Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2022/3456 E. 2024/5866 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2022/3456
- Karar No
- 2024/5866
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/3456 Karar No : 2024/5866 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının motorlu taşıt alım satımından elde ettiği ticari kazancını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporuna dayanılarak adına 2016 yılı için re'sen salınan gelir vergisi, aynı yılın tüm dönemleri için re'sen salınan geçici vergi ve bu vergiler üzerinden tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353.maddesinin 1. bendi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda, ... plakalı araca ilişkin noter kayıtlarında yer alan alış ve satış tutarları üzerinden motorlu taşıt ticaretindeki gider unsurları da gözetilmek suretiyle suretiyle matrahın belirlenmesi gerekirken sadece noter kayıtlarında yer alan bedellerin maliyet ve satış bedeli olarak esas alınması ve aradaki farkın satış kazancı olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, öte yandan, diğer yedi adet motorlu taşıtın satışı için emsal teşkil edebilecek başka motorlu taşıt değerlerinin incelemeye dahil edilmesi, satılan motorlu taşıtların özelliklerinin ve durumlarının araştırılıp farklı alış ve satış rakamlarına konu olup olamayacağının değerlendirilmesi gerekirken noterlikçe bildirilen alış bedellerinin dışında kanaate dayalı olarak bulunan alış bedelleri esas alınarak takdir edilen matrah üzerinden yapılan tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu vergi ve cezalar kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu tarhiyatın ve kesilen özel usulsüzlük cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... ve ... sayılı vergi inceleme raporlarında yer alan tespitlere göre, davacının 2015 ila 2017 yıllarında 5 ve üzerinde araç satışının olduğu ve kayıtdışı kazanç, belge düzenlenmemesi veya eksik belge düzenlenmesi sebebiyle gelir vergisi ve geçici vergi yönünden 2016 yılına ilişkin incelemenin Müdürlükçe sonuçlandırılmasının uygun olacağının belirtilmesi üzerine davacının 2016 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde aldığı 8 adet motorlu aracı sattığının tespit edildiği, buna göre davacının birbirini izleyen birden fazla yılda veya aynı yıllarda birden fazla motorlu araç alıp sattığı, devamlılık arz eden bu satışların ticari kazanç sağlamak amacıyla yapılmadığı yolunda kanıt da sunulmadığından davacının 2016 yılı motorlu taşıt satışlarının ticari faaliyet kapsamında olduğu sonucuna varılmaktadır. Dava konusu cezalı tarhiyatının dayanağı vergi inceleme raporlarına göre, davacı hakkında incelemeye konu motorlu taşıtların alış ve satışlarına ilişkin bilgiler için ilgili noterliklere yazılan yazılara ilişkin olarak alım satımı yapıldığı tespit edilen söz konusu araçlara ilişkin istenen bilgilerin noterlikçe gönderildiği, satışı yapılan 7 adet motorlu taşıta ilişkin noterlikçe bildirilen alış bedellerinin dışında kanaate dayalı olarak resen takdir edilen alış bedellerinin esas alındığı, 1 adet motorlu taşıta ilişkin ise (... plakalı araç) noterlikçe bildirilen alış ve satış bedelinin esas alındığı, bu şekilde resen takdir edilen satış bedelleri ile alış bedelleri arasındaki farkın satış kazancı olarak tespit edildiği, iç yüzde uygulanmak suretiyle resen takdir edilen satış karlarının da dava konusu gelir vergisinin matrahını oluşturduğu görülmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun, vergi kanunlarının uygulanması ve ispatı düzenleyen 3. maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi doğal ve açık olmayan tanık anlatımının kanıtlama aracı olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır. 213 sayılı Kanun'un 30. maddesinin 4. bendinde defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması halinde matrahın re'sen takdir edileceği; aynı Kanun'un 134. maddesinde vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunun araştırılması, saptanması ve sağlanması olduğu hükme bağlanmış olup, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 2. maddesinde ise gerçek gelirin vergilendirileceği ilkesi benimsenmiştir. Davacının motorlu taşıt alım satımı nedeniyle elde edilen ticari kazancı kayıt ve beyan dışı bıraktığı hususunun vergi inceleme raporlarıyla ortaya konulduğu dolayısıyla re'sen tarh nedeninin gerçekleştiği olayda, gerçek gelirin vergilendirilmesi ilkesine uygun düşen, noterlikçe bildirilen alış ve satış bedelinin esas alınarak ve re'sen takdir edilerek bulunan matrahın hukuka uygun olduğu dolayısıyla söz konusu matrah farkı üzerinden yapılan dava konusu tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından temyiz isteminin kabul edilerek kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyorum.