İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/9032 E. 2019/3568 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/9032
Karar No
2019/3568
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/265 Esas KARAR NO : 2023/335 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 30/01/2017 KARAR TARİHİ : 18/04/2023 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi müteveffa...'in 04/10/2015 tarihide davalı küçük ...'nun kullandığı ve sahibinin davalı ...olduğu ...plakalı aracın çarpması sonucunda vefat ettiğini, sürücünün asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin ZMMS hükümlerine göre sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketinin zarara mahsuben 18/11/2016 tarihinde 86.262,95-TL ödeme yaptığını, ancak yapılan ödemenin zararı tam karşılamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak; ölüm tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren en yüksek faizi ile birlikte şimdilik; Eşi ... için 500,00-TL maddi, 5.000,00.TL manevi tazminat, oğlu ...için 500,00-TL maddi, 5.000,00-TL manevi tazminat, Kızı ... için 500,00-TL manevi tazminat, kızı ... için 500,00-TL maddi, 5.000,00.TL manevi tazminat olmak üzere toplam 2.000,00-TL maddi tazminatın davalı sigorta için zararın tüm bilgi ve belgeleri ile ihbar edildiği 07.11.2016 tarihinden itibaren 8. iş gününün dolduğu 17.11.2016 tarihinden itibaren (ve teminat bedeli ile sınırlı olmak üzere), diğer davalılar içinse olayın meydana geldiği 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte, 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı sigorta haricindeki davalılardan olmak üzere ve olayın meydana geldiği 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... vekili, cevap dilekçesinde; Müvekkilinin kazaya konu... plakalı aracı ... Kiralama-...e verdiğini, söz konusu ... araç kiralama işi ile iştigal olan ...ün 12/09/2015 tarihinde ...'nun uzun süreli kiraya verdiğini, iş bu kira sözleşmesinin uzun süreli olup, araç üzerindeki fiili hakimiyet teslimi ile ...'na geçtiğini, bu şahıs aracının kendi nam ve ve hesabına, tehlikesi de kendisine ait olmak üzere işletme iken kira süresi içerisinde davaya konu kazanın meydana geldiğini, aracın uzun süre kira sözleşmesi ile kiraya verilmesi durumunda araç malikinin işleten sıfatı kalmadığından, hakkındaki davanın KTK 3 ve 85 maddeleri gereği pasif husumet yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkili hakkında açılmış olan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, ayrıca davayı kabul etmemekle birlikte davanın esası ile ilgili olarak talep edilen tazminat miktarları da kabul etmediklerini, sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak netilikte olduğun, kazanın oluş şekli dikkate alındığında kusur dağılımını ve kusur oranını kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... (Kendi adına asaleten, ... adına velayeten) vekili, cevap dilekçesinde; görevli mahkemenin aile mahkemesi olduğunu, Müvekkili...'ın eşinden boşanmış olup diğer davalı ... ile birlikte yaşadığını, küçüğün bakımı, eğitimi ve yetiştirilmesi ile ilgili olarak tüm dikkat ve özeni gösterdiğini, diğer davalı küçük ...'nun, sabahın erken saatlerinde kazaya karışan aracın anahtarlarını gizlice alarak yine gizlice aracı kullanmaya başlamış, daha sonra kontolünden çıkan aracın, davacıların murisine çarpmak suretiyle kazanın meydana geldidiğini, davalı ...'nın, kaza nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağını, diğer davalı sigorta şirketinden bir kısım ödeme tahsilatı yapıldığını, bu husus dikkate alınarak mahsup yapılması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ'ye dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak davaya cevap vermediği görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, tazminat davası olup, Mahkememizin 22/03/2018 tarih ve ... karar sayılı kararı ile; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 23/02/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamı ile "...Dava; trafik kazası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm davacılar ve davalı ...vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. 1 - İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatını belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür. 2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de, sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır. ( Yargıtay 17. HD, 2016/9032 E.- 2019/3568 K.) Somut olayda, aracın kayden maliki davalı ...olup, bu davalı, aracın kazadan önce dava dışı ... Kiralama- ...e kiraladığını ve aracın bu firma tarafından da yine dava dışı ...'na cevap dilekçesi ekinde sunduğu sözleşme uyarınca 2 aylığına kiralanmış olduğunu, kazanın araç bu şahsın işletiminde iken davalı ... tarafından gerçekleştiğini savunmuş ve ... Kiralama- ... ile dava dışı ... arasındaki kira sözleşmesini delil olarak ibraz etmiştir. Mahkemece, davalının bu işi resmen yaptığına dair delil sunmadığı, sunduğu kira sözleşmesinin ise her zaman düzenlenecek belgelerden olduğu, bu nedenle işleten sıfatının devam ettiği gerekçesiyle manevi tazminat yönünden işleten olarak sorumluluğuna karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz. Bu durumda yapılacak iş, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de gözönünde bulundurularak, davalı ...ile dava dışı ... Kiralama- ... arasında kiralama sözleşmesi bulunup bulunmadığı, bu taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesi varsa, uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, aracın davalı ...tarafından rent a car firmasına teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, davalı ...ile dava dışı ... Kiralama- ... arasında kira sözleşmesi varsa bu kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediği hususlarının, gerekirse ... Kiralama- ...e ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle tespiti, kira sözleşmesinin belirtilen bu deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ...'ın işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususlarının tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu yöndeki davalı istinaf itirazları ise haklı görülmüştür. 2 - Davacılar vekilince, müvekkillerinin desteğine davalı ...'nun kullandığı aracın çarpması neticesinde desteğin öldüğünü açıklayıp zarar sorumluları olarak aracın sürücüsü, işleteni, trafik sigortacısı ve yaşı küçük araç sürücüsünün aile başkanından destekten yoksun kalma ve manevi zararın tahsili talep edilmiş; mahkemece, kazaya neden olan yaşı küçük sürücünün annesi davalı...'ın husumet ehliyeti bulunmadığından anılan davalı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davalı yaşı küçük ...'nun ailesinden izinsiz olarak aracın anahtarlarını alıp araç ile seyri sırasında hız sınırlarına uymaması sebebiyle kazanın gerçekleştiği, mahkemece alınan raporda, meydana gelen kazada, davalı yaşı küçük sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Dava, davalı küçüğün haksız fiilinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, dosya kapsamından davanın haksız fiil faili olan davalının annesi olan davalı... aleyhine, 4721 sayılı MK'nın 369. maddesine dayanılarak ev başkanı sıfatıyla açılmış olduğu anlaşılmaktadır. Fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçükler tarafından haksız fiil işlenmesi durumunda küçük, TBK'nın 49. maddesi uyarınca haksız fiil faili olarak, anne ve babası ise TMK'nın 369. maddesi uyarınca ev başkanı olarak zarar görene karşı sorumludurlar. Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur. Bu sorumluluk için ana ilke ev başkanının özen ve gözetim görevini yapmamasıdır. Çocuğun gerçekleştirdiği eylem, onun aile başkanı tarafından tehlikeli ve hukuka aykırı şeyler yapmaktan uzak tutulmadığını kendisine bu konuda gerekli bilgi verilip aydınlatılmamış olduğunu göstermekte ise bu fiiller sonucunda ev başkanı tazmin ile sorumlu olur. Ev başkanının sorumluluğu bir kusuru sorumluluğu olmayıp kusursuz sorumluluk halidir. Küçükler, temyiz kudretine sahip ise verdiği zarardan bizzat sorumludur, ancak bir çok durumda küçüklerin malvarlığı olmadığı için fiilen, bir çok durumda da hem malvarlığı hem de haksız fiil ehliyeti olmadığı için gerek fiilen, gerekse hukuken sorumlu tutulmaları söz konusu olmamaktadır. Özen ve gözetime muhtaç kimselerin verdikleri zarardan aile başkanının sorumlu tutulması BK 54 uyarınca hakkaniyet gereğidir. İşte bu tür fiili ve hukuki imkansızlıkları nedeni ile küçük, kısıtlı, akıl hastası veya akıl zayıfı kişilerin zararlarından zarar görenlere karşı başka kişilerin sorumlu tutulması ihtiyacı doğmuştur. Açıklanan nedenlerle, kazaya neden olan, davalı...'ın oğlu davalı ... kaza tarihinde 18 yaşından küçük olup, davalı...'ın oğlu küçüğün/araç sürücüsünün gerçekleştirdiği eylem sebebi ile küçüğü tehlikeli ve hukuka aykırı şeyler yapmaktan uzak tuttuğunu, kendisine bu konuda gerekli bilgi verip aydınlatmış olduğunu ispatlayamadığından, zarar ile davalı... arasında sorumluluk için gerekli illiyet bağı bulunduğundan, davalı ... ev başkanı sıfatıyla küçüğün verdiği zarardan sorumludur. Bu durumda; mahkemece davalı...'ın da sorumluluğunun kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davacıların bu yöndeki istinaf itirazları yerinde bulunmuştur. (benzer yönde Yargıtay 17. HD, 2015/12112 E. - 2018/6540 K. Sayılı ilamı ) 3 - 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, desteğin kusursuz, davalı sürücünün ise tam ve asli kusurlu olması ile davacıların ölenin 1. derecede yakınları olması sebebiyle duyulan acı ve elemin yoğunluğu karşısında manevi tazminat taleplerinin tamamının kabul edilmesi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davacıların istinaf itirazları bu sebeple yerinde görülmüş, davalı istinaf itirazları ise haklı görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar ile davalı ...vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir..." gerekçesi ile kaldırılmıştır. Mahkememizin... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda; Bilirkişiden alınan 30/10/2022 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...-Sayın Mahkemenin ara kararı gereğince Dava dışı ... KİRALAMA ...ün yasal defter ve dayanağı belgelerinde yerinde yapılan incelemeler ile dosya kapsamında yapılan incelemelerde; Dava dışı ...KİRALAMA ...ün 2015 yılı yasal İşletme defterinin Lehine Delil Teşkil Edebilecek vaziyette olduğu, Dava Dışı ... KİRALAMA ... 'ün 2015 Yılı İşletme Defterinde Yapılan İncelemede; Kazaya Karışan ... Plakalı aracı kullanan Sürücü Küçük ..., Sürücü Küçük ...'nun Abisi Dava Dışı ..., Sürücü Küçük ...'na velayeten Annesi Davalı... Davalı ... Plakalı Aracın Sahibi Olan ... İle ilgili herhangi bir kayda rastlanmamış olup Dava Dışı ... tarafından tarafıma Yukarıda isimleri yazılı olan kişiler ile imzalanmış olan Araç Kiralama sözleşmesi/Sözleşmeleri örnekleri sunulmamıştır. Dava Dışı ... KİRALAMA ... 'ün tarafıma sunmuş olduğu EKİM-KASIM-ARALIK/2015 Dönemi Muhtasar Beyannamesinde Yukarıda İsmi Geçen Kişilerden Kiralama Yapıldığına İlişkin Beyanda bulunulmamış olduğu tespit edilmiştir. Davalı ... vekili tarafından 22.02.2017 Tarihli Davaya Cevap Dilekçesinin Ekinde; Dava dışı ...KİRALAMA ... ile Kazaya Kat fakalı aracı kullanan Sürücü Küçük ...'nun Abisi Dava Dışı ... ile 12.09.2015 —12.11.2015 tarihleri arasındaki dönem için 2.100,00.-TL Araç Kira Bedeli Karşılığında imzalanmış olan Araç Kira Sözleşmesinin sunulmuş olduğu görülmüştür. Davalı ... vekili tarafından 05.04.2022 tarihli Beyan Yazısı Ekinde Sunulmuş Olan Belgeler Üzerinde Yapılan İnceleme ve Tespitlerde; Oto Kiralama sözleşmesinin çok okunaksız olması sebebi ile Herhangi bir tespit yapılabilmesi mümkün olmamıştır. Dava Dışı ... ve Dava Dışı ... arasında para gönderme alma işlemleri olduğu görülmüştür ancak kira/kiralama bedeli adı altında gönderilmiş olan para tutarı tespit edilememiştir. Dava Dışı ... tarafından Kazaya karışan... plakalı aracın sahibi olan Davalı ...'a Araç Kiralama/Kira ödemesi yapıldığına ilişkin dava dosyası içerisinde ödeme belgesi görülememiştir. Kazaya karışan ...plakalı aracın sahibi olan Davalı ...tarafından Dava Dışı ... OTO KİRALAMA ...e ilgili aracın teslim edildiğine dair imzalı teslim belgesi görülememiştir. Davalı ...'ın vekili sayın...'dan Davalı ...'ın Resmi defter ve belgeleri inceleme için talep edilmiştir ancak müvekkilinin mükellef olmadığına beyan ederek Mali Yönden İncelenebilecek Resmi Defterinin/Defterlerinin olmadığını tarafıma beyan etmiştir. Bu Minvalde Yukarıda Yapılan Tespitler neticesinde; Dava Dışı ... OTO KİRALAMA ...ün 2015 Yılına ait olan Resmi Defter ve Belgelerinde yapılan incelemelerde... plaka sayılı aracın uzun dönem kiralanmasına ilişkin bilgi, belge ve kayıt tespit edilememiş olup Davalı ...ile Dava Dışı ... arasında 04.10.2015 kaza tarihi itibari ile imzalanmış olan kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığına dair takdir sayın mahkemenindir..." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkememizce istinaf kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde raporların denetime açık ve dosya kapsamına uygun olduğu, taraflarca itirazlar ileri sürülmüş ise de gerek itirazların yeniden rapor alınmasını gerektirmemesi gerekse istinaf incelemesinde itiraz nedenleri bozma nedeni olarak görülmediğinden mahkememizce istinaf kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporları tahkikata esas alınmak suretiyle istinaf kaldırma kararında gösterilen hususlarda inceleme ve araştırma yapılmıştır. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi...Hukuk Dairesi'nin 23/02/2022 tarihli ilamında; A-Zarar veren aracın kayden maliki olan ...'ın aracı dava dışı ...e kiralayıp kiralamadığı, kiralamış ise bunun 3.kişiler açısından sonuç doğuracak nitelikte bir belge ile ispat edilip edilmediğinin araştırılarak işleten sıfatı yönünden değerlendirme yapılması, B-Davalı...'ın oğlu davalı ...'nun davranışı nedeniyle ev başkanı sıfatıyla zarardan sorumlu bulunup bulunmadığı, C-Manevi tazminatın miktarının belirlenmesi, Yönlerinden mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce istinaf kaldırma kararı sonrasında yapılan inceleme ve değerlendirmede; A-Her ne kadar davalı ...tarafından aracın dava dışı ...e kiralandığı savunulmuş ve bu hususta sözleşme ile ticari defter ve kayıtlar sunulmuş ise de, sözleşmenin taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek nitelikte olduğu ve zarar gören 3.kişiler açısından uzun süreli kiralama olgusunu ispate elverişli olmadığı, dava dışı ...ün ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede kaza tarihi 04/10/2015 öncesinde 18/05/2015 tarihinde davalı ...'ın eşi ... tarafından ...e 330,00-TL Eft işlemi yapıldığı, bunun dışındaki para transferlerinin kaza tarihinden sonra gerçekleştirildiği, yine davalının eşi ...'ın hesabına ... tarafından para gönderme işlemleri yapıldığı banka hesap hareketlerinden görülmekte ise de kayıtlarda açıklama olarak araç kiralama sözleşmesine istinaden bu paraların gönderildiğine dair bir ibare yer almadığı, ...ün bağlı bulunduğu vergi dairesi kayıtlarında taraflar arasında mevcut bulunduğu ileri sürülen kiralama sözleşmesinin kaza tarihinde kayıtlı olmadığı, kaza tarihinden sonra 24/01/2023 tarihinde geriye dönük olarak vergi tahakkuku yaptırılmış olduğu görülmüştür. Tüm bu delillerin birlikte değerlendirilmesinden, her ne kadar davalı ...tarafından aracın uzun süreli kira sözleşmesi ile dava dışı ...e teslim edildiği savunulmuş ise de dosya kapsamında toplanan belgelerin kiralama sözleşmesinin kaza tarihinden önce yapıldığına dair tarafları dışındaki 3.kişiler açısından sonuç doğuracak somut bir delil bulunmadığı, davalı ...'ın eşine kiracı olduğu ileri sürülen ... hesabından gönderilen paralarla ilgili olarak bu paraların araç kiralama sözleşmesine istinaden gönderildiğine dair herhangi bir kayıt veya şerh bulunmadığı, kazanın gerçekleşme şekline istinaden yapılan savunmalar yönünden ise aracın 3.kişinin elindeyken gerçekleşmiş olmasının tek başına kayden malikin işleten sıfatını sona erdirmeyeceği, ...ün ... adına gerçekleştirdiği araç kiralamasında davalının işleten sıfatının sona ermesi için ayrıca ... ile arasında ayrı bir kira sözleşmesi ile aracın ...e teslim edilmiş olması gerektiği, ancak somut uyuşmazlıkta davalının bu aracı ...e teslim ederken yararı kendisine ait olmak üzere mi yoksa kira sözleşmesi nedeniyle yararı ...de kalmak üzere mi teslim edildiği hususlarının ispata muhtaç olduğu, ancak bu hususta 3.kişileri de bağlayacak bir delil gösterilemediği, bu haliyle davalının işleten sıfatının bulunmadığına yönelik savunmalarını ispat edemediği değerlendirilmiştir. B-Davalı... yönünden yapılan incelemede dava konusu kazanın gerçekleştiği 04/10/2015 tarihi itibariyle sürücü küçük ...'nun 15 yaşında olduğu, Menderes...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sürdürülen yargılamada küçüğün araç kullanmayı çok fazla olmamakla birlikte bildiğini, dava konusu kazayı gerçekleştirdiği aracı abisinden izinsiz olarak aldığını, araç kullanmayı abisi ve birkaç akrabasıyla birlikte uygulamalı olarak öğrendiğini beyan ettiği görülmüştür. 4721 sayılı Medeni Kanun'un 369. maddesinde, ev başkanının sorumluluğu düzenlenmiş olup, ev başkanının ev halkından olan küçüğün verdiği zarardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. Ev başkanı, kanunda ifade edilen kurtuluş kanıtını getirebildiği takdirde bu sorumluluktan kurtulabilecektir. Aynı Kanun'un 335 ve devamı maddelerinde "velayet" konusu düzenlenmiş; ana babanın velayet kapsamındaki hak ve ödevleri belirlenmiştir. Bu kapsamda, ana babanın en temel ödevinin, velayeti altındaki çocuğun bedensel ve ruhsal açıdan korunması olduğu ilkesel olarak kabul edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta küçücüğün henüz 15 yaşını dahi doldurmadığı halde kaza tarihinden önce de abisi ve akrabalarının gözetiminde araç kullanımında bulunduğu, küçüğe henüz araç kullanım yaşında olmamasına rağmen araç kullanım eğitiminin aile içerisinde verildiği, dava konusu kazanın gerçekleşmesinde küçüğün daha önce yine aile gözetiminde araç kullanmasının etkili olduğunun da kabulü gerektiği, bu haliyle davalı...'ın küçüğü araç kullanmanın tehlikeleri ve olası zararları konusunda uyarıp eğittiğini, buna rağmen zararın meydana geldiğini ispat edemediği gibi, tam aksine küçüğün dava konusu kazayı gerçekleştirmesinde kaza öncesi aile gözetimi altında kendisine araç kullandırılmasının önemli ölçüde etken olduğu, bu haliyle meydana gelen zarardan davalının ev başkanı olarak sorumlu tutulması gerektiği kanaati ile davalı aleyhinde hüküm kurulmuştur. C-Davacıların manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Mahkememizce kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, davacının yaşı, maluliyetinin boyutu ve maluliyetin günlük hayatını etkileme derecesi, paranın alım gücü, davacı ve davalının karşılıklı ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak istinaf kaldırma kararı öncesinde de belirlenmiş olan manevi tazminat miktarının yeterli olmadığı değerlendirilmiş, talep edilen manevi tazminat miktarının gerçekleşen ölüm sonucu duyulan üzüntü dikkate alındığında makul düzeyde olduğu kanaati oluştuğundan taleplerin tam kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-...'in maddi ve manevi tazminat davaları yönünden; 1-...'in maddi tazminat davasının davalılar ... Sigorta A.Ş.,... ve ...yönünden ESASTAN REDDİNE, 2-...'in manevi tazminat davasının davalılar... ve ...yönünden KABULÜNE, 5.000,00-TL manevi tazminatık haksız fiil tarihi 04/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, B-...'in maddi ve manevi tazminat davaları yönünden; 1-...'in maddi tazminat davasının davalılar ... Sigorta A.Ş.,... ve ...yönünden ESASTAN REDDİNE, 2-...'in manevi tazminat davasının davalılar... ve ...yönünden KABULÜNE, 5.000,00-TL manevi tazminatık haksız fiil tarihi 04/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, C-...'un maddi ve manevi tazminat davaları yönünden; 1-...'un maddi tazminat davasının davalılar ... Sigorta A.Ş.,... ve ...yönünden ESASTAN REDDİNE, 2-...'un manevi tazminat davasının davalı... ve davalı ...yönünden KABULÜNE, 5.000,00-TL manevi tazminatık haksız fiil tarihi 04/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'dan alınarak davacı ...'a verilmesine, D-...'in maddi ve manevi tazminat davaları yönünden; 1-...'in maddi tazminat davasının davalılar ... Sigorta A.Ş.,... ve ...yönünden ESASTAN REDDİNE, 2-...'in manevi tazminat davasının davalı... ve davalı ...yönünden KABULÜNE, 5.000,00-TL manevi tazminatık haksız fiil tarihi 04/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar... ve ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, E-HARÇ, VEKALET ÜCRETLERİ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN; a-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20-TL harçtan peşin olarak alınan 75,15-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.291,05‬-TL. harcın davalılar ...ve...'tan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, b-Davacı ... için; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp iş bu davacıya verilmesine, c-Davacı ...için; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp iş bu davacıya verilmesine, d-Davacı ... için; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp iş bu davacıya verilmesine, e-Davacı ... için; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınıp iş bu davacıya verilmesine, f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat yönünden hesaplanan 2.000,00-TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, (her bir davacı 500,00-TL ile sorumlu olmak kaydı ile) g-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 75,15-TL harcın davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, h-Davacılar tarafından yatırılan 31,40-TL başvuru harcı, 98,10-TL İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcı, 397,73-TL tebligat ve posta masrafı, 700,00-TL. Bilirkişi ücreti, toplamı 1.227,23‬-TL yargılama giderinin, davanın red ve kabul oranına göre taktiren 1.215,66-TL'sinin davalı ...ile davalı...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, bakiyenin davacılar üzerinde bırakılmasına, ı-Davalı ... tarafından sarf edilen 1.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 98,10-TL İstinaf Kanun Yoluna başvuru harcı toplamı 1.098,10-TL yargılama giderinin davanın red ve kabul oranına göre taktiren 99,82-TL'sinin davacılardan alınıp, iş bu davalıya verilmesine, bakiyenin davalı üzerinde bırakılmasına, i-Artan gider avansının, karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı ... vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2023 Katip... e-imzalıdır Hakim... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/9032, K. 2019/3568, T. 04.10.2015, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-9032-e-2019-3568-k-d722516797fc