İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/12178 E. 2018/718 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/12178
Karar No
2018/718
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) ESAS NO : 2020/398 Esas KARAR NO : 2022/264 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 05/11/2020 KARAR TARİHİ : 11/05/2022 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Uluslararası piyasada gemi işletmeciliğ ile iştigal eden müvekkilinin, davalı ile akdettiği 16.09.2019 tarihli çarterparti ile "..." isimli gemiyi 1.800 mt "..." cinsi yükün 18-20 Eylül 2020 tarihleri arasında Tekirdağ-Türkiye'den Barcelona-İspanya'ya taşınması için Davalı'ya kiraladığını, çarterparti koşullarını belirleyen bağlantı özetinin ek maddelerinde ve çarterpartide atıf yapılan asbatankvoy çarterpartinin 11.ve 24.maddelerinde bundan çıkabilecek ihtilafların, İngiliz Hukukuna tabi olduğu ve uyuşmazlık halinde İngiltere'nin Londra kentinde tahkime gidileceği düzenlediğini, Gemi çarterparti koşullarına uygun şekilde 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanına gelerek hazırlık mektubu vermişse de davalı taraf 20.09.2020 tarihinde müvekkiline gönderdiği e-posta ile seferin iptal edildiğinin bildirdiğini, davalı tarafın böylece çarterparti uyarınca borçlarını yerine getiren ve gemisini hazır bir biçimde yükleme limanına getiren müvekkilinin navlundan yoksun kalmasını ve zarara uğramasına neden olduğunu, davalı tarafından sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi ve haksız şekilde sona erdirilmesi üzerine, çarterpartideki tahkim şartı gereğince müvekkilince davalı aleyhine Londra'da tahkim başlatıldığını, davalı tarafında tahkime katıldığını, yapılan tahkim yargılaması sonucunda hakemler ... tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararında müvekkilinin davası kabul edildiğini, davalının müvekkili şirkete 82.498 ABD Doları tazminat ile 28,150 İngiliz Sterlini hakem ücretini faizi ile birlikte ödemesine, tahkim ile bağlantılı olarak yapılan masrafların da davalı tarafça ödenmesine karar verildiğini, bu hususun şimdilik tarafların mutabakatına bırakıldığını, bu yönde mutabakata varılmadığı durumda ek hakem kararı verileceğini hüküm altına alındığını, tenfiz talebine konu Hakem Kararı'nın verildiği ülke olan İngiltere ile Türkiye, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında 10 Haziran 1958 tarihi ile New York'da yapılan sözleşmeye taraftar olduklarını, Türkiye açısından yabancı bir hakem kararı niteliğinde olan Hakem Kararı'nın Türkiye'de tenfizi anılan Konvansiyon hükümlerine tabi olduğunu, tenfiz taleplerine konu Hakem Kararı hem New York Konvansiyonu'nda hem de 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da öngörülen tüm koşulları haiz olduğunu tenfiz şartlarının gerçekleşmiş olduğunun sabit olduğunu, bunun yanı sıra huzurdaki tenfiz davasının açılabilmesi için gerekli yasal şartların tamamlanabilmesi amacıyla yapılan 4.900 TL tercüme masrafı ile 19.890 TL noter tasdik, masrafı da Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.323 gereği "yargılama giderleri" kapsamında olduğunu, İngiltere'deki tahkim sürecini takip edip tamamlayan müvekkilinin elinde hakem kararından başka güvence bulunmadığı için alacağını tahsil edememe riskini taşıdığını beyanla ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile tenfiz taleplerine konu Hakem Kararı'nda hüküm altına alınan 82.498 USD ve 28.150, GBP alacak için davalının taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini, devamında davanın kabulü ile dilekçeler ekinde sunulan taraflar arasındaki sözleşmedeki tahkim şartı çerçevesinde İngiltere'nin Londra kentinde yürütülen tahkim sonucunda hakemler Jonathan ...., ...ve... tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararı'nın aynen tenfizine karar verilmesini, bu doğrultuda toplam 82.498 USD ve 28.150 GBP alacağın, 82.498 USD'lik kısmının 26.09.2019'dan itibaren ödeme tarihine kadar geçecek süre için toplam tutar üzerinden yıllık %4 oranında ve oransal olarak üç aylık periyotlar ile hesaplanıp eklenecek bileşik faizi, 20.000 GBP'lik kısmının 20.07.2020'den itibaren ödeme tarihine kadar geçecek süre için toplam tutar üzerinden yıllık %4 oranında ve oransal olarak üç aylık periyotlarla hesaplanıp eklenecek bileşik faizi, 8.150 GBP'lik kısmının 01.09.2020'den itibaren ödeme tarihine kadar geçecek süre için toplam tutar üzerinden yıllık %4 oranında ve oransal olarak üç aylık periyotlar ile hesaplanıp eklenecek bileşik faizi, ile birlikte Davalı'dan tahsili ile davacı müvekkil'e ödenmesini, hususların hüküm altına alınmasını, tenfiz taleplerine konu hakem kararının tercümesi ve onaylanması için yapılan toplam 24.790 TL'de dahil olmak üzere tüm yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıdan tahsilini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının vekaletnamesinin usulüne uygun düzenlenen bir vekaletname olmadığını, konsolosluğun bu kişilerin davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğuna dair bir tasdiki bulunmadığını, konsolosluk sadece imzaların bu kişilere ait olduğunu tasdik ettiğini, bahsedilen iki şahsın Malta'da kurulu davacı şirket ile ne ilgisi olduğunu ve temsil veya ilzama yetkili olup olmadığının vekaletnameden belli olmadığını, dava şartı arabuluculuk yerine getirilmediğini, dava dilekçesinde alacakların ve hakem kararının tercümesi için yapılan 24.790 TL'nin "Davalıdan tahsili ile davacı müvekkile ödenmesini talep" ettiğini, davacının dava şartı olarak arabuluculuğu yerine getirmeden davayı açtığını, dolayısı ile davanın usulden reddi ve ihtiyati haczin de kaldırılması gerektiğini, davanın yabancı hakem kararının tenfizi ve alacak davası olduğunu, Deniz Ticaret ile ilişkili bir ihtilaf söz konusu olmadığını, davalı müvekkilinin tescilli adresinin ... İstanbul adresinde olduğunu, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerinde olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, müvekkilinin İstanbul'da merkezi olan ve Tekirdağ'da üretim tesisleri bulunan kimyasal madde üretimi ve ticareti yapan bir şirket olduğunu, müvekkilinin merkezinin İspanya'da bulunan ... adlı şirkete satılmak üzere ve bu şirketinde atadığı ... isimli, yetkili ... nın da denetimi altında 1800 metrik ton "..." isimli kimyasalı ürettiğini ve satışa hazır hale getirdiğini, ... firmasına yapılan satış CIF bazlı olduğu için yükün İspanya'da taşınmasının da müvekkili uhdesinde olduğunu, ... isimli kimyasalın ... tarife kodunda belirtildiğini ve üretimi ve ihracatı herhangi bir özel lisansa veya özel izne tabi olmayan bir kimyasal madde olduğunu, müvekkilinin ürettiği malın alıcısı olan ... firması ile yaptığı sözleşme gereği yükün gemi ile Tekirdağ limanından İspanya'nın Barselona limanına taşınması için davacı gemi sahibinin gemilerinin ticari işletmesini yapan... şirketiyle temasa geçtiğini, taşıma için müvekkili şirket çalışanının broker niteliğinde olan ... şirketi vasıtasıyla taşıma sözleşmeleri görüşmelerinde bulunduğunu ve bazılarında tam anlaşma olmamasına ve herhangi bir sözleşme imzalanmamasına rağmen ilgili yükün ... Bayraklı ... ... isimli gemi ile taşınması yönünde mutabakat oluştuğunu, müvekkilinin ürettiği ve yüklemeye hazır durumda tesislerinde bulundurduğu "..." isimli özel kimyasalın ihracı için 19 Eylül 2019 tarihinde gümrük beyannamelerini açtığını ve yükü Tekirdağ'daki üretim tesislerinden yüklemenin yapılacağı .... Limanına kamyonlarla taşımaya başladığını, kolluk kuvvetlerinin "..." değil biodizel olduğu şüphesi ile takibat başlatıldığını ve kamyonlarda taşınan yüklere ve üretim tesisinde bulunan tüm "..." kimyasal maddelerine ... 2.Sulh Ceza Hakimliği ....D.iş sayılı kararı ile 20.09.2019 tarihinde el konulması kararı verildiğini, ilgili yükün özel sipariş ile üretildiğini müşahhas bir yük niteliğinde olduğunu, ... gemisinin 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanına geldiğini ancak müvekkilinin taşınması planlanan müşahhas yüklere mahkeme tarafından el konulduğunu, yükün sürmekte olan yargılama sonucuna kadar ihracın mümkün olmadığını, mücbir sebep nedeniyle geminin yüklenemeyeceği gemi sahibine bildirdiklerini, davacı taşıma sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile 110.000,00 USD "ölü navlun" talep ettiğini ancak müvekkil sözleşmenin yerine getirilmemesinde kusurlarının ve sorumluluklarının bulunmaması nedeni ile kabul edilemeyeceğini bildirdiğini, davacının tahkim şartı bulunduğu iddiası ile Londra'da tahkime başvurduğunu, tahkim kararı ile davacının talepleri kısmen kabul edildiğini ve davacı da huzurdaki tenfiz davasını açtığını, davacının ibraz ettiği hakem kararı üzerinde kesinleşme şerhi bulunmadığı gibi taraflar için bağlayıcı olduğuna dair de bir şerh bulunmadığını, bu eksikliğin giderilmemesi davanın reddi sebebi olduğunu, davacı tahkim şartı olarak birtakım fotokopiler sunduğunu, ancak herhangi imzalı asıl veya aslı gibidir diye onaylandığını üzerinde imza taşıyan noter tasdiki olan bir surette sunmadığını, taraflar arasında imzalanan bir taşıma sözleşmesinde tahkim şartı bulunmadığını, müvekkil şirketin yetkili temsilcileri arasında bağlantı özetini kabul ettiği ileri sürülen çalışan ... bulunmadığını, bu çalışanın şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını cevap dilekçesi ekinde sunulan ticaret sicil kayıtları ve imza sirkülerinden açıkça belli olduğunu, şirket yetkilisi ... 'in email yazışmalarında bilgi kısmında bulunmasının müvekkil şirket açısından geçerli bir sözleşme kurulması için yeterli olacağı gibi bir sonuca ulaşmaları olduğunu, savunmalarında ... ...'in İngilizce bilmediğini, bir E-Postanın bilgi kısmında bulunmamasının müvekkilinin şiketi sözleşmenin ve tahkim şartının yapması ve şirketi bağlaması için yeterli olmadığını ısrarla ileri sürdüğünü hakemler ... ...'in İngilizce bilmediğine ilişkin delil sunmadıklarını ileri sürdüğünü ve bu savunmalarını da reddettiklerini, hakem heyetinin ispatı mümkün olmayan bir şeyi ispat etmelerini istediğini bir kişinin İngilizce bilmediğinin nasıl ispat edilebileceğini bilemediklerini, davacı yabancı şirketin gemilerinin ticari işletmesini ... adlı Türk şirketi yaptığını, bu şirketin Türk şirketi olduğuna ve gemilerin ticari işletmesinin bu şirket tarafından yapıldığı yazışmalarda sabit olduğunu, davacının tahkime başvuru dilekçesinde bağlantı özeti müzakerelerine ilişkin E-Posta yazışmalarında "Asbatankvoy" çarterpartisine atıfta bulunulduğunu, Asbatankvoy çarterpartisi 24.maddesinde tahkim klozu olduğunu iddia ettiğini, bu tahkim şartının "aslını veya usulüne uygun onanmış suretini" sunmadığını, müvekkilinin gemiye yükleyeceği mallara yükleme gününde Ceza Mahkemesi kararıyla el konulduğunu, davacı hakemini atarken ... şartlarına göre atadığını belirtmediğini, tahkime uygulanacak usulün ... usulü değil tahkim klozunda belirtilen ülke kanunlarına göre belirlenmesi gerekirken hakemlerin ... usulünü uygulaması da hatalı olduğunu, yüklere mahkeme ve kolluk tarafından el konmasında müvekkile atfedilebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, hakemlerin kendileri için hükmettikleri hakem ücretleri de fahiş olduğunu, davacının tahkimi açarken talebinin 110.000,00 USD olduğunu, yargılama sonucu davacı lehine hükmedilen miktarın 82.498,00 USD olduğunu, hak ve nısfet gereği hakem ücreti ve yargılama masraflarının orantılı biçimde tespit edilmesi gerekirken tahkim masrafının tamamının müvekkile yüklenmesinin kamu düzenine aykırı bir husus olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana yükletilmesini karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasına sunulan 07/06/2021 tarihli bilirkişi raporunda; çarter partinin imzalanmamış olmasının tahkim anlaşmasının geçerliliğini etkilemeyeceği, İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New Yor Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK'un 1(2) maddesinde milletlerarası antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen hakem kararının tenfizine ilişkin talebin New York Konvansiyonu uyarınca değerlendirileceği, İngiltere ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında hakem kararlarının tenfizinde antlaşmaya dayanan mütekabiliyetin bulunduğu, Londra'da verilen Hakem Kararı'na apostil şerhi bulunmadığından söz konusu eksikliğin bu aşamada giderilmesi için Mahkemece davacıya kesin süre verilip verilemeyeceği hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, Tenfize Hakem Kararı'nın kesinleşmiş olup olmadığı hususunun 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na göre belirlenmesinin gerektiği, Hakem Kararının 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na göre kesinleşmiş olduğu, Hakem Kararının New York Konvansiyonu'nun V maddesinde anılan tenfizin esasına ilişkin şartları yerine getirmesi sebebiyle söz konusu hakem kararının tenfizine engel bir durumun bulunmadığı görüş ve kanaatine varılmıştır. 04/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Çarterparti ve Recape'in gönderildiği e-mailllerde ... 'in de eklenmesi; çarterparti ve recape'len şirketi temsil yetkili olmayan kişilerce tahkim anlaşmasının yapıldığı iddiasını çürüttüğü, tahkim anlaşmasının dayanağının Recape'nin 2. sayfasında yer alan tahkim klozu olduğu ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında hakem kararlarında yapılan yorum benimsenmek suretiyle müşterek avarya da dahil her türlü uyuşmazlık açısından Londra'da tahkime gidilmesi konusunda taraflar arasında anlaşma olduğu kanaatine varıldığı, Hakem sayısının tahkim yeri hukuku olarak 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu'na göre belirlenmesi gerekir ve hakem kararlarında dayanağı farklı gösterilmiş olsa dahi tahkim yargılamasının 3 hakem tarafından gerçekleştirilmiş olmasının 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu'na uygun olduğu, davacı tarafın New York Kanvansiyonu'nun IV. maddesinde anılan belgeleri dosyaya ibraz ettiği kanaatine varıldığı, ... ve ...'nin email ile gönderildiği ve İngilizce bilinmiyor olsa da, basit bir yolla bu metnin çevirisinin mümkün olduğu, basiretli bir işadamı olarak metnin Türkçe anlamını araştırmanın davalı tarafin yükümlülüğünde olacağı; ayrıca yabancı şirketlerin ve Türk vatandaşları veya şirketlerinin yapacakları sözleşmeleri veya bunların eklerini Türkçe yapma yükümlülüğünün bulunmadığı değerlendirildiği, mücbir sebep, daha çok tabiat olaylarında kaynaklanan ve önüne geçilemeyen, önlenilmesi mümkün olmayan olay olarak ifade edildiği, bahse konu olay tabiat olayından kaynaklanmadığı gibi, dosyaya ibraz edilmiş T.C. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/... Soruşturma No ve T.C. ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/... sayılı dosyasında verilen el koyma kararı dikkate alındığında, yüke el koymanın ilgilisi taraftan kaynaklanmadığından da bahsedilemeyeceği, davalı tarafın kök rapora yönelik itirazlarının tamamının gerekçesi ile birlikte kök raporda açıklandığı ve davalı tarafın farklı bir itirazının olmaması karşısında bahse konu itirazlara yönelik kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin devam ettiği, yüke el koymanın mücbir sebep olarak değerlendirilemeyeceği, buna karşılık TTK m.1182/1 c hükmü (Mahkemelerin el koyma kararları) gereğince işbu yükün taşıyanı lehine kusursuzluk karinesi teşkil edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Dava; Gemi kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle İngillere-Londra'da verilen 27.8.2020 tarihli hakem kararının Türkiye'de tenfizi istemine ilişkindir. Davacı vekili tarafından özetle, davalı ile müvekkili arasında yapılan 16. 09. 2019 tarihli çarterparti ile ... ... adlı geminin 18000 mt ... cinsi yükün 18-20.9 2020 tarihleri arasında Tekirdağ- Türkiye'den Barsetona-İspanya'ya taşınması için davalıya kiralandığını, geminin 19.09.2019 tarihinde Tekirdağ limanında hazır edilmesine rağmen davalının 20.9.2019 tarihinde seferin iptal edildiğini bildirdiğini, çarterparti koşullarını belirleyen bağlantı özetinin ek maddelerinde ve çarterpartide atıf yapılan Asbatankvoy çarterpartinin 11. ve 24. maddelerinde İngiliz hukukunun uygulanacağının ve Londra'da tahkime gidileceğinin belirtildiğini, müvekkili ... Ltd.'nin çarterpartideki tahkim klozu uyarınca Londra'da tahkime gittiğini, hakemin kararını 27.08.2020 tarihinde verdiğini ileri sürerek, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine İlişkin 1958 New York Konvansiyonu uyarınca Londra'da verilen 27.8.2020 tarihli Hakem Kararının tenfizine karar verilmisini talep etmiştir. Davalı vekili ise; dava şartı olan arabuluculuğun yerine getirilmediğini, dava konusu talep tenfiz istemine ilişkin olduğundan Deniz Ticaretine ilişkin bir ihtilaf söz konusu olmadığını, bu nedenle HMK m.6 gereğince mahkemenin yetkisiz olduğunu, taraflar arasında imzalanan bir taşıma sözleşmesinde tahkim şartı bulunmadığını, müvekkil şirketin yetkili temsilcileri arasında bağlantı özetini kabul ettiği ileri sürülen çalışan ... ... bulunmadığını, bu kişinin şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle tahkim şartının geçersiz olduğunu, yükün Tekirdağ'daki üretim tesislerinden yüklemenin yapılacağı Tekirdağ Limanına kamyonlarla taşımaya başladığını, kolluk kuvvetlerinin "..." değil biodizel olduğu şüphesi ile takibat başlatıldığını ve kamyonlarda taşınan yüklere ve üretim tesisinde bulunan tüm "..." kimyasal maddelerine ... 2.Sulh Ceza Hakimliği ... D.iş sayılı kararı ile 20.09.2019 tarihinde el konulması kararı verildiğini, ... gemisinin 19.09.2019 tarihinde ... limanına geldiğini ancak müvekkilinin taşınması planlanan müşahhas yüklere mahkeme tarafından el konulduğunu, mücbir sebep nedeniyle geminin yüklenemeyeceği gemi sahibine bildirdiklerini, davacı taşıma sözleşmesinin müvekkil şirket tarafından haksız olarak feshedildiği iddiası ile 110.000,00 USD "ölü navlun" talep ettiğini ancak müvekkili şirketin sözleşmenin yerine getirilmemesinde kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Yabancı hakem kararlarının Tenfiz'i davası mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından arabuluculuk dava şartına tabi değildir. Bu itibarla davalı vekilinin arabuluculuk şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. Tenfiz davalarında görevli mahkeme, tarafların sıfatına göre değil, davanın konusuna göre belirlenmek durumundadır. Yargıtay uygulamaları bu yöndedir. (bkz. Yargıtay 20.HD'nin 02/10/2017 tarihli, 2017/7998-7167 sayılı kararı ve Yargıtay 11.HD'nin 05/02/2018 tarihli, 2016/12178 E. ve 2018/718 K. sayılı kararı) Uyuşmazlık hangi mahkemede görülmesi gerekiyor ise, tenfiz davasında da o mahkeme görevlidir. Dava konusu hakem kararı deniz taşımasına ilişkin Çarter partiden kaynaklandığı belirlidir. Bu nedenle iş bu tenfiz davasında Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememiz göreli olduğundan davalı vekilinin görev ve yetkiye ilişkin itirazının reddine karar verilmiştir. Yabancı hakem kararlarının tenfizi 5718 sayılı MÖHÜK'de düzenlenmiştir. Bu konudaki diğer bir düzenleme ise Türkiye tarafından 1991 yılında onaylanan (RG. 25.9 1991/21002) Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonudur. Anayasamızın 90/V.maddesine göre usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası antlaşmalar kanun hükmünde olup 5718 sayılı MÖHÜK m. 1/f.2'de, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklı tutulmuştur.New York Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması Türkiye'nin yanı sıra kararı verildiği ülkenin de konvansiyona taraf olması halinde mümkündür. Dava konusu her iki hakem kararı İngiltere'de verildiğine göre, İngiltere'nin Konvansiyona taraf olup olmadığının tespiti önem taşımaktadır. İngiltere 1975 yılında Konvansiyona taraf olmuştur.(New York Konvansiyonuna taraf ülkelerin listesi için bkz. Prof.Dr.... Milletlerarası Özel Hukuka İlişkin Temel Mevzuat 14.bası İstanbul 2020 s 549-554) Bu nedenle Londra'da verilen hakem kararlarının Türkiye'de tenfizinin mümkün olup olmadığı New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmelidir. Yabancı hakem kararının Türkiye'de tenfiz edilebilmesi New York Konvansiyonu'nun 1V-V Maddelerinde aranılan şartların gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Konvansiyonun 1V. maddesine göre, tenfiz talep eden tarafın yabancı hakem kararının aslını veya usulüne göre onanmış suretini, tahkim anlaşmasının aslını veya usulüne göre onanmış suretini tercümeleri ile birlikte mahkemeye sunması gerekmektedir. Davacı vekili 05.11.2020 tarihli dilekçesi ekinde, hakem kararının aslı ve noter onaylı tercümesini ile dava dilekçesi ekinde de çarter partinin koşullarını belirleyen bağlantı özeti, tahkim klozunu içeren çarter parti ve tercümesini dosyaya ibraz ettiğinden sözkonusu dava koşulu yerine getirilmiştir. Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği New York Konvansiyonu'na göre incelenmelidir. Yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.New York Konvansiyonu'nda hakem kararının tenfizi şartları, "aleyhine hakem kararı ileri sürülen tarafın ispat edilmesi gerekli olan şartlar" ve "mahkeme tarafından resen incelenecek şartlar" olmak üzere iki bölümde düzenlenmiştir. Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar; hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır. Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise; tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır. (..., Yargıtay Kararları Işığında ICC Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi, 25.11.2008 tarihinde İstanbul Sanayi Ticaret Odası'nda yapılan ICC Tahkimine İlişkin Milletlerarası Seminer'de sunulan tebliğ, Ankara Barosu Dergisi, Yıl:67, sayı:1,Kış 2009, sh.58,59) 27.8.2020 tarihinde Londra'da verilen nihai hakem kararının tenfizi talebine karşı davalı ... Ltd. tarafından; taraflar arasında geçerli bir tahkim anlaşmasının bulunmadığına, üç hakemin atanamayacağına, bağlantı özetine taraf olan kişinin şirketi temsile yetkili olmadığına, LMAA yani Londra Deniz Hakemleri Birliği Tahkim Kuralları'nın uygulanamayacağa, Çarterparti Hükümleri'nin 11. maddesinin müşterek avarya tahkimine ilişkin olduğuna ve mücbir sebep teşkil eden el koyma kararının dikkate alınmadığına dair itirazlarda bulunulmuştur. Hakem kararında, imzasız olsa bile Çarterparti Hükümleri'nin İngiliz hukukuna göre geçerli olduğu belirtilmiştir. ... ...'nın ... Ltd'yi temsil etme yetkisinin bulunmadığına ve dolayısıyla tahkim anlaşmasını yapamayacağına ilişkin ... Ltd. tarafından yapılan itirazın niçin reddedildiği ayrıntılı olarak açıklanmıştır. 27.8 2020 tarihli hakem kararında Asbatankvoy Çarterparti'nin 24. maddesinde taraflara uygulanacak hukuk ve tahkim yeri olarak New York veya Londra'yı seçme hakkının verildiğini, taraflarca Fixture Recape'te bu seçimin yapıldığı ve İngiliz hukukuna göre Londra'da tahkimin kararlaştırıldığı, ...” (müşterek avarya/tahkim) ibaresinin “...” (müşterek avarya ve tahkim) olarak yorumlanmasının gerektiği ifade edilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da , çarter parti ve gemi bağlantı teyidindeki tahkim şartının dava konusu uyuşmazlık bakımından geçerli olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Tahkim sözleşmesinin şekli geçerliliği New York Konvansiyonu'nun II. maddesinde düzenlenmiş olup imza olmaksızın da tahkim anlaşmasının geçerli olarak yapılabileceği haller bu madde de düzenlenmiştir. Konvansiyonu'nun II. maddesi uyarınca şekil açısından tahkim anlaşması geçerlidir. Tahkim anlaşmasının dayanağının Recape'nin 2. sayfasında yer alan tahkim klozu olduğu ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında hakem kararlarında yapılan yorum ile bilirkişi raporundaki görüş benimsenmek suretiyle müşterek avarya da dahil her türlü uyuşmazlık açısından Londra'da tahkime gidilmesi konusunda taraflar arasında anlaşma olduğu kabul edilmiştir. Çarter partinin tarafı olan şirket temsilcisinin tahkim anlaşması yapmak konusunda özel yetkisi bulunmasada, şirketin sözleşmeyi benimsemiş olması halinde tahkim anlaşması geçerlidir. (Yargıtay 19. HD. 2018/3424 E. ve 2020/568 K. Sayılı Kararı,Prof. Dr. ..., Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda Tahkim, 2 bası, İstanbul 2018, s. 91). Somut olayda çarterparti görüşmelerinin şirketin temsilcisi tarafından yapılmadığına ilişkin iddia Hakem Kararında ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. ... Ltd.'yi temsile yetkili ... tarafından Çarterpartinin tasdik edildiği, ...ve ...'in e-mail ile 'e gönderildiği, İngilizce bilmezse bile ...'in basit bir yolla Google Translate (Google Tercüme online veri tabanı) kullanarak e-mailin içeriğini öğrenebileceği, ayrıca bu konuyu şirket çalışanlarıyla istişare edebileceği ifade edilmiştir. ... ve ...'in gönderildiği e-maillere ...'in de eklenmesi de ... ve ...'ten şirketi temsile yetkisi olanların haberdar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu itibarla açıklanan nedenlerden dolayı davalının çarter partinin geçersizliğine ilişkin itirazı kabul edilmemiştir. Hakem Kararı'nda belirtildiği üzere ...'in İngilizce bilmemesi varılan sonucu değiştirmeyecektir Basiretli bir işadamı olarak metnin Türkçe anlamını araştırmak kendi yükümlülüğündedir. Ayrıca 805 sayılı Kanun'a göre de, yabancı şirketlerin Türk vatandaşları veya şirketleri ile yapacakları sözleşmelerin veya bunların ekterinin Türkçe düzenlenmesi yükümlülüğü bulunmamaktadır. Tahkim şartı gemi bağlantı özetinde (...'te) yer almaktadır. Tahkim yargılamasının esasına uygulanacak hukuk olarak İngiliz hukuku seçilmiştir. Tahkim yeri Londra'dır. Ancak hakem sayısı taraflarca belirlenmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporunda belirtildiği üzere hakem sayısının tahkim yeri hukuku olarak 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na göre belirlenmelidir. 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'nun 15(2). maddesinde de taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça hakem sayısının 2 olacağı ve bir de başhakemin olacağı, dolayısıyla hakem sayısının 3 olacağı ifade edilmiştir. Öyleyse hakem kararında dayanağı farklı olarak gösterilse bile tahkim yargılamasının 3 hakem tarafından gerçekleştirilmesinin 1996 İngiliz Tahkim Kanunu'na uygun olduğu değerlendirilmiştir. Davalı vekilinin taşınacak malın tamamına Savcılık tarafından el konulduğunu, bu durumun mücbir sebep oluşturduğunu ileri sürmektedir. Mücbir sebep, daha çok tabiat olaylarından kaynaklanan ve önüne geçilemeyen, önlenilmesi mümkün olmayan olay olarak tarif edilmektedir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, sözleşmesel ilişkilerde bir olayın mücbir sebep olarak değerlendirilebilmesi için, hukuki ilişkinin ihlaline neden olan sebebin taraflardan veya hukuki ilişkiden kaynaklanmaması, mücbir sebebin dışarıdan gelen bir nedenden kaynaklanmasının kaçınılmaz olması ve sözleşmenin kurulduğu sırada bunun gerçekleşeceğinin kesin olmaması, objektif bir değerlendirme ile bunun gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olmaması gerekmektedir. Dava konusu taşıma ilişkisinde taşınacak olan yüke el konulması Cumhuriyet Başsavcılığının davalı şirket sahipleri ... ... ... ve ... ... ... hakkında açtığı soruşturma nedeniyle olmuştur. Dosyaya celb edilen ... soruşturma nolu, 2020/... sayılı iddianame içeriğinden, Tekirdağ'da bulunan bir limanda yurt dışına gönderilmek üzere yüklü miktarda Biodizelin'in gemiye yükleneceği bilgisi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda şüpeliler hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefetten dolayı kamu davası açıldığı anlaşılmaktadır. ... Asliye Ceza Mahkemesinin 11.05.2022 tarihli cevabi yazısında davanın halen derdest olduğu bildirilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/ ... nolu soruşturması ve ... Sulh Ceza Hakimliği'nin 2019/... sayılı dosyasında verilen el koyma kararı dikkate alındığında, yüke el koymanın davalı şirketten kaynaklanmadığı söylenemeyecektir. Dolayısıyla taşınacak yükün tamamına adli makamlarca el konulmuş olmasının mücbir sebep teşkil etmediği değerlendirilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre, yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında yapılan 16. 09. 2019 tarihli çarterparti ile ... ... isimli geminin 18000 mt ... cinsi yükün 18-20.9 2020 tarihleri arasında Tekirdağ- Türkiye'den Barsetona-İspanya'ya taşınması için davalıya kiralandığı, davacının gemi bağlama özeti ve çarter partideki tahkim şartına dayanarak ölü navlun bedelinin tahsili için Londra'da tahkime başvurduğu, ..., ... ve ...'dan oluşan hakem heyetinin uyuşmazlığın esasına ilişkin olarak 27.08.2020 tarihinde karar verdiği, İngiltere ve Türkiye'nin Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Konvansiyonu'na taraf olması ve MÖHUK m.1/f.2'de Milletlerarası Antlaşmaların saklı tutulması nedeniyle Londra'da verilen Hakem kararlarının Türkiye'de tenfizi koşullarının New York Konvansiyonu hükümlerene göre değerlendirileceği, İngiltere ile Türkiye'nin New York Konvansiyonu'na taraf olmaları sebebiyle iki devlet arasında, hakem kararlarının tenfizi konusunda mütekabiliyetin bulunduğu, hakem kararı çarter partiden doğan navlun alacağına ilişkin olduğundan uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, davacı tarafın New York Kanvansiyonu'nun IV. maddesinde anılan belgeleri dosyaya ibraz ettiği, hakem kararında Türk kamu düzenine aykırılık görülmediği, New York Konvansiyonu hükümlerine göre tenfizine engel bir durum bulunmadığı kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın kabulü ile 27.08.2020 tarihli hakem kararının tenfizine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın KABULÜ ile İngiltere/Londra'da, ... 'dan oluşan hakem heyeti tarafından verilen 27.08.2020 tarihli hakem kararının TENFİZİNE, 2-Karar harcı olan 80,70 TL'den peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 26,30 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 116,60 TL ilk harç, 212,60 TL posta ücreti ve 4.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.329,20 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/05/2022 Başkan ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Üye ... ✍e-imzalıdır. Katip ... ✍e-imzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2016/12178, K. 2018/718, T. 27.08.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-12178-e-2018-718-k-b60a14376add