İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/145 E. 2019/360 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2019/145
- Karar No
- 2019/360
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2019 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : VEKİLİ : Av. ... DAVALI : VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/02/2019 KARAR TARİHİ : 04/03/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2019 Mahkememize Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ve ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile tevzi edilen Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesine özetle: Müvekkil firma ... ve ... tarafından 22/11/2013 tarihinde tescil ilan edilerek kurulmuş olduğunu, ... Yazılım Bilişim Teknoloji Dan. Yalıncılık Gıda Turizm San. Ve Tic. A.ş demirbaşlarında kayıtlı hemen hemen tüm taşınmazlar ortak ... tarafından dolaylı ya da direk alınarak şirkete devir edildiğini, bu taşınmazların işletilmesi ve kiraya verilmesi sonucunda şirket gelir elde etmeye başladığını, şirket ortaklarından ... bir süre sonra hisselerinin büyük bir bölümünü diğer ortak ...'e devir ettiğini, davalı ...'in eşi olup ilerleyen süreçte Bursa 1. Aile Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile ...'e boşanma davası açtığını, ... de karşılık dava açtığını ve halen davalar derdest olduğunu, Yağsemin Şahin'in şirket kira gelirlerinin bir kısmının Halkbank'da bulunan banka hesaplarına aktarıldığını, davalı'nın ........................., Sözleşme ödemesi, ................. isimleri altında ya da sadece iban girişi ile kurumlardan kira geliri olarak girişlerinin yapıldığı, şirkete ait bu gelirlerin iadesi gerekirken hiçbir çıkış yapılmayarak uhdesinde tutulduğunu, davalının hesabına yatan ve uhdesinde tutulan bedel için Bursa 21. Noterliği 27/09/2017tarihli 52009 yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edildiğini, kendisinden biriken bu bedellerin ödenmesinin istenildiğini, müvekkilce ihtarname ve tebellüğ edildiğini fakat buna rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenlerle alacak isteminin kabulünü, temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsilini ve yargılama giderleri ve karşı vekil ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davanın kötü niyetle açıdığını, davacı şirketin 22/11/2013 tarihindeki 1/2 hissedarı ve kurucu ortağı davalının kocası ... olduğunu, davacı şirketin kuruluşundan 06/09/2017 tarihine kadar yönetim kurulu başkanının da yine davalının kocası ... olduğunu, davalı ...'in düğününde takılan ve genç kızlığında biriktirdiği bütün ziynet eşyaları satılarak Yahşi Bey mahallesinde oturdukları dairenin satın alındığını ve mesken olarak kullanıldığını, 22/11/2013 tarihine davacı şirketi 1/2 ..., 1/2 ... adına kurulurken kuruluş sermayesi olarak yani ayni sermaye olarak şirkete katıldığını, 2013 yılında bu ev davacı şirkete kuruluş sermayesi olarak devir edildikten sonra şirketin malı olarak otel haline getirildiğini ve pansiyon olarak kullanılmaya başlanıldığını, buradan şirketin gelir kapısı sağladığını, davalının kocasının davacı şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... olduğunu, şirkeet ait evleri ve apartları kiraya verme için internette bir site oluşturduğunu, bu sitede eşi davalının ismini ve resmini kullandığını, şirketin yüzü olarak davalı eşinden yararlandığını, davalının öğretmen oludğunu, öğretmenlikten başka hiçbir iş yapmadığını ve sadece bu site kurulduktan sonra 2. Çocuğunun doğum izninden 4. Ayına kadar kocasının isteği ile ona gerek yazılı işlerde gerekse taşınmazları kiraya verme işinde yardımcı olduğunu, boşanma davası açılıp ayrı yaşamaya başladıklarında da davalının kocasının nafaka paralarını bile ödemediği için davalı iki çocuğuna öğretmen maaşı ile baktığını, evinin kirasını ve sair giderlerini öğretmen maaşı ile kimseye muhtaç olmadan yerine getirdiğini, evlilik devam ederken davalının banka hesabına yatırılan para varsa bunları kocası ...'in talimatı ile yatırıldığını ve zamanı geldikçe de geri alındığını, davalı koca şirketi büyüttüğünü mal mülk sahibi yaptığını ondan sonra daval ıeşine mal rejimi sözleşmesi sunduğunu, davalı kabul etmeyince aralarının bozulduğunu, şiddetli geçimsizlik başladığını, karşılıklı boşanma ve mal rejimi davaları tehdit ve hakaret davaları açıldığını, hırsını alamayan davalının kocası ...'in şirketteki hissesini annesine devrettikten sonra annesinin de yanında yaşadığı için onu ikna ederek iş bu davayı intikam olsun diye açtığını, davalının şirkete hiçbir borcu olmadığını, davacı şirketinde davalıdan hiçbir alacağının olmadığını, dava dilekçesinde bahsedilen hesap hareketlerinin o tarihlerdeki davacı şirketin sahibi olan kocası ...'in ve annesi ...'in öngörüsü, ricası ve emri ile yapılan işler olduğunu, davalının saf ve temiz kalpli bir kişi olarak kocasına yardımcı olduğunu, ceza kanunun hükümlerine göre karı koca arasında ve baba oğul arasında hırsızlık suçunun bile oluşmayacağı düşünülürse bahsedilen ticari ilişkilerin hemen tamamı ticari değil ailevi ilişkiler olduğunu, karı koca arasındaki ilişkiler olduğunu, borç doğuran sözleşme bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, görevsizlik kararı, şirket ticaret sicili, şirket deviri ile ilgili karar sureti, Halkbankası kayıtları, Bursa 21. Noterliği 27/09/2018 tarih, 42182 yevmiye nolu ihtarnamesi, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, davacı şirketin yönetim kurulu üyesi olan dava dışı İbadullah ... ile boşanma davası devam eden davalı eşinin şirkete ait kira gelirlerini uhdesinde tutup şirkete ödememekle şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla açılmış alacak davasıdır. Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar: [(1) Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1. m.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;, a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012 - 6335 s. K. 1. m.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır] şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 - 462 ve vedia hakkındaki 463 - 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispî nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu Kanundan doğan hukuk "davalarının" ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan "davalara", ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. O halde somut olayda yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacı şirket yöneticisi tarafından davalının hesabına aktarılan paraların iadesi talep edilmekle, alacağın dayanağı, davacı tarafından açıkça yöneticiye karşı 6102 sayılı TTK' nın 553. Maddesine göre yöneticinin sorumluluğu yönelik tazminat talebinde bulunmadığından, 3. kişiye yönelik alacak talep edilmekle, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak olup sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak mutlak ticari dava sayılmadığı gibi davalının tacir olmadığı, gönderilen paranın davalının ticari işletmesini de ilgilendirmediğinden nispi ticari davada sayılamayacağından mahkememizin görevsizliğine, Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna, 2-Hükmün İstinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK' nın 21 ve 22. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için derhal dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli Bursa Asliye Hukuk Mahkemesince taktirine, yargılamanın görevli mahkeme de devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/03/2019 Katip ... ¸e-imzalıdır. Hakim ... ¸e-imzalıdır.