İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2009/744 E. 2010/473 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2009/744
- Karar No
- 2010/473
- Karar Tarihi
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Karşı Taraf (Davacı) : … …
İstemin Özeti : Danıştay Beşinci Dairesi'nin 15.10.2008 günlü, E:2006/2831, K:2008/4991 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması davalı idare tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Gülhan Akyüz'ün Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Metin Gürz'ün Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesinin 12.11.2004 günlü, E:2004/660 sayılı yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının davalı idarece uygulanmadığından bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 10.000,00.-TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açılmıştır. Danıştay Beşinci Dairesi 15.10.2008 günlü, E:2006/2831, K:2008/4991 sayılı kararıyla; Gümrük Müfettiş Yardımcısı olarak görev yapan davacının, gümrük müfettişliği yeterlik sınavının yazılı bölümünde başarısız sayılmasına ilişkin 12.2.2001 günlü işlem ile Gümrükler Genel Müdürlüğü emrine memur olarak atanmasına ilişkin 13.2.2001 günlü işlemin iptali ve yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte adı geçene ödenmesine hükmedilmesi yolunda Ankara 7. İdare Mahkemesince verilen 21.11.2001 günlü, E:2001/354, K:2001/1257 sayılı kararın Dairelerinin 29.3.2005 günlü, E:2002/1033, K:2005/1727 sayılı kararı ile onandığı ve davalı idarece yapılan kararın düzeltmesi isteminin Dairelerinin 9.12.2005 günlü, E:2005/4919, K:2005/5853 sayılı kararı ile reddedildiği; davacının 18.11.2002 tarihinde girdiği gümrük müfettişliği yeterlik sınavının sözlü aşamasında başarısız sayılmasına ve müfettişliğe atanmamasına ilişkin işlemlerin iptali ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte adı geçene ödenmesine hükmedilmesi yolunda Ankara 1. İdare Mahkemesince verilen 20.6.2003 günlü, E:2002/1652, K:2003/917 sayılı kararın, Dairelerinin 10.11.2005 günlü, E:2003/4192, K:2005/5071 sayılı kararı ile onandığı ve 27.12.2006 günlü, E:2006/2880, K:2006/6960 sayılı kararı ile de karar düzeltme isteminin reddedildiği; davacının 16.10.2003 tarihinde ikinci kez girdiği gümrük müfettişliği sözlü yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ve anılan göreve atanmamasına ilişkin işlemlerin iptali ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte adı geçene ödenmesine hükmedilmesi yolunda Ankara 10. İdare Mahkemesi'nin 10.6.2004 günlü, E:2003/1885, K:2004/1252 sayılı kararının, "ilgili Yönetmelikte öngörülen yöntemlere uygun olarak yapıldığı sonucuna ulaşılan sınavda, davacının başarısız sayılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle Dairelerinin 19.10.2004 günlü, E:2004/4838, K:2004/3790 sayılı kararı ile bozulduğu, ancak davacı tarafından söz konusu kararın düzeltilmesi istemiyle yapılan başvurunun, Dairelerinin 10.11.2005 günlü, E:2005/1745, K:2005/5072 sayılı kararıyla kabul edildiği ve anılan bozma kararı kaldırılmak suretiyle Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen kararın onandığının anlaşıldığı; bu arada davacının anılan yeterlik sınavında başarısız sayılması üzerine, Gümrük ve Tekel Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği'nin, "yeterlik sınavında başarısız olanların teftiş kurulu ile ilgilerinin kesileceği" yolundaki düzenlemeye ilişkin 25. maddesinin iptali istemiyle açtığı davada, Dairelerinin 12.11.2004 günlü, E:2004/660 sayılı kararıyla söz konusu maddenin önce yürütülmesinin durdurulduğu, 21.11.2006 günlü, E:2004/660, K:2006/5568 sayılı kararı ile de iptal edildiği; davacının ikinci kez girdiği gümrük müfettişliği sözlü yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ve anılan göreve atanmamasına ilişkin işlemlerin iptali yolunda Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen 10.6.2004 günlü, E:2003/1885, K:2004/1252 sayılı kararın bozulmasına ilişkin Dairelerinin 19.10.2004 günlü, E:2004/4838, K:2004/3790 sayılı kararının uygulanması amacıyla adı geçenin 6.6.2005 tarihinde memur kadrosuna atandığı; ilgilinin memur olarak atanmasına ilişkin anılan işlem ile bu işlemin dayanağı olan Gümrük ve Tekel Bakanlığı Teftiş Kurulu Yönetmeliği'nin 21 ve 22. maddelerinin yeterlik sınavı sözlü kısmıyla ilgili bölümlerinin ve 25. maddesinin son cümlesinin iptali ve bu işlemler nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle açtığı davada, Dairelerinin 11.4.2007 günlü, E:2005/3211, K:2007/1721 sayılı kararıyla, ilgili Yönetmeliğin 25. maddesinin Dairelerinin K:2006/5568 sayılı kararı ile iptaline karar verildiğinden, 25. maddenin son cümlesinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verildiği, Yönetmeliğin 21. ve 22. maddelerinin yeterlik sınavı sözlü kısmıyla ilgili bölümleri ile 6.6.2005 günlü atama işleminin iptal edildiğinin görüldüğü; davacının gümrük müfettiş yardımcısı olarak görev yapmakta iken, 16.10.2003 tarihinde ikinci kez girdiği gümrük müfettişliği sözlü yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ve anılan göreve atanmamasına ilişkin işlemin iptali yolunda Ankara 10. İdare Mahkemesince verilen kararın bozulmasına yönelik Dairelerinin K:2005/1745 sayılı kararı ile ilgili Yönetmeliğin yeterlik sınavında başarısız olanların teftiş kurulu ile ilgilerinin kesileceği yolundaki düzenlemeye ilişkin 25. maddesinin yürütülmesinin durdurulması yolunda Dairelerinin E:2004/660 sayılı kararının davalı idareye tebliği sonrası, "söz konusu yürütmenin durdurulması kararı, adı geçenin gümrük müfettişliği sözlü yeterlik sınavında başarısız sayılmasına ve anılan göreve atanmamasına ilişkin işlemlerin tesis edildiği tarihten sonra verilmiş olduğundan" bahisle, davalı idarenin 31.5.2005 günlü, 959 sayılı görüş yazısı üzerine davacının 6.6.2005 günlü onayla memur olarak atandığı; ilgili Yönetmeliğin, sözlü yeterlik sınavında başarısız olanların teftiş kurulu ile ilgilerinin kesileceği yolundaki düzenlemeye ilişkin maddesinin yürütülmesinin durdurulmasına (sonra da iptaline) yönelik Daire kararı uyarınca, davacının yeterlik sınavında başarısız olması nedeniyle memur olarak atanmasına yönelik işlemin dayanağının ortadan kalktığının sabit olduğu; anılan kararın adı geçenin memur olarak atandığı 6.6.2005 tarihinden önce davalı idareye tebliğ edilmesi karşısında, yukarıda bahsi geçen mevcut yargı kararları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, adı geçeni memur olarak atayarak idarenin ağır bir hizmet kusuru işlediğinin açık olduğu gerekçesiyle hukuka aykırı olarak memur olarak atanması nedeniyle davacının duyduğu üzüntünün kısmen de olsa giderilmesi için 10.000.-YTL manevi tazminatın davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacının manevi tazminat isteminin kabulüne karar vermiştir. Davalı idare, anılan kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararların sonuçları" başlıklı 28. maddesinde; esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecbur olduğu ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden itibaren otuz günü geçemeyeceği; kararların gereklerine göre işlem tesis edilmeyen veya eylemde bulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddi ve manevi tazminat davası açılabileceği; mahkeme kararlarının otuz gün içinde kamu görevlilerince kasten yerine getirilmemesi halinde ilgilinin, idare aleyhine dava açabileceği gibi, kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açabileceği düzenlemesine yer verilmiştir. Yargı kararlarının uygulanmaması ya da geç uygulanması nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar üzerine açılacak davaların tabi olacağı süre konusunda 2577 sayılı Yasa'da özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, 2577 sayılı Yasa'nın 28. maddesinde yer alan ve idarenin yargı kararlarının icaplarına göre en geç otuz gün içinde işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu yolundaki hükmün, otuz günlük sürenin geçirilmesi ve ilgililerin bu sürenin geçirilmesi üzerine hemen tekrar yargı yoluna başvurmaması durumunda idareleri kararı uygulama zorunluluğundan kurtarmayacağı açıktır. Bu konuda açılacak davalarda ayrık durumlar dışında genel zamanaşımı süresinin esas alınması ve lehine ilam olan ilgilinin ilamın kendisine tebliğinden itibaren 10 yıl içinde idareye başvurarak ilam gereklerinin yerine getirilmesini isteyebileceği kabul edilmelidir. 10 yıllık süre idareye başvuru süresi olup dava açma süresi değildir. Dolayısıyla başvurmadan sonraki durumu, 2577 sayılı Yasa'nın 10. ve 7. maddeleri kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Buna göre, yargı kararının gereğinin yerine getirilmesi isteminin idarece açık veya kapalı (zımni) olarak reddedilmesi üzerine davanın altmış gün içinde açılması zorunludur. Diğer taraftan, 2577 sayılı Yasa'nın 12. maddesinde, "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır. " hükmüne yer verilmiştir. Bu bağlamda, davacının, yargı kararının uygulanması istemiyle idareye genel zamanaşımı süresi içerisinde 2577 sayılı Yasa'nın 10. maddesi kapsamında başvurduğu anlaşılmaktadır. Ancak adıgeçenin bu konuda yaptığı 14.7.2005 tarihli ilk başvurusuna idarece 28.7.2005 tarihli işlemle yanıt verildiği, fakat yazının tebliğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte ilgilinin 28.7.2005 tarihinde ikinci kez aynı istemle idareye başvurduğu, buna göre birinci başvurusuna verilen ret yanıtını en geç ikinci başvuru tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekeceğinden, bu tarihten itibaren dava açma süresi içerisinde dava açması mümkün olan davacının bu süre geçirildikten çok sonra 10.5.2006 tarihinde açtığı davanın, süreaşımı nedeniyle esastan incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Ayrıca, davalı idare tarafından davacıya verilen her iki cevapta da davacının Danıştay Beşinci Dairesinin 19.10.2004 günlü, E:2004/4838, K:2004/3790 sayılı kararı uyarınca memuriyete atandığı belirtilmiştir. Dolayısıyla cevapların içeriğinden Danıştay Beşinci Dairesinin 12.11.2004 günlü, E:2004/660 sayılı kararının yine Beşinci Dairesinin yukarıda anılan kararı uyarınca uygulanmadığı, bu yönde davalı idarenin iradesinin açıkça ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Dairece davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi suretiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Ayrıca, Daire kararında göndermede bulunulan Danıştay Beşinci Dairesinin 11.4.2007 günlü, E:2005/3211, K:2007/1721 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11.3.2010 günlü, E:2007/2594, K:2010/472 sayılı kararı ile bozulmuştur. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, Danıştay Beşinci Dairesi'nin 15.10.2008 günlü, E:2006/2831, K:2008/4991 sayılı kararının bozulmasina, 11.3.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.