Diğer ·
2025/240 E. 2025/240 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/240
- Karar No
- 2025/240
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/240 Esas - 2026/56 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/240 KARAR NO : 2026/56
.... DAVA : Marka YİDK kararının iptali DAVA TARİHİ : 04/06/2025 KARAR TARİHİ : 05/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/02/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili marka başvurusunun hiçbir şekilde kaynak gösterme fonksiyonunu sağlayamadığı ve ayırt edici olmadığının kabul edilemez olduğunu, buna ek olarak .....ibaresinin talep edildiği mal ve hizmet sınıfında tanımlayıcı olmadığını, müvekkili şirkete ait özel ve özgün renk kompozisyonu ile oluşturulan söz konusu marka, ortalama tüketicinin bu şeklin müvekkili şirketi ile özdeşleştiğini bilmesi, gördüğünde müvekkili şirketi akla gelmesi nedeni ile markayı ayırt edici kılan etkenlerden biri olduğunu, 09 / 35 / 38 / 42 /sınıflar bakımından başvurusu yapılan markasının tanımlayıcı nitelik taşıdığını söylemenin mümkün olmadığını, çünkü müvekkilinin elektronik bir satış platformu olduğu göz önünde bulundurulması ve çeşitli markalara ait çeşitli ürün ve hizmetleri bir araya getirerek satışa sunduğunun dikkate alınması gerektiğini, dolayısıyla, özel bir satış stratejisi olarak böyle bir slogan markasını seçerek bahse konu markalara ait ürün ve hizmetlerinin fiyat performansı yönünden tüketicilerin ilgisini uyandırarak dikkatlerini davaya konu markaya çekebileceğini, müvekkili şirkete ait marka başvurusu ile benzer turuncu ve kaynak gösterme fonksiyonu bakımından son derece ayırt edici kabul edilebilecek şekil unsuru ile oluşturulmuş kompozit markaların, Kurumun incelemesinden geçerek tescile hak kazanmış olduğunu, buna karşılık tertip tarzı ile ve müvekkille özdeşleşen renklerin kullanılması suretiyle oluşturulan ve ayırt ediciliği yüksek bir marka haline gelmiş olan markasının tescile uygun bulunmamasının Kurum’un çelişkili kararlar verdiğinin göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış, tüketici nezdinde duyulduğunda, görüldüğünde müvekkili şirketin akla gelir olduğunu, zira müvekkili şirketin .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şirket tarafından 29.03.2024 tarihinde .... tarafından 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b)-(c) bentler gereğince reddedilmiştir. Söz konusu karara davacı şirket tarafından itiraz edilmiş, işbu itiraz .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER ; Dava Konusu Markanın SMK 5/1-(b) Maddesi Gereğince Redde Konu Mallar/Hizmetler İçin Ayırt Edici Niteliğe Haiz Olup Olmadığı; Markaların Korunması Hakkındaki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasına ait bentlerde marka olarak tescil edilemeyecek işaretler sayılmıştır. Bu bentlerden b bendi “Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler” şeklindedir. Doktrinde ayırt edici nitelik bazı yazarlar tarafından somut ve soyut olmak üzere iki açıdan değerlendirilmektedir. Bu görüşe göre işaretin marka olabilmesi için ön şart, mal ve hizmetten bağımsız olarak, o işaretin soyut ayırt edici niteliğe sahip olmasıdır. Yani soyut ayırt edicilik işaretin ayırt edebilme yeteneğine sahip olması anlamına gelir. Bu ön şartı yerine getiren işaret somut olarak tescile konu mal ve hizmetleri diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden de ayırt edebiliyorsa o işaretin somut ayırt ediciliği vardır ve artık tescil edilebilir demektir. Bu görüşü irdelemek gerekirse ilk durumda marka olamayacak işaretler ikinci durumda ise salt başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden marka olarak tescil edilemeyecek işaretler söz konusudur. Bu durumda bir işaretin somut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, yani başvuru kapsamındaki mal veya hizmetler açısından ayırt edici niteliğinin bulunmaması, diğer mallar ve hizmetler için tescil edilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Başka bir anlatımla bu işaret soyut ayırt edici niteliğe sahip olabilir. Ancak tersi durum yani işaretin soyut ayırt edici niteliğinin bulunmaması, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetten bağımsız olarak tüm mal ve hizmetler için o işaretin marka olmasını engeller. Dolayısıyla bu görüşe göre soyut ayırt edici niteliğin yokluğu hiçbir şekilde aşılamayacak bir mutlak tescil engeli iken, somut ayırt edici gücün olmayışı kullanım sonucu aşılabilir. Tersi anlatımla soyut ayırt ediciliği olmayan bir işaret kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olsa bile tescil edilemeyecektir. Ancak diğer bir görüşe göre teorik olarak herhangi bir ayrım gücü olmayan bir işaret, tescil tarihinden önce kullanılmış ve bu nedenle kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmış ise tescil edilebilecektir. 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına almıştır. Burada bahsedilen ticaret alanı mutlak olarak kullanılan ticaret alanı olmayıp, markanın kullanılacağı mal ve hizmetlere ait ticaret alanı olarak değerlendirilmelidir. Bu hükmün kabul edilmesinin birinci nedeni, mal ve hizmetlerin niteliklerini tek unsur veya esas unsur olarak içeren bir işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, dolayısıyla ayırt edici nitelikten yoksun olmasıdır. İkinci neden ise, malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı niteliklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2002, s. 345) Somut olay itibariyle tescili istenen işaretin 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının b bendi kapsamında mütalaa edilip edilemeyeceği değerlendirilecek olursa; marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi gereğince markada yer alan figüratif unsurun tali bir unsur olduğu, markanın esas unsurunun “eskiyi yenile” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir. Bu durumda davacı başvurusunun, redde konu mallar/hizmetler yönünden ayırt edici niteliğe haiz olup olmadığı irdelenmelidir. Somut olayda dava konusu başvuru marka, beyaz zemin üzerine, turuncu renkte “eskiyi yenile” ibaresi ile bu ibarenin altında farklı renklerden oluşturulmuş bir çizginin yer aldığı karma bir markadır. Harfler, standart karakterde, kalındır. Markanın bütün halinde oluşturduğu kavramsal algı, tüketiciye yönelik bilgilendirme amaçlı, satışa sunulan ürünlerin eskisinin getirilerek indirimli bir fiyat karşılığında değiştirilmesi veya tamamen yeni bir ürüne ilişkin satış stratejisini bildirmek yönünde bir algıdır. Söz konusu ibarenin ticari hayatta yaygın olarak kullanıldığı, tüketici nezdinde markasal algı oluşturmadığı, zira “eskiyi yenile, eskisini getir yenisini götür” gibi ifadeler özellikle işletmelerce tercih edilen bir satış pazarlama yöntemi olup “eskiyi yenile” ibareli dava konusu başvurunun da yine benzer mahiyette bir satış – pazarlama stratejisi sloganı gibi algılanacağı, Her ne kadar slogan markalara, sıradan sözcük markalarından farklı bir kriter uygulanmaması gerekmekte ise de slogan markaları, birkaç sözcükten oluşan kısa cümlelerden ibaret olup bu markalar genellikle ürünlerin promosyonları için kullanıldıklarından bunların çoğu tüketiciler tarafından bir işletmenin ayırt edici işareti olarak algılanmazlar. Bu noktada önem teşkil eden husus tescil edilmek istenilen ibarenin, ibareyi ticaret hayatında markalaştırarak tekeline almak isteyen iktisadi kaynağı tereddütsüz bir şekilde işaret etmeye elverişli olmasıdır. Başka bir ifadeyle tüketici algısında, satın alınmak istenilen mal ve hizmetin iktisadi kaynağına yönelik bir algı oluşturmaktan ziyade sıkça karşılaşılması mümkün olan bir slogan olarak nitelendirilmesi bir slogan algısı oluşturacaktır. Bu çerçevede uyuşmazlık konusu ibarenin bir bütün olarak hiçbir ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, tüketicinin ilgili pazarda bu ibare ile karşılaştığında, anılan ibareyi bir pazarlama biçimi olarak algılama eğiliminin daha yüksek olacağı, işaretin bir bütün olarak herhangi bir iktisadi kaynağı işaret ederek mal ve hizmet ile iktisadi kaynak arasında bir aidiyet bağı kurmayacağı görüş ve kanaatlerine varılmış olup 5/1-b maddesi koşullarının somut olayda tüm mal ve hizmetler açısından meydana geldiği, Dava Konusu Markanın Redde Konu Mallar/Hizmetler İçin Tanımlayıcı Olup Olmadığı; 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler.”ın mutlak olarak reddedileceğini hüküm altına almıştır. Burada bahsedilen ticaret alanı mutlak olarak kullanılan ticaret alanı olmayıp, markanın kullanılacağı mal ve hizmetlere ait ticaret alanı olarak değerlendirilmelidir. Bu hükmün kabul edilmesinin birinci nedeni, mal ve hizmetlerin niteliklerini tek unsur veya esas unsur olarak içeren bir işaretin o mal ve hizmetin karşılığı olan kavram ile özdeşleşecek olması, dolayısıyla ayırt edici nitelikten yoksun olmasıdır. İkinci neden ise, malın ve hizmetin kendisini veya onun bazı niteliklerini ifade eden bir ad veya işaretin marka olarak tescili suretiyle, herkesin kullandığı bir işareti bir şahsın inhisarına vermemek düşüncesidir. (Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2002, s. 345) Somut olay itibariyle tescili istenen işaretin 6769 sayılı SMK’nın mutlak ret nedenlerini içeren 5. maddesinin 1. Fıkrasının c bendi kapsamında mütalaa edilip edilemeyeceği değerlendirilecek olursa; yukarıda da belirtildiği üzere, markanın esas unsuru “eskiyi yenile” kelimesinden ibarettir. Bu durumda davacı başvurusunun, redde konu mallar/hizmetler yönünden cins, çeşit, vasıf bildirici özelliği bulunup bulunmadığı irdelenmelidir. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, dava konusu “eskiyi yenile” ibaresinin dava konusu markanın kapsamındaki 09. ve 35. sınıflardaki mallar/hizmetler bakımından tanımlayıcı olduğu, zira bu ibarenin tüketici tarafından eski ürünün getirilerek indirimli bir fiyat karşılığında yeni bir ürünün alınacağı şeklinde algılanacağı, dolayısıyla “eskiyi yenile” ibaresinin belirtilen mallar/hizmetler bakımından tanımlayıcı olduğu, Sonuç olarak, dava konusu marka, kapsamındaki 09. ve 35. sınıflardaki mallar/hizmetler bakımından 6769 s. SMK’nın 5/1-(c) bendi kapsamında tescil edilemeyeceği, Başvurunun SMK’nın 5/2 maddesinden Yararlanıp Yararlanamayacağı; 6769 sayılı SMK’nın 5/2 maddesi “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez.” Hükmüne amirdir. Yukarıda bahsedilen istisnai durum incelendiğinde, maddedeki “Bir marka tescil tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa” ifadesinden, iki şartın birden yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Birincisi tescil tarihinden önce markanın kullanılması, ikincisi ise bu kullanım sonucu kullanılan mallar/hizmetler itibari ile bir ayırt ediciliğin sağlanmasıdır. Ayırt ediciliğin sağlanmasından kasıt, markanın kullanıldığı mal ve hizmetler itibari ile meşhur ve maruf hale gelmesi veya kullanıcıları tarafından refleks olarak hatırlanmasıdır. Başka bir anlatımla; anılan madde anlamında ayırt edicilikten kasıt, ticari hayatta kendini, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir işaret ile tanıtıp kabul ettirmiş olmaktır. Gerçekten de; SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanılmış olması ve bu durumun iddia ve ispat edilmiş olması halinde, başlangıçta ayırt edici niteliği bulunmayan bir markanın tescili mümkündür. Bir başka ifadeyle, somut olayda olduğu gibi, 6769 sayılı SMK’nın 5/1-(b), (c) maddeleri uyarınca tescil engeline tabi olan markaların, tescil başvurusu öncesinde çok yoğun tanıtım ve yaygın kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları ve bu suretle tescil olunmaları mümkündür. SMK 5/2 maddesi uyarınca dava konusu tarz ibarelerin kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları yasal olarak mümkün ise de bu denli somut ayırt ediciliği bulunmayan ibarelerin çok yoğun kullanımla dahi ayırt edici kılınmalarının oldukça güç olduğu, Dosyaya kapsamında, üzerinde dava konusu “eskiyi yenile” ibaresinin hepsiburada eticaret mağazasında satışa sunulan bir cep telefonunun satış sayfasında “29.100 TL’ye varan kazançla eski telefonunu hemen yenile ve bu cihaza özel 3.500 TL’ye varan ek ödeme fırsatını kaçırma” açıklamasıyla bir kampanya olarak kullanıldığı, diğer belgelerin afiş tarzında olduğu, söz konusu kullanımların markasal algıdan ziyade tüketici nezdinde slogan mahiyetinde indirimin yapılacağına yönelik bir algı oluşturacağı, Bu açıklamalar doğrultusunda, davacı tarafından sunulan belgelerin incelenmesi neticesinde, davacı tarafından SMK 5/1-(b)-(c) bentleri gereğince reddedilen mallar/hizmetler için dava konusu “eskiyi yenile” ibaresinin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığının ispatlanamadığı dolayısıyla SMK’nın 5/2 maddesinden kaynaklanan hakkının bulunmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki malları/hizmetleri için ayırt edici niteliğe haiz olmadığı, Dava konusu marka başvurusunun kapsamındaki 09. ve 35. sınıflardaki mallar/hizmetler bakımından tanımlayıcı olduğu, Davacının, SMK 5/1-(b)-(c) bentleri kapsamında reddedilen dava konusu mallar/hizmetler bakımından SMK 5/2 maddesinden kaynaklanan hakkının bulunmadığı, Dava konusu ... sayılı kararının yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisi vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır