Diğer ·

2016/596 E. 2016/3361 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2016/596
Karar No
2016/3361
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/139 Esas KARAR NO : 2023/264 DAVA : Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) DAVA TARİHİ : 09/06/2023 KARAR TARİHİ : 27/12/2023 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde" Müvekkil, "..." ticari ünvanına sahip işletmenin sahibidir. Ajans, 2016 yılından beri aktif açık hava reklam ajansı olarak çalışıp müşterilerine hizmet vermektedir. Bu sektörde tanınır bir marka haline gelmiştir. 20 Mart 2023 tarihinde, "..." markasının tescilli olarak sahibi olan ... tarafından, müvekkil tarafına bir mail iletilmiştir. Mailin içeriğinde "'...' kendisine ait olduğundan ve müvekkil şirketle isim benzerliğinden dolayı internet aramalarında karışıklığa sebep verdiğinden" bahsedilmektedir. Müvekkil benzer isimdeki markanın tescilini bu mail ile öğrenmiştir. Sonra da bu konuda araştırma yapmış, davalının marka isminin kendi markasıyla benzer isimde olmasından dolayı karışıklığa yol açtığını fark etmiştir. Markalar halka arz edilen ürün veya hizmetin özgünlüğünü ve farklılığını koruyabilmelidir. Davalı taraf bir dijital ajans olarak çalışmaktadır ve dolayısıyla müvekkilin şirketi ile farklı alanlar ve konular içerisinde iş yapmaktadırlar. Fakat tarafların isim benzerliği özellikle işyerine gelmeden, internetten işlem yapacak veya iletişime geçecek müşterileri için karışıklığa sebep olmaktadır. Bu yüzden müşterilerde güven sorunu ortaya çıkmaktadır ve müvekkil, müşterilerinden de bu yönde şikayet almaktadır. Kısacası bahsettiğimiz benzerlik; aynı alanda hizmet vermeseler dahi, müvekkilin markasının özgünlüğüne zarar vermektedir. Müvekkilin markası Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil edilmemiştir. Fakat deliller ile de destekleyip eklerde sunacağımız gibi; "..." 2016 yılından bu yana outdoor reklamcılık alanında halka hizmet vermektedir. Davalının kurucusu olduğu "..." ise Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescil edilmiştir. Fakat bu tescilin başvuru tarihi 08.09.2022, tescil tarihi ise 28.02.2023'tür. Bu durumda, davalının markası her ne kadar Türk Patent ve Marka Kurumu'na tescilli, müvekkilin markası tescilsiz olsa da; aralarında açıkça bir kuruluş tarihi ve halka hizmet süresi farkı vardır. Dolayısıyla müvekkilin önceye dayalı kullanım hakları mevcuttur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/596 E., 2016/3361 K. Sayılı kararında "özellikle hizmet sektöründe işletme adı...hükümleri uyarınca ticaret siciline tescil ettirilmek suretiyle kullanılabileceği gibi, tescilsiz olarak da hizmet verilen işletme binasında ve bu hizmetlerin sunulduğu ticari belgelerde tanıtma işareti olarak yer aldığı takdirde, bu kullanımın aynı zamanda tescilsiz hizmet markası kullanımı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir." hükmü geçmektedir. Bu durumda müvekkilin hizmet alanındaki "..." markası tescil edilmemiş de olsa marka kullanım hakkı müvekkile aittir. Yukarıda izah ettiğimiz gibi davalının kullandığı marka isminin müvekkilin markasına çok benzemesi nedeniyle müvekkilin mesleki itibarı, ticari faaliyetleri ve menfaatleri zarar görmektedir. İki markanın sonundaki işinin niteliğini belirten "..." , "..." gibi ibareler farklı olsa da bir markayı diğerlerinden ayırt edecek olan niteliği değil ismidir. "..." isimi ayırt ediciliği ortadan kaldırmaktadır. Bu durum da haliyle müvekkilin müşteri ve gelir kaybına neden olmaktadır. Davalının isim benzerliği, piyasada yol açtığı karışıklıkla haksız rekabete sebep olmaktadır." şeklinde beyanda bulunarak davalarının kabulüne, davalının, davacının marka hakkını ihlal ettiğinin tespitine, davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasına, haksız rekabetin tespitine ve men'ine karar verilmesini talep etmiştir Dava konusu uyuşmazlığın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesinin tespitine ilişkin olduğu görüldü. Davacı vekili 21/12/2023 tarihli dilekçesi ile davasından vazgeçtiğini beyan etmiş olup, davalı asil de vazgeçmeye muvafakat ettiğini beyan ile cevaben belirtmiştir. Davacı beyan dilekçesinde ileride dava açma hakkını saklı tutuğunu beyan ederek esasen davasını geri alma niyeti ile vazgeçtiğini beyan etmiş olup, HMK 123. Maddesi somut olaya uygulanmış, davalının da onayı nazara alınarak davanın HMK 123. Madde kapsamında davanın geri alınması istemi nedeniyle açılmamış sayılmasına dair karar verilmiştir. HÜKÜM: 1-Davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 2-Alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 89,95 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı yanca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine, Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/12/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer undefined, E. 2016/596, K. 2016/3361, T. 28.02.2023, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2016-596-e-2016-3361-k-8b8547f83581