İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2001/1
- Karar No
- 2003/1
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/781 Esas - 2024/1 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/781 Esas KARAR NO : 2024/1 DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/11/2020 KARAR TARİHİ : 09/01/2024 GEREKÇE YAZIM TARİHİ : 16/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan İstirdat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine ... İcra Dairesinin 2019/1098 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, müvekkilin ödeme emrine itiraz süresini kaçırması nedeniyle takibin kesinleştiğini, takibin kesinleşmesi sonrasında menkul ve gayrimenkul varlıklarına icra takibi yapılacağından endişelenen müvekkilinin, davalıya borcu olmamasına rağmen icra baskısı altında takip konusu alacağa ilişkin olarak 135.280,73 TL ödemeyi icra dosyasına yaptığını, Müvekkili şirketin davalıya böyle bir borcunun bulunmadığını, davalının 30.06.2019 tarihli 72.385,03 TL tutarındaki faturayı gönderdiğini, müvekkili şirketin faturaya konu hizmetleri hiçbir şekilde talep etmediğini, faturaların davalı tarafından tamamen keyfi bir şekilde irsaliye numarası dahi olmadan düzenlendiğini, müvekkili şirketin davalı ile fatura kesilmesini gerektirecek bir hizmet alımı talebinin olmadığını, bahsedilen faturanın müvekkili şirkete gönderilmesi üzerine müvekkili tarafından davalıya iade faturası gönderildiğini, bunun üzerine davalının müvekkil şirkete haksız olarak iade faturası düzenlediğini, davalı tarafından düzenlenen faturalarda teslim tarihi ve irsaliye numarasının bulunmadığını, davalının faturada belirtilen malları davacı müvekkil şirkete teslim etmediğini, beyanla icra dosyasına ödenen 135.280,73 TL'nin iadesine ve ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki istirdat davasının her türlü hukuki dayanaktan ve maddi mesnetten yoksun, haksız, usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili tarafından sunulan mal ve hizmet bedellerinden bakiye kalan borcun ödenmemiş olması nedeniyle davacı aleyhine icra takibine başlandığını, taraflar arasında cari ilişki oluşturulduğunu, cari ilişkide müvekkili tarafından çeşitli tarihlerde yapılan mal ve hizmet satışları nedeniyle satış faturaları tanzim edildiğini, bunun üzerine davacı tarafından da bir kısım ödemeler yapıldığını, akdi ilişkinin davacının kabulünde olduğunu, faturalarda irsaliye bulunmaması faturaları geçersiz kılmadığını, satımların aylık olarak ilişkin olduğu ayın sonu itibariyle toplu şekilde faturaya bağlandığını, iade faturasına temel teşkil eden 30/11/2018 tarih ve ERN201800000600 numaralalı kdv dahil 72.385,03 TL'lik e-fatura içeriğinin de davacı bakımından kesinleştiğini, hizmet teslim olgusunun faturalara itiraz edilmeyip bir kısım ödemeler ile davacının kabulünde olduğunu, beyanla davanın reddine davacı aleyhine icra ve inkar tazminatı ve HMK'nın 329. Maddesi disiplin hükümlerinin uygulanmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER -Takip Dosyası; ... İcra Dairesi'nin 2019/1098 esas sayılı takip dosyası temin edilmiş incelenmesinde; takip alacaklısının davalı, takip borçlusunun davacı olduğu, takibin 99.612,65 TL asıl alacak, 12.640,29 faiz alacağı olmakla 112.252,94 TL toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile (ilamsız) takip başlatıldığı görülmüştür. -Ticari defter ve kayıtlar; bilirkişi marifetyile incelenmiştir -Ba/Bs formları celp edilip incelenmiştir. -Bilirkişi Raporu; Mali müşavir bilirkişiden taraf defter, kayıtları üzerinde ve tüm dosya kapsamınca kök ve ek raporlar alınmıştır. 01/08/2022 tarihli bilirkişi kök raporunda özetle; Davacı tarafın muhasebe kayıtlarında; 2018 yılında 161.081,01 TL. lık alış kaydına karşılık 16.832,40 TL.lık iade faturası ile 144.348,79 TL. ödeme yapıldığı ve 2018 yılı bakiyesinin sıfır olduğu, 2019 yılında 72.385,03 TL.lık 2018 yılına ait faturanın 01.04.2019 tarihinde kayıtlara alınarak, 30.06.2019 tarihinde iade edildiği, 30.06.2019 tarihinde davalı tarafından yeniden itiraz edilerek düzenlenen iade faturasının 01.09.2019 tarihinde iade işleminin yapıldığı, davalı tarafın muhasebe kayıtlarında yer alan toplamı 27.227,62 TL.olan 6 adet e-faturanın davacı taraf kayıtlarında yer almadığı, söz konusu faturaların Gelir İdaresi Başkanlığı sistemi üzerinden e-fatura olarak düzenlendiği dikkate alındığında gerek iptal ve gerekse itiraz ile ilgili herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, Davalı Mehmet Evren Eren'in muhasebe kayıtlarında Turkısh Petroleum Intematıonal Company Limited-Türkiye ... Şubesi'nin; 2018-2019 yıllarında 260.693,66 TL.lık borç kaydına karşılık - 161.081,01 TL. lık alacak kaydı ile 30.06.2019 tarihli hesap bakiyesinin 99.614,65 TL olduğu ve 02.12.2019 tarihinde icra marifeti ile gelen havale ile hesap bakiyesinin sıfırlandığı, Davalı tarafından 30.11.2018 tarihinde düzenlenen mal ve hizmet satışına konu ERN2018000000600 nolu toplam 72.385,03 TL. tutarındaki e-faturanın 30.06.2019 tarihinde Turkısh Petroleum İnternatıonal Company Limited tarafından TPC2019000000190 nolu fatura ile çeşitli giderler açıklaması ile iade edildiği, söz konusu iade faturasına davalı tarafça itiraz edilerek iade faturası düzenlendiği ve davacı tarafça da 01.09.2019 tarihinde iade faturası düzenlendiği, davacının faturalara TTK'nın m.21f.2 hükmü kapsamında süresi içerisinde itiraz etmediği, mal ve hizmet alımına ilişkin uygulamanın önceki aylardaki düzenlenen faturalarla aynı olduğu, davalı tarafça satışı yapılan mal ve hizmetlere ilişkin teslim ve tesellüme ilişkin sevk irsaliyesi düzenlenmediği, düzenlenen bazı e-faturalara “İrsaliye yerine geçer" ibaresi olduğu, faturaların tamamına Fatura 8 gün içinde itiraz edilmezse kabul edilmiş sayılır." İbaresinin kaydedildiği, yukarıda kaydedildiği üzere davalı tarafın davacı taraftan 30.06.2019 tarihi itibariyle cari hesaptan alacağının 99.612,65 TL olduğu (27.227,62 TL+72.385,03 TL) ve 02.12.2019 tarihinde icra marifeti ile tahsil edildiği..." tespit ve kanaati bildirilmiştir. Ba/bs formlarının celbi ve tarafların beyanları üzerine alınan 16/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporda özetle; kök rapordaki tespit ve görüşler yinelenmiştir. Yine işleme alınmayan faturalar ve ödeme tarihi nazara alınarak alternatif hesaplama yapılması hususunda alınan; 13/04/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Mahkemenin talimatı kapsamında “İşleme alınmayan 6 adet fatura düşülerek” hesap bakiyesine ihtar tarihinden ödeme tarihi itibariyle 74.351,86 TL-lık faizli asıl alacağı oluştuğu, 10.215,02 TL. Tahsil harcı, 11.730,24 TL. vekalet ücreti ve 198,30 TL masraf miktarı ilavesi ile toplam 96.495,42 TL alacağın..." hesaplandığı görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; taraflar arasındaki satış sözleşmesine dair cari ilişki kapsamında tanzim edilen faturalara dayalı başlatılan takipte ödenen bedelin istirdadına ilişkindir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılan ilkeler ışığında somut olay ele alındığında; davacı tarafından dava dilekçesindeki ileri sürüşe göre 30/06/2019 tarih ve ERN2019000000219 numaralı 72.385,03 TL bedelli faturaya konu malın teslim alınmadığı ileri sürülerek, istirdat isteminde bulunulmuş olup, başkaca faturalar bakımından bu yönde bir maddi vakıa ileri sürülmemiştir. Dava dilekçesinde değinilen fatura iade faturası niteliğinde olmakla birlikte bu iade faturasına temel olan faturanın 30/11/2018 tarihli ERN201800000600 numararlı ve 72.385,03 TL bedelli fatura olduğu ve taraflar arasındaki ihtilafın da esasen bu faturadan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Toplanılan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı tarafından, temel ihtilafa konu 30/11/2018 tarihli 72.385,03 TL bedelli faturaya veya diğer takip konusu faturalara itiraz edilmediği, iade faturasının ise 30/06/2019 tarihinde düzenlendiği görülmüştür. Teslim olgusunun ispat yükü (takip/fatura alacaklısı konumunda olan) davalı taraf üzerinde ise de; taraflar arasında ihtilafa uğramayan faturalara ve alım/satımlara ilişkin olarak da aralarında ayrıca irsaliye veya teslim fişi düzenlenmediği, dolayısıyla aralarındaki ticari ilişkinin bu şekilde süre geldiği, esasen aralarındaki ticari ilişkinin kayıtlar ile ihtilaflı olmamasına göre, tacir olan taraflar bakımından davacı tarafından takip konusu faturalara itiraz edilmemesinin davalı lehine karine oluşturduğu değerlendirilmiştir. Her ne kadar faturaya 8 (sekiz) gün içerisinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığına ispata yeterli değil ise de, ba/bs formları ve defter kayıtlarına göre akdi ilişkinin sabit görülmesine ve HMK 222 uyarınca taraf defterlerinin birbirini doğruladığı hususların kesin delil niteliğine olmasına göre, davacı tarafından davalı lehine olan karinenin çürütülemediği ve aralarındaki süregelen ticari ilişki kapsamında davacının fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı bu doğrultuda davalının alacağının varlığını ispatladığı hususunun kabulü gerektiği kanaat edilmiştir. (bkz. Y. 19. HD. 2018/1358E., 2020/878 K., 08/06/2020 T; Y. 23 HD. 2015/1418 E., 2015/8313 K., 21/12/2015 T.) Yapılan açıklamalar kapsamında davacının istirdat istemi yerinde görülmediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 2.310,50-TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.882,90- TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 21.644,92-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/01/2024