İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2014/4029 E. 2017/1249 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2014/4029
- Karar No
- 2017/1249
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/91 Esas KARAR NO : 2024/567 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/02/2022 KARAR TARİHİ : 18/07/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı tarafından düzenlenecek olan 21-25 tarihleri arasındaki ... Fuarına katılmak için davalı borçlu şirket ile 15/05/2019 tarihinde fuar katılım sözleşmesi imzalandığı, Akdedilen sözleşmeye istinaden davacı tarafından fuar katılım bedeli ve stant kiralama bedeli karşılığı 46.915,70 TL ödeme yaptığı, davacının sözleşmede üstlendiği ödemeleri süresinde ve eksiksiz şekilde banka kanalı ile davalı tarafa ödemesine karşılık davalı firmanın fuarı düzenlemeyerek üstlendiği edimi yerine getirmediği, davalı tarafından ödenmiş olan bu bedellerin iade edilmediği haksız kazanç elde edildiği ifade edilerek; davanın kabulü, yapılan 49.915,70 TL tutarındaki ödemenin ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesi talep edilmektedir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin ... Holding bünyesinde yurt içi ve yurt dışında, dünya çapınca çeşitli fuarlar düzenleyen organizatör şirket olduğu, davacı şirket ise tekstil sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğu, davalı şirket ile davacı şirket arasında 21-25 Nisan 2020 tarihleri arasında düzenlenecek ... için"Fuar Katılım Sözleşmesi" akdedildiği, (Ek-1Fuar Katılım Sözleşmesi) COVİD-19 salgını nedeniyle fuarın haklı sebeplerle ileri bir tarihe ertelendiği, yapılan sözleşmede yer alan hükümler gereğince davalı şirketin, fuarı haklı gerekçelerle erteleme hakkına sahip olduğu, yapılan erteleme ile katılımcıların hakları aynen korunacak olması, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirilecek olması nedeniyle fuar katılım bedelinin iade edilemeyeceği hususunun da kararlaştırıldığı, Yargıtay’ın müstakar kararlarının da bu yönde olduğu, davacı yanın huzurdaki davasının haksız, kötü niyetli ve hukuki mesnetten yoksun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin gerektiği, Şöyle ki; davalı şirketin pandemi nedeniyle devlet tarafından alınan kararlar ve yayınlanan genelgeler nedeni ile fuarı ertelemek zorunda kaldığı, belirlenen tarihte yurt dışından misafirlerin pandemi nedeniyle katılamayacak olmaları nedeniyle fuar katılımcıları tarafından ertlenmesinin talep edildiği, 11 Mart 2020 tarihinde ülkemizde görülen Covid-19 vakaları ile birlikte başlayan süreçte sokağa çıkma yasakları nedeniyle ülke genelinde tüm toplantı, gösteri, konser vb. organizasyonların yasaklanmasıyla ... Fuarının da davalı şirket tarafından yapılamadığı, bu sebeple fuarın 20-24 Eylül 2021 tarihine ertelendiği, bu tarihte de ülkemizde ve tüm dünyada pandeminin etkilerinin devam etmesi, Amerika, Avrupa ülkeleri ve diğer bazı ülkelerin Türkiye'yi kırmızı listeye alması yani Türkiye'ye seyahat kısıtlaması getirmesi, yine pandemi kaynaklı seyahat prosedürlerinin zorlaşması, aşı zorunluluğunun getirilmesi, karantina süreçleri, bu dönemde bilet fiyatlarının fahiş oranda artması gibi sebeplerden dolayı yurt dışından gelecek birçok katılımcının fuara katılamayacağını bildirmesi üzerine bu durumun fuar katılacak şirketlere bildirildiği, buna mukabil birçok şirketten, tekstil sektörünün yurt dışına hitap etmesi ve dolayısıyla fuara yurt dışından misafirlerin katılmasının çok önemli olduğu, fuarların yapılış amacın yurt dışından müşteri kazanmak, yurt dışı pazarına açılmak olduğundan yurt dışından misafirlerin gelmemesi halinde fuarın yapılmasının bir anlamı olmayacağı belirtildiği ve bu nedenle fuarın katılımcısı olan şirketler ve sektör temsilcileri tarafından fuarın ertelenmesinin talep edildiği, (Ek-2 Yurt Dışından Gelen Misafirlerin Pandemi Nedeniyle Katılamayacaklarına İlişkin Yazışma Suretleri) Hizmetin ertelenmesinde davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığı, davalı şirketin de söz konusu fuarları yapabilmek için fuar alanını en az 1 yıl önceden kiralanmakta, bunun için reklam ajanslarıyla anlaşmalar yapılmakta, personel alımı gerçekleştirilmekte, ses ve görüntü sistemleri için anlaşmalar yapılmakta, temizlik şirketleriyle anlaşmalar yapılmakta olduğu, bir fuarın organize edilme bedelinin milyon liraları bulduğu, ayrıca Ticaret Bakanlığı, TOBB, Belediye ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlardan prosedür gereği izinler alındığı, söz konusu fuarın Covid-19 kaynaklı nedenlerle yapılamaması davalı şirketi de telafisi oldukça zor zararlara uğrattığı, fuarın sanki keyfe keder nedenlerle yapılmadığını ve bu durumdan davalı şirketin bir menfaati varmış gibi lanse edip davalı şirkete kusur ve kötü niyet hamledilmesinin mümkün olmadığı, bu hususta mahkemenin taraflar arasındaki menfaatler dengesini göz önünde bulundurması gerektiği, ... fuarının milli katılımlı uluslararası bir fuar olduğu, ... fuarının da uluslararası arenada bilinir bir fuar olduğundan birçok yabancı devlet tarafından katılım sağlanan milli katılımlı fuar olduğu, pandemi sürecindeki uluslararası yasak ve kısıtlamalar, ülkeler arası uçuşların yasaklanması, aşılama politikaları, Türkiye'nin kırmızı listeye alınması gibi sebeplerle milli katılımların iptal edildiği, verilen teşviklerin kesildiği, hal böyle olunca uluslararası ölçekli fuarı gerçekleştirmek finansal açıdan yapılmasından bir menfaat olmayacağı, nitekim katılımcı şirketler ve sektör temsilcileri tarafından yabancı misafir ve yatırımcıların katılmayacağı fuarın yapılmasında maddi bir menfaat olmayacağı, yatırım alınamayacağı gerekçesiyle fuarın ertelenmesi talep edildiği, bu bağlamda fuarın ertelendiği, Yargıtay kararlarında, mücbir sebeple ertelenen fuarlardan organizatör şirketin sorumlu tutulamayacağı, bu sebeple sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesinin istenemeyeceğinin ifade edildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2014/4029 E. 2015 /4498 K. ve 11.06.2015 tarihli kararı; "Davacı vekili, müvekkili ile daval şirket arasında 23.01.2012 tarihli fuar katılım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince 06-10 Mayıs 2012 tarihinde ...'de düzenlenecek olan ...2012 ... Fuarında müvekkili şirkete KDV dahil 5.148 Euro mukabilinde 15 m² stand alanı tahsis edileceğinin taahhüt edildiğini, bu sebeple davalıya her biri 1.716 Euro olmak üzere 3 adet toplam 5.148 Euro meblağlı senetler verildiğini, bu senetlerden 28.02.2012 vade tarihli olanın davalıya ödendiğini, ancak diğer iki senedin davalıda kaldığını, müvekkiline gelen bir e-mail ile fuar tarihinin değiştirilerek 03-07 Mayıs 2012 tarihine alındığının bildirildiğini, bu tarihin müvekkili şirket programı ile uyuşmadığını ve bu hususta müvekkilinin onayı olmadığını, davalıya gönderilen ... Noterliği'nin 19.04.2012 tarih ve ... no'lu ihtarnamesi ile sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiklerini ve ödenen ilk senedin bedelinin iadesinin istendiğini, davalının edimini zamanında yerine getirmediğini ileri sürerek, davalıya verilen ve ödemesi yapılan 28.02.2012 tarihli senet bedeli olan 1.716,00 Euro'nun (3.976,65 TL) davalıdan tahsiline, davalı uhdesinde bulunan diğer iki adet senedin iptal edilerek müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki bütün yazışmaların e-posta yoluyla yapıldığını, fuar organizasyon tarihi değişikliğinin davacıya aylar öncesinden e-posta yolu ile bildirildiğini, davacı taleplerinin iyi niyetli olmadığını, fuar tarihini 10.05.2012 tarihinde ... genel seçimlerinin yapılacak olması sebebiyle ana organizatörün değiştirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; fuar organizasyon tarihi değişikliğinin ...’deki genel seçimler sebebiyle yetkili makamlar tarafından yapıldığı ve davalı şirket tarafından davacıya bildirildiği, değişikliğin ...’deki seçimler nedeniyle yetkili makamlar tarafından alınan karar sebebiyle olduğunu, taraflar arasındaki fuar katılım sözleşmesinin 18. Maddesi gereğince, davalının bu değişiklikten sorumlu olmayacağı, talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/623 E. 2017/1249 K. Sayılı kararı;“Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, mahkemece daha önce verilen davanın reddine dair kararın Dairemizce taraflara delillerini sunma hakkı tanınarak, fuarın terör olayı nedeniyle Irak ve Basra yerel yönetimi tarafından ertelendiğine ilişkin dayanak belgenin ibrazı sağlanıp, sözleşmenin 4. Maddesindeki hükmün buna göre değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeyle hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle, bir başka deyişle sözleşmenin 4. Maddesinde düzenlenen davalının sorumlu olmayacağı bir halin gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde araştırma yapılması gerektiğine yönelik olarak bozulduğuna ve Sözleşmenin 3. Maddesinde fuara katılım sözleşmesini imzalayarak katılmayı taahhüt eden müşterinin bu imzadan sonra hiç bir şekilde fuara katılmaktan vazgeçemeyeceğinin, tüm bu yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olduğunun, 4. Maddesinde ise organizatörün söz konusu fuarı açmakla yükümlü olduğunun, ancak elde olmayan haller, doğal afetler, Türk ve fuarın yapılacağı ülke hükumetleri ve diğer makamların alacağı kararlar ve organizatörün iradesi dışında meydana gelebilecek gelişmeler sonucunda fuarın belirtilen tarihte ve belirtilen yerde açılmaması veya açıldıktan sonra kapatılması durumunda organizatörün hiç bir sorumluluk taşımayacağının düzenlenmiş bulunmasına, Dairemiz bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan araştırma sonucunda 4. Maddede belirtilen halin gerçekleşmiş olduğunun, 3. Madde uyarınca davacının fuara katılmaktan vazgeçemeyeceğinin, bu husustaki yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin HUMK 440. Maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.” yine bu kapsamda fuarın ertelenmesi nedeniyle Ticaret Bakanlığı tarafından davalı şirket aleyhine inceleme başlatıldığı, buna ilişkin davalı şirketten bilgi ve belge istenildiği, davalı şirket ise gerekli bilgilendirmeyi yaptığı, inceleme sonunda davalı şirket hakkında herhangi bir müeyyide uygulanmadığı ve davalı şirket lehine sonuç çıktığı, (Ek-3 İncelemeye İlişkin Evrak ve Müvekkil Şirket Tarafından verilen Cevap) Görüldüğü üzere ... fuarının mayıs 2022'ye ertelenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin, fuarın tarihini değiştirme hakkı bulunduğu, fuar tarihinin değiştirilmesi katılımcılara sözleşmeyi fesih ve ödenen bedelin iadesi hakkı vermemediği, davalı şirket ile yapılan "fuar katılım sözleşmesi’nin 2. maddesinde; "fuar katılım sözleşmesini imzalayarak işbu formda belirtilen düzenleyicinin organize ettiği sergi veya fuara katılmayı kabul eden katılımcı, bu imzadan sonra fuara katılmayı reddetse dahi Katılımcının maddi ve manevi yükümlülükleri devam eder. Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, Katılımcının fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, unvanı vb. hususlarda, Düzenleyicinin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder. Bu durum sözleşmenin fesih sebebi değildir. Katılımcının ücret ödeme yükümlülüğü devam eder. Katılımcı, ancak Düzenleyicinin yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahiptir. Düzenleyici, Fuardan 3 gün öncesine kadar, hiçbir sebep göstermeksizin yazılı bildirimde bulunarak sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ve Katılımcıyı fuardan çıkarabilir." hükmü yer aldığı, buna göre, davalı şirketin sektörden gelen talepler, organizasyon gerekleri yahut hiçbir sebep göstermeksizin fuar tarihini değiştirme hakkına sahip olduğu, bu duruma katılımcının itiraz etme hakkı olmadığı gibi, bu durum bir fesih sebebi de olamayacağı, bu sebeple davalı şirketin, Fuar Katılım Sözleşmesini feshetme ve yapmış olduğu ödemeleri talep hakkı bulunmadığı, Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 2015/ 6213 Esas 2016 / 3754 Karar ve 20.06.2016 tarihli kararı; "Taraflar arasındaki sözleşmede fuar katılım formunu imzalayan katılımcının, bu imzadan sonra katılmaktan vazgeçmiş olması durumunda dahi ödeme yükümlülüğünü yerine getirmek zorunda olduğu ve katılımcının fuar katılım koşulları ile ilgili yapacağı değişiklikleri peşinen kabul ettiği, bu durumun fesih sebebi olmadığı ücret ödeme yükümlüğünün devam ettiği, katılımcının ancak düzenleyici olanın yazılı teyidi ile fuardan çekilme hakkına sahip olduğu düzenlendiğine ve yine sözleşme içeriğinde katılımcı sayısı ile ilgili bir taahhüdün yer almadığı dikkate alındığında asıl davada davalı olan katılımcının bu gerekçelerle sözleşmeyi feshetmesinin haklı olmadığı, kararlaştırılan bedelin ödenmesi gerektiği ve ödenen 5.000 TL'nin de geri istenemeyeceği dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir." davacı şirketin katılımcılardan aldığı ücretler ile fuar organizasyonu harcamaları yaptığı, personelini çalıştırdığı, maaşlarını verdiği, istihdam sağladığı, devlete vergilerini ödediği; bütün bu gerçeklik dikkate alındığında verilen hukuka aykırı karar ile davalı şirketin davalı iradesi dışında doğan, bir mücbir sebep olan pandemi süreci nedeni fuarın ertelendiği, taraflar arasından menfaatler dengesi dikkate alınmalı ve ahde vefa ilkesinin göz önünde bulundurulmasının gerektiği, davalı şirket ve grubun yaklaşık 30 yıldır fuar sektörünün öncüsü olarak müşterilerine hizmet verdiği, bu bağlamda şirket bünyesinde 500 ün üzerinde çalışana istihdam imkanı verildiği, şirketin fuar organizasyonları üzerinden para kazanmakta olup, vergilerini verdiği, müşterilerinden tahsil edilen fuar ücretleri ile fuar alanlarını kiralayan kurumlardan kiralamalar yapılmakta yine fuarın yürüyebilmesi için personel alımları yapılmakta olduğu, bütün bu harcamalar yapılmışken pandemi süreci olduğu için harcamaları yapılmış olan organizasyonların ücret iadesinin kabul edilmesinin ne hukuken ne de vicdanen mümkün olmadığı, hali hazırda her ne kadar Covid-19 süreci devam etse de kamu otoritesi tarafından artık yasaklar kaldırılmış olmakla davalı tarafından organizasyonlar yapılmaya başlanmış bulunduğu, bu bağlamda ahde vefa (sözleşmeye bağlılık-pacta sund servanda) ilkesinin göz önünde bulundurulması gerektiği, yapılan erteleme ile katılımcıların hakları aynen korunacağı, aynı şartlarda fuarın gerçekleştirileceğinin bildirildiği, halihazırda diğer fuarlarda bu uygulama yapılmakta, katılımcıları mağduriyete uğratmadan fuarlar pandemi öncesinde olduğu gibi gerçekleştirildiği, bu sayede, katılımcılar ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşme ayakta tutularak fuarlar için büyük harcamalar yapan davalı şirketin de mağduriyetinin önüne geçilmiş olunacağı, bir an için davacının haklı olduğu kabul edilse bile faizin ödeme tarihinden itibaren istenmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın sözleşmeden dönünceye kadar sözleşme ile bağlı olduğundan faizin de sözleşmeden dönme iradesinin ortaya konulduğu tarihten itibaren istenmesinin gerektiği, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığı, sözleşmeden dönülmesi halinde durumun haksız fesih teşkil edeceğinden davacının sözleşmeden dönmesi sebebiyle davalı şirketin uğrayacağı zararın tazmini amacıyla hukuki yollara başvurma hakkını saklı tuttukları, ayrıca her ne kadar davacının 49.915,70 TL talep edilmişse de fuar katılım sözleşmesi incelendiğinde katılım bedeli olarak 46.915,70TL kararlaştırıldığı, davacı tarafın ödemiş olduğu tutardan fazlasının iadesini talep etmesinin mümkün olmadığı ifade edilerek; davanın esastan reddi, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesi talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 02/11/2023 tarihli raporda; Davacının 21-25 Nisan 2020 tarihinde İstanbul’da yapılacak ...-26 Fuar katılım bedeli olarak davalıya 46.915,70 TL ön ödeme yaptığı konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Davalının da bu ödemeyi almadığı konusunda bir iddiası bulunmamaktadır. Davalı ... tarafından 10-14 Eylül 2022 tarihleri arasında başka bir ilde fuar düzenlenmiştir. Her ne kadar heyetimiz tarafından davacının ödediği bedellerin iadesi yönünde kanaat belirtilmiş ve bu yönde hesaplama yapılmışsa da kabulü Sayın Mahkeme’nin takdiridir. Bu çerçevede; dava konusu fuarın ertelenmesinin geçici ifa imkansızlığı olarak nitelendirilebileceği ancak geçici imkansızlık yaratan durumun sürekli ertelemeye yol açması ve o tarihte pandeminin ne kadar süreceğinin belli olmamasının belirsizlik oluşturduğu, bu belirsizliğin imkansızlığın sürekli imkansızlık olarak değerlendirilmesine neden olabileceği ve borcu sona erdirebileceği, sürekli ifa imkansızlığına ilişkin TBK m. 136/f.2 hükmü çerçevesinde davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda fuar katılım bedelini talep edebileceği, sayın Mahkeme’nin takdirinin de davacının ödediği bedellerin iade edilmesi yönünde olması halinde, davacının 08.02.2022 dava tarihi itibarı ile toplam alacağının 63.318,42 TL olduğu, Asıl alacak tutarı olan 46.915,70 TL ya dava tarihinden tahsil tarihine kadar TCMB tarafından açıklanan değişken oranlarda avans faizi ile faiz hesap edilmesi gerektiği, delillerin değerlendirilmesi ve nihai takdiri ile hukuki tavsif 6100 sayılı HMK’nın 266/c.2 hükmü gereği tamamen Sayın Mahkemeye ait olduğu, tarafların icra inkâr ve diğer taleplerinin Sayın Mahkemenin takdiri olduğu belirtilmiştir. Dava; fuar katılım sözleşmesi uyarınca edimin ifa edilmemesinden kaynaklanan ve sözleşme uyarınca yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tazmini talepli tazminat davasıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 136. Maddesinin 2. Fıkrasında; " Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlü olup, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder. Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yükletilmiş olduğu durumlar, bu hükmün dışındadır." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay 13 Hukuk Dairesi 2013/... esas ve 2014/... karar sayılı kararında; "...tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra çok önemli surette, çarpıcı ve öngörülmez bir biçimde adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmişse taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar. Değişen bu koşullar karşısında TMK 2. Maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesi zorunluluğu doğar." Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa-Pacta Sund Servanda ) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Eş söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 138. Maddesinde; "Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.11.2019 ve 2017/13-515 Esas, 2019/1233 Karar sayılı ilamı; "Kurulmuş bir sözleşmede sonradan ortaya çıkan bazı olgular nedeniyle değişiklik yapılabilmesi, bugün çağdaş tüm hukuk sistemlerinde kabul edilen, beklenmeyen hâl (emprevizyon) veya clausula rebus sic stantibus kuramının koşullarının gerçekleşmiş olması hâlinde mümkün görülmektedir. Bu kuramın, borçlunun şartları ne olursa olsun mutlaka akde sadık kalmasını zorunlu gören, bir bakıma artık eskimiş olarak nitelendirilebilecek ahde vefa veya pacta sunt servanda kuramını sınırlamak için konulduğu benimsenmektedir. Beklenmeyen hâl kuramı, şöyle açıklanmaktadır: “Akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli surette değişmişse taraflar akitle bağlı olmamalıdır. Buna “clausula rebus sic stantibus” (beklenmeyen hâl şartı) denmektedir. Bu görüş öğretide “emprevizyon teorisi” adıyla anılmaktadır. Öğretide, sözleşmenin, yapıldığı andaki durumun değişmeyeceği şeklindeki bir zımni kabul ile yapıldığı, aynen uygulanmasının taraflarca bu zımni şarta bağlı tutulduğu varsayılmaktadır (Tekinay, S.S./Akman, S./Burcuoğlu, H./Altop, A.: Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 7.Bası,İstanbul 1993, s.1005). Akitlerin ifasını şartların değişmemesine bağlayan fikir (clasula rebus sic stantibus) gerçeğe tam olarak uygun değilse de, ahde vefa prensibine kesin ve sıkı sıkıya bağlılığında her zaman adil olmadığı görülmektedir. Bugün İsviçre-Türk hukukunda çoğunlukla dayanılan esas, uyuşmazlıklara dürüstlük kuralı uyarınca çözüm bulunmasıdır (Oğuzman, K.: Borçlar Hukuku Dersleri,Cilt 1, 4.Bası, İstanbul 1987, s.123; Serozan, R.: Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme 3.Cilt, İstanbul 1994, s.164; Kaplan, İ.: Hakimin Sözleşmeye Müdahalesi, Ankara 1987, s.112; Burcuoğlu, H.: Hukukta Beklenmeyen Hal ve Uyarlama, İstanbul 1995, s.4; İsviçre Hukuku için Bkz. Eugen Bucher, Schweizer Isch’es Obligationenrecbt Allgemeiner Teil, 2.Bası, Zürich 1988, s.385 vd. Henri Deschenaux, Le Titre Preliminaire Du Code Civil,Fribourg 1969, s.183)." şeklindedir. Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça, 21-25 eylül tarihleri arası düzenlenecek 26.İstanbul Uluslararası Ev Tekstili Fuarı (...) için taraflar arasında düzenlenen fuar katılım sözleşmesine istinaden davalı tarafça Covid-19 salgını- objektif ifa imkansızlığı gerekçe gösterilerek fuarın ertelenmesi nedeniyle davacı tarafça sözleşmenin feshedilmesi ve fuar için yapılan masrafların bedeli olarak ödenen bedelin iadesi için açılan tazminat davasıdır Somut olayda; 21-25 eylül tarihleri arası düzenlenecek ... için taraflar arasında düzenlenen fuar katılım sözleşmesine göre davacının davalıya 46.915,70-TL ön ödeme yaptığı bu hususun davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde anlaşıldığı gibi davacı tarafından dosyaya sunulan 15.05.2019 tarihinde ... Bankasından ödendiği tevsik edilen peşinatla beraber beş adet senedin banka kanalıyla ödendiğine dair makbuzlar sunulmuş ve ödeme yapıldığına davalı tarafın itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu fuarın ertelenmesinin geçici ifa imkansızlığı olarak nitelendirilebileceği ancak geçici imkansızlık yaratan durumun sürekli ertelemeye yol açması ve o tarihte pandeminin ne kadar süreceğinin belli olmamasının belirsizlik oluşturduğu, bu belirsizliğin imkansızlığın sürekli imkansızlık olarak değerlendirilmesine neden olabileceği ve borcu sona erdirebileceği, sürekli ifa imkansızlığına ilişkin TBK m. 136/f.2hükmü çerçevesinde davacının sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda fuar katılım bedelini talep edebileceği, kaldı ki davalının ... tarafından 10-14 Eylül 2022 tarihleri arasında başka bir ilde fuar düzenlediği anlaşılmakla davanın kabulüne davacının davalı şirkete ödediği 46.915,70-TL alacağının dava tarihi olan 08/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile, Davacının davalı şirkete ödenen 46.915,70-TL alacağının dava tarihi olan 08/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 3.204.76-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 801,20-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.403,06-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 17.900,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 801,20-TL Peşin/nisbi Harcı, 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 126,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 5.008,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı taraftan alınarak Hazine adına gelir kaydına, 6-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle ... Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/07/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır