Danıştay · Danıştay

Danıştay 2010/2251 E. 2012/1301 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2010/2251
Karar No
2012/1301

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2010/2251 Karar No : 2012/1301 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Vekili : Av. … Karşı Taraf (Davalı) : … Birliği Vekilleri : Av. … - Av. … İstemin Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesinin 26/05/2010 günlü, E:2009/4093, K:2010/3007 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davacı tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; davalı idare tarafından yayınlanan 02/12/2008 günlü, 47862 sayılı Seçim Genelgesinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesince verilen davanın reddine ilişkin 26/05/2010 günlü, E:2009/493, K:2010/3007 sayılı kararı, davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 04/02/2011 günlü, 27836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış, anılan Yasa'nın 447. maddesinin 2. fıkrasında ise, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 günlü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan göndermelerin, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı öngörülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden davacı tarafından verilen ve Danıştay Genel Yazı İşleri Kaleminde 19/09/2012 gününde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminden feragat edildiği anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz istemi hakkında feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, 27/09/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y X- Davalı idare tarafından tesis edilen oda ve borsa organları seçim genelgesinin iptali istemiyle açılan davada, davacının temyiz isteminden feragat ettiği anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanunun feragat konusunda atıf yaptığı Hukuk Mahkemeleri Kanununun ilgili hükümlerinde davacının feragat talebinin dava veya temyiz aşamasında ilgili mahkeme tarafından kabul edilmesinin zorunlu olduğu yönünde açık bir hüküm bulunmamaktadır. İdari Yargıdaki iptal davalarının objektif niteliği gereği, bu tür davalarda davacının davayı açma tasarrufunda bulunmasından sonra o dava ile davacı arasında artık sübjektif (kişisel) değil, objektif (bireysel olmayan) bir ilişki ortaya çıktığı;zira bu tür davalarda esas olarak idarenin bir işleminin hukuk devleti adına “yargılandığı” ve davacının o işlemin iptalinden sağlayacağı menfaat yanında idarenin hukuka aykırı işlem yapmamasının sağlanması amacının da bulunduğu ve bu bağlamda dava açıldığı andan itibaren iptal davalarında re'sen araştırma ilkesinin benimsendiği; iptal davalarının objektif niteliği gereği, birden çok kişiyi etkileyen bir idari işlem için, bu işlemin iptal edilmesi sonucu sadece davayı açan kişi değil, işlemden etkilenmiş diğer kişilerin de hukuki menfaat sağlamasının mümkün olduğu; diğer bir ifadeyle iptal kararı sonucu o işlemin hukuk aleminden silinmesinin o işlemden etkilenmiş herkes için etki ve sonuç doğuracağı ve bu nedenle birden çok kişiyi etkileyen idari işlemlerin iptali için işlemden etkilenen herkesin ayrı ayrı dava açmasının zorunlu olmadığı ve bir kişinin açtığı davanın iptal ile sonuçlanması durumunda o işlem hukuk aleminden silineceğinden diğer kimseler için de hukuki etki doğuracağı zira iptal edilen işlemin artık diğer kişilere de uygulanmasının mümkün olmayacağı idare hukukunun temel kural ve ilkelerindendir. Bu nedenle, başkalarını da etkileyen bir işleme karşı bir kişinin açtığı iptal davasında, bu kişi yargılamanın daha sonraki aşamasında bu davasından feragat ettiğinde, feragati kabul edilip dava ortadan kaldırılırsa, o işlemden etkilenen diğer kişilerin o işleme tekrar dava açmaları dava açma sürelerindeki sınırlayıcı kurallar nedeniyle çoğu kez mümkün olamayacaktır. Oysa bu kimseler başlangıçta diğer kişinin işleme karşı dava açması nedeniyle, zaten olası bir iptal kararı kendilerini de etkileyeceğinden, tekrar dava açmaya gerek görmemiş olabilirler. O halde, bu tür davalarda feragatin kabul edilmesi, işlemden etkilenen diğer kişiler açısından hak arama özgürlüğüne ağır bir kısıtlama getirilmesi anlamına gelecektir. Hak arama özgürlüğü ise hem Anayasamızda hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde güvenceye alınmış temel hak ve özgürlük statüsündedir. Ayrıca feragat “riskine” karşı bundan böyle idari işlemlerden etkilenen istisnasız herkesin ayrı davalar açmasına ve yargı mercilerinin iş yükünün gereksiz yere artmasına yol açacaktır. Yargılama teorisi yönünden de bir kimse ancak üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği ve sadece kendisini ilgilendiren davalardan feragat edebilir. Birden fazla kişiyi ilgilendiren iptal davalarının ise bu özellikleri taşımadığı tartışmasızdır. Diğer yandan feragatin kabul edilip edilmemesinde yukarıda açıklanan olgular açısından davanın ilk derece yargılaması veya temyiz aşamasında olmasının da bir önemi bulunmamaktadır. Somut olayda davaya konu genelge sadece davacıyı değil, başka kimseleri de doğrudan etkilediğinden, yukarıda açıklamalar çerçevesinde davacının temyiz aşamasında da olsa feragatinin, davanın ve temyiz incelemesinin normal sürece göre sonuçlandırılmasını etkilememesi ve söz konusu feragatin bu tür davalarda yargılama usulü açısından hukuki etki doğurmaması gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılamıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2010/2251, K. 2012/1301, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2010-2251-e-2012-1301-k-e94893e485fa