İlk Derece Mahkemesi · İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/386 E. 2023/913 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/386
Karar No
2023/913
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/386 KARAR NO : 2023/913 DAVA : İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesine Dayalı) DAVA TARİHİ : 22.05.2019 KARAR TARİHİ : 15.11.2023 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı ... Bankası Anonim Şirketi vekili 22.05.2019 harç tarihli dava dilekçesinde; Müvekkili bankanın ... Şubesi ile dava dışı ... ve müşterek borçlu müteselsil kefil davalılardan ... arasında sözleşme kefalet tarihinden evvel ki borçları da kapsayacak şekilde 22.02.2017 tarihli – 500.000 TL bedelli, ... arasında 27.02.2018 tarihli – 150.000 TL bedelli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi akdedildiğini, borçlulara 05.02.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında İzmir 18. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, borçluların itiraz üzerine takibin durduğunu, davalılar ile arabuluculuk görüşmesi yapılarak arabuluculuk tutanağı düzenlendiğini, İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyadaki davalı ... yönünden nakdi alacağın 208.000 TL’lik kısmı ve ihtara rağmen bankaya iade edilmeyen 51 adet çek bedeli olan 95.360 TL gayri nakit alacağı ile davalı ... yönünden nakdi alacağın 78.000 TL’lik kısmı ile ilgili olarak borçluların itirazın ayrı ayrı iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili 27.06.2019 tarihli cevap dilekçesinde; müvekillerinin dava dışı ...’a kefil olduklarını, ...’ın İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E sayılı dosyasından konkordato ilan ettiğini ve 17.10.2018 tarihinde geçici mühlet, 04.01.2019 tarihinde de kesin mühlet aldığını, dava dışı ...’ın, davacı banka ile konkordato projesi kapsamında tüm borçlarını yapılandırmak istemiş olmasına rağmen davacı banka ile bir türlü yapılandırma yapamadığını, Davalı ... yönünden kefalet sözleşmesinin imzalanması aşamasında müvekkillere sadece KGF destekli krediye kefil olacağını söylendiğini, (Kefalet sözleşmesinden sonra kullanılan) müvekkillerin de sadece imza tarihinden sonra kullanılacak kredilere kefil olacağını düşünerek kefalet sözleşmesini farklı tarihlerde imzaladıklarını, davalı ...’ın kendisine imzalatılmak istenen kredi sözleşmesini okuduğunda imza tarihinden önceden kullanılan kredileri de kapsadığı gördüğünde değiştirilmesini istediğini, ancak müvekkillerden ...’ın okumadan tarih ve bedel yazarak imzaladığını, müvekkillerine gönderilen kat ihtarnamesine bu yüzden cevabi ihtarname keşide edildiğini, cevabi ihtarnamede bu hususların davacıya ihtar edildiğini, bundan sonra davacı banka müvekkiller hakkında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı kararından ihtiyati haciz kararı alarak icraya konu ettiklerini, hem icra müdürlüğü’ne konu edilen borca hem de Asliye Ticaret Mahkemesinin vermiş olduğu karara itiraz ettiklerini, müvekkillerden ...’a sadece KGF kredine kefil olacağı bilgisi verilerek kefalet sözleşmesi imzalatıldığını, şayet davacı banka bu durumu açıklayıp müvekkilden rızasını almış olsa idi kanun gereği “işbu sözleşme tahtında vermiş olduğum kefalet, kefalet tarihinden önceki borçları da kapsamaktadır.” İbaresini kendi el yazısı ile alması gerektiğini, bu yüzden de müvekkilin imza tarihinden önceki borçlardan sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığını, kefalet sözleşmeleri kefil olan kişinin karşılığında hiçbir kazanım elde etmediği tamamen kefil olduğu kişinin tüm borçlarından sorumlu olduğu bir sözleşme olduğunu, dava dışı ...’ın tüm borçlarına kefil olduğu konusunda bir icabın olmadığını, bu nedenle davacı bankanın “işbu sözleşme tahtında vermiş olduğum kefalet, kefalet tarihinden önceki borçları da kapsamaktadır.” ibaresi genel işlem şartlarına uymadığından dolayı Borçlar Kanunu m 21 gereği yok hükmünde olduğunu, kefalet sözleşmeleri tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme olduğundan dolayı kanun koyucu kefili korumak için BK 583. maddesinde borçlunun el yazısı ile borçlu olacağı bedeli bilerek imzalamasını amaçladığını, bu nedenle kefalet sözleşmesinin hükümsüz ve geçersiz olduğunu, davacı bankanın, müvekkili ...’a, ...’ın imza tarihinden önce doğan borçlara da kefil olacağını el yazısı ile yazdırması gerektiğini, genel işlem şartlarını gereğince ...’ın tüm borçlarına kefil olacağı müvekkile kalem kalem açıklanması gerektiğini, bu nedenle ...’ın tüm borçlarından ...’ın sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu; ...’ın da ...’a kefil olduğunu, davacı banka tarafından iradesine uygun bir sözleşme hazırlandığı içinde kredi sözleşmesini imzaladığını, davacı bankanın müvekkillere göndermiş olduğu kat ihtarnamesinde; müvekkiller arasında ayrım yapmadan her iki müvekkile aynı borçlardan sorumlu tuttuğunu, müvekkilleri hakkında aynı borç için ihtiyati haciz kararı alındığını ve aynı takibe konu edildiğini, müvekkil ile davacı banka arasında ödeme ve sulh protokolü imzalandığını beyan ederek davacı bankanın uygulamış olduğu faiz ve dosya masraflarından feragat ederek ana para üzerinden anlaştıklarını, müvekkile dava dışı ...’a ait bütün borçlardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ...’ın imza tarihinden sonra doğan borçlara kefil olması nedeniyle sadece borçtan dolayı borçlu olduğunun tespitine, sözleşme imza tarihinden önce doğan borçlar yönünden davanın reddine karar verilmesini; müvekkili ... açısından ise şartlarda anlaşma sağlanmakla davanın konusuz kaldığına karar verilmesini, davalı ...’dan alınan kefalet imzaları davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğinden %20’den aşağı olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 23.07.2019 tarihli replik dilekçesinde; icra takibine dayanak hesap kat ihtarında bir numarada kayıtlı ... numaralı kredi 27.02.2018 tarihinde, 27.02.2018 tarihli ve 150.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında davalı ... kefaleti ile kullandırıldığını, hesap kat ihtarında üç numarada kayıtlı ... numaralı kredi ise 28.02.2017 tarihinde, 22.02.2017 tarihli ve 500.000,00-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını, iş bu sözleşmede Davalı ...'ın kefaleti; kefalet tarihinden önceki borçları da kapsadığını, davalının hesap kat ihtarında yer alan Business kart alacağı, Esnek Ticari Hesap alacağı, nakde dönüşen çek yaprak bedelleri ve gayrinakit çek yaprak bedellerinden doğan gayrinakit riskten de sözleşmede yer alan kefalet limiti uyarınca sorumlu olduğunu, davalılar hakkında açılan icra takibinde ise kefil hakkında, kefil oldukları alacak için sorumluluklarına gidilerek ve alacağın tahsilinin talep edildiğini, davalılar vekili tarafından hesap kat ihtarına cevap verildiğini; ...'ın sadece eşi, ana kredi borçlusu ...'a eş muvafakatnamesi verdiğini ileri sürmesine rağmen, cevap dilekçesinde cevabi ihtarnamede ki beyanın aksine ...'ın sözleşmeyi imzaladığını kabul ettiğini, her iki sözleşmenin de imza tarihinden önce davalılara teslim edildiğini, bu hususun sözleşmelerin ilk sayfalarında yer alan davalı imzaları ile sabit olduğunu, GKS'nin 61. sayfasında kefalete ilişkin iki ayrı imza alanı bulunduğunu, davalı ...'ın 27.02.2018 tarihli GKS de solda ki alanı imzalamış, ... ise ayrıca sağdaki alanı da imzaladığını, kefillerin kendi iradeleriyle sorumluluklarını belirlediklerini, TBK m.583 gereğince kişinin el yazısıyla kefalet ibaresini ve bedeli yazmasını gerektiğini, 46.000 TL KGF kredisine kefil olmadığını, 500.000,00 TL lik miktarla kefil olduğunu, TBK m.583 gereği, davalı ...'ın sorumluluk tutarına kendi el yazısı ile 500.000 TL yazdığından, bu miktarla sorumlu olması gerektiğini, ... ın TBK m.583 gereğince kefalet tarihinden önceki borçlara da kefil olduğunu, aksinin yazılı ve delille ispatlanmasının gerektiğini belirterek davanın kabulünü talep etmiştir. Davalılar vekili 13.09.2019 tarihli düplik dilekçesinde; icra takibine dayanak kat ihtarına karşı cevabi ihtarnamede ... ile ...’ın kefil olunan kredilerin ve kredi bedellerinin farklı olduğunu beyan ettiklerini, ancak bu hususun ihtiyati haciz kararı veren mahkemece göz ardı edildiğini, müvekkili ... ile faizsiz yapılandırma imzalandığını, keşide edilen ihtarname içeriğinin doğru olmadığını, sırf bu ihtarnameden yola çıkılarak müvekkillerin temerrütte düştüğü kanısına varılamayacağını, bankanın kefillerden almış sözleşme öncesi bildirim formunu sunması gerektiğini, ancak böyle bir formun sunulmadığını, müvekkillerden ...'a herhangi bir bildirim yapmadan el yazısı ile kefalet türü, miktarı gibi bildirimleri yapmadığını, kefalet sözleşmesini imzaladığı tarihten önce doğan kredi borçlarından sorumluluğu bulunmadığını, gönderilen kat ihtarnamesi içeriğinin doğru olmadığından müvekkilinin temerrütte düşmediğini, bu yüzden müvekkil ...ın KGF kredisinin ana parasından sorumlu olduğunu beyan etmiştir. Dava; genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı bankanın yapmış olduğu takibe itirazın iptali davasıdır. Tarafların delilleri toplanmış ve değerlendirilmiştir İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası, Genel Kredi Sözleşmeleri, Bilirkişi incelemesi, davalı bankanın kayıtları incelenmiş ve değerlendirilmiştir. İzmir .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası incelendiğinde; Takip alacaklısı ... Bankası AŞ, takip borçlularının ... ve ... 270.177.34 TL asıl alacak, 18.761,10 TL işlemiş gecikme / temerrüt faizi, 938,00 TL %5 BSMV ve 1.147,88 TL noter masrafı olmak üzere toplam 291.024,37 TL nakit ve 95.360,00 TL gayri nakit toplamı olmak üzere toplam 386.384,37 TL üzerinden 05.04.2019 tarihinde ilamsız icra takibine geçtiği, borçlu ...’a ödeme emrinin 06.04.2019 tarihinde, borçlu ...’a ödeme emrinin 08.04.2019 tarihinde tebliğ edildiğini, borçluların 08.04.2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurdukları belirlenmiştir. Taraflar arasında arabuluculuk müzakeresinin 20.05.2019 tarihinde yapıldığı ve arabuluculuk görüşmelerinde banka ile borçlunun anlaşamadığına ilişkin tutanak düzenlendiği belirlenmiştir. Mahkememizce toplanan dosyalarla birlikte davalının defterleri ve kayıtları üzerinde Bilirkişi ...’den alınan 26.12.2019 tarihli raporda; davacı bankanın ... Şubesinin dava dışı ...'na 27.02.2017 tarihli 500.000 TL limitli ve 27.02.2018 tarihli 150.000 TL limitli iki adet GKS sözleşmesi imzaladığı, yine bankanın bu sözleşmeden önce kefillere, Sözleşme Öncesi Bilgi Formlarını verdiği, 22.02.2017 tarihli sözleşmeyi ...’ın 6098 sayılı BK kefalet hükümleri doğrultusunda el yazısı ile kefalet tarihi, kefalet türü, kefalet limiti belirtilmek suretiyle 500.000 TL kefalet limitli olarak müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını ve eş muvafakati alındığını, bu davalının 27.02.2018 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunmadığını, Sözleşme Öncesi Bilgi formu ve 27.02.2018 düzenleme tarihli 150.000.-TL limitli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesini ... 6098 sayılı BK. Kefalet hükümleri doğrultusunda el yazısı ile kefalet tarihi, kefalet türü, kefalet limiti belirtilmek suretiyle 150.000-TL Kefalet limitli olarak müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, bu davalının 27.02.2017 tarihli Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzası bulunmadığını, sözleşmelere istinaden dava dışı asıl borçlu ...’a Ticari Krediler kullandırıldığı, Businness Kredi kartı tahsis edilerek kullanıma açıldığını ve hesabı üzerine çek karnesi verildiğini, kredi ödemelerindeki aksaklıklar üzerine kredi hesapları kat edilerek borçlular ihtarname keşide edildiğini ve tüm davalıların 09.02.2019 tarihinde temerrüde düştüklerini, ihtara rağmen borç ödenmediğinden davalılar aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine başlandığı, davalılar borcun tamamına, faiz ve ferileri ile ... kefaletine itiraz ederek takibi durdurduklarını, davalı ... yönünden yapılan incelemede 22.02.2017 tarihli 500.000,00 TL limitli kredi sözleşmesine kefil olduğu, kefaletin önceki borçları da kapsadığı, buna göre ...'ın Business Kredi Kartı, esnek ticari hesap ve çek bedeli kredilerinden müteselsil kefil sorumluluğunun bulunduğu, asıl alacağa ve faize yapılan itirazlar incelendiğinde; ...'ın Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesindeki kefaletin kefalet tarihinden önceki borçları da kapsadığ dikkate alındığında 194.774,04 TL asıl alacak, 13.225,96 TL işlemiş faiz / BSMV olma üzere toplam 208.000,00 TL nakdi ve 95.360,00 TL gayrinakdi çek depo tutarından sorumlu olduğu, bankanın takip talebinden ayrı olarak ... için 208.000,00 TL talep etmiş olması nedeniyle asıl alacak, işlemiş faiz ve diğer talepler yönünden talebini sınırladığı, diğer davalı olan ... yönünden ise takip tarihi itibariyle 80.186,42 TL alacağının tespit edildiği, bankanın bu alacaktan 78.000,00 TL istediği, ancak ... vekilinin 23.05.2019 tarihli dilekçesi ile 22.05.2019 tarihli Borç Kabul Ödeme Planı Başlıklı anlaşma ile davacı banka ile anlaştıklarını ve itirazından vazgeçtiğini, derdest davanın da konusuz kalacağı anlaşıldığı, bankanın ... yönünden 48.708,78 TL taksitli ticari kredi alacağı için yıllık %46,80, 146.065,26 Business kart ve çek bedeli kredisi ile TMH asıl alacağına 5464 sayılı Kanun 26/3 gereğince yıllık %33 temerrüt faizi ile %5 BSMV isteme yetki bulunduğu belirtilmiştir. Bu rapora karşı davalılar ... ve ... vekili 10.01.2020 tarihli beyan dilekçesinde; ... yönünden müvekkilinin, ...'ın tüm borçlarından sorumlu olacak şekilde beyanda bulunmadığı ve bu kısım yönünden maktu olarak yazılan kısmı kabul etmediklerini, ticari krediden müvekkilinin sorumlu olduğunu, ancak ...'ın diğer borçlarından sorumlu olmadığını belirterek bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Bu rapora karşı davacı vekili 13.01.2020 tarihli beyan ve ıslah dilekçelerinde; müvekkilinin bilirkişi raporunda belirlendiği üzere alacağının 194.774,04 TL asıl alacak, 13.649,11 TL işlemiş faiz, 682,45 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 209.105,60 TL asıl alacak ve 95.360,00 TL gayrinakdi çek depo tutarı olmak üzere banka alacağının bulunduğu, bu alacağa bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 2.253,48 TL arttırmak suretiyle ıslah ettiklerini nakdi alacak yönünden alacaklarını 210.253,48 TL'ye çıkardıklarını gayrinakdi alacağının da bankanın şubesine depo edilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 16.01.2020 tarihli celsedeki beyanında; Davalı ...'ın bilirkişi raporunda belirlenen tüm alacaktan sorumlu olduğunu, alacaklarını 305.613,48 TL'ye ıslah ettiklerini, daha önceden harç yatırdıklarından ıslah harcı yatırmadıklarını beyan etmiştir. Davalılar vekili 16.01.2020 tarihli celsedeki beyanında; TBK m. 583'e göre kefilin asıl borçlunun daha önceki borçlarından sorumlu olmasını gerektirir ibarenin yazılmamış sayılmasını istediklerini belirterek bilirkişi raporunu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Dosyada yapılan inceleme ve değerlendirmelere göre; davacı bankanın, davalı ... ve ...'ın kefil olduğu, asıl borçlu ...'ın bankanın ... Şubesi ile yapmış olduğu 27.02.2017 tarihli 500.000,00 TL bedelli Genel Kredi ve 27.02.2018 tarihli 150.000,00 TL limitli iki adet GKS'den dolayı alacaklı olduğu, borçlulardan ...'ın 27.02.2017 tarihli sözleşmeye kefil olduğu ve eş rızasına ilişkin muvafakatnameyi verdiği, aynı sözleşmede sözleşme öncesi bilgilendirmeye dayanılarak kefalet tarihinden önceki borçları da kapsayacak şekilde 500.000,00 TL üzerinden kefilliği kabul ettiği, 27.02.2018 tarihli sözleşmeye imza atmadığı, diğer borçlu ...'ın 27.02.2018 düzenleme tarihli 150.000,00 TL limitli GKS'ni imzaladığı, bu borçlunun asıl borçlu yönünden önceki borçları kabul etmediği, ...'ın eşinin de borca muvafakat verdiği, bilhare bilirkişi incelemesinde belirlendiği üzere ...'ın sadece ticari krediden dolayı borçlu olmadığı, bunun dışında Business kredi kartı, esnek ticari hesap ve çek kredilerinden doğan banka alacağına da kefil olduğu, dolayısıyla bilirkişinin raporunda belirlediği tüm alacak miktarı olan ve daha sonra 13.01.2020 tarihli dilekçede ıslah edilen 194.774,04 TL asıl alacak, 13.649,11 TL işlemiş faiz ve %5 BSMV olarak 682,45 TL'den sorumlu olduğu, buna göre toplam banka alacağının 209.105,60 TL olarak belirlendiği, yine 95.360,00 TL gayrinakdi çek depo tutarından sorumlu olduğu, buna karşılık ıslah dilekçesinde yer almakla birlikte 1.147,00 TL noter masrafının yargılama gideri içerisinde değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Diğer Borçlu olarak sözleşmede yer alan ...'ın ise banka ile yapmış olduğu 22.05.2019 tarihli protokol kapsamında İzmir ... ATM'nin ... Esas sayılı dosyada itirazın ortadan kalkması nedeniyle davanın konusuz kalacağı ve davacı vekilinin masraf ve vekalet ücreti talep etmeyeceği konusunda anlaşma yaptığı ve bu protokole istinaden 23.05.2019 tarihinde ...'ın itirazından vazgeçtiği, böylece ... yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı vekilinin talebi olmadığından davacı vekili lehine masraf ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği belirlenmiştir. Bu kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM HD’nin ... Esas – ... K sayılı 12.04.2023 tarihli kararı ile yapılan incelemesinde; “Dava, genel kredi sözleşmesine dayalı alacak için müteselsil kefillere karşı yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacı bankanın dava dışı kredi borçlusu ile yapmış olduğu 22.02.2017 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı ...'ın 500.000-TL limit ile müteselsil kefil olduğu, kefil olduğu miktarın, tarihin ve müteselsil kefalete dair ibarelerin kendi el yazısı ile yazılıp imzalanmış olduğu, nitekim davalı vekilince de yargılama boyunca bu konuda bir itiraz olmadığı, davalı vekili her ne kadar müvekkili Fatma'nın sözleşmeye kefil olur iken yalnızca sözleşme tarihinden sonraki kredilere kefil olduğu inancıyla imzaladığını ileri sürmüş ise de, sözleşme metni incelendiğinde; anılan davalının kefalet imzasının hemen yan tarafına: "işbu sözleşme tahtında verdiğim kefalet, kefalet tarihinden önceki borçları da kapsamaktadır" şeklindeki yazıdan ibaret özel bölümü de ayrıca imzalamış olduğunun görüldüğü, bu açık sözleşme içeriğe göre, banka tarafından davalıdan alınan kefaletin TBK 583. ve 589.maddelere uygun olduğu, bilgilendirme formlarının da imzalı olup genel işlem şartı niteliğinde olmadığı, ayrıca önceki kredilere de kefil olunduğu hususunun el yazısı ile yazılması zorunluluğuna dair yasal bir hüküm bulunmadığı, davalı ...'ın kredi borçlusunun önceden kullandığı kredilere dayalı olarak da toplam 500.000-TL limit üzerinden sorumluluğu kabul etmiş olduğu anlaşılmış olmakla, bu husustaki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Yine, istinaf aşamasında ileri sürülen "müteselsil kefil" kısmının kendi el yazısı ile yazılmış olmadığına dair itirazın da, yargılama boyunca ileri sürülmemiş olduğundan HMK 357.madde de gözetilerek kabulü mümkün görülmemiştir. 2-Bununla birlikte, mahkemece bankacı bilirkişiden alınan rapora göre hüküm tesis edildiği görülmüşse de, alınan rapor gayri nakdi alacaklar bakımından kendi içerisinde çelişkili olup hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Davalı müteselsil kefil bakımından genel kredi sözleşmesinin 11/a-xiii maddesince çek depo bedelinin müteselsil kefilden de istenebileceğine dair açık hüküm olduğundan bu talebin davalıya yöneltilmesi de mümkün olmakla birlikte, alınan bilirkişi raporu içeriğinde 50 adet çek yaprağının karşılıksız çıktığı ve 1 adedinin de iade edilmediği belirtildikten sonra, devamında "51 adet çek için 103.530-TL çek sorumluluk tutarı belirlendiği, ancak taleple bağlı kalınmak üzere 95.360-TL olarak kabul edildiği" nin yazıldığı, raporun ilerleyen kısımlarında bu konuda kat tarihinden sonra ödenen çek sorumluluk tutarlarına ilişkin tabloda çek sorumluluk bedellerine ve çek sayılarına göre yapılan saptamalarda çelişkiler olduğunun görüldüğü (örneğin aynı yıl içerisindeki sorumluluk tutarları aynı olduğu halde, 13.02.2019 tarihinde ödenen 5 adet çek için 8.430-TL çek sorumluluk tutarı, 19.02.2019 tarihinde ödenen 5 adet çek için 2.030-TL çek sorumluluk tutarı belirlenmesi gibi..), bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı, bununla birlikte mahkemece yeniden yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda alınacak ek raporda, istinafa yalnızca davalı ...'ın geldiği de gözetilerek, bahse konu çelişki ve hesap yanlışlıkları bakımından karşılıksız çıkan çekler (nakdi alacak) ile iade edilmediği için depo bedeli istenen çeklerin (gayrinakdi alacak), çelişkiye yer bırakılmaksızın tespiti ile hesaplama yapılması ve usuli müktesep hakların gözetilmesi gerekmekle, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle eksik incelemeye dayalı olarak kaldırılması gerekmiştir. 3-Yine, genel kredi sözleşmesine dayalı (likit nitelikteki) alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, %20 icra inkar tazminatı hesabının asıl alacak yerine toplam alacak üzerinden yapılması doğru olmadığı gibi, gayri nakdi alacağın %20 icra inkar tazminatına konu edilmesi de yerinde olmamıştır (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19. HD 2015/1811 E.- 2015/12863 K.). 4-Öte yandan kabule göre de, gayri nakdi kredinin deposu yönünden de -nakdi alacakla birlikte- nisbi harç ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 19.HD 2017/4575 E.- 2018/1823 K). 5-Faiz oranlarına ilişkin istinaf itirazının ise; alınan bilirkişi raporunun bu yön itibariyle hüküm kurmaya elverişli bulunması ve kredilerin niteliklerine göre ayrım yaparak hesaplama yapılmış olması nedeniyle kabulü mümkün görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir.” gerekçesiyle mahkememiz kararı kaldırılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda mahkememizce bozma kararı yönünde inceleme yapılarak bilirkişilerden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi ...’den alınan 02.10.2023 tarihli rapora göre; davalı ... yönünden kaldırma kararında yer alan Gayri nakit çek bedelleri hesaplanmıştır. Kök raporda gayri nakdi krediler yönünden 50 adet çek yaprağının karşılıksız çıkması, 1 adet çek yaprağının iade edilmemesi nedeniyle 5941 sayılı Kanun kapsamında 05.04.2019 tarihinde yasa ile belirlenen 2030 TL den 103.530 TL çek sorumluluk tutarının tespit edildiğini, ancak taleple bağlı kalınarak 95.360 TL talep ettiğinden bu taleple bağlı kalındığını bildirdiğini, ihtarda depoya konu edilen çeklerden 12 adet karşılıksız çıkan çek yaprağına 5941 sayılı Kanun gereğince topla 21.780 TL çek sorumluluk tutarının ödendiği ve takibe konu edildiği, alacağın tespit bölümünde 21.780 TL ye ait hesaplamada 12 adet çek yaprağından dolayı çek kredisi altında tespit yapıldığını, kat sonrası sorumluluk tutarı ödenen 12 adet çek yaprağının 6 adedinin basım yılının 2018, 6 adedinin ise 2019 olması nedeniyle 2018 yılı için beher çek yaprağı sorumluluk tutarının 1.600 TL, 2019 yılı beher çek yaprağı sorumluluk tutarının ise 2030 TL olup, 12 adet çek için ödenen 21.780 TL nin nakdi krediye dönüştüğü, ...’ın müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğu, nakdi krediler yönünden mahkemenin kararındaki tespitlerin doğru olduğunun belirlendiği, gayri nakdi krediler yönünden ise değişiklik yapılmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı belirtilmiştir. Bu rapora karşı davalı vekili 20.10.2023 tarihli beyan dilekçesiyle; bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, 5941 sayılı Çek Kanunu m. 3/9f nın 5 yıl içinde ibraz edilmeyen çeklere ilişkin muhatap bankanın sorumluluğunun sona erdiğinin belirtildiği, Çek Kanunu m. 3/3f ise bu sorumluluğa zaman bakımından sınırlama getirilmesine ilişkin olduğu, bilirkişinin hesaplamayı yanlış yaptığını, geriye kalan 51 adet çek için basım tarihlerinin araştırılmadığı, sadece 12 adet çek için basım tarihinin araştırıldığı, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını belirterek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Toplanan deliller ve yapılan incelemelere göre; Mahkememizce verilen ... Esas – ... K sayılı kararda davacı bankanın davalı ... yönünden itirazından vazgeçmesi ve bu davalı yönünden masraf ve vekâlet ücreti talep edilmediği ve davacı bankanın bu yönden bir istinaf talebi de bulunmadığı gözetilerek usulü kazanılmış haklar dikkate alınarak sadece ... yönünden değerlendirme ve hesaplama yapılmıştır. Buna göre genel kredi sözleşmesine itiraz nedeniyle %20 icra inkâr tazminatı her ne kadar kaldırma kararında gayri nakit alacağın da hesaba dâhil edildiği belirtilmiş ise de mahkememizce verilen ilk karar da gayri nakit alacak dâhil edilmediği gibi yine gayri nakit alacak tazminat hesabına dâhil edilmemiştir. Sadece kaldırma kararında yer aldığı üzere asıl alacak üzerinden hesaplama yapılmıştır. Ayrıca gayri nakit kredinin deposu yönünden de nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmediği, sadece işlemiş akdi ve temerrüt faizi ile BSMV ile asıl alacak üzerinden vekâlet ücretine hükmedildiği değerlendirildiğinde, bu kısım yönünden nispi harç ve vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Gayri nakit alacak yönünden daha öncede harç alınmadığı gibi verilen kararla da bu kısım harç hesabına dâhil edilmemiştir. Ayrıca İzmir BAM .... HD'nin kaldırma kararında yer alan usulü kazanılmış haklar ve davalının istinaf sebeplerinden kabul edilmeyen ve istinaf edilmeyen kısımlar usulü kazanılmış hak olarak dikkate alınmıştır. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Sebeplerle; Davacı bankanın davasının KISMEN KABULÜ ile; 1-) Davacı bankanın, davalı ... yönünden yapmış olduğu İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı takibe borçlu ... vekilinin 22.05.2019 tarihli protokole istinaden 23.05.2019 tarihinde itirazından vazgeçmiş olması ve bu davalı yönünden itiraz kalkmış olup, bu kısım yönünden verilen karar istinaf edilmediğinden konusu kalmayan bu dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-) Davacı bankanın, davalı/ kefil ... aleyhine İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı ilamsız icra takibine itirazın kısmen iptali ile takibin taleple bağlı kalınarak; 194.774,04 TL asıl alacak, 13.649,11 TL işlemiş akdi ve temerrüt faizi, 682,45 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 209.105,60 TL alacak üzerinden takibin devamına, Takip konusu asıl alacak olan 48.708,78 TL taksitli ticari kredi alacağı, kısmına takip tarihinden itibaren yıllık %46,80 oranında ve 146.065,26 TL business kredi kartı, çek bedeli kredisi ve KMH alacağına ise 5464 sayılı Yasanın m. 26.3 hükmü gereğince belirlenen %33 oranında temerrüt faizi ve %5 BSMV uygulanmasına, Alacağa yapılan itiraz haksız olup alacak likit olduğundan takip konusu alacak yönünden %20 icra inkar tazminat tutarı olan 38.954,81 TL’nin bu davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine Ödemelerin, icra giderlerinin, ihtarname giderlerinin (1.147,88 TL noter masrafının) ihtiyati haciz vekâlet ücretinin icra müdürlüğünce nazara alınmasına, Tahsilde tekerrür edilmemesine, 3-) 51 (Bilirkişi tarafından belirlenen çek adedi 51) adet çek depo bedelinin davacı bankanın talebiyle bağlı kalınarak 95.360,00 TL'lik kısmının Bankanın Hisarönü Şubesinde faiz getirmeyen bir hesabına kefil ... tarafından depo edilmesine, 4-) Davalı ... Yönünden davacı vekilinin masraf ve vekâlet ücreti talebi ve %20 icra inkâr tazminatı talebi olmadığından bu davalıdan yargılama gideri ve vekâlet ücreti takdir ve tahsil edilmesine yer olmadığına, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 14.284,00 TL harçtan dava açılışında alınan 3.429,05 TL ve 54,40 TL peşin harç ve icra dosyasına yatan 1.455,12 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 9.345,43 TL harcın Davalı ...'dan tahsili ile hazineye irat kaydına, Davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan başvuru harcı 44,40 TL, peşin harç 3.429,05 TL ve peşin harç 54,40 TL ile yazışma ve tebligat gideri 79,20 TL ve bilirkişi ücreti 500,00 TL olmak üzere toplam 4.107,05 TL'nin kabul ve ret oranına göre 3.896,27 TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, Bozmadan sonra davacı tarafından yargılama gideri olarak yapılan yazışma ve tebligat gideri 151,20 TL ve bilirkişi ücreti 750,00 TL olmak üzere toplam 901,20 TL'nin kabul ve ret oranına göre 666,89 TL'sinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, İzmir BAM .... HD'nin kaldırma kararının hüküm kısmının beş numaralı bendi gereği; davalı ... tarafından yapılan 100,00 TL tebligat - posta giderinin davanın kabul red oranına göre 27,90 TL'nın davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, kalan kısmın ... üzerinde bırakılmasına, Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı ... yönünden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT'nin 13/1. maddesine göre belirlenen 33.365,84 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile vekili yararına davacıya verilmesine, HMK m. 333 gereği gider avansından artanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı ve gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/11/2023 Başkan... e-imzalı Üye ... e-imzalı Üye ... e-imzalı Katip... e-imzalı

Atıf: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/386, K. 2023/913, T. 15.11.2023, www.arakarar.com/karar/izmir-5-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-386-e-2023-913-k-422251c91829