İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 1940/7
- Karar No
- 2003/7
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/323 KARAR NO : 2019/648 DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) DAVA TARİHİ : 10/11/2016 KARAR TARİHİ : 16/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın sürücüsü ve maliki olduğu ... plakalı aracın ... tarihinde vekil edenlerinin miras bırakanı ...'a yaya geçidinde çarparak maddi hasarlı ve ölümlü trafik kazası meydana geldiğini, ...'ın ağır yaralandığını ve kazadan sonra bir yıl içinde de vefat ettiğini, davalı ...'nin kazada ağır kusurlu olduğunu, Antalya ... Asliye Ceza Mahkemesinin .../... Esas sayılı dosyasında da mahkum edildiğini, vekil edenlerinin maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü belirterek her bir davacı için ayrı ayrı ... TL olmak üzere toplam ... TL manevi tazminat ile ... TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez.(H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: Davalı ... ... vekili dilekçesinde özetle; davaya bakmakla görevli mahkemelerin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın TTK'nun 1483 vd. maddelerine göre açıldığını belirterek öncelikle davanın görev yönünden reddine, kabul edilmediği takdirde de esastan reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili dilekçesinde özetle; kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: Dava, görevsizlik kararı veren mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, meydana gelen trafik kazası nedeniyle, ölenin yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava, öncelikle, Antalya ... Asliye Hukuk mahkemesinin .../... esasında açılmış ve mahkemece ... tarihli hükümle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. Hüküm, ... tarihinde kesinleşmiştir ve davacılar vekili ... tarihinde dosyanın kesinleştikten sonra görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir. Bu hususta, usul hukuk gereği bir eksiklik mevcut değildir. Davada, mahkememiz görevlidir. Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; dava konusu talep haksız fiile dayanmakta olup, TBK m. 50 gereği; Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Mahkememizce dosyada tanıklar dinlenmiştir. Tanık ... duruşmada; "Davacıların murisi ... benim yıllardır arkadaşımdı. Ben davaya konu kazayı bizzat görmedim. ... olay günü denize girmek için bisikleti ile çıkmış, yanında kimse yokmuş, bana eşinin anlattığına göre ışıklarda ...'a yeşil ışık yanmasına rağmen diğer araç durmayarak kendisine çarpmış ve metrelerce süreklemiş, bundan dolayı vefat etmiştir. Uzun süre tedavi gördü ancak toparlanamadı, emekli ... öğretmeniydi, ayrıca Cezaevlerinde mahkumlar ile ilgili rapor hazırlıyorlardı, ... kazadan yaklaşık 2 sene kadar sonra vefat etti, pankreasında kazadan dolayı problem vardı, oğlu ... ... de öğretim görevlisiydi ve işini bıraktı ...'ya geldi. Diğer oğlu ... ise yurtdışında eğitim görüyordu o da eğitimi bırakıp gelmek zorunda kaldı, çünkü ... araba kullanmak istiyordu, ancak beyin tam olarak iyileşmediği için araba kullanmasını istemiyorlardı, bu nedenle sürekli gözetim altında idi. Dediğim gibi oğullarının her ikiside düzenlerini bozup babalarının yanına gelmek zorunda kaldılar tedavi süresinde bu nedenle zorluk yaşadılar" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ... duruşmada; "Ben davacılar ... ve ...'ın halasıyım, yani vefat eden ... benim abimdi. Geçerdiği kazadan önce abim ...'ın herhangi bir rahatsızlığı yoktu, kazadan sonra 1 yılı aşkın süre tedavi gördü, kazadan sonra kolundan ameliyat oldu, akli dengesini kaybetti, bizleri tanımaz oldu, vefat ettiğinde ... Hastanesinde idi, akli dengesi olmadığı için yanında mutlaka bir kişi bulunuyordu, ... ...de öğretim görevlisi idi işini bırakarak babasına bakmak için geldi, diğer Oğlu ...'da ...'da idi o da ... ile sıra ile gelip babalarıyla ilgilendiler, kazadan sonra yaklaşık 13 kadar sonra vefat etti, vefatının kazaya bağlı olduğunu biliyoruz, çünkü kazadan önce birşeyi yoktu, kazadan sonra aile ile ilgilenilmedi, kazaya sebebiyet olan kişi bir kere gelip durumlarını sormadı," şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık ... duruşmada; "... benim dayım olur, dayımın kazadan önce herhangi bir rahatsızlığı yoktu, kazadan sonra yaklakış 2 yıl sonra vefat etti, kazadan sonra dayım bilincini kaybetti, yaşını yanlış söylerdi, dayıma yengem bakıyordu, sonrasında çocukları gelerek sırayla babalarına baktılar, bir oğlu ...de diğer oğlu ise ...da çalışıyordu, devamlı birisinin bakımına muhtaç durumdaydı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesinde yer alan emredici hükme göre hâkim,sadece çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişiye başvurabilecektir. Hâkim açısından “özel bilgi” ise, hukuk bilimi dışındaki belli bir bilim dalının araştırıp ortaya koyduğu sonuçlara ilişkin bilgi olarak anlaşılmalıdır. Mahkememizce dosya, ATK ya gönderilerek; davacıların murisi ... vefat ettiği tarih itibariyle, vefatının dava konusu trafik kazasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesinin istenilmiştir. Bilindiği üzere ,TBK'nun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır(TBK.m.50/1). Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; a-fiil, b-hukuka aykırılık, c-illiyet bağı ve d-zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Yani davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır.(Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. HD., 2018/854 Esas, 2018/1068 karar; 2017/1017 Esas, 2017/1406 karar sayılı emsal ilamlar) Genel olarak illiyet bağı hakkında da belirtmek gerekir ki; İlliyet bağı, sebep sonuç bağı demektir. Buna göre, zarar dediğimiz sonuç, buna sebep olan fiilden kaynaklanmalıdır. Haksız fiil faili ancak kendi fiilinin sonucu olan zararlardan sorumlu tutulabilir. Zarar, bu fiilden değil, başka sebeplerden kaynaklanıyorsa sorumluluk söz konusu olmayacaktır.(KILIÇOĞLU, Ahmet., Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 4. Bası, Ankara 2004, s. 212) Yargıtay 21. HD nin 2019/1202 esas, 2019/6173 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İlliyet bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında illiyet bağının mevcut olması, zararın eylemin bir neticesi olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın meydana gelmiyeceğinin kesin olarak bilinmesidir. Hiçbir hukuk düzeni mantık yasalarına göre mevcut olmayan illiyeti yaratamaz. Mantık bakımından bu illete sonsuz zincir halinde neticeler bağlanabilir. Hukuki netice olarak zararın tazmin sorumluluğunun kabulü için, bir sebebe illi olarak bağlanan neticeler silsilesinin içinde hangi kesimin gerekli ve yeter olacağını belirlemek yine hukuk düzeninin görevidir (Tandoğan Haluk, Türk Mes’uliyet Hukuku, s.74). Kusur sorumluluğunda, üç halde illiyet bağı kesilebilir. Bunlar, mücbir neden ile zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurudur. Öğretide, illiyet bağını kesen nedenlerin bütün sorumluluk halleri için geçerli olduğu vurgulanmaktadır (HGK, 20/03/2013 tarih, 2012/21-1121 Esas, 2013/386 Karar) Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli, ... karar numaralı raporunda özetle; davacıların murisi ...'ın maruz kaldığı trafik kazası nedeniyle meydana gelen yaralanması ile ölümü arasında mevcut verilerle illiyet bağının kurulamadığı belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Davacılar vekili, bilirkişi raporuna karşı itirazlarını sunmuştur. Asliye Hukuk mahkemesindeki yargılamada da cevap dilekçesinde de geçtiği üzere, ATK tarafından düzenlenen ... tarihli raporda da kaza ile ölüm arasında illiyet bağının olmadığı belirtilmiş ve ceza mahkemesince taksirli yaralama suçundan hüküm kurulmuştur. Davacılar vekili, bu yargılamadaki cevaba cevap dilekçesinde de, söz konusu ATK raporunu kabul etmediklerini beyan etmiştir. Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında iş bu davanın davalısı ... taksirle yaralama suçundan cezalandırılmıştır. ATK tarafından düzenlenen, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının olmadığını belirten ... tarihli rapordan da bahsedilmiştir ve bu nedenle taksirle yaralama suçundan hüküm kurulmuştur. Dosya kanun yolu inceleme aşamasındadır. Tüm dosya kapsamı, Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Kurulu'nun ... tarihli, ... karar numaralı raporunda kaza ile ölüm arasında illiyet bağının olmadığının belirtilmesi, bu raporu teyit eden Antalya ... Asliye Ceza mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında ATK tarafından düzenlenen, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının olmadığını belirten ... tarihli raporu, davacının tazminat talebine dayanak hususların murisin vefatı olması, vefat nedeni ile tazminat talep etmesi hususları göz önüne alınarak; ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılarca bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalılar, davacıların maddi tazminat taleplerinde kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 3/2 ve m. 10/4 hükmü de dikkate alınarak ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 7-Davalılar, davacıların manevi tazminat taleplerinde kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden, AAÜT m. 3/2 ve m. 10/4 hükmü de dikkate alınarak, ... TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, Dair, davacı vekili ... ve davalı ... vekili ...'ın yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır