İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2017/1142 E. 2018/372 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2017/1142
Karar No
2018/372
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/1069 KARAR NO : 2018/296 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 19/09/2017 KARAR TARİHİ : 30/03/2018 Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle ;...'a ait... plaka sayılı araç müvekkil ... Sigorta A. Ş.'nin ... numaralı poliçe ile sigortalı olduğunu, 27/11/2011 tarihinde saat 14:00 sıralarında sigortalı kendisine ait sevk ve idaresindeki... plaka sayılı araç ile İzmir Balçova semt pazarına Eshot otobüs garajına aracını park ettiğini, daha sonra sigortalıya ait park halindeki araca... plakalı 2008 model Beyaz Kırmızı renkli...marka Eshot Belediye Otobüsünün çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalının müvekkil şirkete başvurusu üzerine...nolu hasar dosyası açılarak iş bu dosya üzerinden ekspertiz raporu alındığını, alınan rapora göre sigortalıya ödenmesi gereken tutarın 2.056,00-TL olarak belirlendiğini, İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu... ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Eshot Genel Müdürlüğü aleyhine; davacı müvekkilin sigortalısı ...'a 27.12.2017 tarihinde yaptığı 2.056,00-TL ödemesinin rücu edilmesi nedeniyle alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından borca yapılan itirazın iptali ile 27.12.2011 tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte hesaplanacak miktar üzerinden takibin devamına ve davalılar aleyhine borcun tamamı üzerinden %20'den az olmamak üzere icra - inkar tazminatına hükmedilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı İBB Eshot Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle: dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığından talebinin mümkün olmadığını, 27/12/2011 tarihli ödeme nedeniyle 01/03/2013 tarihinde icra takibi yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiğini, ancak 12/03/2013 tarihli itirazımızdan sonra yasal süresi içinde itirazın iptali davası açılmayarak talep edilen hak ve alacaklar zamanaşımına uğradığını, davaya konu itirazlarını 12/03/2013 tarihinde İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ...ayılı dosyasına sunduklarını, ancak itirazın iptali davasının yaklaşık 4.5 yıl sonra 18/09/2017 tarihinde açıldığını, İcra İflas Kanunu'nun 67. Maddesi; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmünü amirdir. İcra İflas Kanunu'nda yer alan itirazın iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra dava açıldığından davanın reddi gerektiğini, idarelerinin ve sürücülerinin dava konusu kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı Şirkete sigortalı buluna... plaka sayılı aracın park alanında nizami park edilmediğinden kazaya sebebiyet verdiğini, dava konusu alacağın likit (muayyen) olmadığını, talep edilen alacağın haksız fiile dayandığından yargılamayı gerektirir nitelikte bulunmadığını, idaremize bu alacakla ilgili her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin bir delil sunulmadığını, bu nedenle talep edilen %20 icra inkar tazminatının hukuki dayanağının mevcut olmadığını, davanın konusu ve tarafların tacir vasfı bulunmadığı göz önüne alındığında alacağa avans faizi işletilmesi talebinin reddi gerektiğinden öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle, aksi takdirde esastan reddine, %20 kötüniyet tazminatı ve her türlü yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığından talebinin mümkün olmadığını, kaza tarihinin 27.11.2011 olduğunu, 01.03.2013 tarihinde icra takibi yapılarak zamanaşımı süresi kesildiğini, süresi içinde itirazın iptali davası açılmayarak talep edilen hak ve alacaklar zamanaşımına uğradığını, müvekkil sürücü ...un meydana gelen kazada kusuru olmadığını, kusura ilişkin itirazları saklı kalmak ve kusuru kabul anlamında olmamak üzere, talep edilen bedelin fahiş olduğunu, sigortalı araçta meydana gelen hasarın daha az parça ve işçilik bedeliyle giderilmesinin mümkün olduğunu, dava konusu alacak haksız fiile dayanmakta olup likit olmadığını, talep edilen bedelin yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle talep edilen %20 icra inkar tazminatının hukuki dayanağının mevcut olmadığını, dava konusu icra takibi haksız fiile dayandığını, haksız fiilden doğan ilişkiler TBK da düzenlenmediğinden ticari iş sayılmayacağını, davalı Eshot Genel Müdürlüğü ve müvekkil sürücü ... ‘un tacir sıfatı da bulunmadığını, davacı sigorta şirketi alacağın temliki hükümlerine göre taraf sıfatı kazandığından halef sigortalısı tacir sıfatı taşımadığından, tarafların tacir sıfatı olmadığını, bu sebeple alacağa avans faizi değil yasal faiz uygulanabileceğinden davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlığın tespiti; 27.11.2011 tarihinde meydana gelen kazada davalı sürücü ...'un kusurlu olup olmadığı ve davacıya tarafa ait ... plakalı araçta hasar olup olmadığı, hasar var ise davalılardan istenip istenmeyeceği ve davanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın rücuen tahsiline yöneliktir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır " şeklindeki düzenleme ile , artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup , görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle , mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi , mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile dava Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Somut olayda, davacı sigorta şirketinde kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davalıya ait ... plakalı araçların 27.11.2011 tarihinde çarpıştıkları, meydana gelen kaza sonucunda davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına 2.056,00 TL hasar bedelinin ödendiği, TTK M.1472 hükmü uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğu, bu haliyle davanın dayanağının haksız fiil olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararının 22/03/1944 tarih E.37, K.9, RG.03/07/1944 sayılı kararında " sigortacının sorumlu olduğu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalısı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası içinde söz konusudur. " Davacı sigorta şirketi sigortalısı gerçek şahıs olması, uyuşmazlığında haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekir. Hal böyle olunca dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle: 1-Dava dilekçesinin dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE, mahkememizin eldeki davaya bakmakla GÖREVSİZLİĞİNE, İzmir Asliye Hukuk Mahkemesinin GÖREVLİ OLDUĞUNA, karar kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise, kararın kesinleştiği tarihte ; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurulması halinde , dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE , süresinde başvurulmaz ise davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğine, 2-Yargılama giderlerlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Dair, taraf vekilleri hazır olduğu halde miktar itibari ile kesin olarak karar verildi 30.03.2018 Katip... E imza

Hakim ... eimza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2017/1142, K. 2018/372, T. 17.04.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2017-1142-e-2018-372-k-5ed9fe7931fa