İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2012/10547 E. 2014/1508 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2012/10547
Karar No
2014/1508
Karar Tarihi

T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/964 Esas KARAR NO : 2020/872 BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - VEKİLLERİ : Av. ... - DAVALI : ... TEKSTİL VE KONFEKSİYON SAN TİC LTD ŞTİ - ... VEKİLİ : Av. ... - Uludağ Yolu Çekirge Mah. Goncagül Sk. 22/C Osmangazi/ BURSA DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 07/10/2010 KARAR TARİHİ : 16/12/2020 YAZIM TARİHİ :24/12/2020 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili duruşmada tekrarladığı dava dilekçesinde özetle;davacı ile davalı arasında 29/05/2009 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını,davacının sözleşme ile belirlenen ülkelerde münhasıran davalıyı temsil etme ve davalının ürünlerini satma hakkını elde ettiğini,satışına aracılık ettiği ürünlerden komisyon aldığını,sözleşmede davacının komisyon alacaklarının sipariş edilen malların bedelinin tamamının,alıcılar tarafından davalı hesabına ödenmesinden sonra müvekkilinin davacıya ödeyeceğinin belirlendiğini,söz konusu sözleşmenin bir yıl süreli olarak akdedildiğini, taraflardan birinin sürenin dolmasından altı ay önce yazılı bildirimi ile anlaşmanın feshini ihbar etmemesi halinde sözleşmenin bir yıl daha uzatılmış sayılacağının düzenlendiğini,bu kapsamda davacının sözleşme hükümleri uyarınca yapmış olduğu faaliyetleri neticesinde 112.229,13 EURO komisyon alacağına hak kazandığını,davalının sözleşme ile üstlendiği edimlerini gereği gibi ifa etmemesi, teyid edilen siparişleri sevk etmemesi üzerine davalıya 10/12/2009 tarihinde yazılı bildirimde bulunulduğunu ve komisyon alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini,buna mukabil davalı temsilcisi ... tarafından gönderilen 11/12/2009 tarihli elektronik posta ile davalının davacı ile olan her türlü ilişkisini sona erdirmek istediğini belirterek sözleşmeyi feshettiğini, 30/12/2009 ve 31/12/2009 tarihli yazışmalarda da bu hususun teyit edildiğini ve feshin 11/12/2009 tarihi itibariyle gerçekleşmiş olduğunun belirtildiğini, davacıya yapılacak ödemlerin davalıya ödemelerin tamamının yapılmasından sonra ödeneceğinin ifade edildiğini,komisyon alacaklarının ödenmediğini ve teyit edilen siparişlerin komisyon alacağı doğmaması amacı ile sevk edilmediğini,fesihten sonra da davacı tarafça geliştirilen müşteri portföyünden faydalanıldığından bahisle acentelik sözleşmesinden doğan komisyon alacağının haksız fesih nedeniyle kâr kaybı ve müşteri tazminatının talep edildiğini,ıslah yolu ile dava değerini artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla komisyon alacağının 10.000 EURO tutarındaki bölümü ile kâr tazminatının 5.000 EURO bölümü ve müşteri tazminatının 5.000 EURO kısmının davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 07.01.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile,davasını ıslah ederek 80.943,68 Euro komisyon alacağı,202.358,97 Euro yoksun kalınan kar ve 138.760,44 Euro denkleştirme tazminatı olmak üzere 422.063,09 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte aynen veya fiili ödeme günündeki TCMB Efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili duruşmada tekrarladığı cevap dilekçesinde özetle;davanın konusunun haksız fiile dayanan tazminat davası olduğunu,bu talebin bir yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu,davanın süre dolduktan sonra ikame edildiğini ve zamanaşımına uğradığını,davalı ile davacı arasında mevcut olduğu iddia edilen sözleşmenin müvekkili şirketin tek yetkili imza sahibi olan ...'ın imzasını taşımadığından akdedilmiş sayılamayacağını,davalının acentelik yapma istediğini şirketin elemanı olan ...'ya bildirmiş olduğunu,ancak şirketin temsilcisi olan ...'ın bu tür bir yapılanmaya karşı çıktığını, davacının 29/05/2009 tarihinde hazırlayıp gönderdiği sözleşmenin onayı çerçevesinde ...'ın parafının davacı tarafça istendiğini ve bu talebin uygun bulunmadığını,tarafların bir araya gelerek bir akit yapmadıklarını,belgelerin davalı müvekkili şirketin elemanı tarafından imzalandığını,davacının müşteri olarak algılandığını ve bu şekilde bir ticari ilişki kurulduğunu,davacı taraf ile iletişim zorluğu yaşandığını,Eylül 2009 tarihinde davacı ile davalı arasında siparişlerden kaynaklanan uyumsuzluğun ortaya çıktığını,davacının 40-50 ton civarında ve davalının üretimde kullanmadığı renklerden oluşan ürün siparişinde bulunduğunu ve bu ürünleri devamlı satın alacağını bildirmiş olmasına rağmen yüklü miktarda üretilmiş malı teslim almayarak davalı yanı zarara uğrattığını,davacının Eylül 2009 tarihinden itibaren Gaziantep Merkezli ... Home Tekstil A.Ş isimli firmadan aynı konuda mal satın almaya başlamış olduğunun öğrenildiğini ve davalının uğradığı zararı davacıdan talep etmiş olmasına rağmen davacının iletişimi kestiğini,davacının cari hesabının incelendiğinde satışı yapılan ürünlerin satış bedelinde eksik ödemelerin tespit edildiğini,davacının davalıya haber vermeksizin satış bedelleri üzerinden nakliye ve komisyon bedeli tahsil ettiğini,bu durumda davacıya ihtar edildiğini,buna rağmen aynı şekilde davranışların devam ettiğini,davacının 16.000 EURO'yu aşan miktarda borcu bulunduğunu,acentelik sözleşmesinin 2.sayfasının 7.bendi hükmüne aykırı olarak davalı ile aynı alanda üretim yapan ve rakibi konumunda olan Gaziantep ... Home Tekstil A.Ş ile acentelik ilişkisi dikkate alınarak bu hususlara ilişkin dava hakkının saklı tutulduğunu,sözleşmenin bir yıl için geçerli olmasına rağmen davacının sözleşmeyi askıya alarak davalının çalışanı ile yaptığı yazışmayı sözleşmenin sona erdirilmesine dayanak kıldığını,oysa bu e-postanın davacıya gönderilmesinden iki ay önce davacının sözleşme ihlalini gerçekleştirdiğini,davacının kendisi tarafından yaratılan hukuki sorundan yaralanabilmesinin mümkün olmadığını,davacının davalı şirket ile aynı konuda faaliyet gösteren bir firma ile çalışmaya başlamadan önce sözleşmeyi sona erdirme arzusunda ise dayanak kılınan sözleşme hükümlerine göre davalıya altı ay önce yazılı bildirimde bulunmasının gerektiğini,sözleşmenin süresinden önce sona erdirildiğine ilişkin iddianın ve 272.576,41 EURO tutarındaki yoksun kalınan kârın istenmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,müşteri tazminatı alacağının da davacının kusurlu olması sebebi ile reddinin gerektiğini belirterek,davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER VE GEREKÇE: Dava,hukuki niteliği itibariyle taraflar arasındaki komiyon sözleşmesinin feshi nedeniyle davacınının uğradığı zararlara ilişkin komsiyon, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı istemine ilişkindir. Dava komisyon alacağına ilişkin olup 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan ve dava tarihi itibarıyla bu süre dolmadığından davalının zamanaşımı itirazı yerinde değildir. Mahkememizin 09/05/2012 tarihli oturumunda dinlenen davalı tanığı ... beyanında;davalı şirkette 19 Şubat 2008 tarihinden beri ihracat sorumlusu olarak çalıştığını,davacı Reberto Bey'in 2008 yılında kendileriyle çalışmak istediğini beyan ederek kendisine müracaat ettiğini,ancak bu şekilde çalışmayı düşünmediklerini söyleyerek teklifini reddettiğini,daha sonra 2009 yılı Ocak ayında yapılan fuarda ... Bey'in tekrar kendi şirketlerinde çalışmak istediği yönündeki teklifini iletince,şirket yetkilisi ... Bey'e haber vermeden kendisi ile görüştüğünü,davacının kendilerinden İtalya,Yunanistan ve Avrupa ülkelerinin bir kısmına mallarını kendi ismi altında satmak istediğini söylediğini,ancak bu teklifi sadece İtalya ve Yunanistan için kabul ettiğini,diğer ülkeler için kabul etmediğini,zira diğer Avrupa ülkeleri ile ticaretlerinin olduğunu,davacının bazen kendi işyeri için sipariş verdiğini,bazende müşteri bulup müşterinin talebini ilettiğini,kendileri de davacının bulduğu müşteriye malı gönderip davacıya komisyon ödediklerini,bu şekilde yaklaşık 8 ay kadar çalıştıklarını,ilk başlarda davacının gönderdikleri mala karşılık bankada vadeli teminat bulundurduğunu,ancak daha sonra ekonomik durumun kötüye gitmesi nedeni ile gönderecekleri mallara karşılık teminat verememeye başladığını,ayrıca davacı ile bütün tır veya konteynır dolacak şekilde anlaşmıştıklarını,ancak davacının ilerleyen zamanlarda siparişlerini yarım tır olarak veya yarım konteynır dolacak şekilde verdiğini,bunun da nakliye masraflarını artırdığından kendi maliyetlerinin de arttığını,bu durumdan rahatsızlıklarını ilettiklerini,daha sonra şirket yetkilisi ... Bey'in de bu şekilde çalışmasından haberdar olması üzerine davacı ile görüşüp aradaki ilişkiyi bitirdiğini,zaten en başından ... Bey'in bu şekilde çalışmaya karşı olduğu için kendisine söylememiş olduğunu ve sözleşmede şirket yetkilisi ... Beyin imzasının da olmadığını,ayrıca davacının açık hesap alıp bedelini ödemediği emtialar vardır diye yurtdışına gönderdikleri mallardan bir kısmının bedelinin satın alan firmalardan teslim alıp kendilerine ödemediği için zararlarının olduğunu,yine davacının Türkiye'de hiç kullanılmayacak renklerden oluşan iplik siparişi olduğunu,bu siparişe güvenerek yaklaşık 70 ton iplik ürettiklerini,davacının bu iplikleri kendilerinden almadığı için şirketlerini zarara uğrattıklarını,ayrıca 2009 yılının Kasım ayında davacı ile görüşmeye gittiklerinde siparişlerinde sıkıştığı için Gaziantep ve İstanbul'daki firmalardan kendileriyle sözleşmesi olmasına rağmen mal aldığını öğrendiğini,davacının yaklaşık 25-30 bin EURO tutarında mal bedelini elden tahsil edip kendilerine ödemediğini bildiğini,ayrıca sözleşmenin feshinden önce davacının kendilerine 3 tır iplik siparişi verdiğini,bu sipariş gereği üretimlerini yaptıklarını,bir tırını davacıya gönderdiklerini ancak davacının banka teminatını ayarlayamaması nedeniyle gümrükte bir süre tırlarının beklediğini ve Bu bekleme cezası olarak 7.000 EURO demoraj parası ödediklerini,bu sıkıntılarını gören davacının ayrıca ücret indirimi talebinde bulunduğunu,daha fazla zarar etmemek için 3.000 EURO indirimde bulunduklarını,yine ayrıca kendileriyle olan sözleşmesinin feshinden sonra davacı ile karşılaştıkları bir fuarda davacının özel üretim yolu ile almış olduğu ipliklerin kopyasını bir başka firmaya yaptırdığını ve fuarda sergilemekte olduğunu gördüklerini,ayrıca davacınnz kendi firması için vermiş olduğu malzemelerden de komisyon talep ettiğini,ancak bunu ödemediklerini,yine davacı ile sözleşme yapmadan önce İtalya'da müşterilerinin olduğunu,ancak davacının daha sonra bu müşterilerine verdikleri siparşlerden de komisyon talep ettiğini,sözleşmeden kaynaklanan ticari ilişki devam ederken,davacının Gaziantep'deki ... Şirketi ile İstanbul'daki Banyolin Şirketi ile çalıştığını da öğrendiğini beyan etmiştir. Gaziantep Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimatla 12/07/2012 tarihinde dinlenen tanık İbrahim Vıcıl beyanında;davalı şirkette 2001-2005 yılları arasında ihracat müdürü olarak görev yaptığını,firmanın o tarihlerde davacı ile hiçbir iş ilişkisinin olmadığını,ancak davalı şirketten ayrıldıktan sonra aralarında ticari ilişki olduğunu duyduğunu,davacıyı ismen ve şahsen tanıdığını,tahminine göre davacının İtalya'da komisyoncu olarak faaliyet gösterdiğini,bu nedenle de davalı şirket ile aralarında iş bağlantısı yapılmış olabileceğini,kendisinin 2005 yılından beri davalı ... Ltd.Şti ile hiçbir ilgisinin kalmadığını,bu nedenle de davacı ile davalı şirket arasındaki iş ilişkisinin bilmesinin mümkün olmadığını beyan etmiştir. Dosya,mahallinde yapılan keşifle konusunda uzman Hukukçu ...,SMMM ... ile Teksil Mühendisi ...'a tevdii edilmiş,bilirkişi heyetinden aldırılan 20/02/2013 havale tarihli bilirkişi raporunda;29/05/2009 tarihli sözleşme fotokopisinde davalı şirket yetkilisi ...'ın imzasının bulunduğu dosya kapsamında bu kişinin imzasının kendisine ait olup olmadığı yönünde karşılaştırma yapılabilecek bir belge bulunmadığını, sözleşmenin davalı şirketi temsilen şirket çalışanı ... tarafından imzalandığını, bu kişinin elektronik posta iletilerinde şirketin unvanını kullandığını,davalı şirketin kendi riziko alanında bir hukuki görünüş olgusu meydana getirdiğini,meydana gelen bu olgunun kendisine izafe edilebildiği hallerde,bu olguya dayanarak işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sorumlu olmasının esas olduğunu,adalet, yerindelik ve işlem güvenliği gerekliliklerinin zorunlu kıldığı hallerde hukuki görünüşün korunması gerektiğini, şirket yetkilisinin genel gözetim yükümlülüğünün de dikkate alındığında yetkilinin sözleşme ilişkisini bilmediğinin kabul edilmeyeceğini ve sözleşmenin ifasına başlanmış olduğundan,zımnen icazet vermiş sayılacağını,ayrıca MK'nın 2.maddesi uyarınca şekil eksiliğini meydana getiren tarafında sözleşmenin ifasının gerçekleşmesinden sonra bu eksikliğe dayanarak hak talep edemeyeceğini, TTK'nın 121.maddesi uyarınca sözleşmenin geçerli bir şekilde kurulması için yazılı olarak yapılmasının kafi olduğunu,tescil ve ilanın yerine getirilmemiş olmasının sözleşme ilişkisinin geçerli bir şekilde kurulmuş olması gerçeğini değiştirmeyeceğini,sözleşme hükümlerine ve TTK'nın 20/III hükmüne aykırı olarak davalı tarafça fesih beyanında bulunulduğunu,fiilen sözleşmenin sona erdirildiğini,işbu fesihin haksız nitelikte bulunduğunu,fesih beyanında yer alan sebeplerle davalı tarafın bağlı bulunduğunu,kaldı ki davacı tarafın sözleşmeye aykırı faaliyetlerinin bulunduğu yönünde dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığını,davacı tarafın ücret alacağı miktarının 29/05/2009 tarihli sözleşme metninde düzenlenmediğini, bu konuda ne oranda bir düzenleme yapıldığı konusunda dosya kapsamında belge olmadığını, davacı tarafın sözleşmenin sözleşme hükümlerine göre fesh edilmediğini,kusurlu olduğuna ilişkin dosya kapsmında ispata yönelik belge bulunmadığını,bu halde sözleşmenin 29/05/2010 tarihinde yenilenerek 29/05/2011 tarihine kadar uzayacağının da dikkate alınarak yoksun kalınan kâr miktarının komisyon oranlarının tespitinden sonra fesih tarihi olan 11/12/2009 tarihinden 29/05/2011 tarihi arasında hesaplanması gerektiğini,portföy tazminatına yönelik taleplerin ise davacı tarafın kazandırdığı müşterile ile ticari ilişkilerin devam edip etmediği yönünde bir belirleme yapılmasına müteakip,sonucun olumlu olması halinde miktarın sözleşmenin devam ettiği 7 aylık sürenin devamı sırasındaki komisyon miktarının ortalamasının alınarak belirlenmesi gerektiğini,davalı ... Teksil ve Konfeksiyon Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti'nin inceleme konusu ticari defterlerine göre İtalya firması olan Rugs Company firması ile yapmış olduğu ticari ilişkiye ait cari hesabın incelenmesi sonucunda 31/12/2010 tarihi itibariyle bu firmanın davalı ... Tekstil ve Konf.San. Ve Tic.Ltd.Şti'ye 8.802,03.-TL borçlu bulunduğunu, davalının İtalya firması Rugs Company'ye 237.504,58.-TL tutarında mal sattığının tespit edildiğini,tespit edilen 237.504,58.-TL'lik miktarın komisyona esas satış bedeli olduğunu,ancak komisyon miktarının sözleşme hükümlerinden ve dosya içerisindeki belgelerden belirlenmesinin mümkün olmadığı için,bu konudaki hesaplamanın işbu eksikliğin giderilmesindan sonra yapılabileceğini bildirmişlerdir. Dosya,talimat yolu ile İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş,bilirkişiler hukukçu Dr.... ...,SMMM..... ile Teksil Mühendisi ...'e tevdii edilmiş,bilirkişi heyetindenden aldırılan 18/11/2013 havale tarihli bilirkişi raporunda;taraflar arasında davacı ... ile davalı şirket adına ... tarafından imzalanmış ve şirket müdürü ... tarafından onaylanmış bir sözleşme bulunduğunu, sözleşmede emtia fiyatlarının belirlendiğini,sözleşmede "RM satışları komisyonu olacak bir farkla gerçekleştirecektir" hükmü bulunduğunu,buradan davacının gerçekleştirdiği satış fiyatları ile sözleşme fiyatları arasındaki farkın komisyon olduğunun anlaşıldığını,davalı adına ... tarafından davacıya gönderilen dosyaya sunulmuş emailde Oriam için gönderilen bir kısım ürünlerde %7 komisyon uygulanacağının belirtildiğini,sözleşmenin 29/05/2009 tarihinde imzalandığından ve 13/12/2009 tarihinde feshedilmiş olduğundan komisyon miktarının tespitinde 29/05/2009-13/12/2009 tarihleri arasında gerçekleştirilmiş işlere ait davalıya ait faturalardaki bilgilerin dikkate alındığını,dosyaya sunulan delillere göre davacının sözleşme süresince hak kazandığı komisyon tutarlarının hesaplandığını,bu tutarın 80.943,68 EURO olarak hesaplandığını,dosyaya mübrez 10/02/2013 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda;taraflar arasındaski hukuki ilişkinin niteliğinin sözleşmenin geçerliliği,temsil yetkisi içeren belgenin tescil ve ilan edilmemiş olmasının hukuki sonucu" "sözleşmenin haksız feshi" " yoksun kalınan kâr" "denkleştirme (portföy) tazminatı" konularında değerlendirmelerde bulunulduğunu,bu değerlendirmeler sonucunda taraflar arasındaki sözleşmenin hukuki ilişkinin acentelik sözleşmesinden kaynaklandığını, dava konusu sözleşmenin belirli süreli sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olduğunu,7 aylık bir süre boyunca tarafların sözleşme konusu edimlerini ifa ettikten sonra davalı tarafından sözleşmenin şekle aykırı olduğu iddiasının hakkın kötüye kullanılmasını teşkil edeceğini, temsil yetkisini içeren belgenin tescil ve ilan edilmemiş olmasının sözleşme ilişkisinin geçerli bir şekilde kurulmuş olması gerçeğini değiştirmeyeceğini,davalı yanın sözleşmeyi feshinin haklı fesih olarak kabul edilemeyeceğini,yoksun kalınan kârın sözleşmenin fiilen feshedildiği 11/12/2009 tarihinden 29/05/2011 tarihi arasında hesaplanması gerektiğini,davacının müşterileri ile davalı arasındaki ilişkilerin devam ettirildiğinin kanıtlanabilmesi halinde denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,tazminat miktarının belirlenmesinde ise sözleşmenin devam ettiği süre dikkate alınarak acentelik faaliyetinin devamı sırasında ortalamanın esas alınmasının hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varıldığını,dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmiş olup,anılan raporda denkleştirme tazminatına ilişkin değerlendirmeler dışında kalan değerlendirmeler ile bağlı kalındığını,davacının 29/03/2013 havale tarihli layihasında da açıkça ortaya konduğu üzere,denkleştirme tazminatına hükmedilebilmesi için müşterilerden somut kazanç elde edilmesinin zorunlu olmayıp,kazanç sağlama ihtimalinin bulunmasının yeterli olduğunu,anılan bilirkişi raporunda davacı tarafından bulunan müşterilerle davalının ilişkilerini devam ettirmeye çalıştığının tespit edildiğini,bu durumda davacı lehine denkleştirme tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,davacının sözleşme süresince kazanmış olduğu komisyon miktarının 80.943,68 EURO olarak tespit edildiğini,7 ay süren ilişkide komisyon tutarının 80.943,68 EURO olarak belirlenmekle davacının aylık kâr ortalamasının 11.563,37 EURO olduğunu,davacı yanın sözleşmenin haksız feshi sebebiyle 11/12/2009 tarihinden 29/05/2011 tarihine kadar toplam 17,5 ay için 202.358,97 EURO yoksun kalınan kâr tazminatına hak kazanacağını,davacı yanın bir diğer talebinin de denkleştirme tazminatı talebi olduğunu,davacının bu tazminat talebinin yerinde olduğu sonucuna varılmakla,talep edilebilecek tazminat miktarının taraflar arasındaki sözleşme süresi bir yıl olmakla 11.563,37 x 12=138.760,44 EURO olarak hesaplandığını,sonuç olarak;davacının sözleşme süresince kazanmış olduğu komisyon tutarının 80.943,68 EURO olduğunu,davacının 202.358,97 EURO yoksun kalınan kâr tazminatına,138.760,44 EURO denkleştirme tazminatına hak kazandığını,taleple bağlılık ilkesi gereği davacının toplam 20.000 EURO tutarındaki kısmi talebi ile bağlı kalınması gerektiğini, davacı yanın 20.000 EURO'luk asıl alacağına dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilebileceğini bildirmişlerdir. 1.ve 2.bilirkişi raporları arasında çelişki meydana geldiğinden,bu çelişkinin giderilmesi için dosya yeniden İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmiş,bilirkişiler Yrd.Doç.Dr......,Yrd.Doç.Dr......,Teksil Mühendisi ... ile YMM Kaan A.Azak'a tevdii edilmiş,bilirkişi heyetinden aldırılan 26/03/2014 havale tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında olduğu belirtilen sözleşmede davalı şirketin yetkilisine ait imzanın bulunmdığını,ancak buna istinaden davacı tarafından bulunan müşteriye mal satışının gerçekleştirilmiş olduğunu ve yine sözleşmede imzası bulunan davalı şirket çalışanı olan ...'nun elektronik posta ile davacıyla yapmış olduğu yazışmalar dikkate alındığında sözleşmenin kurulduğunu ve davacının talebinde haklı olduğunu kanısına varılmakla takdirin mahkememize ait olmak üzere davacının talebine göre hesaplama yapıldığını,buna göre talep edilecek tazminat miktarının komisyon alacağından dolayı 80.943,68 Euro,kâr kaybından ötürü 195.577,50 Euro,portföy tazminatından ötürü 138.760,56 Euro olmak üzere toplam 416.281,74 Euro olarak belirlendiğini,bu konudaki davacı talebinin 20.000 Euro olduğunu, hesaplanan tazminatın fazlalığı göz önüne alındığında bedelin ödenmesi durumunda davalının ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı yönünden tenkis yapılacak ise mahkememizin takdirinde olduğunu bildirmişlerdir. Aldırılan 3.bilirkişi heyet raporu,usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime elverişli,1.ve 2.bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderici olması nedeniyle mahkememizce de benimsenerek,bu rapor doğrultusunda ıslah talepli davanın kısmen kabulüne karar verilerek 80.943,68.-Euro komisyon alacağı,196.577,50.-Euro yoksun kalınan kâr, 138.760,44.-Euro denkleştirme tazminatı olmak üzere toplam 416.281.62.-Euro'nundavalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11 HD'nin 09/10/2015 tarih ve 2015/462 -2015/10260 E/K sayılı ilamı ile "... Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle komisyon, yoksun kalınan kar ve portföy tazminatı istemlerine ilişkindir.Sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi halinde kural olarak davacının ifa menfaatine ilişkin kar kaybı zararı isteminde bulunma hakkı mevcut ise de mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taraflar arasındaki sözleşme devam etmiş olsaydı sözleşmenin sona ermesi gereken sürenin tamamı esas alınarak yoksun kalınan kâr hesaplanmıştır. Ancak, bu şekilde yapılan yoksun kalınan kar hesaplanması yerinde görülmemiştir. Davacı, davalı dışında başka bir firmayla benzer nitelikte sözleşme yapabilecektir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da benimdendiği üzere (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.01.2014 tarih 2012/10547 E. 2014/1508 K. sayılı ilamı) uğranılan zararın hesabında fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresi değil, davacının bu haksız fesih sonrasında feshedilen sözleşme konusu iş ile aynı nitelikte bir işi bulması için gereken süre, bir başka anlatımla aynı nitelikteki bir işi hangi sürede bulacağı veya bulması gerektiği konusunda tespit edilecek “makul bir süre” göz önüne alınarak uğranılan kar kaybının hesaplanması gerekmektedir. Somut olayda ise 7 ay yürürlükte kalan sözleşmenin feshiden sonra kalan ve usulüne uygun feshedilmeyerek yenilendiği kabulü ile 17 aylık süre için davacı tarafından ödenmesi gereken komisyona göre hesaplama yapılarak kar kaybı zararı belirlenmiş olup, bu hesap yöntemi açıklanan ilke ve Daire uygulamalarına uygun bulunmamaktadır. Bu itibarla mahkemece, bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının fesihten sonra aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul bir süre tespit ettirilerek, belirlenecek bu süre için uğradığı kar kaybının hesaplanması, eğer davacı tespit edilen süreden önce aynı nitelikte bir iş bulmuşsa bu halde de fesihten söz konusu işi bulduğu tarihe kadar olan süre içinde uğradığı kar kaybı zararının hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde fesihten sonra kalan tüm sözleşme süresine göre yapılan hesap tarzına itibar edilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Ayrıca davacı, portföy tazminatı talebinde bulunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşmede ve sözleşmenin kurulup devam ettiği dönemde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'da buna dair bir hüküm bulunmamakla birlikte öğretide ve Yargıtay uygulamasında taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiği süre ve ilişkinin ileriye dönük menfaat s sağlamayacağı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Yargılama sürecinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde “denkleştirme istemi” başlığı altında bir düzenlenme yapılmıştır. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda anılan hususlardan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi hükmünden bahsedilerek çalışılan dönemin ortalaması bulunup 12 ile çarpılmak suretiyle 138.760,44 TL portföy tazminatı hesaplanmıştır. Portföy tazminatı hesaplanırken sözleşmenin devam ettiği sürenin nazara alınmasında bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte bu rakamın neden 12 ile çarpılarak sonuç rakama ulaşılmadığının sebebi anlaşılamamıştır. Bu itibarla mahkemece, portföy tazminatına hükmedilirken bilirkişilere yaptırılacak inceleme sonucu davacının davalı tarafın müşteri portföyüne kattığı müşterilerle davalının sözleşmenin sona ermesinden sonra da ticari ilişkisini devam ettirip ettirmediği, ettirdi ise hangi firmalarla, hangi süre ve oranda devam ettirdiği tespit ettirilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulup devam ettiği süre, ilişkinin ileriye dönük menfaat sağlayıp sağlamadığı hususları nazara alınmak suretiyle hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmek gerekirken anılan ilkelere uygun düşmeyen hesap tarzına göre belirlenen portföy tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamı sonrasında dosya yeniden esasa kaydı yapılmış, Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda hesaplama yapılarak ek rapor alınmak üzere dosya, İstanbul Nöb.Asl.Tic.Mah.gönderilmiştir. İstanbul 4.Asl.Tic.Mah. 2018/98 Tal. Sayılı dosyasında , 03/12/20218 tarih bilirkişi kurulu raporunda; dava dosyasında yer alan belgeler kapsamında, Y.l1 HD'nin bozma gerekçelerine uygun denetime elverişli rapor düzenlenebilme imkanının olmadığının bildirildiği görülmüştür. Davacı vekili, 03/04/2019 tarihli oturumdaki beyanında; ticari defterlerinin olmadığını, defterlerini ibraz etmeyeceklerini, sözleşmenin haksız fesh edildiğinin Yargıtay'ca söylendiğini, davalının bu aşamadaki beyanları davayı uzatmaya ve ticari sırlara vakıf olmaya yönelik olduğunu belirtmiştir. Davacı tarafın defterlerinin olmadığını beyan etmesi nedeniyle, davalı defterleri eklenmek suretiyle Ankara Nöb.Asl.Tic.Mah.talimat yazılarak tarafların iddia ve savunmaları ve Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda kazanılmış haklara da dikkat edilmek suretiyle, 1 Borçlar Hukuk öğretim görevlisi, (hernekadar hukukçu bilirkişi dinlenemeyecğine dair hüküm var ise de, dosyada bozmada önce aldırılan her 3 raporda da hukukçu bilirkişi olduğu, Yargıtay bozma ilamında da bilirkişi heyetinden rapor aldırılması belirtildiğinden; bir hukukçu,bir SMM, ve tekstil mühendisi bilirkişi marifetiyle rapor aldırılması istenilmiştir. Ankara 7.Asl.Tic.Mah. 2019/130 Tal. Sayılı dosyasında aldırılan 07/10/2019 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; dosya kapsamında ve münhasıran davacı ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, yoksun kalınan kara ilişkin tazminat hesaplanabilmesi için davalının özellikle iddia ettiği üzere, davacının başka firmalarla da ilişki içerisinde olduğu, dolayısıyla kar kaybı olmayabileceği hususundaki iddiasını HMK m. 194 hükmüne göre de somutlaştırma yükü altında olduğu, aksi durumda talep edilen zararın tespit edilebilmesi dosya harici bir araştırma ile olanaklı olmadığı, makul sürenin hesap edilebilmesi konusunda ise takdir ve değerlendirme Sayın Mahkemede olmak üzere, ticaret ve sanayi odalarından ve tekstil ve giyim ihracatçıları birlikleri ve derneklerinden konu ile ilgili bilgi celbedilmesinin yerinde olacağı, denkleştirme tazminatı için ise salt ticari defterler üzerinden inceleme yapılması yeterli olmadığı, söz konusu hesaplamanın yapılabilmesi için taraflar arasındaki sözleşmenin fiili iptal tarihi olan 11.12.2009 ile 29.05.2011 tarihine kadar olan davalı tarafından Ribelle, Emmevi, Rugs, Oriam, Fantasy, Abt Meli, Europlast, Sapie, Vakagianno, New Plastik Market, Valce, Onion, Markotex ve Praktik firmalarına yapılan satışların detaylı olarak tespit edilmesi gerektiği, davalı şirketin satış faturalarının hacimli olduğu düşünüldüğünden bu tespitin yerel mali müşavir bilirkişi marifetiyle yaptırılması ve ek rapora gönderilmesi yerinde olacağı bildirilmiştir. Taraf vekillerince Ticaret ve Sanayi odası ve Tekstil İhraçatları Birliği ve Derneğinin adresleri bildirildiğinde buralara yazı yazılarak özelilkle sözleşmenin 2009-2011 tarihleri arasında yürürlükte olduğu gözetilerek bir acentelik sözleşmesinni feshi halinde acentenin aynı nitelikte bir işi bulabilmesi için gerekli makul sürenin ne kadar olduğu belirlenerek, ayrıca davalıya 11/12/2009 -29/05/2012 tarihleri arasında bilirkişi raporunda belirtilen şirketlere yapılan satışlara ilişkin faturaları ibraz edilmesi sağlanarak , bilirkişi kurulundan ek rapor aldırılmıştır. Ankara 7.Asl.Tic.Mah. 2020/162 Tal sayılı dosyasında aldırılan 07/10/2020 tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda ; dosyaya sunulan 11.10.2019 tarihli rapora itiraz ve dosyaya kazandırılan belgeler üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, yukarıda ayrıntısı ile açıklandığı üzere, yoksun kalınan kar yönünden, yapılan değerlendirmelere göre makul sürenin 5 ay alınması gcrckecegi ve kar kaybının (11.563,37x5)=57 816,85 EURO olarak hesaplanacağı, mahkemenin müzekkerelerine gönderilen cevaplara yöre yapılacak hesaplarda ise, makul sürenin 90 gün alınması halinde kar kaybının (11.563,37x3=) 34 690,11 Euro olarak, makul sürenin 6 ay alınması halinde kar kaybının (11.563,37x6)=69.380,22 EURO olarak hesaplanabileceği, portföy tazminatının da (11.563,37x5)=57.816,85 Euro olarak hesaplanacağı sonucuna varıldığının bildirildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki 29.05.2009 tarihli sözleşmede davalı şirket yetkilisi olarak ...'nun imzası vardır.Hernekadar davalı vekili tarafından bu şahsın davalı şirketi temsil yetkisi olmadığı iddia edilmiş ise de,sözleşmenin yaklaşık 7 ay süreyle yürütülerek ve taraflar bu müddet içerisinde karşılıklı olarak edimlerini yerine getirdikten sonra yine ... tarafından 11.12.2009 tarihli davalı şirkete ait elektronik posta adresinden gönderilen elektronik posta ile sözleşmenin fesih edildiği gözönüne alındığında davalı şirketin ...'nun şirket mallarını satma, sözleşme imzalama konusunda yetkili olduğuna dair görünüş yarattığı,davalının bu savunması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan bu savunmaya itibar edilmeyerek sözleşme kurulmuş sayılmıştır. Dosyadaki kanıt ve belgelere, alınan bilirkişi kurulu raporları ile tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında imzalanan 29/05/2009 tarihli acentelik sözleşmesi gereğince, davacının sözleşme ile belirlenen ülkelerde münhasıran davalıyı temsil etme ve davalının ürünlerini satma hakkını elde ettiği, sözleşmede müvekkilinin satışına aracılık ettiği ürünlerden alacağı komisyonun sipariş edilen malların bedelinin tamamının alıcılar tarafından davalı hesabına ödenmesinden sonra müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin bir yıl süreli akdedildiğini, taraflardan birinin sürenin dolmasından altı ay önce yazılı bildirimi ile anlaşmanın feshini ihbar etmemesi halinde sözleşmenin bir yıl daha uzatılmış sayılacağının düzenlendiğini, davalının sözleşme kapsamında üstlendiği edimlerini gereği gibi ifa etmemesine karşılık davacının satışı yapmaya devam ettiği, sözleşmenin süresinden önce sözleşmede öngörülen bildirim yükümlülüğüne uyulmadan haksız olarak fesih edildiği anlaşılmış olup, haksız fesih nedeniyle usul ve yasaya ve dosya kapsamına uygun olduğu için itibar edilen bilirkişi rapor ve ek raporları doğrultusunda davacının 80.943,68 EURO komisyon alacağı,sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre,ilgili oda ve derneklerden gelen yazı cevabı ve bilirkişi görüşü de gözönüne alınarak davacının yeni bir iş alabilmesi için 5 aylık süreye ihtiyaç olduğundan bu süre dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibar edilerek 57.816,85 EURO yoksun kalınan kar, 57.816,85 EURO porfföy tazminatı olmak üzere toplam 196.577,38 EURO zarara uğradığı, bu zarardan davalının sorumlu tutulması gerektiği sonuç ve kaanatine varıldığından bu miktarlar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı hukuksal gerekçeye ve kurulun takdirine göre; 1-Davacının ıslah talepli davasının kısmen kabulü ile; 80.943,68 EURO komisyon alacağı, 57.816,85 EURO yoksun kalınan kar, 57.816,85 EURO porfföy tazminatı olmak üzere toplam 196.577,38 EURO alacağın 20.000 EURO 'sunun dava tarihinden bakiye 176.577,38 EURO'sun ıslah tarihi olan 07/01/2014 tarihinden işletilecek devlet bankalarının EURO cinsinden bir yıl vadeli mevduata ön gördüğü en yüksek faiziyle birlikte aynen , veya ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ait istemin reddine, 2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli (karar tarihindeki T.C. Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanan) 127.866,01 -TL harçtan peşin alınan 21.099,85-TL ( peşin ve ıslah harcı toplamı) harcının mahsubu ile bakiye 106.766,16 -TL harcın,davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı yararına ölçümlenen 97.510,50-TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Reddedilen kısım yönünden davalı yararına ölçümlenen 99.037,03-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından bozmadan önce yapılan 2.506,05 TL yargılama gideri ile bozmadan sonra yapılan 4.995,90-TL yargılama gideri olmak üzere toplam 7.501,95 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.667,87-TL yargılama gideri ile 21.099,85-TL ( peşin ve ıslah harcı toplamı) harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 5 tebligat gideri 30,00.-TL,3 müzekkere gideri 24,75.-TL,bilirkişi ücreti 4.750,00.-TL,tanıklık ücreti 20,00.-TL,talimat masrafları 156,00.-TL olmak üzere toplam 4.980,75.-TL'nin, kabul ve red edilen miktara göre hesaplanan 2.545,55-TL 'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın,HMK'nın 333.maddesi uyarınca,kararın kesinleşmesinden sonra ve istek halinde taraflara iadesine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/12/2020 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. ¸E-imzalıdır. Bozmadan önce davacı gideri, Bozmadan sonra davacı gideri, 20,50 TL ilk gider, 495,90 TL tebligat ve posta gideri, 87,00 TL tebligat ve posta gideri, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 2.250, 00 TL bilirkişi ücreti, 4.995,90 TL toplam gider, 148,55 TL keşif harcı 2.506,05 TL toplam gider

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2012/10547, K. 2014/1508, T. 11.12.2009, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2012-10547-e-2014-1508-k-32a44e6f6203