Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/1953 E. 2023/2749 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/1953
- Karar No
- 2023/2749
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1953 Karar No : 2023/2749 TEMYİZ EDENLER:I-(DAVACI):... Sendikası VEKİLİ: Av. ... II-(DAVALILAR): 1- ... 2-... Bakanlığı VEKİLLERİ: Haz. Av. ... İSTEMLERİN KONUSU: Danıştay Onikinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 25/10/2022 tarih ve E:2018/4148, K:2022/5109 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ... tarihli ve ...sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararının 2. maddesi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslara eklenen Ek 8. maddenin 5. ve 6. fıkralarında yer alan sırasıyla, "Bu personelin mazeret izinlerine dair hususlarda bu Esaslarda yer alan hükümler uygulanır.", "Ücretler, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödenir." şeklindeki düzenlemelerin ve aynı maddeyle eklenen Ek 9. maddesinin 15. fıkrasındaki, “Bu madde kapsamında istihdam edilecek personelin sözleşmeleri, 5510 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yaşlılık veya malüllük aylığına hak kazandıkları tarihte sona erer. Söz konusu tarih, kurumlarınca Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından talep edilir.” şeklindeki düzenlemenin, Kararın 3. maddesiyle eklenen Geçici 11. maddenin 3. ve 4. fıkrasındaki, "Bu madde uyarınca atananların ücretleri, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödenir.", "657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin mülga (C) fıkrasının ikinci paragrafı kapsamında yer alanlardan bu madde uyarınca sözleşmeli personel pozisyonlarına atananların sözleşmeleri, 5510 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yaşlılık veya malullük aylığına hak kazandıkları tarihte sona erer." şeklindeki düzenleme ile Kararın 6. maddesindeki, "18- Anketör, İdari Büro Görevlisi, İdari Destek Görevlisi 20" şeklindeki sıranın iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 25/10/2022 tarih ve E:2018/4148, K:2022/5109 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 128. maddesine; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. ve 5. maddelerine, 696 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 18. maddesiyle 657 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 43. maddesinin birinci fıkrasına; 11/10/2011 tarih ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen ve 15/01/2012 tarihinde yürürlüğe giren Ek 9. maddenin birinci ve dokuzuncu fıkralarına; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek 9. maddesinin dokuzuncu fıkrasıyla verilen söz konusu yetkiye istinaden 10/01/2012 tarih ve 28169 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 03/01/2012 tarih ve 2012/2665 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Karar'ın 1. maddesine, 30/03/2018 tarih ve 30376 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 2. maddesiyle Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslara eklenen Ek 8. maddesine, Ek 9. maddesinin onbeşinci fıkrasına, Geçici 11. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına; 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla değiştirilen, Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararın 6. maddesi ve “03/01/2012 tarih ve 2012/2665 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Karar'a ekli "Sözleşmeli Personel Ek Ödeme Oranları Cetveli"nin 18. Sırasına yer verildikten sonra, 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı'nın 2. maddesiyle Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a eklenen, 1- Ek 8. maddenin beşinci fıkrasında yer alan, “…Bu personelin mazeret izinlerine dair hususlarda bu Esaslarda yer alan hükümler uygulanır." şeklindeki düzenleme yönünden; 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulan 14/05/2018 tarih ve 2018/11809 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar ile mazeret izinleri konusunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Mazeret izni" başlıklı 104. maddesi doğrultusunda düzenleme yapıldığından, anılan düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, 2- Ek 8. maddenin altıncı fıkrasında yer alan, "...Ücretler, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödenir." şeklindeki düzenleme ile aynı Karar'ın 3. maddesiyle eklenen Geçici 11. maddenin üçüncü fıkrasında yer alan, “Bu madde kapsamında atananların ücretleri, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödenir." şeklindeki düzenleme yönünden; Davacı Sendika tarafından, dava konusu düzenlemenin, 657 sayılı Kanunda belirtilen bir kısım parasal hakların, sözleşmeli personele ödenmesini engellediği, bu durumun Anayasa'da belirtilen eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında, bir hizmet karşılığında, sadece ihtiyaç duyulan hizmet nedeniyle istihdam edildiği ve sözleşme ücretinin de, yapılan işin karşılığı olduğu gözetildiğinde; 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (B) fıkrasına göre çalıştırılan sözleşmeli personel ile memurların hukuki statüleri, aylık ve özlük hakları yönünden farklı hukuki rejime tabi oldukları, Buna göre, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi uyarınca çalıştırılan sözleşmeli personel ile memurların aylık ve diğer parasal hakları yönünden farklı düzenlemeler yapılmasının mümkün olduğu, dolayısıyla, aynı işi yapan sözleşmeli personel ile memurların ücret ve diğer parasal haklarının farklı olarak belirlenmesinin, Anayasa'nın 10. maddesinde öngörülen eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediği, nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında; memurların içeriği taraflarca belirlenemeyen bir statüye atanırken sözleşmeli personelin kamu hizmetine sözleşme ilişkisi ile bağlandığı, 657 sayılı Kanun'un 4/A maddesine tabi memur statüsü ile 4/B kapsamındaki sözleşmeli personelin aynı hukuksal konumda olmadıkları ve farklı hukuksal düzenlemelere tabi olmalarının eşitsizliğe yol açtığının ileri sürülemeyeceğinin vurgulandığı, Diğer taraftan, ücretlerin görevin yapılmasını müteakip ödenmesi uygulamasının ise, geçmiş dönemde aynı görevleri ifa eden geçici personel için uygulandığı, yaptıkları işin niteliği, süresi ile kapsamı da dikkate alınarak 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesinde Bakanlar Kuruluna verilen yetki çerçevesinde yürürlükte bulunduğu, nitekim diğer sözleşmeli personelden farklı olarak bu kapsamda çalıştırılacakların görevleri kısa süreli (3 gün dahi olabildiği), parça başı veya saatlik olmakta ve idareyle süreklilik arz eden bir istihdam ilişkisi bulunmadığı, görev veya iş bittiğinde sözleşmelerinin de sona erdiği, "Bir yıldan az süreli veya mevsimlik çalışma" başlıklı Ek 8. maddede 657 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet kapsamında yılın, ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı veya parça başı ücret vermek suretiyle sözleşme süresiyle sınırlı olarak çalıştırılabilecek hizmetler ile bu hizmetlerde çalıştırılacakların ücret ve adet üst sınırları ekli 5 sayılı Bir Yıldan Az Süreli Hizmetlere İlişkin Cetvelde gösterildiği, anılan Esaslara ekli 5 sayılı Cetvel Türkiye İstatistik Kurumunda “Resmi İstatistik Programı ile kalkınma planlarında yer alan ve/veya acil veri ihtiyacı bulunan durumlarda yapılacak veri derleme, değerlendirme ve benzeri çalışmalar ile aynı nitelikteki proje bazlı veya parça başı çalışmalar” ile Yükseköğretim kurumlarında “eğitim - öğretim faaliyetlerinde ihtiyaç duyulan canlı modellik” hizmetlerinde kısmi zamanlı veya parça başı iş verilmek suretiyle istihdam edilecekleri kapsadığı, söz konusu hizmetlerin, 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yapılan mevzuat değişikliklerinden önce de 657 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin mülga (C) fıkrası kapsamında aynı ücret tavanı ve çalışma şartlarına göre istihdam edilen personel eliyle yerine getirildiği göz önüne alındığında, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a eklenen Ek 8. maddenin altıncı fıkrasında yer alan, ücretlerin, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödeneceği yolundaki düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, 22/05/2018 tarih ve 30428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 15/04/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe giren 13/04/2018 tarih ve 2018/11673 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esaslar ile Geçici 11. maddenin üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı, 3- Ek 9. maddesinin onbeşinci fıkrasında yer alan, "...Bu madde kapsamında istihdam edilecek personelin sözleşmeleri, 5510 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yaşlılık veya malullük aylığına hak kazandıkları tarihte sona erer…” şeklindeki düzenleme ile aynı Karar'ın 3. maddesiyle eklenen Geçici 11. maddenin dördüncü fıkrasında yer alan, "657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin mülga (C) fıkrasının ikinci paragrafı kapsamında yer alanlardan bu madde uyarınca sözleşmeli personel pozisyonlarına atananların sözleşmeleri, 5510 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yaşlılık veya malullük aylığına hak kazandıkları tarihte sona erer. ...” şeklindeki düzenleme yönünden; 657 sayılı Kanun'un Geçici 43. maddesinin altıncı fıkrasında, 4. maddenin mülga (C) fıkrasının ikinci paragrafı kapsamında yer alanlardan sözleşmeli personel pozisyonlarına atananların istihdam sürelerinin hiçbir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarihi geçemeyeceğinin hükme bağlandığı ve bu kanun hükmüne paralel olarak düzenleme yapıldığı, geçici personelin sözleşmeli personel statüsüne geçirilmeden önceki mevcut mevzuatında da (657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (C) fıkrasında) aynı düzenlemeye yer verildiği, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (B) fıkrası ve Geçici 43. maddesinde sözleşmeli personel olarak çalışanların istihdam ilişkilerinin, sosyal güvenlik kurumlarından yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandıkları tarih itibarıyla sonlandırılması öngörüldüğünden, anılan düzenlemede kamu yararı, hizmet gerekleri ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği, 4- Karar’ın 6. maddesi ile, 03/01/2012 tarih ve 2012/2665 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Karar’a ekli Sözleşmeli Personel Ek Ödeme Oranları Cetveline "18- Anketör, İdari Büro Görevlisi, İdari Destek Görevlisi…..20" şeklinde eklenen 18. sıranın iptali istemi yönünden; Kamu personeline ek ödeme uygulamasının aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesinin sağlanması amacıyla diğer ödeme unsurlarından kaynaklanan eşitsizliklerin ortadan kaldırılması amacıyla yürürlüğe konulduğu ve sözleşme ücretinden bağımsız belirlenen bir ödeme unsuru olduğu, ayrıca 657 sayılı Kanun'un Geçici 43. maddesi uyarınca sözleşmeli personel statüsüne geçişi yapılan personelin, halen yürütmekte oldukları hizmetleri aynı şekilde yerine getirmeye devam etmek üzere istihdamının sağlandığı hususları göz önüne alındığında, Bakanlar Kuruluna verilen takdir yetkisinin 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye ve üst hukuk normlarına uygun olarak kullanıldığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, 26/03/2018 tarih ve 2018/11587 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar ile Sözleşmeli Personele Ek Ödeme Yapılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Karar'ın 2. maddesiyle Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’a eklenen Ek 8. maddenin beşinci fıkrasında yer alan, “…Bu personelin mazeret izinlerine dair hususlarda bu Esaslarda yer alan hükümler uygulanır." şeklindeki ibare ile aynı Karar'ın 3. maddesiyle eklenen Geçici 11. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Bu madde uyarınca atananların ücretleri, görevin yapılmasını müteakiben her ayın 15'inde ödenir.” ibaresinin iptali istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyize cevap dilekçesinde karşı temyiz talebinde bulunulmuş olup, sözleşmeli personel statüsüne geçişi sağlanan kamu çalışanlarının, üst norm olarak 657 sayılı Kanuna tabi olduğunun ve kamu personeli olduğunun gözardı edilerek; 4/A maddesi uyarınca istihdam edilen devlet memurlarından farklı tutulmalarının ayrımcılık yasağına ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu; mazeret izinleri konusunda 4/A statüsündeki memura daha ılımlı davranıldığı; 4/C statüsünden, 4/B statüsüne geçirilen personelin aynı haklardan mahrum bırakılamayacağı; 5510 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda yaşlılık ve malullük aylığına hak kazandıkları tarihte sözleşmelerinin doğrudan sona ermesinin hukuka aykırı olduğu; ek ödeme oranının "20" olarak belirlenmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, kendilerinin hasım tespiti kararından sonra davadan haberdar olduğu, davadan haberleri olmadan önce düzenlemelerin yapıldığı, aleyhlerine dava açılmasında kusurlarının bulunmadığı; davanın tamamının reddine karar verilmesi gerekirken kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmek suretiyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, Danıştay Onikinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın lehlerine olan kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve davalı idarelerin temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Onikinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 25/10/2022 tarih ve E:2018/4148, K:2022/5109 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 23/11/2023 tarihinde esas yönünden oybirliği, vekalet ücreti yönünden oyçokluğu ile karar verildi. (X) KARŞI OY X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 323. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin bir kısmının bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın kısmen konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen karşılıklı olarak tarafların lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir. Bu durumda; davanın kısmen reddine, kısmen konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin bu yönden kabulü ile temyiz başvurusuna konu kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.