İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2015/38873 E. 2018/6205 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2015/38873
Karar No
2018/6205
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/617 Esas KARAR NO :2024/524 DAVA:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/09/2023 KARAR TARİHİ:08/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 25/09/2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ... Belediyesi'nin iştirak şirketi olduğunu, müvekkili şirketin ... ve bazı kamu kurumlarındaki aldığı ihale işlerinin bir kısmını işbu uyuşmazlığa konu rücu davasındaki işçinin de çalıştığı hizmet alımı dahil olmak üzere davalılara ihale ettiğini, bu kapsamda olmak üzere davalılar nezdinde çalışması bulunan işçi ... T.C. kimlik numaralı ...'e işçilik alacaklarının tahsili amacıyla kıdem tazminatı tahsili talebinde bulunduğunu, 09/07/2021 tarihinde ödenen 106.819,13 TL'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin işbu ödemeleri son işveren olarak yapmak zorunda kaldığını, davalılar işbu ödemelerden işçiyi çalıştırdıkları dönemler nedeniyle, işçiye ödenen tazminat ve alacaklardan sorumlu olduklarını, işçiye yapılan bu ödemeler nedeniyle müvekkilinin sözleşmeye ve yasaya bağlı olarak ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle birlikte, davalılara rücu hakkı bulunduğunu, Yasa ve Yargıtay kararları gereğince müvekkilinin işbu dava ile bu haklarını ileri sürdüğünü, müvekkili şirketin kayıt ve belgeleri, banka kayıtları, ödeme evrakları, sgk hizmet dökümleri gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, işçinin geçmiş dönemde çalıştığı davalı/davalıların sorumlu oldukları ödemeler tutarının tespiti ile tespit edilecek olan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesi istemli işbu davanın açılması gerekli ve zorunlu olduğunu beyan ederek, müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalılardan sözleşme ve yasa gereği yasal sorumluluk tutarları gereğince bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bulunacak tutarların davalılardan ayrı ayrı ödeme tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı yana ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara tesit edilecek sorumluluk oranları gereğince ayrı ayrı yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Müflis ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. vekili 06/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müflis şirketin .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından 22.06.2016 günü saat 16:57’den itibaren iflasına karar verilmiş olup iflas işlemlerinin .... İcra ve İflas Müdürlüğü’nün ... İflas dosyası ile devam ettiğini, ayrıca görülmekte olan hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasının iflas kararından sonra 25/09/2023 tarihinde açıldığını, davacı yanın öncelikle iddia ettiği alacağını iflas masasına kaydettirmesi, davacı vekili tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan söz konusu dava haksız ve mesnetsiz olup reddi gerektiğini, alacağın varlığını kabul etmemekle birlikte davacı yanın dava dilekçesinde talep ettiği tüm talepleri yönünden zaman aşımı itirazında bulunduklarını, alacakların varlığını kabul etmemekle birlikte dava dilekçesinde talep edilen tüm talepler için zaman aşımı süresinin dolduğunu, zaman aşımına uğrayan tüm taleplerin zaman aşımından reddi gerektiğini, yine asıl işverenin davacı şirket olduğunu, işçilerin çalışma şartları, işe alınıp çıkarılmaları ve denetim gözetimin davacı firma tarafından yapılıyor oluşu, taşeron firmalar değişssede işçilerin çalışmaya devam etmesi nedeniyle işçilik haklarından sorumluluk davacı firmanın olduğunu, dava dışı 3. kişilerin işten çıkarılmasında müvekkili şirketin yetkisi ve kusuru olmadığını, müvekkili şirketin kusuru ve yetkisi olmadığı için müvekkili şirkete sorumluluk yüklenemeyeceğini, ihale şartnamesinde teklif fiyata dahil olan giderler başlığı altında işçilerin sadece aylık ücretleri, yol ve yemek ücretlerinin, K.İ.K. payı, vergilerin teklif fiyatın içerisinde olduğu ifade edildiğini, dolayısı ile teklif fiyatın içerisinde işçilere ödenecek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla mesai alacağı yer alındığını, teklif fiyatın içerisinde yer almayan bir bedelin müvekkili şirketten rücu yolu ile istenmesi talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirket aleyhine ikame edilen davanın hukuki mesnetten yoksun, haksız ve kötü niyetli olduğundan reddi gerektiğini, beyan ederek, yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesini, zaman aşımı itirazlarının kabulü ile tüm talepler yönünden davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, hukuki mesnetten yoksun, hakszı davanın tüm talepler yönünden reddi gerektiğini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı yana tahmili yönünde karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı ... ... Ltd. Şti. Vekili 12/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın talep ettiklerini, davacı şirketin dava dışı ... isimli isimli işçinin kendi bünyelerinde çalıştığını, 106.819,13 TL kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, işçinin davalı şirketler nezdinde çalışması olduğunu, bu sebeple kıdem tazminatından davalıların sorumlu olduğunu iddia ettiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği, müvekkili şirkete rücu edebileceği hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında, davacı şirketin (gerçekte ... Belediyesinin) kısa süreli ihale alıcısı olduğunu, bu ve benzeri ihaleler kapsamında ihaleyi kazanan şirketin farklı olsalar da hizmeti aynı işçilerce yerine getirilmesi gerektiğini, bu işçilerin iş verenleri sözleşme süresinin bitiminde aynı ihaleyi alamasalar bile ihaleyi alan müteakip firmaların yanında ve gerçek iş vereni olan kamu kurumu bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, dolayısıyla davacının gerçekte -kesintisiz olarak- ... (...) işçisi olduğunu, davacının tüm çalışmasını ve mesaisini müvekkili şirkete değil, gerçekte işçisi olduğu ... (...) 'e tahsis ettiğini, tüm emir ve talimatları da ... (...) 'den aldığını, bu durumda da feshe bağlı hak ve alacaklardan da ...'in (...) tek başına sorumlu olacağını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun iş mevzuatı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, dava dışı işçinin iş akdinin feshi hususunda da müvekkili şirketin hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla iş akdinin feshi hususundaki tüm irade, yetki ve sorumlululuğun, dava dışı işçi ve onun gerçek işvereni olan ... (...) 'e ait olduğunu, bu sebeple de tüm alacak kalemlerinden davacının gerçek işvereni olan kamu kurumunun (... (...)) sorumlu olduğunu, bununla birlikte işçilik maliyetlerinin nasıl hesaplanacağı, teklif fiyata dahil edilecek ve edilmeyecek kalemler, Kamu İhale Kanunu ve Tebliğlerinde, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde ve ilgili kamu kurumuyla (... (...)) yapılan hizmet alım sözleşmelerinde açık olarak düzenlendiğini ancak belirtilen yasal düzenlemelerin ve sözleşmelerin hiçbirisinde kıdem tazminatı teklif fiyata dahil edilecek kalemler arasında belirtilmediğini, müvekkili şirketin, davacı işçi ve diğer işçilere ödenmesi gereken ve asıl işveren ... (...) 'den almış olduğu bütün ödemeleri yaptığını, müvekkili şirketin, ihale mevzuatında, ihale sözleşmesi ve şartnamesinde olmayan; ihale makamı tarafından da ödenmeyen herhangi bir ücreti işçiye ödemesinin hukuken ve hakkaniyet açısından mümkün olmadığını, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 10. maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde teklif fiyata dahil olan giderlerin nelerden ibaret olacağı sayıldığını, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalesi kapsamında istihdam edilen personellerin kıdem tazminatlarının ihale teklif fiyatına dahil edilemediğinin açık olduğunu, tüm bunların yanı sıra dava dışı ... isimli işçinin ... ... Ltd. Şti. Bünyesinde sadece 01.02.2012-31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) çalıştığını, görüldüğü üzere dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdindeki çalışmasının 1 yılın altında olduğunu, bu yönüyle dahi müvekkili şirket açısından kıdem tazminatı şartları oluşmadığının açık olduğunu, davacının iddia ve taleplerini müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, dava dışı işçinin ... ... Ltd. Şti. bünyesinde 01.02.2012-31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) brüt 950,59 TL ücretle çalıştığını, dava konusu talepler açısından zaman aşımı sürelerinin geçtiğini, dava dışı işçinin müvekkili şirketle ilişiğinin kesildiği tarihlerin 2012 yılı olduğunu, aradan geçen zaman dikkate alındığında, müvekkili şirket yönünden zaman aşımı sürelerinin dolduğunu, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği hiçbir hak ve alacağı olmadığını beyan ederek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Bir kısım davalılara dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşıldı. DELİLLER: Bilirkişi raporu, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı. DELİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: 04/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Her ne kadar hizmet bilgileri dökümünde ... ... SAN. VE TİC. A.Ş. Şirketleri yer alsa da; dava dilekçesinde yer almamaktadır. Bu nedenle ... ... SAN. VE TİC. A.Ş. şirketleri hesaplamaya dahil edilmemiştir. Hizmet bilgileri dökümünde dava dışı şirketler yer almış olsa da; dava dilekçesinde yer alan şirketler bakımından hesaplama yapılmıştır. Ayrıca alt işverenler bünyesinde çalışan dava dışı işçinin kıdem tazminatı ödemelerine dair dosyaya sözleşme veya teknik şartname ibraz edilmemiş olduğundan olması dolaysıyla sözleşme veya teknik şartnamelerde ıdem tazminatından kaynaklanan sorumluluğa dair açık hüküm bulunmadığından; her ne kadar Yargıtay’ın alt işverenlerin %100 sorumluluğu olduğu yerleşik olsa da; davacı ve diğer davalılar ile birlikte %50 ( yarı yarıya ) sorumlu olduklarına dair hesap dosyaya sunulmuştur. -... ... Anonım Sırketı Kıdem Tazminatı %100 üzerinden 81.249,14, ...Limited Şirketi- ... Tem. Turizm Gıda İnşaat Ve Oto San. Tic. Ltd. Şti. Kıdem tazminatı %100 üzerinden 6.379,35 TL olmak üzere toplam 87.628,49 TL, -... ... Anonım Sırketı Kıdem Tazminatı Kıdem Tazminatı %50 üzerinden 40.624,57 TL, ...Limited Şirketi- ... Tem. Turizm Gıda İnşaat Ve Oto San. Tic. Ltd. Şti. Kıdem tazminatı %50 üzerinden 3.189,68 TL olmak üzere toplam 43.814,25 TL, Rücu davalarında ve müteselsil sorumluluk davalarında rücu hakkının doğduğu an olan ödeme yapıldığı tarihten itibaren faiz işletilebileceği ve her ne kadar Yargıtay kararlarında tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi işletilmesi gerektiğine yönelik kararlar yerleşik durumda olup; davacı tarafında dava dilekçesinde de ticari faiz ve faiz başlangıç tarihinin ödeme tarihi olan 09.07.2021 tarihinden itibaren taleplerinde bulunduğu," sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREKÇE: Dava, dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini kapsamında açılan alacak davasıdır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin mevcut olup olmadığı tartışılacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki davaya konu alacak, dava dışı işçi tarafından herhangi bir şekilde yargı yoluna götürülmediğinden taraflar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartnamelerdeki düzenlemeler kapsamında ele alınması gerekecektir. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları) Açılan davada davalı yanca zamanaşımı itirazında bulunulmuş olmakla, öncelikle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK’da haksız fiillerde rücu zamanaşımı süresinin düzenleyen 73. maddesi dışında ayrıca özel olarak bir rücu zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, sözleşmeye dayalı rücuen tazminat davalarında aynı Kanunun 125. maddesi gereğince on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava konusu olayda ödeme tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06/11/2019 tarih, 2019/703 Esas ve 2019/8836 Karar sayılı kararı). Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/3158 Esas 2023/3315 Karar sayılı ilamı). Dosya kapsamında yer alan, davacı ile davalılar arasında imzalanan Cenaze Hizmetlerinde Görevlendirilecek Personel Temini Hizmeti Alım İşine ait sözleşmelerin 9. maddesinde sözleşme ekleri başlığı altında 9.1. bentte, ihale dökümanının bu sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğu, idareyi ve yükleniciyi bağlayacağı, sözleşme hükümleri ile ihale dökümanını oluşturan belgelerdeki hükümler arasında çelişki veya farklılık olması halinde ihale dökümanlarında yer alan hükümlerin esas alınacağı, 8.2. bentte ise ihale dökümanını oluşturan belgelerin sayıldığı, bu belgelerden biri olan teknik şartnamede, işveren sıfatıyla doğabilecek tüm hukuki sorumlulukların yükleniciye ait olacağına yönelik bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle teklif fiyatının içeresinde işçilere ödenecek kıdem tazminatının bulunmadığı anlaşılmaktadır. (İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 03/11/2022 Tarih, 2019/2008 Esas ve 2022/1304 Karar ve İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesinin 28/03/2024 Tarih, 2020/2264 Esas ve 2024/418 Karar sayılı kararları). Dosya kapsamına göre; dava dışı işçinin işçi alacaklarına ilişkin borç miktarının tarafların çalıştırdığı süre ile sorumlu olmak üzere yarı oranında sorumlu olduğu, açılan davada davalı Sistem şirketi dışında diğer davalılarda dava dışı işçinin çalışması olmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Davanın bir kısım davalılar yönünden KISMEN KABULÜ İLE; 2-189,68 TL'nin ödeme tarihi olan 09.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davanın diğer davalılar yönünden REDDİNE, 4-Alınması gereken 427,60 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.824,21 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.396,61 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın davalı ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 3.189,68 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren Davalı Müflis ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Vekili ve Davalı ... ... Ltd. Şti. vekiline verilmesine, 8-Taraflar arabuluculuk görüşmesine katılmış olmakla Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.360,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranlarına göre hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 100,32 TL'sinin davalı ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'den, 3.259,68 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye Gelir Kaydına, 9-Davacı tarafından yapılan 269,85 TL başvuru harcı, 2.500,00 TL bilirkişi ücreti ve 3.373,75 TL posta gideri olmak üzere toplam 6.143,02 TL yargılama giderinin kabul/red oranlarına göre hükmolan kısım üzerinden hesaplanan 183,43 TL'sinin davalı ... İnş. Turz. San. Tic. Ltd. Şti.'den tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip .... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2015/38873, K. 2018/6205, T. 09.07.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2015-38873-e-2018-6205-k-5acefe79c12c