Diğer ·
2025/36 E. 2025/36 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/36
- Karar No
- 2025/36
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/36 Esas - 2025/405 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/36 KARAR NO : 2025/405
.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 22/01/2025 KARAR TARİHİ : 09/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirkete ait .... sayılı “....” ibareli marka başvurusuna müvekkiline ait “....” esas unsurlu markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak .... sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkili markalarının ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, müvekkili markasında yer alan “....ibaresinin çatı marka niteliğinde olduğunu, “...” ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, dava konusu markayı gören tüketicilerin müvekkili markalarından biri olduğunu düşüneceğini, davalı şirket markasında yer alan “arena” ibaresinin harcıalem bir ibare olduğunu, ayırt ediciliği bulunmadığını, taraf markalarının 43. Sınıfta tescilli olduğunu, markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde haksız rekabet oluşacağını beyanla; ..... sayılı kararının iptaline ve .... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraf markalarının ortak olarak “...” ibaresini içerdiğini, dava konusu markanın “arena” biçiminde farklı bir kelime daha ihtiva ettiğini, davacının markalarının “....” ibaresinin ön planda olacak şekilde oluşturulduğunu ve “...” ibaresinin yardımcı unsur olarak algılandığını, taraf markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, tüketicilerin dava konusu markayı bir bütün olarak algılayacaklarını, uyuşmazlık konusu 43. Sınıf hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin bilinçli tüketiciler olduğunu, davacının itiraz aşamasında sadece SMK 5/1(ç) ve 6/1 maddelerine dayandığını, itiraz aşamasında ileri sürülmeyen sebeplerin dava aşamasında ileri sürülemeyeceğini, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirketin uzun yıllardır faaliyetlerini sürdüren ve sektöründe tüketici nezdinde tanınan bir şirket olduğunu, davacı şirketin itiraza mesnet markası ile müvekkilinin dava konusu markasının hiçbir ilgisi bulunmadığını, dava konusu markanın müvekkiline ait “....-” ibaresi ile oluşturulan seri markalardan olduğunu, müvekkilinin marka üzerinde müktesep hakkı bulunduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, tarafların sunduğu hizmetlerin kapsamının farklı olduğunu, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılmasının mümkün olmadığını, markalarda ortak olarak yer alan ibarenin müvekkili markasında esas unsur olarak kullanılırken davacı markasında yardımcı unsur olarak kullanıldığını, davacının markalarının tanınmış marka olmadığını, davacının kötü niyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, müvekkili markasının haksız rekabet oluşturmadığını, markaların kapsamında bulunan hizmet sınıfında “eğlence, keyif” anlamına gelen “.... ibaresinin ayırt ediciliğinin asgari seviyede olduğunu, markaların tamamının değerlendirilmesi gerektiğini beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ...numaralı marka başvurusu, 43. sınıf için tescil talebiyle 29.03.2023 tarihinde yapıldığı, marka başvurusu 12.04.2023 tarih ve 418 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı itirazının reddedildiği, davacı şirket tarafından .... kararına itiraz edildiği ve davacı itirazlarının nihai olarak .... sayılı ....kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markalarının Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği ....Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 43. Sınıf hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirkete ait 2019/129787 sayılı marka 35 / 36 / 39 / 41 / 43. Sınıf hizmetlerde, ... sayılı markası ise 08 / 11 / 21 / 35 / 36 / 39 / 41 / 43 / 44. Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde tescillidir. Davanın konusunu oluşturan 43. Sınıf hizmetlerin tamamı bakımından, taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu, sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmet bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ....” kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “....” ibaresinden oluşan bir kelime markasıdır. Başvuru kapsamında herhangi bir renk veya şekil unsuru bulunmamaktadır. “....” ibaresi, sözlüklerde anlamı bulunmayan kurgusal bir kelime olmakla birlikte, İngilizce’de “hoşlanmak, zevk almak, tadını çıkarmak, keyif almak” anlamlarına gelen “...” kelimesine benzemektedir. “... your meal” (afiyet olsun), “... it” (keyfini çıkar), “... your trip” (iyi yolculuklar), “... your holiday” (iyi tatiller) gibi ifadelerde yaygın olarak kullanılan “...” kelimesi, bilinirliği yüksek, aşina olunan bir kelimedir. Dava konusu markada bu kelime, çift “N” harfi eklenerek “....” şeklinde yazılmış olsa da, telaffuz ve tını bakımından “...” kelimesinden uzaklaşmamış, dolayısıyla aynı çağrışımı sürdürmüştür. Bu nedenle, söz konusu ibarenin ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu değerlendirilmiştir. Dava konusu markanın diğer unsuru olan “....” kelimesi ise hem Türkçe’de hem İngilizce’de aynı şekilde kullanılan, “boğa güreşi, yarış, oyun vb. gösterilerin yapıldığı alan” veya “siyasi çekişmelerin yaşandığı yer” anlamına gelen jenerik nitelikte bir kelimedir. Bir mekâna veya yere işaret etmesi nedeniyle, bu unsurun da ayırt edici niteliği zayıftır. Dolayısıyla dava konusu marka başvurusu, iki zayıf ayırt edici unsurun birleşmesiyle oluşturulmuş olup, bir bütün olarak ancak asgari düzeyde ayırt edicilik kazandığı, Davacıya ait markalar “....” ibarelerinden oluşmakta, markalar kapsamında herhangi bir şekil unsuru yer almamakla birlikte, kelimeler farklı satırlarda, farklı punto ve renklerde yazılmaktadır. Bu markalarda “NG” ibaresi, diğer ibarelere nazaran daha büyük punto ile yazılmış ve ön plana çıkarılmış olup, davacı markalarının esas unsuru niteliğindedir. “...” ibaresi, herhangi bir anlam taşımamakta, iki sessiz harfin bir araya yazılması ile oluşturulmuştur. “Sapanca” ibaresi coğrafi bir yer adı olduğundan ayırt edicilik vasfı bulunmamaktadır. “Hotels” ibaresi, konaklama sektörüne ilişkin tanımlayıcı bir unsur olup ayırt edicilikten yoksundur. “...” ibaresi ise, yukarıda açıklandığı üzere, yaygın kullanım nedeniyle ayırt edici niteliği zayıf bir ibaredir. Özellikle davanın konusunu oluşturan 43. sınıf hizmetler (yiyecekiçecek sağlama ve konaklama hizmetleri) bakımından, “...” kelimesinin tek başına ayırt edici gücü bulunmamaktadır. Bu çerçevede, davacı markalarında esas unsuru teşkil eden ibare “NG”dir. Dava konusu markanın esas unsuru bir bütün olarak “....” ibaresi iken, davacı markalarının esas unsuru “NG” ibaresidir. Bu nedenle, öncelikle taraf markalarının esas unsurlarının birbirinden farklı olduğu, Her ne kadar davacı markalarında “...” ibaresi yer alsa da, bu ibare davacı markalarında kullanılan punto, markada kapladığı alan ve anlam itibarıyla tali unsur niteliğindedir. Davacı markalarında “NG” ibaresi baskın şekilde öne çıkmakta olup, davacı markalarının esas unsurunu teşkil etmektedir. Aynı şekilde, dava konusu markada da “....” ibaresi tek başına kullanılmamış, “...” kelimesi ile birlikte marka bütünlüğünü oluşturmuştur. Ayrıca dava konusu markada “...” kelimesi çift “N” harfi eklenerek “....” şeklinde yazılmıştır. Sayıldığı üzere, dava konusu marka ile davacı markaları arasındaki tek benzerlik taşıyan unsura karşın, çok sayıda farklılık bulunduğu, Markaların bütünsel değerlendirilmesi neticesinde, aralarında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek düzeyde bir benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. “...” gibi ayırt edici niteliği zayıf bir ibarenin her iki taraf markasında ortak unsur olarak yer alması, tek başına markalar arasında iltibas ihtimaline yol açmamıştır. Zira “...” ibaresi, özellikle 43. sınıf hizmetler (yiyecek-içecek sağlama, konaklama hizmetleri vb.) bakımından sıkça kullanılan, tanımlayıcı çağrışımları olan ve bu nedenle ayırt edici niteliği zayıf bir ibaredir. Bu çerçevede: Taraf markalarının esas unsurları farklıdır (“....” ibaresi ayırt edici gücü zayıf olduğundan, ortak unsur olarak değerlendirilmesi karıştırılma ihtimalini artırmamaktadır, Dava konusu marka, yazılış farklılığı ve “...” ibaresi ile davacı markalarından açıkça ayrılmaktadır, Markaların genel izlenimi, bütünsel algısı ve esas unsurları dikkate alındığında, ortalama tüketici nezdinde iltibas ihtimali bulunmamaktadır. Sonuç olarak, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlanamadığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, 43. Sınıftaki gıda ile ilintili olan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” hizmetlerinin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı ancak 43. Sınıftaki diğer hizmetler “Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri.Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından ise nispeten daha ender yararlanılan, günlük tüketime konu olmayan, görece yüksek fiyatlı olan, alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği hizmetler olmaları nedeniyle dikkat ve özen düzeylerinin ortalamanın daha üstünde olacağı değerlendirilmektedir. Dolayısıyla somut uyuşmazlıkta taraf markalarında benzerliği tespit olunan emtialar yönünden ilgili tüketicilerin hem düşük düzeyde bilgiye, dikkate ve özene sahip sıradan tüketicilerden hem de dikkat, özen bilgi düzeyi daha yüksek olan bilinçli tüketicilerden oluştuğu, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtianın, hali hazırda davacı şirket markalarında yer aldığı, bununla birlikte, dava konusu marka ile davacı markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı, zira davacı markalarının esas unsuru “....” ibaresi iken, dava konusu markanın esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, davacı markalarında “.../....” ibaresi kullanılmış ise de, bu ibarenin özellikle 43. Sınıf hizmetler bakımından sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu, dolayısıyla tali unsur niteliği taşıdığı, davacı markalarında ve dava konusu markada ortak olan unsur haricinde çok sayıda farklı unsurun bulunduğu, bu nedenle markaların özellikle bütünsel olarak farklılaştığı, esasen markaların doğrudan ortak olarak “...” ibaresini içerdiklerinin de söylenemeyeceği, zira dava konusu markada “...” ibaresinin değil, “...” ibaresi kullanıldığı, bu hususun da markalar arasındaki bir diğer farklılık olduğu, her ne kadar “...” ibaresi, “...” ibaresini çağrıştırmakta ise de, markaların kapsamındaki diğer farklı unsurlar ile değerlendirildiğinde, markaların bütünsel olarak farklılaştığı, davacı markalarındaki izlenimin dava konusu markaya taşınmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olayda taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir .... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında ".... Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları Markanın ekonomik değeri Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz/dava aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği, Kötü Niyet İddiaları; Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddialarının ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, Davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile benzer olmadığı ve dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacı markasının tanınmışlığının ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, Kurumun kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.10.2025
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır