İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/1904 E. 2016/10309 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1904
- Karar No
- 2016/10309
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/268 Esas KARAR NO : 2020/352 DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/07/2020 KARAR TARİHİ : 10/07/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan incelemesi sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde, müvekkilinin ... Sigortası Poliçesi kapsamında ... tarihinde davalı şirket ile sigorta anlaşması imzaladığını, sigorta kapsamında iş bu anlaşmaya göre vefat teminatının ... TL işsizlik teminatı ise aylık ... TL olarak belirlendiğini, yine iş bu sigorta poliçesine göre sigorta tarafından, müvekkilin işsiz kalması durumunda yaşam standartlarının korunacağının taahhüt altına alındığını, bu bağlamda taraflarca imzalanan sigorta kapsamında, işsizlik ödemesi almalarını sağlayacaklarını, işsizlik riskine karşı güvence sağladığını, herbir sigorta yılında maksimum 6 olmak üzere, işsizlik durumu sona erene kadar gerçekleşeceğini, müvekkilin çalıştığı otelin sezonluk çalışan ve işçilerle belirli süreli süreli sözleşme imzalayan bir işletme olmadığını, yine müvekkilinin çalıştığı otelin kapsamlı bir tadilata gireceği gibi bir kaide bulunmadığı gibi vasıfsız bir işçinin bunu öngörmesinin de düşünülemeyeceğini, tarafların imzalamış olduğu poliçedeki tüm şartların gerçekleşmesine rağmen davalı tarafın bir takım gerçeğe aykırı sebepler sürerek müvekkilinin hak etmiş olduğu işsizlik teminatıı ödemediğini, bu hususlar dikkate alınarak tarafların imzalamış olduğu sigorta poliçesinin özel şartlar bölümünün 6. Maddesinde de belirtildiği üzere müvekkilinin hak etmiş olduğu 6 yalık işsizlik teminatının toplamda şimdilik ... TL nin müvekkilin başvuru tarihi olan ... tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile ödenmesi amacıyla davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VEGEREKÇE: Dava, hayat sigortasında koruma altına alınan işsizlik teminatına ilişkin tazminatın tahsili istemi ile yapılan ilamsız icra takibe vaki itirazın iptali davasıdır. 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesi, tüketici işleminin kapsamını esaslı biçimde değiştirmiş, aynı Kanunun 83/2. maddesi ise "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme yapılması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." diyerek kanunun uygulama alanını daha da genişletmiştir. 6502 sayılı Kanunun 3. maddesinde “Tüketici işlemi; eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere kurulan her türlü sözleşme ve işlemi kapsar.” şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Bu hüküm mülga 4077 sayılı Kanunun 3/h bendindeki tüketici işlemi tanımından daha kapsamlıdır. Bundan böyle 6502 sayılı Kanunun tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamaların tüketici mahkemelerinde çözümünü öngören 73. maddesi hükmü ile içeriği az yukarda yer alan 83/2. maddesinin açık hükmü nedeniyle yukarda sayılan sözleşme ve işlemler tüketici mahkemesinin görev alanına girmiştir. Nitekim 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra bu tür davaların Tüketici Mahkemesinde görülmesi yönünde Yargıtay emsal kararlar vermiştir. Bu duruma örnek olarak şu karar örnek gösterilebilir: ".... davanın 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Yasadan sonra açılmasına, 6502 Sayılı Kanun'un 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davalı tüketici konumunda olup davacı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesinin bir tüketici işlemi olması, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülmesi gerektiğinin anlaşılmasına ve temyizin sadece göreve dair olmasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA............ oybirliğiyle karar verildi." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/10309 K. 2016/10552 T. 17.11.2016 İşsizlik teminatına ilişkin sigorta sözleşmesinden doğan davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olacağına dair emsal kararlar ise şunlardır: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/03/2016 gün 2016/1904 E. 2016/2458 K. Sayılı emsal içtihadında; "...Her ne kadar mahkemece davacının 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesi anlamında tüketici olmadığı gerekçesiyle görevli olmadığı sonucuna varılmış ise de gelir koruma sigortası ile amaçlanan mesleki faaliyetin korunması olmayıp, gelirin korunmasıdır. Zira, mesleki faaliyetin korunması amacıyla uygulanan mesleki sorumluluk sigortaları, mesleğin icrası sırasında özen yükümlülüğüne aykırı davaranışlar nedeniyle ortaya çıkan mali kayıplara teminat vermekte ve bu yolla sigortalının mesleki faaliyeti sırasında üçüncü kişilerin uğradığı zararların tazminini sağlamaktadır. Bu itibarla, mahkemece dava konusu sözleşmenin nitelendirmesi yapılırken, sözleşmenin sigortalının işsiz kalma rizikosu nedeniyle gelirden mahrumiyetini önlemeye yönelik bir sözleşme olduğu, bu haliyle sigortalının tüketici, yapılan işlemin de tüketici işlemi olduğu düşünülerek işin esasına girilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir..." şeklinde belirtilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 03/03/2017 gün 2017/273 E. 2017/200 K. Sayışı kararında "...Her ne kadar davacının mesleki amaçlarla hareket ettiği, bu nedenle işlemin tüketici işlemi olarak kabul edilemeyceği gerekçesiyle sonuca gidilmiş ise de; gelir koruma sigortası ile amaçlanan mesleki faaliyetin korunması olmayıp, gelirn korunmasıdır. Zira mesleki faaliyetin korunması amacıyla uygulanan mesleki sorumluluk sigortaları; mesleğin icrası sırasında özen yükümlülüğğüne aykırı davranışlar nedeniyle ortaya çıkan mali kayıplara teminat vermekte ve bu yolla sigortalının mesleki faaliyeti sırasında üçüncü kişilere verdiği zararların tazminini sağlamaktadır. Bu itibarla mahkemece dava konusu sözleşmenin nitelendirmesi yapılırken, siözleşmenin sigortalının işsiz kalma rizikosu nedeniyle gelirden mahrumiyetini önlemeye yönelik bir sözleşme olduğu, bu haliyle sigortalının tüketici, yapılan işleminde tüketici işlemi olduğu düşünülerek Tüketici mahkemesince işin esasına girilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kaarı verilmesi doğru olmadığnıdan görevli mahkemelerin Tüketici Mahkemeleri olup yargılamanın Antalya ... Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden; Antalya ... Tüketici mahkemesinin ... tarih ve .../... esas .../... karar sayılı kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir..."şeklinde belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamı yukarıdaki kanun maddeleri ve emsal kararlar ışığında değerlendirildiğinde; davanın hayat sigortası poliçesine dayalı olarak işsizlik teminat bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe itiraz davası olup, gelir koruma sigortası ile amaçlananın mesleki faaliyetin korunması olmayıp gelirin korunması olduğu, zira mesleki faaliyetin korunması amacıyla uygulanan mesleki sorumluluk sigortalarının mesleğin icrası sırasında özen yükümlülüğüne aykırı davranışlar nedeniyle ortaya çıkan mali kayıplara teminat vermekte ve bu yolla sigortalının mesleki faaliyet sırasında üçüncü kişilerin uğradığı zararların tazminini sağladığı, bu itibarla dava konusu sözleşmenin nitelendirmesi yapılırken sözleşmenin sigortalının işsiz kalma rizikosu nedeniyle gelirden mahrumiyetini önlemeye yönelik bir sözleşme olduğu, bu hali ile sigortalının tüketici, yapılan işlemin de tüketici işlemi olduğu anlaşıldığından ve mahkememiz görevsiz olduğundan davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının görev dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde dava dosyasının görevli Nöbetçi Antalya Tüketici Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Taraflarca bu süre içinde talepte bulunulmaması halinde HMK 20/1- son ve 331/2 maddesi gereğince yapılacak işlemin mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Yargılama harç ve giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, tarafların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/07/2020 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır