İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 1940/7 E. 2003/7 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
1940/7
Karar No
2003/7
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/345 KARAR NO : 2019/659 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/06/2017 KARAR TARİHİ : 18/10/2019 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A.TALEP: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının tapuda ... ili, ... ilçesi, ... köyü, ... ada, ... parselde kayıtlı ... ve ... ... vasıflı taşınmazın maliki iken, davalı ile bayilik ilişkisi kuracağından bahisle taşınmazı kiralamak isteyen dava dışı ... ile ... tarihli kira sözleşmesi imzaladığını, taşınmaz üzerine en az ... USD tutarında yatırım yapılması şartıyla kira akdi imzalandığını, aynı sözleşmede aylık ... TL ödeme ile birlikte akaryakıt istasyonunun net karının %50 sinin de kira bedeli olarak belirlendiğini, bilahere söz konusu taşınmazın tamamı üzerinde, akaryakıt bayilik faaliyeti yürütülmesi amacıyla, davalı lehine intifa hakkı tesis edildiğini, davalı ile ... arasında bayilik anlaşması ve eki protokol imzalandığını, kira sözleşmesine ek olarak bu kez ... tarihli bir protokol akdedildiğini, ek protokol ile ilave olarak ... nin davalıdan alacağı satış teşvik edici destek primlerinin %50 sinin de müvekkil şirkete kira bedeli olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, güvene dayanarak, ... nin davalıya karşı yatırım sebebi ile borçlanmasının teminatını teşkil etmek üzere taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, bu şekilde dikey bir ilişki kurulduğunu, davalı ile ... arasındaki protokol ile ... inşaatının bayi tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, bu doğrultuda inşaata başlandığını ancak inşaat tamamlanmadan davalı ile ... arasındaki sözleşmenin davalı tarafından feshedildiğini, taşınmaz üzerinde ticari bir faaliyet yapılamadığını, davalının sözleşmeyi feshetmesinin yanında başka bayi ile de anlaşmadığını, görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, müvekkilinin gelir elde etme beklentisinin olduğunu, müvekkilin taşınmazdan yıllarca yararlanamadığını, değerinden düşük bir bedelle satmak zorunda kaldığını, davalının haksız işlem ve eylemleri ile müvekkilinin zarara uğradığını beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; oluşan kira gelir kaybına ilişkin olarak ... TL, taşınmazın değerinin çok altında satılması nedeniyle uğranılan ... TL zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. B. TARAF TEŞKİLİ: Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi (Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi) uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. Bu kapsamda kural olarak, duruşma yapılması zorunlu olan çekişmeli yargıda hakim, Kanunun gösterdiği istisnalar dışında tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261) Bu açıklamalar ışığında, mahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. C.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının öncelikle husumet yokluğu nedeni ile reddedilmesini, davacıya yönelik müvekkilinin bir taahhüdünün olmadığını, davacı ile ... arasındaki iddia edilen sözleşlerde müvekkilinin taraf olmadığını, davacının intifa bedelinin tamamını tahsil ettiğini bu nedenle davacı açısından akaryakıt satışı yapılıp yapılmamasının bir öneminin olmadığını, dava dışı ... nin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği için akdedilen sözleşmelerin müvekkili tarafından feshedildiğini, davacı tarafın mahkememizde açtığı .../... esas sayılı intifanın terkini talepli davanın reddedildiğini, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, müvekkilinin ... den alacağı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, itiraz üzerine görülen davanın Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esasında derdest olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ: Dava, alacak/tazminat talebinden ibarettir. Dosyaya bakıldığında, uyuşmazlığın; davanın dava dışı 3. Kişi ile davalı arasında yapılan sözleşmeden sonra davalı lehine taşınmaz üzerine intifa hakkı tesis edildikten sonra davalı ve dava dışı 3. Kişi sözleşmenin feshedilmesi sebebiyle davacının uğradığı zarar kalemlerine ilişkin olarak açılan tazminat istemine ilişkin olduğu davalı ve davacı tarafından dava dışı 3. Kişi arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle taşınmazı üzerine kurulan intifa hakkı nedeniyle taşınmazın sözleşmede belirtilen şekilde kullanılamaması sebebiyle oluşan kira alacağından doğan gelir kaybı, taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak değerinin altında satılması sebebiyle uğranılan zararın tazminin talep edeceği, uyuşmazlığın davacının yukarıda belirtilen zarar kalemlerini davalıdan talep edip edemeyeceği, talep edebilecek ise bu zararların miktarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle söylemek gerekir ki; Dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir. İspat yükü ise,bir olayın gerçekleşmiş olup olmadığının anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden yargıcın aleyhte bir kararıyla karşılaşmak tehlikesidir(YILMAZ,Ejder; İspat Yükü, 1980, s. 3). Kendisine ispat yükü düşen taraf için ispat yükü bir yükümlülük değil(mükellefiyet), yüktür(külfettir). Taraf kendisi tarafından ispat edilmesi gereken vakıayı ispat edemezse, karşı taraf ve mahkeme onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (KURU,Baki., Hukuk Muhakemeleri Usulu, İstanbul 1990, C. 2, s. 1356 vd.) Türk Medeni Kanunu m. 6 usul hukukunda ispata ilişkin genel kuralı koymuştur. Buna göre; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İspat konusu, 6100 sayılı kanunun ise 187 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. İspat konusunda yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; davada, ispat yükü davacıdadır. Mahkememizce aşamalarda, cevap dilekçesinde de geçen Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının sonucu beklenmiştir ve ilgili dosyanın kesinleştiği aşamalarda anlaşılmıştır. Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyaya bakıldığında özetle; davacının iş bu davanın davlısı olan ..., davalılardan birisinin iş bu davanın davacısı, diğerinin ise iş bu davada taraf dilekçelerinde ismi geçen ... olduğu, davanın, sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, mahkemece önce .../... esasında yargılama yapıldığı ve sulh gereği karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, tazminat talebinin reddine karar verildiği, kararın Yargıtay ... HD nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile bozulduğu, Yargıtay ... HD nin .../... esas, .../... karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddedildiği, dosyanın .../... esasını aldığı, yeniden yapılan yargılamada davalı ... yönünden davanın reddine, davalı (iş bu davanın davacısı) ... yönünden davanın kabulü ile itirazının iptaline, takibin devamına karar verildiği, kararın usulüne uygun kanun yolu talebi mevcut olmadığından/harç yatırılmadığından ... tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının gerekçesine bakıldığında; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu da dikkate alınarak; davalı ... nin akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği bitirmesi gereken akaryakıt istasyon inşaatını süresinde ve gereği gibi tamamlamadığı, faaliyete geçirmediği, bu nedenle davacının (iş bu davanın davalısı) sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kabulü mevcuttur. Usul hukukunda, Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hüküm şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm olmak üzere ikiye ayrılır. Bir hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması, sözü edilen hükme karşı tüm olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları ise 6100 sayılı HMK'nun 303/1. maddesinde “Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir." şeklinde açıklanmıştır. Madde metninden bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesine göre bir mahkeme kararında, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu kısım hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, mahkemenin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar, tarafların sundukları maddi vakıaların hukuki niteliği, hükmün dayandığı hukuk kuralları ve bunun nedenleri açıklanır. Hemen belirtmek gerekir ki hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe kesin hüküm teşkil eder. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu, her olayın özelliğine göre belirlenir. Kesin hüküm kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe, hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve delillerden ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunuyor ise, istisnai olarak bu kısmın da kesin hükme dahil olduğunu kabul etmek gerekir. (Yargıtay 2. HD., 2019/2545 Esas, 2019/8374 Karar; 2019/5080 Esas, 2019/9916 Karar) Somut olayın açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesine gelince; Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasının gerekçesine bakıldığında; dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu da dikkate alınarak; davalı ... nin akaryakıt bayilik sözleşmesi gereği bitirmesi gereken akaryakıt istasyon inşaatını süresinde ve gereği gibi tamamlamadığı, faaliyete geçirmediği, bu nedenle davacının (iş bu davanın davalısı) sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği kabulü mevcuttur. Hüküm fıkrası ile gerekçe ilgili dosyada sıkı sıkıya bağlıdır. ... isimli şirketin sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedenle olduğu kesinleşmiştir. İş bu davada da, davacının talebinin dayanağı ... isimli şirketin, dava dışı ... ile olan sözleşmesini haksız feshettiğine dayanmaktadır. Sözleşmenin haksız feshedilmediği Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyası ile ortaya çıktığından, davacının davasını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu konuda, yukarıda açıklandığı gibi mahkeme ilamı mevcuttur. Tüm dosya kapsamı, Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyasında ... isimli şirketin, dava dışı ... ile olan sözleşmesini haksız feshetmediği anlaşılmakla ve bu karar davacının taraf olduğu dosyada üst yargı denetimine götürülmeyerek kesinleştiğinden, iş bu dosyanın dayanağı haksız feshe ilişkin olduğundan, davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Hükmün niteliği ve tarihi dikkate alınarak, alınması gerekli ... TL maktu ret karar harcının, davacı tarafça yatırılan ... TL den mahsubu ile hazineye gelir kaydına, arta kalan harcın karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça bir gider yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, "Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi" nin, "Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir. Davacı tarafından hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilir." düzenlemesi göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, 8-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından temyiz yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına, 9-Karar kesinleştiğinde, dosyamız arasında bulunan Antalya ... Asliye ticaret mahkemesinin .../... esas sayılı dosyanın mahalline iadesine, Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda verilen kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/10/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 1940/7, K. 2003/7, T. 01.10.2011, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-1940-7-e-2003-7-k-319c5854716c