İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/7689 E. 2017/3595 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/7689
Karar No
2017/3595
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2016/839 Esas KARAR NO : 2019/598 DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2016 KARAR TARİHİ : 02/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; kısıtlı ...'e verilen demans olması nedeniyle vasi tayini gerektiğine ilişkin heyet raporu nedeniyle oğlu ... Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesi .../... E. .../... K. sayılı ilamı gereğince vasi tayin edildiğini, kısıtlı müvekkili aleyhine davalı şirket tarafından Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı ve yine Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E.sayılı dosyaları takip başlatıldığını, söz konusu borçları kabul etmediklerini; öncelikle her iki takibin senetlerdeki imzalar kısıtlı ...'e ait olmadığını, senetler kısıtlı ... tarafından imzalanmış bile olsa kendisinin ehliyetsiz durumundan faydalanılarak imzalatıldığını düşündüklerini, senet ve takip tarihinden 1 ay gibi çok kısa bir süre müvekkili ... hakkında kısıtlılık kararı verildiğini, kısıtlının ... yılında beyin travması geçirdiğini, ... de de o tarihinden bu yana kadar tanı ve tedavi evrakları bulunduğunu, müvekkilinin yıllar önce yaşamış olduğu bu rahatsızlık nedeniyle zaman içerisinde yaşının da etkisiyle okuma, anlama, kavrama yeteneğinde de problemin daha da artacağı açık olduğunu, bu tedavi ve tanı evraklarıyla birlikte yapılacak olan bilirkişi incelemesinde müvekkil kısıtlının senet tarihinde de akıl sağlığının yerinde olmayacağı ortaya çıkacağını belirterek, Antalya ... İcra Müdürlüğü .../... E. sayılı ve yine Antalya ...İcra Müdürlüğü .../... E.sayılı haksız ve hukuka aykırı olup müvekkilin bu takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kısıtlı olduğu ileri sürülen ...'in hukuki işlem esnasında kendisini tam ehliyetli gibi göstererek borcunun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürmesi ye ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, dava konusu olayda kısıtlı olduğu iddia edilen davacının davalı şirketten alış veriş yaptığı tarihte hakkında bir kısıtlama kararı bulunmadığını, davacının alış verişin yapıldığı tarihte temyiz kudretini etkileyecek bir hastalığının olmadığını, kısıtlının alış veriş tarihinde tam ehliyetsiz olduğunun kabul edilmesi halinde dahi kendisinin sağlıklı bir insanla eş değer tarzda hareket ederek davalı şirketten alış veriş yapmak suretiyle bir menfaat elde ettiği, kendisini tam ehliyetli birisi gibi göstererek borcunun ifası istendiğinde ehliyetsizliğini ileri sürerek ifadan kaçınması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu bono senetlerinin ve muacceliyet sözleşmesinin geçerli olduğu ve bu nedenle hakkında yapılan icra takibi işleminin haklı ve yerinde olduğunu, davacının borcunu ödeyecek malvarlığına sahip olduğu halde borcu ödemekten kaçınmak için akıl sağlığının yerinde olmadığını ileri sürdüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesine göre açılmış menfi tesbit davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmıştır. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı, ... TL asıl alacak, ... TL işlemiş faiz, ... TL cezai şart olmak üzere toplam ... TL için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davalı, borçlunun davacı ve ... için kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı görülmüştür. Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve .../... E, .../... K sayılı kararının incelenmesinde; “...’in kısıtlanarak kendisine ...’in vasi olarak atanmasına karar verildiği görülmüştür. Davacıya ait ... Hastanesi, ... Hastanesi, ... Hastanesi, Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde bulunan kayıtlar celp edilmiştir. Adli Tıp Kurumunda davacının fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığına dair raporlar aldırılmış, son olarak düzenlenen ... tarihli raporda; "... açılan menfi tespit davası nedeniyle; “Davacının işlem tarihi olan ... tarihinde fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı” sorulan, ... oğlu, ... doğumlu, ...'in Kurulumuzca ... tarihinde yapılan muayenesi ve psikometrik incelemeleri sonucunda; her ne kadar fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekat serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede olan (Demansiyel Sendrom) denilen bunama halinin saptandığı, dava dosyasına eklenen tıbbi belgeler yeniden incelendiğinde işlem tarihinden yaklaşık 8 ay sonra ... Hastanesinin ... tarih ve ... sayılı sağlık kurulu raporunda “Tanı: Demans, Vasi tayini gerekir, mahkemece dinlenmesinde yarar yoktur” şeklinde belirtildiği, kişide ... Hastanesince tespit edilen demans denilen bunama halinin klinik, fizyopatolojik ve ilerleyici vasfı dikkate alındığında işlem tarihinde de mevcut olduğunun tıbbi bilgiye uygun olduğu; kendisinin fiili ehliyetini müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisi ile olayları kavrayıp onlardan sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak mahiyet ve derecedeki bu hastalık nedeniyle işlem tarihinde menfaatlerine müdrik olmayıp onları koruyamayacağı, telkinlere mukavemet edip şuurlu istek ve arzuları istikametinde bizzat ve tek başına eylem ve işlemlere girişmesinin tıbben mümkün görülmediği; bu duruma göre; ...'in işlem tarihi olan ... tarihinde fiili ehliyetine haiz olmadığının kabulünün uygun bulunduğu..." belirtilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığım ispat için menfi tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur (MK.nun 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 09/05/2017 tarih 2016/7689E. 2017/3595K. sayılı kararında; "...Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinin raporuna göre, senedin keşide edildiği tarihte keşidece kök murisin fiil ehliyeti olmadığı, 6102 sayılı TTK.'nun 582 ve 589 maddeleri uyarınca ehliyetsizlik itirazının kambiyo ilişkisinin tüm taraflarına karşı ileri sürülebileceği, kök murisin fiil ehliyeti ve imzanın sahteliğinin tespitinin yargılama yapılmasını gerektirdiği, davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacıların menfi tespit talebinin kabulüne, borçlu olmadıklarının tespitine, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş... bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına..." denilmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 11/03/2014 tarih 2013/9394E. 2014/4022K. sayılı kararında; "... Hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin, kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Türk Medeni Kanunun "fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir" biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış, 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek "ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır." hükmünü getirtmiştir. "Ayırtım gücü" eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek aynı Kanunun 13. maddesinde "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir" denilmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu kanun ile öteki kanunların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır. Hemen belirtmek gerekir ki, Türk Medeni Kanunun 15. maddesinde ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı 11.06.1941 tarih 4/21)..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı taraf Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. ve .../... E. Sayılı takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadıklarının tespiti istemi ile dava açmıştır. Adli Tıp Kurumunun ... tarihli raporuna göre, ...'in işlem tarihi olan ... tarihinde fiili ehliyetine haiz değildir. Hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin, kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından karşı tarafın iyi niyetli olması o işlemi geçerli kılmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 670 maddesi uyarınca ehliyetsizlik itirazının kambiyo ilişkisinin tüm taraflarına karşı ileri sürülebileceğinden, fiil ehliyeti tespitinin yargılama yapılmasını gerektirdiğinden, davalının kötüniyetli olduğundan söz edilemeyeceğinden davacının menfi tespit talebinin kabulüne, icra dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının davasının KABULÜNE, 2. Davacının Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... esas ve .../... esas sayılı takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE, 3. Koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5. Davacı tarafından yapılan ... TL peşin harç ... bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6. Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7. Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Karar kesinleştiğinde Antalya ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... E. Sayılı dava dosyasının mahkemesine iadesine, 9. Karar kesinleştiğinde Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. Sayılı takip dosyasının müdürlüğüne iadesine, 10. Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 Sayılı HMK nın 341 maddesi gereğince KESİN olmak üzere verilen karar açIkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/7689, K. 2017/3595, T. 11.06.1941, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-7689-e-2017-3595-k-754dc97ae9a4