İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2009/2502 E. 2011/91 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2009/2502
Karar No
2011/91
Karar Tarihi

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalı): K.... ve T.... Bakanlığı 2- (Davalı): G.... Belediye Başkanlığı Vekili : Av. ... 3- (Davalılar Yanında Katılan) : … …

Vekili:Av. … …

Karşı Taraf (Davacı) : … … Güzelleştirme Dayanışma ve Yardım Derneği Vekili : Av. … …

İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesinin 27.5.2009 günlü, E:2006/6626, K:2009/6182 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idareler ve yanlarında davaya katılan tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi T..... D......'ın Düşüncesi : Bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığından temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı Ahmet Arslan'ın Düşüncesi : Danıştay dava dairelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Davalı idareler ve davalı idareler yanında davaya katılanın temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerin reddi ile temyiz edilen Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca davalı yanında davaya katılanın duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarelerden Kültür ve Turizm Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; ... İli, ... İlçesi, ... Beldesi, 1611 sayılı parselin günübirlik alan kullanımından ticari alan kullanımına dönüştürülmesi yolunda 1/25.000 ölçekli Güneybatı Antalya Çevre Düzeni Planı, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapılmasına ilişkin 13.4.2006 günlü, 55980 sayılı onay işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesinin 27.5.2009 günlü, E:2006/6626, K:2009/6182 sayılı kararıyla; uyuşmazlığın çözümü için yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekli görülerek E:2006/6626 sayılı ve 20.03.2007 günlü kararla davacıdan iki kez avans keşif avansı istenilmesine karşın yatırılmaması üzerine dosyadaki bilgi ve belgelere göre incelemenin yapıldığı; bu kapsamda, plan değişikliğinin kusurlandırılmasına sebep olan 1611 sayılı parselin, sahil şeridinin ikinci bölümünde, planlardan önce, Günübirlik Alan içerisinde yer aldığı, davalı idarelerden Göynük Belediye Başkanlığı'nın diğer davalı idareye muhatap 15.3.2006 günlü, 816 sayılı yazısında, parselin bulunduğu alanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yapılan düzenlemeler sonucunda, özel koşullu konaklama tesisleri bünyesinde ticaret yapılabilmesinin sağlandığı, parselin mevcut plan kararının yerine getirilebilmesi için kıyı kullanım imkanlarının kullanılmasının zorunlu olduğu, ancak parseli denize bağlayan yaya yolunun plan değişikliği yoluyla kaldırılmış olmasının alanın denize bağlantısını imkansız hale getirdiği, parselin fiziki özellikleri dikkate alındığında ticaret kullanımı dışında bir fonksiyonun verimli olmayacağı, bu nedenle hazırlanan plan değişikliği teklifinin ilgililerin mağduriyetinin giderilmesi amacıyla istenildiği belirtildiğinden davalı Bakanlıkça bu yazı ilgi gösterilerek dava konusu edilen onayla plan değişikliklerinin gerçekleştirildiği, ticaret alanına ayrılan bu yerde H.max:5.50 metre, 1 katlı yapılaşma öngörüldüğünün anlaşıldığı; ancak davalı idareler yanında davaya katılanın 28.05.2008 günlü dilekçesinde, taşınmazın sahil şeridinin ikinci bölümünde kalmadığı, kıyı kenar çizgisine 230 metre mesafede olduğu belirtilmiş olduğundan bu durumun irdelenmesi için Dairenin 2.2.2009 günlü, E:2006/6626 sayılı kararıyla, taşınmazın yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, öngörülen süre içerisinde avansın davalı idare yanında davaya katılan tarafından yatırılmaması üzerine keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılamaması nedeniyle, müdahilin iddialarına itibar edilmeyerek dosyadaki bilgi ve belgelere göre karar verildiği; Kıyı Kanunu ile Uygulama Yönetmeliği hükümlerine aykırı olarak belirtilen sebepler gerekçe gösterilmek suretiyle uyuşmazlık konusu parselin günübirlik alan kullanımından çıkarılarak ticaret kullanımı alanına ayrılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idareler ve yanlarında davaya katılan, taşınmazın sahil şeridi içinde yer almadığını belirterek kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde; sahil şeridi, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olarak tanımlanmış, "Sahil Şeridinde Yapılabilecek Yapılar" başlıklı 8. maddesinde; uygulama imar planı bulunmayan alanlardaki sahil şeritlerinde, Yasanın 4. maddesinde belirtilen mesafeler içinde hiç bir yapı ve tesis yapılamayacağı, uygulama imar planı bulunan yerlerde duvar, çit, parmaklık, tel örgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamayacağı, moloz, toprak cüruf, çöp gibi kirletici ve çevreyi bozucu etkisi olan atık ve artıkların dökülemeyeceği, kazı yapılamayacağı, ancak bu alanlarda uygulama imar planı kararlarıyla altı ve yedinci maddede belirtilen yapı ve tesislerle birlikte toplum yararına açık olmak şartıyla konaklama hariç günübirlik yapı ve tesislerin yapılabileceği kuralı yer almış, 6. maddesinde, kıyının korunması, yapı yasağı ve kıyıda yapılacak yapılara, 7. maddesinde de, doldurma ve kurutma yoluyla arazi ve bu araziler üzerinde yapılabilecek yapılara ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesinde; sahil şeridinin deniz, tabi ve suni göllerin kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan olduğu, iki bölümden oluşan bu alanın kullanım amacı ve doğal eşiklere göre belirleneceği, sahil şeridinin birinci bölümünün, sahil şeridinin tümü ile sadece açık alanlar olarak düzenlenen yeşil alan, çocuk bahçesi, gezinti alanları, dinlenme ve bu Yönetmelikte tanımlanan rekreaktif alanlardan ve yaya yollarından oluşan, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen bölüm olduğu, sahil şeridinin ikinci bölümünün, sahil şeridinin birinci bölümünden sonra karar yönünde yatay olarak en az 50 metre genişliğinde olmak üzere belirlenen ve üzerinde sadece Kıyı Kanununun 8. maddesinde ve bu Yönetmelikte tanımlanan toplumun yararlanmasına açık günübirlik turizm yapı ve tesisleri, taşıt yolları, açık otoparklar ve arıtma tesislerinin yer aldığı bölüm olarak tanımlanmış, "Toplumun Yararlanmasına Açık Yapı"nın, mevzuata göre tespit ya da tasdik edilmiş kural ve ücret tarifelerine uygun biçimde, getirdikleri kullanımdan belirli kişi ya da topluluklara ayrıcalıklı kullanım hakkı tanımaksızın yararlanmak isteyen herkese eşit ve serbest olarak açık bulundurulan ve konut dokunulmazlığı olmayan yapı, "Günübirlik Turizm Tesisleri"nin ise, kamping ve konaklama ünitelerini içermeyen, sadece günübirlik zorunlu ihtiyaçları karşılamaya yönelik duş, gölgelik, soyunma kabini, wc, kafe, bar, pastane, lokanta, çayhane, açık spor alanları, açık gösteri ve eğlence alanları, yüzme havuzu, özellik taşıyan el sanatları ürünlerinin 20 m² ²'yi geçmeyen sergi ve satış ünitelerini içeren yapı ve tesisler olduğu belirtilmiştir. İmar planı, insan, toplum, çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek amacıyla hazırlanır. Günümüzde plansız ve aşırı hızlı kentleşme olgusu sağlıklı kentleşmenin önündeki en ciddi engeldir. Kentsel gelişmenin yönlendirilmesinde en temel araçlardan biri olan imar planlaması ile kentsel gelişmenin yakın gelecekteki temel fiziksel özelliklerini oluşturan "yönü, şekli ve büyüklüğü" ile ilgili belirlemeler yapılmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda bilirkişi, keşif, delillerin tespiti hallerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak,davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı hükme bağlanmıştır. 4.2.2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 450. maddesi ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kalkmış ise de; 6100 sayılı Yasanın 452. maddesinde Yasanın 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe gireceği belirtildiğinden, uyuşmazlığın çözümünde 1086 sayılı Yasanın ilgili kurallarına göre karar verilmesi gerekmektedir. 2577 sayılı Yasanın anılan hükmü ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275. maddesinde, mahkemenin, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişinin dinlenemeyeceği kuralı yer almıştır. 1086 sayılı Yasanın 415. maddesinde ise "Re'sen icrası emrolunan muamelenin istilzam ettiği masrafı iki taraftan birinin veya her ikisinin tediye etmesine karar verilir ve bunun için takdir olunacak meblağ mahkeme kalemine tevdi olunur. Tayin olunan müddet içinde işbu muameleye ait masraf tediye olunamaz ise ileride icap edenlerden istifa olunmak şartıyla Devlet hazinesinden tediye olunmasına karar verilir" hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; Göynük Belediye Başkanlığının, Kültür ve Turizm Bakanlığına hitaben yazdığı 15.3.2006 günlü yazısında, taşınmazın bulunduğu alanın uygulama imar planında günübirlik alanda kaldığı, Bakanlığın yaptığı düzenlemeler sonucunda, özel koşullu konaklama tesisleri bünyesinde ticaret yapılabilmesinin sağlandığı, parselin mevcut plan kararı gereğinin yerine getirilebilmesi için kıyı kullanım imkanlarının zorunlu olduğu, parseli denize bağlayan yaya yolunun plan değişikliği yoluyla kaldırılmış olmasının deniz bağlantısını imkansız hale getirdiği, parselin fiziki özellikleri de dikkate alınarak 1/1000 ölçekli plan değişikliği teklifinin getirilmesi sonucu tesis edilen işleme karşı, kamu yararına aykırılık ve planlama ilkelerine uymadığı iddiasıyla bakılmakta olan davanın açıldığı; Dairece keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere karar alındığı ve davacıdan iki defa keşif avansı istenilmesine rağmen yatırılmaması üzerine dosyadaki bilgi ve belgelere dayalı olarak yürütmenin durdurulması isteminin kabul edilmesi sonrasında; davalı idareler yanında davaya katılan tarafından taşınmazın sahil şeridinin ikinci bölümünde kalmadığı, kıyı kenar çizgisine 230 metre mesafede olduğu yolunda Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen tespit kararının ibrazı sonrasında Dairesince yeniden taşınmazın bulunduğu mahalde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması kararı alındığı ve bu sefer gerekli avansın davaya katılandan talep edildiği, ancak yine bedelin yatırılmaması sonrasında temyize konu kararın verildiği, davalı idarelerden Kültür ve Turizm Bakanlığının temyizde sunduğu belgelerde taşınmazın kıyı kenar çizgisinden 230 metre uzakta olduğu ve planlama ilkelerine uygun olarak dava konusu işlemlerin tesis edildiği belirtilerek anılan kararın bozulmasını istediği, davaya katılanın 13.10.2010 günlü dilekçesinde de keşif ve bilirkişi incelemesi için giderlerin kendisi tarafından karşılanmasını kabul ettiği anlaşılmaktadır. Dava konusu plan değişikliklerinin gerek mesafe gerekse esas yönlerinden Kıyı Yasası ve Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği ile planlama ilkelerine uygun olarak tesis edilip edilmediğinin tespiti için mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması zorunlu bulunduğundan; öncelikle anılan ek dilekçe üzerine davaya katılan tarafından karşılanmak üzere keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması, bunun mümkün olmaması halinde ise 1086 sayılı Yasanın 415. maddesi uyarınca keşif avansının yargılama sonucu haksız çıkan taraftan alınmak şartıyla davalı idarelerden, idarelerin yatırmaması halinde de Hazineden istenilerek mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlere, davalı idarelerin ve yanlarında davaya katılanın temyiz istemlerinin kabulüne, Danıştay Altıncı Dairesinin 27.5.2009 günlü, E:2006/6626, K:2009/6182 sayılı kararının bozulmasına, 24.2.2011 günüde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY … İli, … … İlçesi, … … Beldesi, 1611 sayılı parselin günübirlik alan kullanımından ticari alan kullanımına dönüştürülmesi yolundaki dava konusu plan değişikliklerinin davalı idarece planlama ilkelerine uygun olarak yapılmadığı dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden anlaşıldığından, davalı idarelerin ve yanlarında davaya katılanın temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2009/2502, K. 2011/91, T. 13.10.2010, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2009-2502-e-2011-91-k-c55ef7c426fd