İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/385 E. 2025/962 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/385
- Karar No
- 2025/962
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/ KARAR NO : 2025/
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR:1- : 2- VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/03/2025 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin annesi ... kimlik numaralı muris ... 26.07.2023 tarihinde vefat ettiğini, mirasçı konumunda olan müvekkilinin müteveffa annesinin ... ilinde taşınır ve taşınmazlarının olduğunu, "... Tekstil San. Ve Tic. LTD. ŞTİ. " nin ortaklarından olduğunu, bu sebepler ile murisin anılan firmadaki hissesinin tespitini ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2024/... Esas sayılı dosyası ile "terekenin tespiti" konulu dava açmış ve davanın sonuçlandığını, tespit edilen terekede mevcut durumda mal varlığının olmadığını, müvekkilinin, söz konusu olayı yakın çevresine sorduğunda şirketin üzerindeki malların hissedarlara karşılıksız olarak devrinin gerçekleştiğinin öğrendiğini, firmanın; kar marjı, taşınır, taşınmaz malları, banka hesaplarında ne kadar olduğu müvekkili tarafından bilinmemekte olup, şirket diğer hissedarı tarafından da bu bilgilerin paylaşılmadığını, müvekkilinin, şirketin usulsüz olarak (vekaletsiz) işlemler yaptığını öğrendiğini, bu sebeplerle şirketin ticari defterlerinin incelenmesini ve şirketin malvarlıklarının vekaletsiz olarak satıldığının tespitinin yapılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin zarara uğrama ihtimali bulunduğundan, aynı şekilde mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden, davalılarının mal kaçırma ihtimali bulunduğundan veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından davalı şirketin banka hesapları başta olmak üzere mal varlıklarının üzerine teminatsız bir şekilde, mahkeme aksi kanaate ise uygun bir teminatın belirlenmesi mukabilinde ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulü ile diğer tüm hakları saklı kalmak üzere, mahkemece yapılacak tespit ile ortaya çıkacak zarar miktarının tam ve kesin belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere zarardan müteselsilen sorumlu olan davalı şirket yetkililerinden alacaklı müvekkilinin zararının yasal faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in davalı olarak gösterilmemesine karşılık, duruşma hazırlık tutanağında müvekkilinin davalı gösterilerek, şahsına tebligat çıkartılmış olduğunu, sayın mahkemenin taleple bağlı olup, resen müvekkiline tebligat çıkarılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle davalı olmayan davalının şahsının davalı gösterilmesi, husumetin yalnızca davalı şirkete karşı yöneltilmesi nedeni ile davanın şahsı bakımından husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacının davasının temeli zarara uğraması iddiası olduğunu, davacının ispatladığı veya ispatlayacağı zararın bulunmadığını, şirketin mal varlığından azalma meydana gelmediğini, sorumluluk davasının ihtimalinin nedenlere dayanmasının mümkün olmayıp, somut zararın var olmasının gerektiğini, ihtimali zararın dava konusu olmasının hukuken mümkün olmadığını, buna göre, limited şirketinin kural olarak şirket malvarlığı ile borçtan sorumlu olduğu, ortağının borçtan şahsi sorumluluğunun ise alacaklıyı kasten zarara uğratma ve bilerek zarar verme sebeplerine bağlı olması nedeni ile davanın kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın iddiasının aksine, taşınmazların resmi olarak satılarak, elde edilen miktarın şirkete aktarıldığını, taşınmazların değerinde satılmış olup, davacının iddiasının aksine zararın oluşmadığını, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebi için yasal koşulların bulunmadığını, dosyaya sunulan delillerin, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle yaklaşık ispata elverişli olmadığından bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekil ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. KANITLAR: Dava ve cevap dilekçeleri, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Dava, davalı şirket yöneticilerinin şirketi zarara uğratıp uğratmadıkları ve davacının bu zarar nedeniyle davalı şirketten alacaklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.TTK'nın 4/1. Maddesinde '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı isleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme isi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlıgının veya isletmenin devralınması ile isletmelerin birleşmesi ve sekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diger tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 incimaddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diger yerlere iliskin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına finansal kurumlara ve ödünç para verme islerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı isi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari isletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' hükmü yer almaktadır.TTK'nın 5/A maddesinde ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' hükmü yer almaktadır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükmü yer almaktadır.19/12/2018 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 30630 Sayılı Yasa ile Değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5.maddesine eklenen madde (3) Dava Şartı Arabuluculuk başlıklı, madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.Aynı yasa ile 6325 Sayılı Kanuna ek olarak getirilen Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; ''.... İlgili Kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....'' başlıklı hükümleri uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile yasa hükümlerinin özü itibari ile arabuluculuğa tabi olması gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-Davalılar yararına ölçümlenen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... olmak üzere karar verildi. 17/09/2025
Başkan ¸e-imzalıdır. Üye ¸e-imzalıdır. Üye ¸e-imzalıdır. Katip ¸e-imzalıdır.