İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1999/56 E. 1999/803 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1999/56
- Karar No
- 1999/803
- Karar Tarihi
İstemin Özeti : Samsun idare Mahkemesince verilen ve mahkemenin dava konusu işlemin iptaline dair ilk kararında ısrarına ilişkin bulunan 20.111998 günlü, E:1998/998, K:1998/1351 sayılı kararın davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti : Samsun İdare Mahkemesinin temyize konu ısrar kararının hukuka uygun olduğu öne sürülerek onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi Adnan Zengin'in Düşüncesi : 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 55. maddesi ile "Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Rütbe Yükselmeleri ile Görev Unvanlarında Uygulanacak Esaslara İlişkin Yönetmelik" birlikte değerlendirildiğinde, rütbe terfiinde kıdem ve liyakatin esas alınması gerekir. Kıdemin tespitinde bir sorun yoktur. Her yıl yapılan çizelgelerde emniyet teşkilatındaki kıdem durumu sıralanmaktadır ve bu hususta bir uyuşmazlık çıkmamaktadır. Sorun liyakatin tespitinde çıkmaktadır. Liyakatin tespiti konusunda siciller, takdirnameler, cezalar, kazanılan bilgi ve becerilerin dikkate alındığı idarece ileri sürülmüş ise de, bunların ne ölçüde ve hangi objektif metotlarla değerlendirildiğini davalı idare açıklayamamaktadır. Kıdem ve boş kadro esas alınarak değerlendirme yapılması durumunda likayat unsuru gözardı edilmekte genel güvenlik ve asayişi korumak, kanun ve nizam hükümlerinin yerine getirilmesini sağlamak ve bunlara dayanan hükümet buyruklarını yerine getirmek gibi önemli bir görevin ve o görevle birlikte onun yetki ve sorumluluklarını üzerine almış kimselerin yükseltilmesinde kişisel ve mesleki bir takım seçkin nitelik ve yeteneğe sahip olup olmadıklarına bakılmadan yükseltilmeleri yoluna gidilebilmektedir. Kıdemi göz önüne almadan liyakat öne çıkarılarak yapılan terfilerde ise haksızlık doğması olasılığı (liyakatin tespitinde yeterince objektif ölçüt getirilmemesinden dolayı) artmaktadır. Kıdemi yeterli olan ve liyakatli olduğu bilinen kişilerin, başka kişileri kayırmak yoluna gidilmesi durumunda terfi ettirilmemesi sonucu doğabilmektedir. Liyakat sistemi toplumda ve idarede eşitliğin, hakkaniyetin, açıklığın, dürüstlüğün, çalışkanlığın, yarışma ve hak etmenin hukuki yollardan hakkını arama ve elde edebilmenin, kişilerin siyasal ve diğer sübjektif yargılarından kendilerini arındırarak "kamu yararı" doğrultusunda, objektif ve yansız davranışta birleşmesinin ve benzeri sosyal ve moral kavramlarla ilkelerin güç kazanmasına, yerleşmesine, dikkate alınması gerekecek ölçüde katkıda bulunma etkisine de sahiptir. (...; Memur Hukukunda Kayırma ve Liyakat Sistemleri. İstanbul 1980. S.123). Meslek içinde yükselmelerde liyakat ilkesinin yeterince göz önünde bulundurulmaması genç kuşaklarda kolay değer yargılarının yayılmasına, meslek ahlakı ve yönetimin bozulmasına yol açmakta olduğu toplumda bilinen bir gerçekliktir. (Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı S.917) Dava konusu uyuşmazlığın kaynağını teşkil eden 3. sınıf emniyet müdürlerinden 2. sınıf emniyet müdürlüğüne yükseltilenlere ilişkin 12.7.1996 günlü, 96/1 sayılı Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararının incelenmesinden 1996 yılında 2. sınıfa yükseltilme hakkını elde eden 523 3. sınıf emniyet müdürünün olduğu, bunlardan 46'sının yükseltildiği, yükseltilenlerin kıdemleri incelendiğinde 29'unun davacıdan daha kıdemsiz olduğu, bu 29 emniyet müdürünün kıdem sıralamasında 246'dan 516'ya kadar olan sırada yer aldığı, bu 29 kişinin davacıdan kıdemsiz olmasına karşın, liyakat bakımından davacıya nasıl bir üstünlük sağladığı konusunda dosyada yeterli bilgi bulunmadığından verilen ara kararına gönderilen cevapta da bu hususta açık bir bilgi yer almamıştır. Durum böyle olunca; 1996 yılı terfilerine ilişkin Yüksek Değerlendirme Kurulu Kararında liyakatin sübjektif (öznel) kıstaslar kullanılarak belirlendiğinden dolayı işlemin yargı denetimine elverişli biçimde tesis edilmemesi nedeniyle hukuka aykırı olduğu açık olmakla birlikte, bu işlem dava konusu edilmemiştir. Ayrıca bu işlemdeki değerlendirme hatalarının davacıya emsal oluşturması da mümkün değildir. Uyuşmazlık konusu olayda davanın konusunu ise davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğüne atanma işleminin reddine ilişkin işlem oluşturmaktadır. Bu işlemin iptali istemiyle açılan davada tüm 3. sınıf emniyet müdürlerinin kıdem ve liyakatlarının değerlendirilerek davacının kıdem ve liyakatinin yeterli olduğu sonucunu doğuracak biçimde iptal kararı vermeye hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken, aksı yolda verilen ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı Taylan Aydın'ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin l, fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayı p, "idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında umulan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddiyle ilk kararda ısrar yolunda verilen idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü. 3. sınıf emniyet müdürü olan davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve manevi mağduriyetinin giderilmesi istemiyle açtığı dava sonunda, Samsun İdare Mahkemesinin 30.12.1997 günlü, E:1996/447, K:1997/1820 sayılı kararıyla: 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 3870 sayılı yasa ile değişik 55. maddesinde polis amirlerinin rütbe terfi esaslarının düzenlendiği, bu kanuna dayalı olarak çıkarılan Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Rütbe Yükselmeleri ve Görev Unvanlarında Uygulanacak Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 7. ve 9. maddelerinde terfide esas olanın kıdem ve liyakat olduğunun belirtildiği, dava dosyası ve emsal nitelikteki başka bir dosyada bulunan terfi eden ve edeceklere ait çizelgelerin incelenmesinden 1994 ve 1995 yıllarında davacıdan daha kıdemsiz ve sicili düşük kişilerin terfi ettirilmiş olduğu, 1996 yılında davacıdan düşük sicilli olanların terfi ettirildiği ve bu kişide sadece kıdeme önem verildiği, netice itibariyle hem kıdem ve hem de sicil not ortalamaları bakımından davacıya göre düşük olan 3. sınıf emniyet müdürlerinin terfi ettirilmek suretiyle davacının yükseltilmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine yükseltilmemesinde mevzuata uygunluk bulunmadığı, hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle uğranılan maddi zararların tazmininin Anayasal zorunluluk olduğu, manevi tazminat isteminin dayanağı olmadığı gerekçesiyle davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğü rütbesine terfi ettirilmesi isteminin zımnen reddi işleminin iptaline, iki rütbe arasındaki parasal haklarının 3.4.1996 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karar temyiz incelemesi sonunda. Danıştay On ikinci Dairesinin 17.9.1998 günlü, E:1998/1424, K:1998/2108 sayılı kararıyla: 3201 sayılı Yasanın değişik 55. maddesi ile Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personelinin Rütbe Yükselmeleri ile Görev Unvanlarında Uygulanacak Esaslara Dair Yönetmeliğin 7, 9, 14. maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, rütbe terfii için gerekli şartları taşıyanların en kıdemlisinden başlanılarak ve kadro sayısı dikkate alınmak suretiyle sırayla yapılması gerektiği, liyakatin ise kadronun kısıtlı olması halinde kıdem durumu eşit olanlar arasında tercih unsuru olarak göz önünde bulundurulması gerekeceğinin anlaşıldığı, yönetmeliğin 14. maddesinde yapılan değişikliğin de idareye kıdemsizleri kıdemlilerden önce terfi ettirme yetkisi tanımadığı, sadece kadronun yetersiz olması halinde eşit kıdemliler arasında liyakatli adayın tespitinde takdir yetkisi verdiği sonucuna anlaşıldığı, davacının 1996 yılında bir üst rütbeye yükselmeyi hakeden 523 3. sınıf emniyet müdürü arasında kıdem ve liyakata göre yapılan sıralamada 197. kışı durumunda bulunduğu. Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Değerlendirme Kurulunun 12.7.1996 günlü, 1996/1 sayılı kararıyla 46 3. sınıf emniyet müdürünün 1996 yılında 2. sınıfa yükseltildiği, 23.9.1997 günlü, E:1997/2576 sayılı aynı nitelikteki dava dosyasına verilen ara kararına cevaben gönderilen belgelerden 14.8.1996 tarihi itibariyle münhal bulunan 2. sınıf emniyet müdürü kadrosunun 174 adet olduğunun anlaşıldığı, üst rütbeye terfi edebilmek için gerekli koşullardan birinin de boş kadro bulunması olduğundan ve davacı da 31.12.1996 tarihi itibariyle sıralamada 197. sırada yer aldığından, davalı idarece münhal kadroların tümünün kullanılması halinde bile davacı açısından rütbe terfii için zorunlu olan boş kadro koşulunun oluşmadığı, -davacıdan başka düşük kıdem ve liyakata sahip kişilerin terfi ettirilmesinin davacıya emsal teşkil etmeyeceği dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle temyize konu karar bozulmuş ise de idare mahkemesi bozma kararına uymayarak ilk kararında ısrar etmiştir. Samsun İdare Mahkemesince verilen 20.11.1998 günlü, E:1998/998, K:1998/1351 sayılı ısrar kararını, davalı idare temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Danıştay On ikinci Daire kararında belirtildiği gibi rütbe terfii için gerekli koşullarından öncelikli olan boş kadronun bulunmasıdır. Dosyadaki belgelerin incelenmesinden davacının 1996 yılında yapılan sıralamada 197. sırada olması ve 1996 yılında boş kadronun 174 olması nedeniyle tüm boş kadroların kullanılması durumunda bile davacının 2. sınıf emniyet müdürlüğüne yükseltilmesi olanağı bulunmadığından dava konusu işlemde mevzuata aykırılık bulunmamakta olup, işlemin iptaline hükmeden idare mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, Samsun İdare Mahkemesinin 20.11.1998 günlü, E:1998/998, K:1998/1351 sayılı ısrar kararının Danıştay On ikinci Dairesinin bozma kararı doğrultusunda bozulmasına, dosyanın Samsun İdare Mahkemesine gönderilmesine, ara kararıyla getirtilen davacının özlük dosyasının davalı idareye iadesine, 25.6.1999 günü esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY X- Uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan bilgiler arasında davacının sicilleri ve boş kadro durumu önem kazanmaktadır. İdare mahkemesi karar verirken başka bir dosyadaki belgelerden davacının sicil notlarının 1994, 1995, 1996 yıllarında sırasıyla 85, 81, 73.67 olduğunun görüldüğünü esas almıştır. Ancak 19.2.1999 günlü ara kararına cevaben gönderilen belgelerden davacının söz konusu yıllardaki sicillerinin sırasıyla 75, 66, 72 olduğu görülmektedir. Yine 1996 yılı için boş kadro sayısının ne kadar olduğu konusunda da tutarsızlık bulunmaktadır. Danıştay On ikinci Dairesinin 23.9.1997 günlü, E:1997/2576 sayılı ara kararına cevaben gönderilen belgelerden anılan tarih itibariyle boş kadro sayısının 174 olduğu görülmekte, ancak 19.2.1999 gününde bu davada verilen ara kararına cevaben gönderilen belgelerde boş kadro sayısı farklı olarak görülmektedir. Bu itibarla; davacının sicil notları ile boş kadro konusundaki çelişkilerin giderilerek, gerçek durumun belirlenmesinden sonra bir karar verilmek üzere temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, bozma kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar Samsun İdare Mahkemesince verilen 20.11.1998 günlü, E:1998/998, K:1998/1351 sayılı ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması oyuyla, karara karşıyız.