İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1993/596 E. 1994/263 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1993/596
Karar No
1994/263

İstemin Özeti : ... İli ... İlçesi Merkez Bucağına bağlı Köyünün buradan ayrılarak aynı ilin Merkez İlçe, Merkez Bucağına bağlanmasına ilişkin 23.3.1992 günlü, 92/39736 sayılı Üçlü Kararnamenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin bulunan 22.6.1993 günlü, E:1992/1644, K:1993/2467 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özet : İleri sürülen hususların 2577 sayılı Yasanın 49 uncu maddesinde öngörülen temyiz sebeplerine uymadığı ve temyiz isteminin reddedilerek kararın onanması gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : Emin Sınmaz Danıştay Savcısı Yücel Irmak'ın Düşüncesi : Dava; ... İli. ... İlçesi Merkeze bağlı ... Köyünün bu ilçeden ayrılarak ... Merkeze bağlanmasına ilişkin ortak kararnamenin iptali isteğiyle açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesince; 1580 sayılı Yasaya göre belediye başkanlarının belediyenin amir ve temsilcisi oldukları, görev ve yetkilerinin aynı yasa ile belirlendiği, belde dışında ilçeye bağlı birimlerle ilgili görev ve yetkileri olmadığı, dava konusu kararname ile belediyenin çıkarları zedelenmediği için dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmiştir. Bazı birimlerin ilçeye bağlı olup olmaması bu ilçenin ekonomik ve sosyal yönlerini etkileyeceği açıktır, Bağlılığın çözülmesi ilçeye geliş gidişleri azaltacağı, sonuç olarak ekonomik ve sosyal zararlar vereceğini kabul etmek gerekir. Bu, durumda beldenin çıkarları ile ilgili belediyenin (temsilciler de belediye başkanının) dava ehliyeti olmadığının kabulü uygun olmaz. Açıklanan nedenlerle temyize konu kararın bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunca gereği görüşüldü: ... İli ... İlçesi Merkez Bucağına bağlı ... Köyünün buradan ayrılarak aynı ılın Merkez İlçesi, Merkez Bucağına bağlanmasına ilişkin 23.3.1992 günlü, 92/39736 sayılı üçlü kararnamenin iptali istemiyle açılan dava sonucunda. Danıştay Sekizinci Dairesince verilen ve davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin bulunan 22.6.1993 günlü,E: 1992/1644, K:1993/2467 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinde İdari davaların, idari işlem ve eylemler sonucu yararları zedelenenler tarafından açılacağının belirtildiği, Belediye Başkanlarının belediyenin en büyük amiri ve temsilcisi olup; 1580 sayılı Yasanın 98. ,99. ve 100. maddelerinde belediye başkanlarının görev ve yetkilerinin sayılarak bunların belediye idaresi ve belde halkına ilişkin bulunduğu ve belde dışında aynı ilçeye bağlı diğer idari birimlerle ya da durumlarla ilgili bir görev ve yetkilerinin bulunmadığı, bu durumda ilçeye bağlı bir kasabanın buradan ayrılarak başka bir ilçeye bağlanmasında ... İlçe Belediyesinin yararının zedelendiği söylenemeyeceğinden davacının anılan kararnameye karşı dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinin l/a bendinde iptal davaları, "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan" davalar olarak tanımlanmaktadır. Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu, bu tür davaların kabulü ve dinlenebilmesi için aranılan koşullardan biridir. Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, sübjektif ehliyet şartı olarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzel kişilere iptal davası açma yeteneğim sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortaya konulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararın niteliğine göre saptanmaktadır. Genelde, kişisel, meşru ve güncel bir menfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterli sayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığı için yeterli sayılmaktadır. 1580 sayılı Belediye Kanunun 1 nci maddesinde Belediyenin, beldenin ve belde sakinlerinin yerel nitelikte ortak ve medeni ihtiyaçlarını düzenlemekle yükümlü bir tüzel kişilik olduğu belirtilmiştir. Aynı yasanın 99. ve 100. maddelerinde belediyenin en büyük amiri ve temsilcisi sıfatıyla belediye başkanının görevleri sayılmış. 100 üncü maddenin D fıkrasında ise belediye başkanının mahkemelerde davacı veya davalı olarak belediyeyi temsil etmeye veya bir başkasını vekil kılmaya yetkili olduğu belirtilmiştir. ... Köyünün ... ilçesinden ayrılarak Merkez İlçeye bağlanmasına ilişkin uçlu kararnamenin iptali istemiyle ... Belediye Başkanı tarafından açılan dava; Danıştay Sekizinci Dairesince, belediye Başkanının görev ve yetkilerinin belediye idaresi ve belde halkına ilişkin olduğu ve belde dışında aynı ilçeye bağlı diğer idari birimlerle ya da durumlarla ilgili bir görev ve yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle ilçeye bağlı bir kasabanın buradan ayrılarak başka bir ilçeye bağlanmasında ... ilçe Belediyesinin yararının zedelendiği söylenemeyeceğinden bahisle belediye başkanı olan davacının anılan kararnameye karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddedilmiş ise de; ... Köyünün idari yönden bağlı bulunduğu ... ilçesi ile sosyo-ekonomik, kültürel ve ticari ilişkilerinin bulunduğu, idari bağlılığın değişmesi durumunda ... İlçe Belediyesinin yukarıda belirtilen ilişkilerin neticesi olan menfaatlerden yoksun kalacağı ve ... İlçe Belediyesinin ... Köyünün bu ilçeye olan idari bağlılığının değiştirilmesi işlemi ile ciddi ve makul menfaat ilgisinin bulunduğu açık olup; ... ilçe Belediyesinin sübjektif ehliyetinin varlığı kabul edilmek suretiyle davanın esasının incelenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 22.6.1993 günlü, E:1992/1644, K:1993/2467 sayılı davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin bulunan kararın BOZULMASINA, 29.4.1994 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Temyize konu Danıştay Sekizinci Dairesi kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, bu itibarla davacının temyiz isteminin reddi ve kararın onanması gerektiği oyu ile aksine oluşan karara katılmıyorum.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1993/596, K. 1994/263, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1993-596-e-1994-263-k-8be11f377b3a