği, davacıların davalı Bankaların tutum ve davranışları gelir kaybına uğradıklarını iddia etmekle birlikte her uğradığını iddia ettiği gelir kaybı ile ilgili somut bilgi/belge olmadığı, davalı Bankaların zamanaşımı ve dava arkadaşlığı itirazları ile diğer hukuki nitelikteki itiraz ve taleplerin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin taktirinde olduğu,.." sonuç ve kanaatine varılmıştır. Dosyanın itirazların değerlendirilmesi için yeniden talimat mahkemesine gönderilmiş, alınan ek raporda özetle; "... tekrar yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda kök rapordaki tespitlerle farklı bir tespit yapılamadığı, tarafların hukuki mahiyetteki iddia ve taleplerinin değerlendirilmesinin Sayın Mahkemenin yetkisinde olduğu sonucuna varılarak, akdedilen ... Sözleşmesi ve ... Ek protokol kapsamında davacılar tarafından Hisse Senetlerinin rehin alacaklıları adına ...’ye teslim edilmemiş olması ve 2022/Haziran ayından ödenmesi gereken borçlar ödenmediği için temerrüdün gerçekleştiği ve her davalı Banka açısından imzaladıkları Genel Kredi sözleşmeleri hükümlerine göre işlem yapma hakkı doğduğu ve alacaklı bankaların her birinin alacaklarını tahsili için akdedilen Genel Sözleşmelerine göre değerlendirme yapılması gerektiği,..." sonuç ve kanaatine varılmıştır. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacılar tarafından davalı bankalar ile yapılan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ve eki protokol kapsamında yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle zarara uğrandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminde bulunulmuştur. Açılan dava süresindedir. Mahkememiz açılan dava yönünden yetkili ve görevli olduğu anlaşılmıştır. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32. Maddesi gereğince BDDK’nın 09.10.2019 tarihli onayıyla yürürlük kazanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmelerinin amacının borçlarını ödemeye niyetli olan, ancak finansal güçlük içinde bulunan, gelir/gider dengesi bozulduğu için edimlerini yerine getiremeyen şirketlerin ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri için yapılacak yapılandırmanın usul ve esaslarının Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından çıkarılacak Yönetmelikte düzenleneceği belirtilmiştir. ... tarafından ... tarihinde Banka ve Diğer Mali Kurumlara ... TL ve Üzerinde Kredi Borcu Bulunan Şirketler İçin Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması yayımlanmıştır. Yukarıda belirtilen düzenlemeler kapsamında davacıların borçlarını yapılandırma talebi ile Finansal Yeniden Yapılandırma Süreci kapsamında ... tarihinde davacılar ile davalı Bankalar (... Banka) arasında ... tarihinde yapılandırma sözleşmesi imzalandığı, imzalanan ... ile krediden doğan borçların ödenmesinde güvence teşkil etmek üzere şirketlerin hisseleri üzerine alacaklı kuruluşlar lehine garameten rehin tesis edilmek kaydıyla, Eylül/2020’ye kadar faiz/kar payı ödemesiz dönem, Mart/2021’e kadar anapara ödemesiz dönem olmak üzere 3 ayda bir anapara ve faiz/kar payı ödemeli toplam 6 yıl vadeli, TL cinsi krediler için azami yıllık %12 faiz ile borçların yapılandırıldığı, ... tarihinde hisse rehin sözleşmesi imzalanarak Alacaklı Bankalar lehine hisse rehni kurulması kararlaştırılarak sözleşmede lider banka olarak (...) hisse senetlerini rehin cirosu ile teslim tesellüm tutanağı karşılığında teslim alınacağı ve rehnin bu şekilde kurulacağının kararlaştırıldığı, Rehinin konusunun rehin alacaklıları bankalar ile rehin verenler arasında kurulan ve garameten tesis edilen işbu hisse rehni sözleşmesi ile Kredi Borçluları, ... İle ... ve alacaklı bankalar ile daha önce akdedilen ve/veya ... tarihinde imzalanan ... kapsamında kredilerinden kaynaklı borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, rehin verenlerin sahibi oldukları şirketlerin sermayesinin %100’üne (yüzde yüz) tekabül eden hisseler üzerinde, rehin alanlar lehine rehin tesisi edilmesi yönünde mutabakata vardıkları; ancak Hisse senetlerinin rehin alacaklıları adına ... banka ...’ye teslim edilmediği görülmüştür. ... tarihinde ... tarihli ... Sözleşme ek'i mahiyetinde taraflar arasında Ek protokol imzalanmıştır. Akdedilen protokol ile Alacaklı Kuruluşlar nezdinde ..., ..., ..., ... ve ...'de bulunan kredilerimizin Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi kapsamında Yabancı Para risklerin USD cinsi krediler için %5,5 yıllık faiz oranı, EUR cinsi krediler için %5 yıllık faiz oranı uygulanarak davacı Bankalara Alacaklarını döviz cinsinden talepte hakkı verildiği, ... tarihinde imzalanan ... kapsamında davacılar tarafından ödeme yapılmadığı ve davacıların talebi ile ödemelerin revize edildiği, ... tarihli karar ile revize edilen ödeme planlarında (Haziran 2021, Eylül 2021, Aralık 2021 ve Mart 2022) taksitlerinin ilk taksit tarihi Haziran 2022’den başlamak üzere anapara tutarlarının sırasıyla Haziran 2022, Eylül 2022, Aralık 2022 ve Mart 2023 tarihlerine ertelenmesi konusunda mutabık kalınarak ... tarihinde taraflar arasında protokol imzalandığı, imzalanan protokol ile, - ... Sözleşmesi, Genel Sözleşmeler, taahhütnameler ve finansal kiralama sözleşmelerinden doğan borçların hiçbir şekilde ertelendiği (temdit), yenilendiği (tecdit) ve mevcut borçların nakledildiği anlamına gelmediği, - Kredi Borçluları ve Müteselsil Kefillerin, ... Sözleşmesi ve Genel Sözleşmelerde öngörülmüş olan taahhüt, beyan ve yükümlülüklerine ek olarak, işbu Ek Sözleşmede öngörülen tüm taahhüt, beyan ve yükümlülüklerini de tam ve zamanmda eksiksiz olarak yerine getirecekleri, - Sözleşmesi ve/veya Genel Sözleşmeler tahtında tesis edilmiş olanlar da dahil mevcut tüm teminatların ve bu ilişkin her türlü hak ve etkilerinin aynen devam ettiğini ve geçerli olduğu ve ilgili teminatları verenler bakımından bağlayıcı olduğu, - Yapılandırılan kredilerin gecikmiş taksitlerine azami olarak ... Sözleşmesi kapsamında uygulanan gecikme faizi/gecikme cezaları tutarlarının 2022 yılı Haziran ödeneceği ve Bankaların 2022 yılı Haziran ayı vadeli kredi kullandırılabileceği; Gecikmiş faiz/kar paylarının ve gecikme faizlerinin 2022/Haziran ayında tahsil edilerek, ötelenen ödemelerin ise belirtieln vadelerinde nakden ve defaten, kayıtsız ve şartsız ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Dava konusu ... tarihli ...'nin Büyük ölçekli Yeniden yapılandırma olarak nitelendirilebileceği ve ... tarafından ... tarihinde yayımlanan yukarıda belirtilen Çerçeve Anlaşması kapsamında olduğu görülmüştür. Finansal Yeniden Yapılandırma çerçeve sözleşmesine göre, Kendisine başvurulan Alacaklı Kuruluş, başvurunun Bankacılık teamüllerine aykırı, kötü niyetli, kabulü mümkün olmayan koşullar içerdiği vb gerekçelerle ... süreci devam ettirilmeyerek başvurunun doğrudan reddedilmesi gerektiği kanaatinde ise, red gerekçelerini belirterek Alacaklı Kuruluşlar Konsorsiyumu (...) nezdinde bir oylama yapılmasını talep edebilecektir. ... tarihinde imzalanan yeniden yapılandırma sözleşmesinin taksitlerin ötelenmesi konusunda Alacaklı Kuruluşlar Konsorsiyumu üyelerinin değerlendirmeler sonucunda Ek Protokol imzalandığı ancak, davacıların edimlerini yerine getirmedikleri ve tekrar ödeme planının revizesini talep ettiği ancak, yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için ... üyelerinin % 82,49 kabul oyu ile ... sürecini ... tarihinde sonlandırıldığı görülmüştür. ... Sözleşmesi ve ... Ek protokol kapsamında Hisse Senetlerinin rehin alacaklıları adına ...’ye teslim edilmemiş olması ve 2022/Haziran ayından ödenmesi gereken borçların ödenmediği için temerrüdün gerçekleştiği; Bu nedenle her davalı Banka açısından akdedilen Genel Kredi sözleşmeleri hükümlerine göre işlem yapma hakkı doğduğu anlaşılmıştır. Finansal Yeniden Yapılandırma 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun Geçici 32 nci maddesi ve buna ilişkin mevzuat uyarınca bankalara ve 6361 sayılı Kanuna tabi Finansman şirketlerine olan borçlarını ödemede geçici sorun yaşayan veya sorun yaşaması muhtemel görülen ticari kredi borçluları hakkında kredi borçlarının vadelerini uzatmak, kredi borçlarına ilişkin olarak diğer Alacaklı Kuruluşlar ve alacaklılarla birlikte alınacak tedbirlerle, borçluların geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkan verilmesini amacıyla yapılan bir düzenleme olup, Finansal Yeniden yapılandırma süreci iradi bir süreç olduğu için Bankaların yapılan teklifi değerlendirme, kabul, reddetme veya yeni teklif ileri sürme hakkı vardır. Bankalar devletin yoğun denetimi altında bulunan ve kendileri için belirlenmiş özel ilkelere uymak şartıyla faaliyet gösterebilen kuruluşlardır. Bankacılık sektörüne özgü bu durum, bankalarla muhatap olan geniş halk kitlelerinin bankalara karşı özel bir güven duygusu beslemelerine yol açmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2’nci maddesine göre tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Ancak bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklılık arz etmektedir. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. (Yargıtay HGK, 2017/153 E., 2019/916 K., 19.09.2019) Tüm dosya kapsamı, Mahkememizce alınan yukarıda tarihi belirtilen hüküm kurmaya, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Her ne kadar davacılar tarafından davalı bankaların ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi ve eki protokollere uymayarak kendilerini zarara uğrattıkları gerekçesiyle haksız fiil sorumluluklarının bulunduğu iddia edilmiş ve bu kapsamda tazminat talebinde bulunulmuş ise de, davacının ve davalıların basiretli tacir sorumluluğu kapsamında kredi kullanan ve kredi veren taraf oldukları, Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 6361 sayılı Kanuna tabi finansman şirketlerine olan borçlarını ödemede geçici sorun yaşayan veya sorun yaşaması muhtemel görülen ticari kredi borçluları hakkında yapılan özel bir düzenleme olduğu, bu düzenleme kapsamında tarafların iradesiyle gerçekleşen süreçle ilgili olarak bankaların kredi kullanan tarafın teklifini kabul ve reddetme veya yeni teklif öne sürme hakkına sahip oldukları, yapılandırma sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirmeyen davacılar yönünden temerrüdün gerçekleştiği ve her bir bankanın takip yapmakta haklı olduğu, zira ... tarihli ... Sözleşmesi ve ... Ek protokol kapsamında davacılar tarafından Hisse Senetlerinin rehin alacaklıları adına ...’ye teslim edilmemiş olması ve 2022/Haziran ayından ödenmesi gereken borçlar ödenmediği için temerrüdün gerçekleştiği ve her davalı Banka açısından imzaladıkları Genel Kredi sözleşmeleri hükümlerine göre işlem yapma hakkı doğduğu ve alacaklı bankaların her birinin alacaklarını tahsili için akdedilen Genel Sözleşmelerine göre işlem yapabileceği hususu dikkate alındığında ve davalı bankaların tutum ve davranışları nedeniyle zarara uğradığını belirten davacılar tarafından somut bilgi ve belgede ibraz edilmemiş olmakla haksız fiile ilişkin yasal koşulların bulunmadığının kabulü ile açılan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03/10/2019 tarih, 2017/11-415 Esas, 2019/989 Karar sayılı emsal içtihadında; "...Bir davanın birden fazla kişi tarafından veya birden fazla kişi aleyhine açılabilmesi için aynı tarafta yer alanlar arasında hukuksal bir bağlantının bulunması gerekir. Hukukumuzda bu bağlantı karşılığını “dava arkadaşlığı” kurumunda bulmaktadır. Dava arkadaşlığı zorunlu ve ihtiyari olmak üzere iki ana başlık altında incelenmektedir. Zorunlu dava arkadaşlığı da yine kendi içinde maddi ve şekli olmak üzere ikili ayrımla düzenlenmektedir. Dava konusu olan hak, birden fazla kişi arasında ortak olup da bu hukuki ilişki hakkında mahkemece bütün ilgililer için aynı şekilde ve tek bir karar verilmesi gereken hâllerde dava arkadaşlığının maddi bakımdan mecburi olduğunun kabulü gerekir. Diğer bir ifadeyle, bir hakkın birden fazla kişi tarafından birlikte veya birden fazla kişiye karşı kullanılmasının zorunlu olduğu hâllerde, bu hak dava konusu edildiği zaman o hakla ilgili birden fazla kişi zorunlu dava arkadaşı durumundadır. Dava arkadaşlığının hangi durumlarda mecburi olduğu maddi hukuka göre belirlenir. Zorunlu dava arkadaşlığında; dava arkadaşları arasındaki ilişki çok sıkı olduğundan, bunlar davada birlikte hareket etmek durumundadırlar. Mahkeme ise dava sonunda zorunlu dava arkadaşlarının hepsi hakkında aynı ve tek bir karar verecektir. Zorunlu dava arkadaşlığında dava konusu olan hak tektir ve dava arkadaşı sayısı kadar müddeabih bulunmamaktadır. Bazı durumlarda ise birden fazla kişiye karşı birlikte dava açılmasında maddi bir zorunluluk olmadığı hâlde kanun, gerçeğin daha iyi ortaya çıkmasını ve taraflar arasındaki hukuki ilişkinin doğru sonuca bağlanmasını sağlamak için birden fazla kişiye karşı dava açılmasını usulen zorunlu kılmıştır ki bu durumda şekli bakımdan mecburi dava arkadaşlığı söz konusudur. Böyle bir davada, dava arkadaşları hakkında tek bir karar verilmesi veya dava arkadaşlarının hep birlikte ve aynı şekilde hareket etme zorunluluğunun varlığından söz edilemez. Açıklanan bu mecburi dava arkadaşlığı hâlleri dışında ise dava arkadaşlığı ihtiyaridir. Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, vekâlet ücreti de bir yargılama gideridir (HUMK 423/6. ve HMK 323/ğ maddeleri). Bu sebeple 29.05.1957 gün ve 4/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerinden olan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemece kendiliğinden hükme bağlanır. Kural olarak, davada haklı çıkan taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise, vekâlet ücreti diğer yargılama giderleri gibi haksız çıkan taraftan alınarak haklı çıkan tarafa verilir (Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2004 tarihli ve 2004/18-92 E., 2004/107 K. sayılı kararı). Bundan başka, mahkeme, haksız çıkan dava arkadaşlarının yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olduklarına açık biçimde karar vermemişse, her dava arkadaşı yargılama giderlerinin kendi payına düşen miktarından sorumludur. Davada haksız çıkan ihtiyarî dava arkadaşları da davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan karşı tarafa ayrı ayrı vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edilirler (Kuru, B.:Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.3, 6.Baskı, İstanbul 2001, s.3371-3373). Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelindiğinde, her ne kadar davacılar vekili dava dilekçesinin talep sonucunda, ayrı ayrı belirttikleri miktarların toplamı olan tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ederek harcı da toplam değer üzerinden yatırmış olsa da, davacılar arasındaki ilişki ihtiyari dava arkadaşlığı olup, ihtiyari dava arkadaşlığında da her bir dava birbirinden bağımsızdır. Davacı vekilince maddi tazminat taleplerinin dayanağı her bir davacı için açıklanarak, davacılardan şirket için ... TL, şirket yetkilisi için ise ... TL maddi tazminat talebinde bulunulmuş, mahkemece belirtilen taleplerin reddine karar verilmiştir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 326. maddesinin 3. bendine göre davacıların yargılama giderinin bir türü olan vekâlet ücretinden müteselsilen sorumlu olacaklarına dair bir hüküm de kurulmadığına göre bu şekilde hükmedilen vekâlet ücreti doğru olmayıp, temyiz edenin sıfatı ve davada haksız çıkan davacıların (ihtiyarî dava arkadaşları) reddedilen maddi tazminat tutarları esas alınarak davacıların sorumlu olacakları vekâlet ücreti miktarlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir...." şeklinde belirtilmiştir. Eldeki davada davacı vekilinin ... tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesinin davalılarca haksız şekilde feshedildiğinin tespiti ile davalıların sözleşmenin yürürlüğe girme sürecini sistematik eylemleri ile geciktirmeleri sebebiyle uğradıkları gelir kaybına yönelik zararlarından HMK'nun 107. Maddesi gereğince talep arttırma hakkı saklı kalmak üzere şimdilik ... TL'sinin dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar işlemiş ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiği, davalıların ihtiyari dava arkadaşı olup, zorunlu dava arkadaşı olmadıkları, davacıların ihtiyari dava arkadaşı olan davalıların her birinden ayrı ayrı talepte bulunmayıp ... TL'nin müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmeleri karşısında, yukarıdaki emsal içtihat da dikkate alınarak davanın reddi nedeniyle hesaplanan vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsili ile davalılara eşit oranda verilmesine karar vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile fazla yatan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE, 3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Gereğince ... TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsili ile davalılara eşit oranda VERİLMESİNE, 4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL nin DAVACILARDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 6-Taraflarca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde istek aranmaksızın taraflara İADESİNE, Dair; Davacılar vekili ..., davalı ... vekili ..., Davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ..., Davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ..., davalı ... ..., ... vekili ..., davalı ... vekili ..., davalı ... vekili ... (E-Duruşmalı olarak) yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/04/2025 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır