İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/124 E. 2020/371 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2015/124
- Karar No
- 2020/371
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/124 Esas KARAR NO : 2020/371
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/09/2015 KARAR TARİHİ : 17/07/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... tarihinde ... plaka sayılı araç ile seyir halindeyken davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile çarpması sonucunda ağır yaralandığını, davalı ...'ın alkollü olduğunu, davacının kaza sonucunda, ... de, ... Hastanesi'nde, ... Hastanesi'nde, ...'nde tedavi gördüğünü, davacının kemiklerinde kırık oluştuğunu, bir gözün görme kaybı yaşandığını, davalı ...'ın Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .../... E. sayılı dava dosyasında yargılandığını, yargılamanın devam ettiğini, maddi tazminat talepleri içerisinde tedavi giderlerinin talep ettiklerini, gözündeki maluliyete ilişkin olarak tedavisinin devam ettiğini, ...'nde bu konuda tedavilerin devam ettiğini, yine bel fıtığı teşhisi konulduğunu, bu amaçla tedavileri devam ettiğini, hastaneye gidiş dönüşte taksi tutulduğunu, ulaşım gideri olarak ... TL tedavi gideri olarak da ... TL talep ettiklerini, davacının ...'nde ... olarak çalıştığını, maaşın neti ... TL olduğunu, tedavi nedeniyle iş gücü kaybının olduğunu, kemik kırıkları ile ilgili olarak fizik tedavi uygulaması devam ettiğini belirterek ...TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, ... TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile; geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini ... TL (... TL + ... TL) olarak belirli hale getirmiştir. CEVAP : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, sigortalının dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, davacının sürekli sakatlığının Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi’nden alınacak rapor ile ispatlanması gerektiğini, maluliyetten dolayı zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması gerektiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödemelerin mahsubu gerektiğini, geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talepleri, tedavi masrafları ve gelir kaybı talepleri bakımından müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacıların müterafik kusurunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacının sigorta şirkete usulüne uygun bir başvurusu bulunmadığını, bu nedenle sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini ve dava açılmasına sebebiyet vermediğini, sigorta şirketinin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faiz yasal faiz olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya karışan aracın sigortalı olduğunu, zararın da sigorta poliçesi kapsamında olduğunu, öncelikle sigorta şirketine müracaat edilmesi gerektiğini, ceza yargılamasının derdest olduğunu, talep edilen maddi ve manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Davacının sosyo ekonomik durum araştırma yapılmış, davacının hastane kayıtları ile tarafların tutundukları tüm kayıtlar ilgili yerlerden celp olunmuştur. Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesinin ... tarihli raporunda; "otomobil sürücüsü ...’ın % 100 oranında kusurlu, motosiklet sürücüsü ...’ün kusursuz olduğu" belirlenmiştir. Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporunda; "... Oğlu ... doğumlu ...’ün ... tarihinde geçirmiş olduğu motorsiklet kazasına bağlı nazal septum deviasyonu arızası nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak meslek grup numarası bildirilmemekle meslek grup numarası Grup1 kabul olunarak:Gr1 IV (9……….0)A %3 E cetveline göre %3.1 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği" belirtilmiştir. Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporunda; "... oğlu, ... doğumlu ...'ün ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği eczacı kalfası Grup 23 kabul olunarak: Gr23 IV (9.........0) G %8 E cetveline göre: %9.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin ... tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 12. maddesi çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı" belirtilmiştir. Aktüerya Bilirkişisi ...'ın ... tarihli raporunda "... tarihinde trafik kazası sonucu %9,3 oranında sürekli ve 3 ay geçici iş gücü kaybına uğrayan davacı ...'ün; Geçici iş gücü kaybından kaynaklanan ve SGK ödemelerini aşan talep edilebilir maddi zarar ... TL, Sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan talep edilebilir maddi zarar ... TL olarak" belirlenmiştir. Trafik kazası nedeniyle maruz kalınan maddi ve manevi zararın sigorta şirketinin de aralarında bulunduğu davalılardan tahsili istemine ilişkin bulunduğu, uyuşmazlık, her ne kadar haksız eyleme dayalı ise de; davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta hukukundan kaynaklandığı ve davanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin görevine girmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 12/12/2016 tarih 2014/14706E. 2016/11417K. sayılı kararı ). Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre (6098 sayılı TBK m. 56), hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/04/2016 tarih 2016/2010E. 2016/4825 K. Sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 02/03/2017 tarih 2014/19438E. 2017/2199K. sayılı kararında; "...Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. O halde, hükmedilen maddi tazminatta sigorta şirketi dışındaki davalılar yönünden faiz başlangıcının asıl ve ıslah edilen kısım yönünden kaza tarihi olarak; sigorta şirketi yönünden ise asıl ve ıslah edilen kısım yönünden dava tarihi olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de isabetli değildir..."denilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Türk Medeni Kanunun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu bedel, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 09/10/2017 tarih 2016/3622E. 2017/13558K. sayılı kararı). 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 54. maddesi "Bedensel zarar özellikle şunlardır: Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar" şeklindedir. Beden bütünlüğü ihlâl edilen kişi bu ihlâl nedeniyle tamamen veya kısmen çalışamaz duruma gelmişse, bundan doğan zararının tazminini de talep edebilir. Çalışma gücü, kişinin beden ve fikir gücünün gelir getirici şekilde kullanılmasıdır. Uygulamada çalışma gücünün azalması geçici iş göremezlik, çalışma gücünün kaybı ise sürekli iş görmezlik kavramları kullanılmaktadır (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 26/01/2018 tarih ve 2018/60E. 2018/100K. sayılı kararı). "Cismani Zarar Halinde Lazım Gelen Zarar ve Ziyan” başlığı altında düzenlenen 818 sayılı Borçlar Kanununun 46. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel Zarar 54. madde), bedensel zarara uğranılması nedeni ile talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Sözkosu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2015 tarih 2013/18924E. 2015/4895K. sayılı kararı). Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 27/04/2015 tarih 2013/13939E. 2015/4396K. sayılı kararında; "...Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Bu anlamda gerçek zararın belirlenmesi ve giderilmesi önem arzetmektedir. Cismani Zarar Halinde Lazımgelen Zarar ve Ziyan başlıklı 818 sayılı BK 46. maddesinin 2. fıkrası (6098 sayılı TBK m. 75) gereğince gerçek zararın belirlenmesi bakımından karar tarihine en yakın tarihlerdeki ölçütlerin kullanılması gerekmektedir. Buna göre mahkemece hüküm tarihine en yakın tarihte davacının bilinen kazancını ve yine bilinen asgari ücret tutarını belirleyerek bu verilere göre bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmiştir. Trafik kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelir önem arz eden hususlardandır. Zarar miktarı tespit edilirken göz önünde bulundurulacak olan gelir, zarar verici olayın meydana geldiği andaki gelir olmakla birlikte bu gelire zarar görenin ileriki yıllarda elde edeceği terfileri, ücret ve maaş yükselmeleri gibi gelir artışları da eklenmelidir. Davamıza gelince; davacı trafik kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminatı istemi ile dava açmıştır. ... günü saat ... sıralarında sürücü ..., yönetimindeki ... plaka sayılı otomobil ile ... üzerinde ... istikametinden ... istikametine seyrederek olay yerine geldiğinde, ön ilerisinde yolun sağında aynı yöne seyreden sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklete arkadan çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir. Adli Tıp ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli raporunda; "... oğlu, ... doğumlu ...'ün ... tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması nedeniyle, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği ... Grup 23 kabul olunarak: Gr23 IV (9.........0) G %8 E cetveline göre: %9.3 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme süresinin ... tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği, maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği 12. maddesi çerçevesinde başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı" belirtilmiştir. Aktüerya Bilirkişisi ...'ın ... tarihli raporunda "... tarihinde trafik kazası sonucu %9,3 oranında sürekli ve 3 ay geçici iş gücü kaybına uğrayan davacı ...'ün; Geçici iş gücü kaybından kaynaklanan ve SGK ödemelerini aşan talep edilebilir maddi zarar ... TL, Sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan talep edilebilir maddi zarar ... TL olarak" belirlenmiştir. Davaya konu olayda; davalı ... haksız fiil hükümlerine göre ve ayrıca araç işleten sıfatı ile sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden ise ZMM Genel Şartları hükümleri gereğince sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Davacının geçici iş göremezlik döneminden kaynaklanan maddi zararı ... TL, sürekli özür durumundan kaynaklanan maddi zararı ... TL olduğu belirlendiğinden maddi tazminat talebinin kabulü gerekmiştir. Bunun dışında davacının trafik kazasında yaralanmış olması nedeni ile davacının duyduğu elem ve ızdırap gözetilerek, maluliyet oranı, kusur raporu, kusur oranları, tarafların mali ve içtimai durumları da değerlendirilmiş, çekilen elem ve ızdırabı kısmen de olsa gidermek maksadı ile manevi tazminat taleplerinin kısmen kabul kısmen reddine ... TL manevi tazminata karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davacının maddi tazminata ilişkin davasının KABULÜNE, ... TL geçici iş göremezlik tazminatı ile ... TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihi olan ... tarihinden (sigorta şirketi yönünden ise dava tarihi olan ... tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere ) davacıya verilmesine, 2. Davacının manevi tazminata ilişkin davasının kısmen KABUL kısmen REDDİNE, ... TL manevi tazminatın ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 3. a. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat yönünden hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, b. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince manevi tazminat davası yönünden hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalı ...'dan alınarak hazineye gelir kaydına, 4. Davacı tarafından yatırılan ... TL harcın davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ve ... TL ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine. Davacı tarafından yapılan ... TL posta, bilirkişi masrafının davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (davalı sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine, 5. Davalılar yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat istemli davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak (sigorta şirketi yönünden kaza tarihindeki poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davacıya verilmesine, 7. Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat istemli davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 8. Davalı ... kendini vekil ile temsil ettirdiğinden manevi tazminat istemli davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine, 9. Karar kesinleştiğinde davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın yatıran davacı ve davalıya iadesine, Dair; davacı vekili ile davalılar vekilerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/07/2020
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır